Yolsuzlukla mücadele günü

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Bir Alman, bir Fransız, bir İngiliz, bir de bizim Temel savaşta esir alınmış, idamlarına karar verilmiş. "Nasıl ölmek istersiniz?" diye sormuşlar. Seçenekler de ya uçaktan atlayarak, ya elektrikle, ya da geodin (boğarak öldüren bir makine) makinesiyle. İngiliz "geodin" demiş. Makine çalışmamış, affedilmiş. Fransız ve Alman da "geodin" demişler ve kurtulmuşlar. Sıra bizim Temel'e gelmiş. Temel biraz düşünüp şöyle demiş:

-"Madem geodin çalışmıyor, beni elektrikle öldürün o halde."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Kedinin duygusal dürüstlüğü tamdır. İnsanlar çeşitli nedenlerden duygularını saklayabilirler, ama bir kedi asla." demiş Ernest Hemingway...

Benim ruhumda da biraz kedilik mi var acaba?

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Elinize sinen soğan ve sarımsak kokusundan kurtulmanın en kolay yolu parmaklarınızı haşlanmış patatesle ovmak."mış.

Demek ki bir kenarda daima haşlanmış patates bulundurmak gerekiyor.

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saatmiş."

Bir sallanan sandalyem olsa rekoru kırabilir miydim acaba?

Dile kolay 18,33 gün.

Bu kişi tuvalet işini nasıl halletmiş acaba?

Günün Yazarı” olarak 48 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 104. doğum günü olan Adnan Veli Kanık’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Adnan Veli Kanık, 9 Aralık 1916 tarihinde, İstanbul'un Beykoz ilçesinde dünyaya geldi. Babası İzmirli tüccar Fehmi Bey'in oğlu Mehmet Veli, annesi ise Beykozlu Hacı Ahmet Bey'in kızı Fatma Nigar Hanım'dır. Yazar, Garip akımı'nın kurucusu olan şair Orhan Veli Kanık'ın kardeşidir. "Füruzan Yolyapan" adında bir de kız kardeşi vardır. Kitaplarında Adnan Veli ismini, kimi yazılarında Bir Hukukçu ve Mehmet Yanık takma isimlerini kullandı.

Orta öğrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okudu. 1949'da Vatan gazetesinde muhabirliğe başladı, Magazin ve mizah yazıları, hikâyeleri Vatan gazetesinin yanı sıra Akbaba, Dolmuş, Karikatür, Taş-Karikatür, Tef ve Papağan gibi mizah dergilerinde yayımlandı. Ankara Cezaevi'nde hapis yatarken aynı gazetede "Bir Hukukçu" takma ismiyle makaleleri yayınlandı. Öyküler, radyo piyesleri, küçük fıkralar ve şakalar kaleme alan Kanık, toplumdaki alt ve üst tabaka insanların yaşamlarını karşılaştırdığı eserleriyle tanındı. Özellikle, mizahi öyküleri ile öne çıktı. 1952 yılında Vatan gazetesinde tefrika edilen ve aynı yıl kitap olarak yayımlanan "Mahpushane Çeşmesi" isimli romanında tutuklu bulunduğu günlerdeki gözlemlerini kaleme aldı.

Orhan Veli'nin ölümünün ardından derlediği Orhan Veli İçin isimli kitap (1953, Yeditepe Yayınları) şairin yaşamı, sanat anlayışı, ölümünden sonra hakkında yapılan yorumlar ve yazılan makalelerden oluşur.

Adnan Veli Kanık 6 Aralık 1972'de 56 yaşındayken İstanbul'da öldü. Rumelihisarı Mezarlığı'nda toprağa verildi.

1957'de Vatan gazetesinde "Batakhane İnsanları" adıyla tefrika edilen röportaj-hikâyelerinden oluşan İstanbul Batakhaneleri adlı kitap ölümünden uzun yıllar sonra yayımlandı (2018, Ve Yayınevi).

ESERLERİ:

Mahpushane Çeşmesi (1952)

Orhan Veli İçin (1953)

Sosyete (1956)

Uçan Daireler (1957)

Seçim Konuşmaları (1957)

Kaynana (1957)

İstanbul Batakhaneleri (2018)

Sizlerle bazı kitaplarından alıntılar paylaşarak değerli insanı anmak istiyorum:

"Uçan Daireler" kitabından:

Lütfen cehennem olur musunuz?

Zaten iki gündür sinirlerimin asabı çok bozuk... Çatacak yer arıyorum.

"Sosyete" kitabından:

Vallahi efendim, bana kalırsa aşk, mektep çağlarında hoş olan, ama netice itibariyle boş olan acayip heyecanlar sil­silesidir.

"İstanbul Batakhaneleri" kitabından:

İnsanın tepetaklak olması için, tek saniyelik bir tereddüt yetiyor.

Utanır gibi yapmayı-utanma nedir bilmedikleri için- utananlardan daha iyi beceriyorlardı.

İnsan hayatını iskambile bağlamamalı. Bağlayınca da neticesine katlanmalı.

Kendi kendilerine nasihatçı rolünü verenler kadar aptal insan tanımadım ben.

Burası İstanbul. Burada altı ay yaşa. Sonradan cehenneme gitsen bile gam yeme.

Bir kadınla bir erkeğin yan yana durup aynı noktaya bakmaları ne kadar tehlikelidir, bilmez misin sen?

#AdnanVeliKanık

"Günün Şiiri" köşemizde bugün sizlerle sevgili şairim Cemal Süreya'dan bir şiir paylaşmak istiyorum:

SEVGİLİM BEN ŞİMDİ

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim

Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara

Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden

Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz

“Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz”.

Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere

O gülün yüzü gülmüyor sensiz

O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı

Hepten hüzünlü bu günlerde

Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye

Masada tabaklar neşesiz

Koridor ıssız

Banyoda havlular yalnız

Mutfak dersen – derbeder ve pis

Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş

Vantilatör soluksuz

Halılar tozlu

Giysilerim gardropda ve şurda burda

Memo’nun oyuncak sepeti uykularda

Mavi gece lambası hevessiz

Kapı diyor ki açın beni kapayın beni

Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi

Radyo desen sessiz

Tabure sandalyalardan çekiniyor

Küçük oda karanlık ve ıssız

Her şey seni bekliyor her şey gelmeni

İçeri girmeni

Senin elinin değmesini

Gözünün dokunmasını

Ve her şey tekrarlıyor

Seni nice sevdiğimi

#CemalSüreya

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Melih Gökçek'ten yolsuzluk belgelerini açıklayan Mansur Yavaş'a tehdit

Melih Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde (ABB) yaşanan tartışmalara dahil olarak Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı hedef alan tehditlerde bulundu. ABB meclisinde süresinde sunmadığı gerekçesiyle önergesi reddedilen AKP’li Murat Köse ısrarla önergeyi okumak isteyince mikrofonu kapatıldı. AKP’liler tepkilerini masalara vurarak gösterirken, Mansur Yavaş, “Masaya çıkıp tepinin isterseniz” dedi. ABB Başkanı Yavaş, 3 milyar TL civarındaki yolsuzluk dosyalarını açıklayacağını söylemesi üzerine tartışmalar yaşanmış ve Cumhur İttifakı'nın meclis üyeleri salonu terk etmişti. Bunun üzerine Yavaş, bu yolsuzluk iddialarını düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla paylaşmıştı. 

Eski başkan Gökçek ise ABB Meclisi'nde yaşanan tartışmaları gerekçe göstererek Mansur Yavaş'ı hedef aldı. Gökçek, "Bak Mansur, başkanlık makamında oturup despotluk yapmaya çalışıyorsun. AK Partililer aslan terbiyecisidir. Değil ki senin gibi birini terbiye etmesinler. Ya kendiliğinden o mecliste yola geleceksin, ya da yola getirileceksin" diyerek Yavaş'ı hedef alan tehditlerde bulundu.

Ali Babacan: Bu yönetim ciddi bir tıkanıklığa mahkum etti

Partisinin Samsun il kongresinde konuşan Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini “sistemsizlik” diye nitelendirdi. Hükümetin dış politikalarını eleştiren Babacan kongrede özetle şunları söyledi:

ÇOKLU ORGAN YETMEZLİĞİ GİBİ:

"Ülkemiz 2018’den beri adına Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen ancak aslında tam bir sistemsizlik olan sürecin içinde. 2018’in öncesinde başlayan sorunların üstüne bir de bu sistemsizlik eklenince her alanda krizlerin derinleştiğini görüyoruz. Gelinen noktada Türkiye adeta çoklu bir sistem krizi yaşıyor. Yani bazı hastalarda gördüğümüz çoklu organ yetmezliği gibi bir durum ile karşı karşıyayız."

ŞAŞKINLIKLA İZLİYORUZ:

"Geçtiğimiz gün Ağrı’nın İran sınırına 81 kilometrelik duvar yapıldığını öğrendik. Zaten Suriye sınırımızda 800 kilometrelik duvar da geçtiğimiz aylarda yapıldı. Dış politikayı diplomasiyi rafa kaldırdıkları için güvenliği ancak sınırlar boyu duvar çekerek sağlamaya çalışıyorlar. Böyle bir şey kabul edilemez. Siz daha düne kadar haç, hilal deyip işinize geldiğinde vatandaşlarımızın dini duygularını istismar ederken nasıl oldu da birden Avrupa hedefi tekrar hayallerinizi süslemeye başladı. Şaşkınlıkla izliyoruz. Haç, Hilal derken Türkiye’nin geleceğini hangisinde gördünüz. Bunu bir izah edin. Tamamen dini duyguları istismar etmek üzere kurgulanmış bir siyaset çizgisinden bu ülke yıllardır çok çekiyor."

HER 3 KİŞİDEN 1'İ İŞSİZ:

"Türkiye’yi getirdikleri bu noktada her 3 kişiden 1’si işsiz veya atıl durumda. Vatandaşımızın markete pazara gittiğinde poşetini filesini eskisi gibi dolduramıyor. Geçen sene aynı para ile evinize ne alabiliyordunuz, şimdi ne alabiliyorsunuz siz görüyorsunuz. Emekliye, memura, sabit gelirliye maaş zammını da açıkladıkları resmi enflasyon kadar yapıyorlar, oysa gerçek enflasyon almış başını gitmiş bu da halkımızın satın alam gücü hızla düşüyor."

YÖNETİM TEST YAPMAYA ULAŞMADA BİLE YETERSİZ KALDI:

"Halkımızın açık bir şekilde sağlık hakkına erişimi engelleniyor. Tüm Dünya Covid – 19 koronavirüs salgını ile boğuşurken, kelimenin tam anlamıyla herkes can derdindeyken bu yönetim sağlık sistemini ciddi bir tıkanıklığa mahkum etti. Memurdan, emekliden, kayıtlı çalışan herkesin maaşından bir sağlık sigortası primi kesiliyor. Halkımız bu bedeli ödüyor ama özellikle pandemi ile ilgili sağlık hizmetlerine ulaşmakta ciddi güçlük çekiyor. Pandemi diyoruz, salgın diyoruz. Tüm dünyayı esir almış bir hastalıktan bahsediyoruz. Ama bugünkü yönetim test yapmaya ulaşmada dahi yetersiz kaldı."

 

Korona haberlerine gelince:

Türk Yoğun Bakım Derneği: Uçurumun kenarındayız

Türkiye Covid-19 vaka sayısı ve can kaybında artışlar devam ederken Türk Yoğun Bakım Derneği, yaptığı açıklamayla sağlık sisteminin çöküşün eşiğinde olduğunu söyledi.

"Yoğun Bakımlarda Uçurumun Kenarındayız" başlıklı basın açıklamasında, "Türkiye geneli için yoğun bakım ünitelerinin doluluk oranlarının %70-75’lere ulaştığı bildirilmesine rağmen hastalığın daha yoğun görüldüğü illerimizdeki doluluk oranlarının daha yüksek olduğu açıktır" denildi.

Türk Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu'nun yaptığı açıklamada şunlar kaydedildi:

1) Yoğun bakımlar olarak uçurumun kenarındayız! Pandemi döneminde sağlık sistemine binen yük artmış, özellikle yoğun bakım ünitelerinin doluluk oranlarının artması ve yeni yoğun bakım ünitelerinin açılması ile çalışanlar etkin ve yararlı sağlık hizmeti sunamayacak hale gelmiştir. Türkiye geneli için yoğun bakım ünitelerinin doluluk oranlarının %70-75’lere ulaştığı bildirilmesine rağmen hastalığın daha yoğun görüldüğü illerimizdeki doluluk oranlarının daha yüksek olduğu açıktır. Bu nedenle yoğun bakım doluluk oranlarının il il açıklanması daha yararlı olacaktır. Yoğun Bakım yataklarının yetersiz olduğu bugünkü ortamda önemli bir tehlike de, acil yoğun bakım yatağı gereksiniminin yaratmış olduğu sorunla hastanelerin uygun olmayan alanlarında yeni Yoğun Bakım Ünitelerinin açılmaya başlanmasıdır.

2) Yoğun Bakım doluluk oranları ve şu anki iş yükü ve çalışma koşulları Yoğun Bakım çalışanları açısından uzun dönem sürdürülebilir değildir. Yetişmiş insan kaynağının sınırlı sayıda olması, hastalığın yarattığı fireler de göz önüne alındığında, akılcı kullanılmak zorundadır. Uzun ve yoğun iş temposu yoğun bakım çalışanlarının kontamine olma riskini arttırmakta, hastalandığı için görev yapamayan kişiler nedeniyle geride kalan ekibin çalışma koşulları daha da kötüleşmekte ve bir kısır döngü oluşmaktadır. Sürecin ilerlemesiyle kalifiye insan kaynağının mutlak olarak yetersiz kalacağı açıktır. Öncelikle, Yoğun Bakım ortamına hızla adapte olabilecek ameliyathanelerdeki potansiyel insan kaynağının bir an önce diğer işlerden muaf tutularak yoğun bakımlarda görevlendirilmeleri gerekmektedir.

3) Acilde ve servislerde yoğun bakım bekleyen hastalar göz önüne alınarak yeni Yoğun Bakım yataklarının açılması çözüm değildir. Bu hastaların bakımını üstlenecek kalifiye sağlık personeli eksikliği göz ardı edilmemeli ve bu personellerin çok kısa sürelerde yetişmediği gerçeği de bilinmelidir. Hem teknik olarak hem de ilkesel olarak doğru olan bir bakış açısıyla Yoğun Bakım yatağı kavramı belirli bir mekanda, yeterli gaz kaynakları, elektrik bağlantı noktaları olan, Yoğun Bakım tipi ventilatörü, monitörü olan ve daha önemlisi bu yatakta yatacak olan hastaya Yoğun Bakım hizmeti verecek olan hemşire ve Yoğun Bakım doktoru demektir. Salt olarak yatak veya ventilatör üzerinden bu kavramı açıklamak modern Yoğun Bakım konseptine ters düşmektedir ve yapılan tüm yatırıma karşın hastaların yoğun bakım hizmetinden yarar görememesi ve daha kötüsü ölüm oranlarının artışı anlamına gelmektedir.

4) Yoğun Bakım hizmeti sunumundaki tıbbi kalitenin düşmesi, yurtdışında olduğu gibi ülkemizde de ölüm oranlarının artışına neden olacaktır. Ayrıca Yoğun Bakımlarda çalışan hekim ve hemşireler yoğunluk nedeniyle hastalarına yeterli tıbbi hizmet veremedikleri durumlarda bunun vicdani sorumluluğu ile baş başa kalmaktadırlar. Yoğun Bakımlarda üretilen iş açısından kaliteden taviz verilerek etkin bir sonuca ulaşılamayacağı kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Kalite demek, gereken niteliklere sahip tıbbi ekipman ile üst düzey nitelikte ve yeterli sayıda sağlık çalışanları ile üretilen sağlık hizmetidir.

5) Yoğun Bakım Ünitelerini yönetecek ve bu alanda hizmet verecek yetişmiş eleman sorunumuz, pandemi ortamında daha da belirgin hale gelmiştir. Tüm ülkede pandemi dönemleri de dahil yoğun bakım ünitesi çalışma koşullarının standardize edilmesi gerekmektedir. Yoğun çabalarla altyapı standardizasyonu konusunda yol alınmasına karşın, üstyapı ve yetişmiş kalifiye sağlık çalışanlarında niteliksel ve niceliksel olarak standardizasyon olduğunu söylemek zordur. Çalışanlardaki tükenmişlik durumunun yanı sıra son dönemde gözlenen çözülme bu sorunu daha da derinleştirmektedir.

6) Sağlık otoritesi sivil toplum örgütü olarak da tanımlayabileceğimiz bilimsel derneklerle işbirliği yapmalı, onların yetişmiş insan gücünden yararlanmalıdır.

Pandemi ortamında tedaviye yönelik klinik uygulamalarda, belirli oranda değişkenlikler kabul edilebilir olmakla birlikte, standartların oluşturulması ve uygulanması sonuçları olumlu etkileyecek, sağlık hizmeti daha etkin ve hızlı hale gelecektir. Tüm bu planlamaların yanı sıra, sürecin raporlanmasına yönelik ulusal düzeyde kayıt sistemi oluşturulmalı, tekil deneyimli sayılardan değil doğru metodoloji ile toplanmış büyük verilerin bilimsel sonuçlarından yararlanılmalıdır.

 Samsun İl Sağlık Müdürü'nden kritik açıklama: "Bunun sonraki aşaması yok"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın vaka artışının yüzde 35, yoğun bakım doluluk oranının ise yüzde 81 olduğunu söylediği Samsun’da, İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammet Ali Oruç, oldukça çarpıcı bir açıklama yaptı.

“Mevsim itibariyle havaların soğuması ve ev içi ziyaretlerin artmasını da öngörerek vaka sayımız arttı ve şu anda artmaya da devam etmekte” Oruç, çok daha tedbirli olunması gerektiğini belirtti. Mevsimsel olarak bakıldığında kronik hastalıkların ve gribin yayınlaştığı bir dönemde olunduğunu hatırlatan Dr. Oruç, “Aile içi akraba ziyaretlerini daha fazla yapmak vakaların artışına neden oluyor. Bunun önüne geçmemiz lazım. Akrabalar arası ziyaretleri ertelemek, aile içi ikramlar, günler gibi merasimlerden uzak olmak gerekmekte” şeklinde konuştu. Samsun'un şu anda salgının zirvesinde olduğunu vurgulayan Oruç, sözlerine şöyle devam etti:

“Şu an topyekun mücadele yapmazsak bunun sonraki aşaması yok. Bizim elimizde B,C,D planlarımız vardı ama şu an maksimum verimle, maksimum gücümüzle bunu sahaya yansıtmaya çalışıyoruz. Tüm kurumlardan araçlar, personeller çekiyoruz. Yoğun bakım anlamında yeni yataklar, yoğun bakımlar açıyoruz oluşan talebe karşılık verme anlamında. Biz 3-4 ay öncesinden görüp ona göre çalışmalar yapmıştık, kısmen artırmıştık, şu dönemde biraz daha artırıyoruz. İnşallah bu topyekun mücadeleyi sağlayarak pandeminin üstesinden geliriz.”

Oruç, karantina kurullarını ihlal eden ya da kalacak yeri olmayan 47 kişinin de şu an KYK yurdunda izolasyonda bulunduklarını aktardı.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Günü

Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 9 Aralık tarihi “Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Günü” olarak kutlanmaktadır. Bundan 13 yıl önce, 31 Ekim'de  "Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi" kabul edildi. Sözleşme kapsamında 9 Aralık'ın "Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Günü" olması da benimsendi. BM sözleşmesi Türkiye'de de 2006 yılında resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Dünya kamuoyu yolsuzluk nedeniyle koltuğundan olan devlet ve hükümet başkanlarına yabancı değil. Tahminlere göre yolsuzluk yapılarak çalınan paranın miktarı 2 trilyon 600 milyar doları buluyor. Yolsuzluk, bugün sadece içerisinde bulunduğu toplumu değil tüm dünyayı etkileyen yapısal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yolsuzluğun Türkiye ve dünya tarihinden silindiği günler umuduyla...

Karakış Fırtınası

Halk takvimine göre 9 Aralık'ta 2 günlük "Karakış Fırtınası" yaşanmaktadır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

9 Aralık 1835 - Teksas Devrimi: Teksas Ordusu, San Antonio'yu ele geçirdi.

9 Aralık 1851 - Montréal'da, YMCA'nin Kuzey Amerika'daki ilk şubesi açıldı.

9 Aralık 1893 - İstanbul'da günlerce süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.

9 Aralık 1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran yasa kabul edildi.

9 Aralık 1905 - İlk iki günü barışçıl geçen Moskova Ayaklanması'nda silahlı sokak çatışmaları başladı.

9 Aralık 1917 - I. Dünya Savaşı: Kudüs, General Edmund Allenby tarafından ele geçirildi.

9 Aralık 1938 - Ankara Garı hizmete açıldı.

9 Aralık 1941 - II. Dünya Savaşı: Çin Cumhuriyeti, Küba, Guatemala ve Filipinler Topluluğu; Japonya ve Nazi Almanyası'na savaş ilan etti.

9 Aralık 1946 - Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nin ikinci aşaması "Doktorlar'ın Duruşmaları"yla başladı. Bu duruşmalarda insanlar üzerinde deneyler yapan Nazi doktorlar yargılandılar.

9 Aralık 1949 - Birleşmiş Milletler, Kudüs'te yönetimi aldı.

9 Aralık 1950 - Soğuk Savaş: Harry Gold, II. Dünya Savaşı sırasında, atom bombasının sırlarını Sovyetler Birliği'ne verdiği için 30 yıl hapisle cezalandırıldı.

9 Aralık 1953 - General Electric, tüm Komünist personelini işten atacağını ilan etti.

9 Aralık 1961 - Tanganika Cumhuriyeti, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı. Ülke, 26 Nisan 1964 tarihinde Zanzibar ve Pemba Halk Cumhuriyeti ile birleşerek günümüzde de varlığını sürdüren Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti'ni oluşturmuştur.

9 Aralık 1965 - Nikolay Podgorni, Sovyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.

9 Aralık 1966 - Barbados, Birleşmiş Milletler'e üye oldu.

9 Aralık 1971 - Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşmiş Milletler'e üye oldu.

9 Aralık 1987 - İsrail-Filistin çatışmaları: Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da Birinci İntifada başladı.

9 Aralık 1990 - Solidarność (Bağımsız Özerk İşçi Sendikası "Dayanışma") hareketinin lideri, Lech Wałęsa Polonya'da başkanlık seçimlerini kazandı.

9 Aralık 1992 - Birleşik Krallık Prensi Charles ve Prenses Diana ayrıldıklarını açıkladılar.

9 Aralık 1995 - Nâzım Hikmet'in "Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam" heykeli, Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın da katıldığı törenle Ankara Atatürk Kültür Merkezi bahçesine yerleştirildi.

9 Aralık 2002 - Endonezya Hükümetiyle, Aceh'teki ayrılıkçılar arasında 26 yıllık savaşı sona erdiren antlaşma imzalandı.

9 Aralık 2002 - Amerika Birleşik Devletleri'nin ve Dünyanın ikinci büyük havacılık şirketi United Airlines, konkordato başvurusunda bulundu.

9 Aralık 2004 - Kanada Anayasa Mahkemesi, eşcinsel evliliklerin Anayasaya uygun olduğu kararını verdi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

9 Aralık 1447 - Chenghua, Çin İmparatoru (ö. 1487)

9 Aralık 1608 - John Milton, İngiliz şair (ö. 1674)

9 Aralık 1842 - Pyotr Alekseyeviç Kropotkin, Rus yazar ve anarşizm kuramcısı (ö. 1921)

9 Aralık 1868 - Fritz Haber , Alman kimyager ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1934)

9 Aralık 1883 - Aleksandros Papagos, Yunan asker ve siyasetçi (ö. 1955)

9 Aralık 1895 - Dolores Ibárruri, İspanyol komünist lider ("La Pasionaria" lakabıyla tanınan ve İspanya İç Savaşı'nda "Geçemeyecekler!" (İspanyolca: ¡No pasarán!) sloganının yaratıcısı) (ö. 1989)

9 Aralık 1902 - Margaret Hamilton, Amerikalı sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 1985)

9 Aralık 1905 - Dalton Trumbo, Amerikalı romancı ve senaryo yazarı (ö. 1976)

9 Aralık 1911 - Broderick Crawford, Amerikalı aktör (ö. 1986)

9 Aralık 1914 - Max Manus, Norveçli direnişçi (II. Dünya Savaşı sırasında) (ö. 1996)

9 Aralık 1915 - Elisabeth Schwarzkopf, Alman opera şarkıcısı (ö. 2006)

9 Aralık 1916 - Adnan Veli Kanık, Mizah yazarı ve gazeteci (ö. 1972)

9 Aralık 1916 - Kirk Douglas, Amerikalı oyuncu (ö. 2020)

9 Aralık 1922 - Semavi Eyice, Bizantolog ve sanat tarihçisi (ö. 2018)

9 Aralık 1925 - Atıf Yılmaz, Film yönetmeni (ö. 2006)

9 Aralık 1926 - David Nathan, İngiliz gazeteci (ö. 2001)

9 Aralık 1926 - Henry Way Kendall, Amerikalı fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (ö. 1999)

9 Aralık 1929 - John Cassavetes, Amerikalı film yönetmeni ve oyuncu (ö. 1989)

9 Aralık 1934 - Judi Dench, İngiliz oyuncu.

9 Aralık 1941 - Beau Bridges, Amerikalı oyuncu.

9 Aralık 1941 - Mehmet Ali Birand, Gazeteci ve yazar (ö. 2013)

9 Aralık 1944 - Roger Short, İngiliz diplomat (ö. 2003)

9 Aralık 1948 - Turgay Kıran, İş adamı ve eski Galatasaray yöneticisi.

9 Aralık 1953 - John Malkovich, ABDli oyuncu, yönetmen ve yapımcı.

9 Aralık 1955 - Janusz Kupcewicz, Leh futbolcu.

9 Aralık 1956 - Jean-Pierre Thiollet, Fransız yazar.

9 Aralık 1961 - Beril Dedeoğlu, Akademisyen, yazar ve siyasetçi (ö. 2019)

9 Aralık 1962 - Felicity Huffman, ABDli oyuncu.

9 Aralık 1963 - Masako, Japonya İmparatoriçesi.

9 Aralık 1964 - Paul Landers, Alman müzisyen.

9 Aralık 1969 - Ayşe Arman, Gazeteci.

9 Aralık 1972 - Annalise Braakensiek, Avustralyalı manken ve oyuncu.

9 Aralık 1972 - Frank Edwin Wright III (diğer adı Tre Cool), Alman baterist.

9 Aralık 1974 - Pippa Bacca, İtalyan sanatçı ve aktivist (ö. 2008)

9 Aralık 1983 - Neslihan Demir Darnel, Voleybolcu.

9 Aralık 1990 - Bora Cengiz, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

9 Aralık 2001 - Ayşe Begüm Onbaşı, Aerobik jimnastikçi.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

9 Aralık 638 - I. Sergios, Konstantinopolis (İstanbul) Patriği (d. ?)

9 Aralık 1107 - Ebu'l Vefa el-Bağdadi, Vefâ’îyye tarikâtının kurcusu (d. 1026)

9 Aralık 1641 - Anthony van Dyck, Flaman ressam (d. 1599)

9 Aralık 1916 - Natsume Soseki, Japon romancı (d. 1867)

9 Aralık 1920 - Mollie McConnell, Amerikalı sinema oyuncusu (d. 1865)

9 Aralık 1954 - Abdülkadir Udeh Mısırlı hukukçu ve Müslüman Kardeşler teşkilâtının önde gelen liderlerinden (d. 1907)

9 Aralık 1957 - Ali İhsan Sabis, Asker ve siyasetçi (d. 1882)

9 Aralık 1967 - Hasan Cemil Çambel, Asker, siyasetçi ve Türk Tarih Kurumu eski Başkanı (d. 1879)

9 Aralık 1971 - Ralph Bunche, Amerikalı siyaset bilimci ve diplomat (Filistin'deki barış çalışmalarıyla Nobel Barış ödülü alan BM görevlisi (d. 1903)

9 Aralık 1988 - Radife Erten, Bestekâr ve koro şefi (d. 1924)

9 Aralık 1996 - Mary Leakey, İngiliz arkeolog (d. 1913)

9 Aralık 1997 - Zehra Yıldız, Soprano (d. 1956)

9 Aralık 2004 - Fevzi Akkaya, Mühendis, STFA Grubu kurucularından (d. 1907)

9 Aralık 2005 - György Sándor, Macar piyanist (d. 1912)

9 Aralık 2013 - Eleanor Parker, Amerikalı aktris (d. 1922)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Çarşamba.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?