İstanbul'un 45 günlük suyu kaldı

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Adamın biri mahalledeki kahveye girer:

"Millet bana bakın!.. Size söylüyorum. Tam 30 yıl sonra ben bu kahveye gene geleceğim." der ve gider.

Kahvedekiler ‘Adam deli herhalde!’ diye fazla önemsemezler.

Aradan 30 yıl geçer. Aynı adam kahveye gene gelir ve der ki:

"Hatırladınız mı beni millet? Size demiştim 30 yıl önce,

ben yine geleceğim diye. İşte geldim." der.

Kahvedekiler tabii ki şaşırır. Adam devam eder:

"30 yıl sonra gene geleceğim bu kahveye." der. Ve gider.

Aradan bi 30 yıl daha geçer. Nesil değişmiştir, 30 yıl önceki

insanların çocukları kahvede oturmaktadır artık. Adam

kahveden içeri girer:

"Bana bakın millet!.. Ben sizin babalarınıza söylemiştim. Size de söylüyorum. 30 yıl sonra ben bu kahveye gene geleceğim." der ve gider.

Kahve milleti gene bunu takmaz.

Aradan 30 yıl daha geçer ve adam gene gelir:

"Beni hatırladınız mı millet? 30 yıl önce 'Tekrar geleceğim.' demiştim. İşte geldim ve 30 yıl sonra gelip sizin çocuklarınıza da aynı şeyi söyleyeceğim." der ve gider.

Aradan bi 30 yıl daha geçmiştir ve adam gene kahveye gelir:

"Bana bakın millet!.. Ben sizin dedelerinize söyledim. Babalarınıza da söyledim, şimdi de size söylüyorum. Tam 30 yıl sonra ben bu kahveye gene geleceğim." der ve gider.

İçlerinden birisi:

"Arkadaşlar, bana bu olayı dedem anlatmıştı. Gelin hocaya gidelim, 'Bu adam niye ölmüyor, nedir bunun hikmeti?' diye soralım." der.

Ve hocaya giderler, durumu anlatırlar.

Hoca:

"Ben bu gece rüyaya yatayım. Azrail ile konuşayım. Bakayım niye

canını almıyor bu adamın, size yarın haber veririm." der.

Ve gece olunca hoca rüyaya yatar. Rüyasında Azrail ile konuşur:

"Ya Azrail!.. Sen bu şahsın canını niye almıyorsun?"

Azrail:

"Zamanında bu adam bir dilek diledi. Ve bu dileği kabul oldu. Onun için." der.

Hoca:

"Ne diledi Ya Azrail? diye sorar.

Azrail:

"Allah’ım, bana milli piyangodan büyük ikramiye çıkana kadar canımı alma diye diledi." der.

Hoca:

"Eeee, Allah isterse buna büyük ikramiyeyi çıkartamaz mı?" diye sorar.

Azrail şöyle cevap verir:

"Çıkartmasına çıkarır da, şerefsiz bilet almıyor ki..."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyor ve sözü bana ilettiği için sevgili Fahri Kalın abime çok teşekkür ediyorum:

"Çünkü birisini etkilemek, ona ruhunu vermektir." demiş "Dorian Gray'in Portresi" kitabında Oscar Wilde...

Ruhumuzu geri almak da çok kolay olmuyor sonrası ama...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"İki kelime evliliğinizin uzun süre devam etmesini sağlayabilir: 'Teşekkür ederim.' Arizona Devlet Üniversitesi, evli çiftlere ve aynı evde yaşayanlara günlük ev işlerini yapan tarafın emeğini takdir edip etmediklerini sordu. Büyük oranda şükran duyduklarını söylese de bu işler büyük oranda ortaklaşa yapılmıyordu. Partnerinizi mutlu edecek diğer basit sözcük ise ‘Biz’. Yapılan araştırmalar gösterdi ki, anlaşmazlık üzerine konuşurken çift odaklı ‘biz’, ‘bizim’, ‘bize’ gibi sözcükler kullanmak davranışlara da yansıyordu. Bu çiftlerin anlaşmazlıkları süresince daha az stres altında oldukları, daha az negatif etki sergiledikleri görüldü. ‘Ben’, ‘sen’, ‘bana’ gibi tekil kalıpların ise evlilikleri çıkmaza sürüklemeye katkısı oldukça fazla."

Bakalım işinize yarayacak mı?

Benim işime yaramasa da olur.

Ne evlilik düşünüyorum artık çünkü, ne de biriyle birlikte yaşamayı.

Tercihini bu yönde kullananlara da kolaylıklar diliyorum.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Su samurları birbirlerinden ayrılmamak için uyurken bile el ele tutuşurlar."mış.

Su samuru kadar olamadık işte.

***

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

 

İBB’den kritik uyarı: İstanbul'un 45 günlük suyu kaldı

İstanbul son yılların en kurak dönemlerini geçiriyor. İSKİ verilerine göre İstanbul’da barajların doluluk oranı bugün itibariyle yüzde 24.30 seviyesine kadar düştü. Uzmanlara göre ise İstanbul’un hiç yağmur yağmaması durumunda 45 günlük suyu kaldı.

Konu ile ilgili bir açıklama da İBB’den geldi. İBB Sözcüsü Murat Ongun tarafından yapılan açıklamada, “Değerli İstanbullular; yağışlar Kasım ayında mevsim normallerinin yüzde 45 altında gerçekleşti. Aralık ayında da sıcakların mevsim normallerinin 3 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. Lütfen su tüketirken özen gösterelim, çok basit önlemlerle ciddi tasarruf sağlayabiliriz” uyarısına yer verildi.

 

İstanbul'da bir mahalle riskli bölge ilan edildi! Binlerce bina yeniden inşa edilecek

Kentsel dönüşümün devam ettiği İstanbul Bağcılar’la ilgili Resmi Gazete’de bir karar daha yayımlandı. 2 Aralık tarihli Resmi Gazetede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla duyurulan karar ile Göztepe Mahallesi’nde yaklaşık 22 hektarlık (218.373 metrekare) alan riskli bölge ilan edildi.

3249 sayılı kararda “İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, Göztepe Mahallesi sınırları içerisinde bulunan sınır ve koordinatları gösterilen alanın riskli alan ilan edilmesine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2’inci ve ek 1 inci maddeleri gereğince karar verilmiştir” denildi. Kararın devamında riskli alan ilan edilen bölgenin harita, krokileri, sınırları ve koordinatlarına da yer verildi.

Riskli alandaki dönüşümü burada ikamet eden vatandaşla birlikte yapacaklarını belirten Bağcılar Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürü Evren Erteğin, “Göztepe Yanyol dediğimiz bölgede 22 hektarlık (218.373 metrekare) yer riskli alan ilan edildi. 6 bin 153 vatandaşımızın yaşadığı bu bölgede 460 yapı, 2 bin 150 daire ve işyeri bulunuyor. Tahliyeleri ve yenileme çalışmalarını burada oturanlarla birlikte yapacağız. Bölgeyi konut, ticaret, turizm bakımından yaşanılır ve modern bir yer haline getirmeyi planlıyoruz. Öncelikle alanı 20 etaba böldük. Anlaşma oldukça etapları boşaltacağız” dedi.

10 bölgenin riskli alan edildiği ilçede bu yıl içinde 20 Nisan 2020 tarihinde Yeni Mahalle’de 11 bin 402 metrekare büyüklüğündeki alan ile 1 Haziran 2020 tarihinde Fatih Mahallesi’nde 21 bin 398 metrekarelik saha riskli alan edilmişti. (DHA)

 

Korona haberlerine gelince:

TFF Başkanı Nihat Özdemir koronavirüse yakalandı.

TFF, Başkan Nihat Özdemir'in corona virüs testinin pozitif çıktığını açıkladı.

 

Rıza Çalımbay koronavirüse yakalandı

Sivasspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. Tecrübeli teknik adam Villarreal maçı öncesinde karantina sürecinin başladığını bildirdi.

 

Yeni koronavirüs tedbiri: İstiklal Caddesi’ne kişi limiti getirildi!

İçişleri Bakanlığı’nın yeni koronavirüs tedbirleri kapsamında gönderdiği genelgede yer alan, cadde ve meydanlara kişi limiti getirebilme uygulaması İstiklal Caddesi’nde hayata geçirilecek. Son kabine toplantısındaki kararlar içinde yer alan kalabalık cadde ve meydanlara kişi limiti getirme uygulaması İstiklal Caddesi’nde uygulanacak. Caddede yarından itibaren en fazla 7 bin kişi bulunabilecek.

Alınan kararı, Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli, kişisel Twitter hesabından paylaştı.

Demirelli, şu bilgileri verdi.

“Değerli İstanbullular yarından itibaren koronavirüs tedbirleri kapsamında, insan yoğunluğundan kaynaklı bulaş riskini azaltmak için İstiklal Caddesi’ne girişleri İlçe Hıfzıssıhha Kurulu Kararı ile sınırlandırdık.

Caddenin Taksim Meydanı girişinden Tünel Meydanına kadar olan kısmında aynı anda 7000 kişi bulunabilecek ve yoğunluğun artması durumunda girişleri geçici olarak durduracağız.

Aynı zamanda yüz yüze gelecek şekilde yürümenin bulaş riskini daha da artırması nedeniyle tramvay yolu orta nokta kabul edilerek herkesin sağdan yürümesine karar verdik. Kısıtlama yarın saat: 10.00’dan itibaren yürürlüğe girecek.

Caddenin kalabalık olması ve bulaş riskini azaltmak için bu kararı almak durumunda kaldık. Caddedeki tüm esnaf ve işyeri sahiplerimizden, vatandaşlarımızdan ve gezmeye gelen tüm yabancı misafirlerimizden bizi anlayışla karşılamalarını ve bu kısıtlamalara uymalarını bekliyoruz.”

KARAR NEYE DAYANIYOR?

Alınan bu karar, son Kabine toplantısı ardından İçişleri Bakanlığı tarafından 81 ilin valiliğine gönderilen genelgeye dayanıyor. Genelgede il/ilçe hıfzıssıhha kurullarınca gerek görülmesi durumunda kalabalık cadde ve meydanlara girebilecek/aynı anda bulunabilecek kişi sayısının (metrekare ve alan büyüklüğü göz önünde bulundurularak) belirlenebileceği kaydedilmişti.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Şairi” olarak 83 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Macar şair Attila József'i seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Attila József, 11 Nisan 1905 yılında, Budapeşte’de doğdu. Babası Áron József bir işçiydi. Anne Borbála Pőcze ise çamaşırcılık yapardı. Ailenin altı çocuğundan sadece üçü hayatta kalmıştı: Jolán, Etus ve Attila. Ülkede işsizlik vardı ve ekonomik durumları o kadar kötüydü ki, baba o yıllarda moda olan Amerika’ya göç edip sonra da aileyi yanına almaya karar verdi ve yola çıktı. Ancak bir süre sonra anlaşıldı ki, babaları Amerika’ya gitmemiş, onları terk etmiş ve Romanya’da kendine yeni bir aile kurmuştu. Bu olayın ardından anneleri çocuklarına bakabilmek için evlere temizliğe gitmeye başladı. Ancak ülkenin ekonomik durumu bir kadının temizliğe giderek üç çocuğuna bakabilmesine uygun değildi. Annenin bu işle kazandığı para aileyi geçindirmeye yetmiyordu. Annesinin hastalanması üzerine 1910 yılında Macar Çocuk Esirgeme Derneği tarafından Ocsöd köyünden bir aileye evlatlık verildi. Bu olay şairin hayatında bir daha iyileşmeyecek derin bir yara olarak kaldı. Evlatlık verildiği aile ona domuz çobanlığı yaptırdı ve ona Pista adını verdi. Orada 7 yaşına kadar yaşadı. Daha sonra annesinin sağlığına kavuşması ile iki yıl sonra tekrar onun yanına döndü. Bu kez de Budapeşte’nin dış mahallelerinde işçi semtlerinde yıkık dökük bir evde yaşamaya başladılar. Attila önceleri okulu çok sevmiyordu. Ancak tarih dersinde "Attila" diye bir Hun kralı olduğunu duyunca birden okumaya ilgi göstermeye başlamıştı.

1914 yılında annesine kanser teşhisi kondu. O tarihten itibaren çocuklar da çalışmaya ve para kazanmaya başladılar. Attila fırıldaklar yapıp satıyor ve yazın da su satarak ailesine destek oluyordu. Kışın soğukta donmamak için kömür çaldığı bile olmuştu.  1919’da anneleri ölünce büyük abla Jolán’ın kocası Josef onları yanına aldı. Attila 1920 yılında liseye gitmeye başladı, ama bu tarihten itibaren şiire olan ilgisi de olağanüstü artmıştı.

Bu dönemle birlikte kendini okumaya ve yazmaya veren Jozsef'in ilk şiirleri yerel gazetelerde görünmeye başladı. O dönem ülkenin en önemli edebiyat dergisi olan 'Nyugat' da şiirleri çıktı. 1922’de ilk şiir kitabı yayınlandı. “Güzellik dilencisi” adlı kitap o dönemin ünlü şairi Gyula Juhász’ın tanıtımıyla çıkmıştı. 1923’de okulu bırakıp kendini tamamen şiire verdi. Liseyi daha sonra dışarıdan bitirecekti. Bu dönem şiir hayatının en zengin dönemiydi. Tüm şiirlerinin yarısını 1922 ve 1925 yılları arasında yazdı. Bu tarihlerden itibaren şiirleri Macaristan’ın en tanınmış edebiyat dergileri da dahil olmak üzere her dergide yayınlanmaya başladı. Macar edebiyatseverler arasında adı kısa süre içinde tanındı. 1924’de “İsyan eden İsa” adlı şiiri nedeniyle hakkında dava açıldı. Ancak beraat etti. Aynı yıl Szeged Üniversitesi Fransız Filolojisi ve Felsefe bölümüne kaydoldu. 1925’de yazdığı “Temiz Yürek” şiiri nedeniyle sağcıların protestoları sonucunda okulla ilişkisi kesildi.  Bunun ardından Viyana Üniversitesi'ne kaydoldu. Daha sonra ise Sorbonne Üniversitesi'nde ders aldı. 1927’de Budapeşte’ye geri döndü ve bir yıl da burada üniversite eğitimi gördü.  Daha sonra çok iyi arkadaş olacağı şair Gyula Illyés ile dostluğu bu dönemde başladı.

Attila József hem arkadaşlık ilişkilerinde ve hem de sosyal ve toplumsal ilişkilerde bunalımlar yaşıyordu. Bu ayrılık sonrası politik arayışlar içine girdi. 1930’da illegal komünist partisine üye oldu. Parti içinde tanıştığı Judit Szántó ile birlikte yaşamaya başladı. Komünist parti ile olan ilişkisi değişkendi. Parti çalışmalarında severek yer alsa da parti yöneticilerini ve bürokratlarını anlamakta zorluk çekiyordu. Bu konuda şiirler yazıyor, eleştirel tavrını dile getiriyordu. Sonunda 1934 yılında partiden çıkarıldı. 1928’de Márta Vágó ile tanıştı. Kız arkadaşının ekonomist babasının girişimleriyle Macaristan Dış Ticaret Enstitüsünde Fransa Dairesi'nde çalışmaya başladı. Evlilik planları da yapmaya başlamışlarken ilişkileri sona erdi.

Bu yıllarda Attila József artık ciddi psikolojik sıkıntılar yaşıyordu. Tedavi altındaydı. Yalnızlık duygusu ve kendini çevreleyen boşluğun ağırlığı ve baskısı altındaydı.

1933’de Balaton gölü civarında Lilafüred’de bir yazarlar toplantısına katıldı. Sanat tarihçisi Márta Marton ile burada tanıştı. Dünya şiir tarihinin en büyük aşk şiirlerinden olan “Oda” (Kaside) bu ilişki sonrası yazıldı. 1935’de psikanaliz tedavisi için gittiği doktor Edit Gyömrői’ye aşık oldu. Aşkı tek taraflıydı. Kara sevda  Attila József’in psikolojik çöküşünü hızlandırdı. 1936 yılı Attila József için bir ümit yılı oldu. O yıl “Szép Szó” (Güzel Söz) adlı sol eğilimli bir edebiyat dergisinde yayın kurulu üyesi olarak çalışmaya başladı. Bu onun çok sevdiği bir iş olmuştu. Dahası hayatının en büyük aşklarından biri olan psikolog Flóra Kozmutza ile olan ilişkisi de bu dönemde başladı. Flora için yazdığı şiirler de Attila József’in en önemli şiirleri arasında yer alacaktı.

1937 yılının temmuz ayında Attila József’in durumu ağırlaştı. Psikolojik tedavi için bir sanatoryuma yatırıldı. Üç buçuk aylık bir tedavinin ardından da ablaları tarafından Balatonszárszó’da bir pansiyona çıkarıldı. 1937 yılının 3 Aralık günü dolaşmak için pansiyondan ayrıldı. Bir daha da dönmedi. Tren istasyonunda bir yük treninin önünde raylarda can verdi.

Ölüm koşulları hâlâ tartışmalı bir konudur. Bazıları şairin ölümünün bir kaza nedeniyle olduğunu söylerlerken, bazıları ise intihar ettiğini savunurlar.

Macar şiirinin dahisi olan Attila József’in bize bıraktıkları, çok genç yaşta hayatını kaybeden ve kısacık ömrünü de fiziksel ve ruhsal acılar içinde geçiren şairin ne kadar paha biçilmez bir eser yarattığının da kanıtıdır.

Şairin Macar edebiyatında ne kadar büyük bir yer tuttuğunun en iyi göstergesi, onun doğum günü olan 11 Nisan’ın Macaristan’da 1964 yılından beri “Macar Şiir Günü” olarak resmen kutlanmasıdır. 

Sizlerle iki şiirini paylaşarak değerli şairi anmak istiyorum:

FLORA

Şimdi iki milyarlar zincirlemek için beni

Benden bir çoban köpeği yapmak için kendilerine

Fakat iyilik, şefkat ve incelik duyguları

Göç ettiler onların dünyasından Güney’e.

Artık ışık içinde göremiyorum bu dünyayı

Göremiyorum, deney tüpüne bakan

bir doktor rahatlığıyla

Diz çöküyorum, haykırıyorum yenilgimi

Sevgilim, bir an önce gelmezsen yardımıma.

Köylü nasıl toprağa muhtaçsa

Yağmura, güneşe nasıl muhtaçsa,

muhtacım sana.

Bitki nasıl ışığa muhtaçsa

Ve klorofile, fışkırmak için topraktan;

Muhtacım sana, çalışan kalabalık

Nasıl işe, ekmeğe, özgürlüğe muhtaçsa

Ve nasıl avuntuya muhtaçlarsa kuşatıldıklarında

Çünkü gelecek doğmadı daha acılarından.

Bir köye nasıl okul, elektrik

Su, taştan evler gerekliyse

Çocuk nasıl gereksinirse oyuncaklara

Isıtan bir sevgiye;

İşçi için bilincin

Ve gözü pekliğin anlamı neyse

Yoksul için onurun;

Ve bulanık çocuklarına bu toplumun

Bir hayat çizgisi nasıl gerekliyse

Ve nasıl gerekliyse hepimize

Akıl, uyanıklık, yol gösteren bir ışık

Flora! Yüreğimde yerin işte öyle.

Attila Jozsef

(Çeviri: Ataol Behramoğlu)

SEVGİLİM NE ZAMAN SOKAKTAN GEÇSE

Sevgilim ne zaman sokaktan geçse

serçeler barıştı güvercinlerle.

İncelikle basar basmaz kaldırıma

güzel ayak bileği ışıldadı usulca.

Efil efil titreşince omzu

baktırdı arkasından bir çocuğu.

Yürüdü salınarak - lâmbalar yanmaya

ve bakmaya başladılar hayranlıkla.

Ve güldü hepsi, umurlarında değildi

o benim doldurmuşsa yüreğimi.

Kollarımda salladığımı titizlikle

korktum elimden alacaklar diye!

Ama onların bu keyifli halleri

yok etti içimdeki kıskanç çiçeği.

Ve sevgilim yürümeyi neşeyle sürdürdü,

ardından incecik bir yel kıvrılıp büküldü!

Attila Jozsef

(Çeviri: Kemal Özer - Edit Tasnadi)

***

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya Engelliler Günü

"Dünya Engelliler Günü" 1992 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 47/3 sayılı kararı ile ilan edilen, uluslararası bir farkındalık günüdür. Bu gün de dünya çapında organizasyonlar düzenlenmektedir. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde engellilik sorunu, engelliliğin önlenmesi ve engellilerin eğitimi konusu üstünde durulur. Engelli vatandaşlarımızın dertlerine ortak olmak ve yanında olmamız için en anlamlı gün bugündür. Bugün dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacı ile belirlenmiştir.

En büyük engel sevgisizliktir. Bunu hiç unutmayalım ve sevgiyle engelleri ortadan kaldıralım.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

3 Aralık 1818 - Illinois, Amerika Birleşik Devletleri'nin 21. eyaleti oldu.

3 Aralık 1854 - "Florence Nightingale Hastanesi"ne adını veren hemşire, Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'nda, Kırım Savaşı sırasında yaralanan İngiliz askerlerinin tedavi ve bakımını yapmıştır.

3 Aralık 1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.

3 Aralık 1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.

3 Aralık 1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.

3 Aralık 1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören, "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.

3 Aralık 1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.

3 Aralık 1944 - Yunanistan'da, komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.

3 Aralık 1956 - Birleşik Krallık ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.

3 Aralık 1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.

3 Aralık 1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrikalı kalp cerrahı Dr. Christiaan Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.

3 Aralık 1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.

3 Aralık 1971 - Prof. Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkûm edildi.

3 Aralık 1978 - Türkiye'de yılda 14 milyon ton tezeğin yakıt olarak kullanıldığı açıklandı.

3 Aralık 1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.

3 Aralık 1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.

3 Aralık 1984 - Bhopal felaketi: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.

3 Aralık 1989 - Malta'da bir araya gelen ABD Başkanı George H. W. Bush ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.

3 Aralık 1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.

3 Aralık 1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.

3 Aralık 2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.

3 Aralık 2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.

3 Aralık 2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

3 Aralık 1447 - II. Bayezid, Osmanlı'nın 8. Padişahı (ö. 1512)

3 Aralık 1755 - Gilbert Stuart, Amerikalı ressam (ö. 1828)

3 Aralık 1830 - Frederic Leighton, İngiliz ressam (ö. 1896)

3 Aralık 1833 - Carlos Finlay, Kübalı bilim adamı (sarıhumma araştırmalarının öncüsü olarak kabul edilen) (ö. 1915)

3 Aralık 1857 - Joseph Conrad, Polonya asıllı İngiliz yazar (ö. 1924)

3 Aralık 1884 - Racendra Prasad, Hindistan'ın ilk Cumhurbaşkanı (ö. 1963)

3 Aralık 1889 - Stoyan Zagorçinov, Bulgar yazar (ö. 1969)

3 Aralık 1895 - Anna Freud, Avusturyalı psikanalist (ö. 1982)

3 Aralık 1899 - Ikeda Hayato, Japonya Başbakanı (ö. 1965)

3 Aralık 1900 - Richard Kuhn, Avusturya asıllı Alman biyokimyacı ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1967)

3 Aralık 1902 - Mitsuo Fuchida, Japon pilot (ö. 1976)

3 Aralık 1910 - Hakkı Yeten, Futbolcu, teknik direktör ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü'nün 18. Başkanı (ö. 1989)

3 Aralık 1911 - Nino Rota , İtalyan film müziği bestecisi ve En İyi Özgün Müzik Akademi Ödülü sahibi (ö. 1979)

3 Aralık 1914 - Şeref Görkey, Futbolcu ve teknik direktör (ö. 2004)

3 Aralık 1924 - John Backus, Amerikalı matematikçi (ö. 2007)

3 Aralık 1927 - Andy Williams, Amerikalı pop müzik sanatçısı (ö. 2012)

3 Aralık 1930 - Jean-Luc Godard, Fransız film yönetmeni

3 Aralık 1942 - Engin Güner, Siyasetçi.

3 Aralık 1948 - Ozzy Osbourne, İngiliz şarkıcı.

3 Aralık 1955 - Ahmet Özal, İş adamı ve siyasetçi.

3 Aralık 1960 - Julianne Moore, Amerikalı oyuncu ve çocuk kitabı yazarı.

3 Aralık 1961 - Daryl Hannah, Amerikalı oyuncu.

3 Aralık 1965 - Katarina Witt, Alman buz patencisi.

3 Aralık 1968 - Aylin Nazlıaka, İş kadını ve siyasetçi.

3 Aralık 1968 - Brendan Fraser, Amerikalı oyuncu.

3 Aralık 1973 - Holly Marie Combs, Amerikalı oyuncu.

3 Aralık 1975 - Cristina Llanos, İspanyol şarkıcı, besteci ve gitarist.

3 Aralık 1980 - Jenna Dewan, Amerikalı oyuncu.

3 Aralık 1981 - David Villa, İspanyol futbolcu.

3 Aralık 1982 - Michael Essien, Ganalı futbolcu.

3 Aralık 1984 - Avraam Papadopulos, Yunan futbolcu.

3 Aralık 1989 - Selçuk Alibaz, Türk-Alman futbolcu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

3 Aralık 1533 - III. Vasili, Moskova Büyük Knezi (d. 1479)

3 Aralık 1823 - Giovanni Battista Belzoni, İtalyan kâşif (d. 1778)

3 Aralık 1894 - Robert Louis Stevenson, İskoç yazar (d. 1850)

3 Aralık 1919 - Pierre Auguste Renoir, Fransız empresyonist ressam (d. 1919)

3 Aralık 1936 - Mahmut Nedim Soydan, Siyasetçi (d. 1889)

3 Aralık 1937 - Attila József, Macar şair (d. 1905)

3 Aralık 1964 - Hasan Basri Çantay, Öğretmen, gazeteci ve politikacı (TBMM 1. Dönem Milletvekili) (d. 1887)

3 Aralık 1979 - Kemal Fedai Coşkuner, Yazar ve Fedai Dergisi sahibi (d. 1927)

3 Aralık 1984 - Muharrem Ertaş, Saz ve söz ustası (d. 1913)

3 Aralık 1988 - Rasim Kaygusuz, Öğretmen ve Cin Ali kitaplarının yazarı (d. 1926)

3 Aralık 1994 - Burhan Arpad, Gazeteci ve yazar (d. 1910)

3 Aralık 1996 - Babrak Karmal, Afganistan Başbakanı (d. 1929)

3 Aralık 1999 - Scatman John, Amerikalı sanatçı (d. 1942)

3 Aralık 2003 - David Hemmings, İngiliz oyuncu, yönetmen ve ressam (d. 1941)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Perşembe.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?