Cafer Yarkent'i rahmetle anıyoruz. Son gazete hazır Abi

Bu fotoğraf benim en sevdiğim karelerden biridir.

Bir sözünü iki etmediğim,

Meslek Hocam,

dahası Abi’m dediğim Cafer Yarkent’le yan yanayız.

Çok güzel günlerimiz oldu.

Çok fırtınalı zamanlara tanıklık ettik.

İstanbul’da, İzmir’de önümüze çıkan medya farelerine aldırmadan yolumuza devam ettik.

Bir felaketle 59 yaşında hayata sıfırdan başlamış biri olarak.

Cebimde tek kuruş yokken

Zibidilere muhatap almadık…

Bastık istifayı, “eyvallah” dedik
Bu fotoğraf benim en sevdiğim karelerden biridir.

Gördükçe, burnumun direği sızlayıp, yüreğimdeki alevler yeniden harlansa da.

Saatlerce oturup bakarım ben gecenin en derin anında.

Yüreğimde bir köz daha vardır aslında benim her gün yeniden tutuşan.

32 yaşında kaybettiğim oğlum Çağlayan Irmak'ın acısı, can evimde için için yanmaktadır.

***

Cafer Yarkent’le ben neredeyse yılın her günü konuşurdum.

Ya o arardı, ya da ben arardım onu.

Konuşmalarımızın yüzde 99’u gazetecilik olurdu.

Şimdilerde TV’de izlediğiniz Kırmızı Oda var ya.

Hani gerçek hayat hikayelerinin anlatıldığı.

Cafer Abi’nin de öyle bir odası vardı Hürriyet’in Cağaloğlu binasında.

Her yer kırmızı, her şey kıpkırmızı…

Hürriyet Gazetesi, yeni teknolojiye, bilgisayara geçerken çağırdı beni o kırmızı odaya.

Hiç tereddütsüz atlayıp gittim Cağaloğlu’na.

Dur durak bilmeden gece gündüz çalışıp aktardık sayfaları bilgisayar ortamına.

Herşey yerli yerine oturup sayfalar bilgisayar ortamında bir bir yapılınca, ben müsaade istedim.

Bana izin ver Cafer Abi, “İzmir’e döneyim” dedim.

Yüzüme baktı. Küfretti… “Herkes buraya gelmek için can atıyor, sense İzmir’e dönüyorsun” dedi.

İzni alıp döndüm Hürriyet’in İzmir Matbaası’na.

***

Zaman zaman İstanbul Yazı İşleri'nin yoğun olduğu dönemlerde gidip geldim ben Hürriyet’e.

Hatta bir ara Hürriyet’in Bölge eklerinin yapımında görev aldım.

Bir yaz günü uçak biletimi almışlar İstanbul seni istiyor demişlerdi.

Eve gidip birer tane gömlek, pantolon alıp yola koyulmuştum ki,

O zaman İzmir’de Haber Müdürü olan sonraları Konak Belediye Başkanı seçilen Erdal İzgi uyardı.

“Böyle mi gidiyorsun” dedi.

“Evet, birkaç gün sonra dönerim” dedim.

“Git bavulunu al. Seni temelli İstanbul Yazı İşlerine istediler” dedi.

Gidip aldım valizimi… çok uzun bir zaman kaldım.

Kalyon Oteli'nin en itibarlı müşterisi oldum

Sonra yine bir yolunu bulup İzmir’e döndüm.

***

2008 yılının 1 Mayıs günü emekli oldum Hürriyet Gazetesi’nden.

Güya gazetecilik yapmayacak, eşimle birlikte seyahat edecektik.

Olmadı… Yaz bitince www. haberhurriyeti.com internet gazetesini yayına açtık.

Kendimizi kaptırmış, kimseden tek kuruş destek görmeden gazetecilik yapmaya başladık.

Çok iyi haberlere imza atıp ses getirmeye başladık.

Oğlum Çağlayanla birlikte, Haber Hürriyeti Gazetesi’ni günlük yapmaya karar verdik.

O zamanlar Haber Türk’ün Magazin Gazetesi’nin Görsel Yönetmenliği'ni yapan diğer oğlum Tolga'yı da İzmir’e getirip gazetenin başına koyacaktık.

Tam Medya Şirketi”nin ana sözleşmesini yazmaya başladığımız bir zamanda

13 Mart 2011 günü, oğlum Çağlayan Irmak’ı Mithatpaşa Yolu’ndaki trafik kazasında kaybettim.

Film koptu, dünyamız karardı.

***

Ben bu konuyu Hürriyet Gazetesi’nde yazdım.

Oğlum Çağlayan Irmak’ın doğum günü olan 29 Mayıs 2012 tarihinde Mescitli Köyü’nde adına kütüphane açınca, “3500 kitap çevreci gençlerin yetişmesini sağlar mı” diye  sorunca Cafer Yarkent aradı.

Çok duygulandığını söyledi.

Unutmamış, kenara not etmiş.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin o zamanlardaki başkanı Atilla Sertel, Cafer Abi’yi arayıp, Gazete çıkarma projesi’nden bahsedince, “Ben o gazeteyi İbrahim Irmak’la yaparım” demiş. Genel yayın Yönetmenliğine benim geçmemi, kendisinin de Danışman olarak destek vereceğini söylemiş.

Cafer Yarkent beni aradı ve “Senin o gazete projeni İzmir Gazeteciler Cemiyetine yapalım” dedi.

Oturup konuştuk. Tek kuruş para sözü etmeden hazırlıklara giriştik.

Çevreci ve eğitim ağırlıklı bir gazete yapacaktık.

Son gün Başkan Sertel gelip künyeyi istedi.

Cemiyet yönetim Kurulu’ndan 2 kişinin de ismini verip, “Bunları da çalıştırın. Künyeye de adları girsin” dedi.

O künyeyi birlikte hazırladık.

Başkan Atilla Sertel’e künyeyi götürürken, Genel Yayın Yönetmeni olarak Cafer Yarkent’i, yardımcısı olarak da kendi adımı yazdım.

Görünce kızdı. “Bu ne, ben danışman olacağım” dedi.

Ben itiraz ettim. O ısrar etti. 3 ay sonra künyede değişiklik yapma sözüyle ikna ettim.

Gazete 9 Eylül’ün sloganını, “Gelecekten hepimiz sorumluyuz” diye belirledim.

“Cafer Abi, Haber Hürriyeti’nin sloganı, Daha temiz bir Türkiye için. 9 Eylül’ün sloganı da Gelecekten Hepimiz Sorumluyuz” olsun dedim.

Çok beğendi. O zamanki İGC’nin tüm üyelerinin ismini tek tek yazıp, En alta da  “Gelecekten Hepimiz Sorumluyuz” imzasını atıp, tam sayfa yayınladık.

***

Amacımız etik değerlerle gazetecilik yapıp, işsiz kalan arkadaşlarımızı 9 Eylül Gazetesi’nde iyice pişirip, yıldızlaştırmaktı.

Biz yıldızlaştırdığımız gazeteci arkadaşlarımız daha iyi şartlarda iş bulsun diye düşünürken, muhabirlerin fotoğraflı imzalarını bile büyük kullanıyorsunuz diye eleştirildik.

Sertel’in İGC yönetimden gazetenin içine sokuşturduğu arkadaşlarla bizim Zihniyet Farklılıklarımız, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

***

Bu arada istediğimiz aylık ücreti Cafer abi benim konuşmamı istedi.

Ben, “Siz varken ben kesinlikle bunları konuşmam” dedim.

İkna oldu, “tamam ben konuşurum” diye gitti.

Geldi, gülüyordu.

"Aylık kaç lira ücret alacağız” dedim.

Baş parmağını da kullanıp eliyle işaret yaptı.

Sonra tekrar sordum.

Genel Yayın Yönetmeni Cafer Yarkent, Yayın Yönetmen Yardımcısı İbrahim Irmak, Haber koordinatörü Murat Kılıçarı 2 bin lira alacak” dedi. Bir de Gazetenin aracı bizi evden alacak, iş bitince eve bırakacak” dedi.

Boynumu büküp “Tamam” dedim.

“Sizi eve bırakacak aracı da Rent e car’dan kiralarız. O aracı gün içinde haberciler ve ilan servisi kullanır” diye ilave ettim.

***

Gazetede idareden sorumlu kişi, aracı rent a car'dan değil de şoförlü taşerondan kiraladı.

5 bin lira maliyetle bitecek işe 14-15 bin lira fatura kesilir oldu.

Ben konuşunca, başka gazetelere hakkımda haber yaptırıldı.

Taşeron araçlar İbrahim Irmak’ın balonu uçuruldu.

Benim Maaşımın da 14 bin lira olduğu yazdırıldı.

Yazı yerel gazetede çıktıktan sonra yazar beni aradı.

Benim ilkelerimden gazeteciliğimden bahsedip, seni patron da çok seviyor, kahve içmeye bekliyor" dedi. Yazı için de rakamları gazete içinden bir arkadaşının verdiğini söyledi.

Ben, "Yazını eksik yazmışsın. Yatları, katları anlatmamışlar" dedim ve ekledim. "Doğru dürüst gazetecilik yapmayan, iftira atan kim varsa benim için gazeteci değil, ahlaksızdır" dedim.

2 bin lira alan, çaycıdan önce giden, gece nöbetçisinden sonra çıkan biri olarak bu dedikodulara çok üzüldüm,

Cemiyet Başkanı’na, “Bu kişileri al genel müdür yap, cemiyette otursunlar ama gazeteye gelmesinler” dedim.

Sessiz kalan Cemiyet Başkanı, “Onlara yönetimde ihtiyacım var” dedi .

Sonuç 138 gün sonra istifayla bitti.

Çok güzel bir amaçla, profesyonel bir ekiple başlayan, İzmir için, Türkiye için umut olabilecek bir yayın ve heyecanlı yolculuk, bizim için bitti.

***

Bunları neden anlattım.

Cafer Abi o aldığı 2 bin lirayla, muhabirlere, çalışanlara, her ay hediyeler aldı.

“Çok güzel bir haber yapmışsın” dedi, elbise aldı, çanta aldı. Parfüm aldı. Manto aldı. Gelirken kimse kahvaltı etmesin dedi ve kutu kutu gözlemeler aldı.

Özetle aldığından fazlasını gazete çalışanlarına harcadı.

Hala arkamızdan konuşanlar varmış onun için yazdım.

Ve bu durumdan da hicap duydum.

***

Cafer Yarkent’in, Foça’daki evinde keyif yapacağı bir dönemde zorla başlatılan son gazete macerası böyle bitince, hepimiz çok üzüldük.

Evladımız gibi gördüğümüz 9 Eylül’ün bizim koyduğumuz yayıncılık anlayışından sapmasına kahrolduk.

“Gazete ağlıyor” diye telefon eden meslek büyüklerimize, bizim o defteri kapattığımızı ilettik.

***

Cafer Yarkent çok erken yaşta gitti. Gazetecilikte Nirvanaya ulaşmış bir kişiye ve bizlere yapılanları asla, ama asla unutmayacağım. Kişisel emeller için çok kıymetli değerleri harcayanları affetmeyeceğim. Kendi ikballeri için ayak oyunu yapıp her şeyi mübah görenler unutmasın ki, Allah, yapılanları hiç affetmiyor. Düzeni bozanların elbet bir gün düzeni bozuluyor.

***

Cafer Yarkent çok iyi bir gazeteciydi. Son zamanlarda Haber Hürriyeti'ni haftalık yayın yapınca sık sık yazılar yazardı. Benim Çevre yazılarımın yılmaz bir takipçisiydi. Gezip gördüğü yerlerden hep bana bilgi aktarırdı. Oğlu Burak Yarkent’in yaşadığı Amerika gezisinden bile bize onlarca resim, çevre haberi gönderdi.

Yaşasaydın belki Türkiye’nin en güzel ve etkili gazetesini yine yapardık. Ama Cafer abi, elim kolum kırık, yüreğim yaralı benim. Son gazete projesini yine planladım Cafer Abi. Herşeyi hazır. Bu dünya’da kısmet olmazsa orada birlikte yaparız Cafer Abi. Sen ışıklarda yat. Seni hiç unutmadık unutmayacağız Cafer Abi. Oğlun Burak, Kızın Burcin ve sevgili eşin Nesrin Ablamızla seni sık sık anıyoruz. Sen hep yaşayacaksın Cafer Abi. Adına açtığımız Güzelbahçe Çamlık Köyü'ndeki Kütüphanede, bağışladığın kitapları okuyan binlerce çocuğun yolu aydınlandıkça, senin de mekanın aydınlansın Cafer Abim. Nurlarda uyu.

İbrahim IRMAK / iirmak@haberhurriyeti.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Hasbi alkılıç - Çok güzel anlatmışsınız,kalemini,ze ve yüreğinize sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Aralık 15:29


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?