Egekoop Başkanı Aslan'dan öneri: İzmir'de kentsel dönüşüm seferberliği ilan edilsin

İzmir AFAD’a göre 6,6, Kandilliye göre 6,9, Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’e göre 7 büyüklüğünde ama 8 şiddetinde bir depremle sallandı. Bu deprem İzmir’i derinden yaraladı. Bayraklı Manavkuyu’da yıkılan binaların enkazı altında kalan 114 vatandaşımız hayatını kaybetti, 1.035 kişi yaralandı.

Son deprem bir kez daha gösterdi ki, yapıların zemini ve inşaatta kullanılan malzemeler can ve mal kayıplarında büyük rol oynuyor. Deprem değil, çürük yapılar öldürüyor.

Şu günlerde herkes deprem üzerine konuşuyor... Dere dolgusu alanlara inşaat yapılır mıymış, inşaatlarda deniz kumu kullanılır mıymış… Geniş alanlı işyeri için Kolonlar kesilir miymiş…

İşte tam bu konuşmaların arasında İzmir’de 120 bine yakın kişiye yuva yapan Ege Koop’un Başkanı Hüseyin Aslan’ın kapısını çaldık.

-İbrahim Irmak: “Aslan Başkan, sizin yaptığınız inşaatlarda çöken bina var mı?” diye sorduk.

“Yok İbrahim kardeşim” diye cevap alınca, bir daha böyle acılar yaşanmaması için İzmir’de ev alırken, inşaat yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda Hüseyin Aslan’a soruları sıraladık.

-Yıllardır “İzmir’deki yapıların yüzde 65’i sağlıksız ve kaçak” diye her platformda dillendiriyorsunuz. Son depremde çok acı bir fatura ödedik. Takke düştü kel göründü. Bir de İzmir’de 1999’dan önceki yapı standartlarına göre inşa edilmiş, maalesef sağlıklı diyemeyeceğimiz yapılar var. Seferihisar depreminin de bu binalarda ağır yaralar açtığını düşünürsek neler yapılmalı. Egekentler, Evkalar, Dörtmevsim, Villakent gibi dev projeler gerçekleştirmiş biri olarak neler yapılmalı İzmir’de.

Hüseyin Aslan: Egekoop 1984’ten beri projeler yapan bir kooperatifler birliğidir. Kar amaçlı bir kuruluş değildir. Biz müteahhitlik yapmadık. Halkın bize verdiği paraları değerlendirdik. Biz 5 milyon metrekare alanda inşaat yaptık. Şu andaki müteahhitlerin tamamının yaptığı işleri toplasak 5 milyon metrekare inşaat yapmaz. Buradan yola çıkarak 120 bin kişinin yaşadığı İzmir’in 12 ilçesinde çok farklı projelere imza attık. Biz konut yaptık diye öğünmüyoruz. Biz mini kentler kurduk. Mahalleler kurduk. Türkiye’nin 15-20 yıl önce gördüğü Site anlayışını biz 30 yıl önce gördük ve yaptık. Şunu memnuniyetle söyleyebilirim ki Egekent-1, Egekent-2, Egekent-3, Egekent-4, Villakent, Bahçekent gibi projelerimizde en küçük bir çatlama, patlama yok. 1984’te biten projelerimz de dimdik ayakta. Bunu gururla söyleyebiliyorum. Gögsümü gere gere söyleyebiliyorum. 1999’dan önceki konutların depreme dayanıksız olduğu iddia ediliyor. Doğrudur. Ancak bizim Egekent-1, Egekent-2, Egekent-3 bunların hepside 1999’dan önce yapıldı. Fakat o projelerimizde de sorun yok.

-Siz neden Manavkuyu’da proje yapmadınız?

Hüseyin Aslan: Biz 1- sağlam zeminde proje yaptık. 2-Kolay yerlerde proje yapmadık. Manavkuyu’da, Mavişehir’de biz de proje yapabilirdik. Çok kolay olurdu bizim için.

-Manavkuyu, Bayraklı bölgesinin çok gelişeceği, Manhattın gibi olacağı yıllar önceden dillendiriliyordu. Siz de biliyordunuz bunu. Peki siz orada neden projeler yapmadınız?

Hüseyin Aslan: Biz sağlam zeminler aradık. İnsanları toplu bir mezarda yaşatan bir anlayışta değiliz. Biz insanların daha özgürce, güvenle yaşayabileceği projeler yaptık. Bunları da Egekoop adına yaptık. Hiçbir kurumdan destek almadan bunu yaptık. Hatta destek yerine köstek gördük biz. Kenti yönetenlerce engellenmek istendi Egekoop. Bir Türkiye gerçeğidir Egekoop. Birçok üniversitede tez konusu oldu Egekoop, yaptıklarıyla, eylemleriyle, söylemleriyle. Biz bu kentte 25 yıldır deprem gerçeğine dikkat çekiyoruz. Ben Egekoop Başkanı olarak İzmir’in 1 numaralı sorunu Deprem diyorum, sağlıklı yapılaşma diyorum. Biz söylerken bunları kimse ciddiye almadı. Hala da ciddiye alındığına inanmıyorum. Bugün konuşuyoruz ama neyi konuşuyoruz? Eğer bu deprem bize ders olmuşsa, biz nerde yanlış yaptık. Ne yaptık diye düşünmemiz gerekiyor. Bu iş siyaset üstü bir konudur. İzmir’in nüfusunun 2050 yılında 8 milyon olacağı öngörülüyor. 30 yıl var. Çok uzun bir süre de değil. Hazır bu deprem gerçeği yüzümüze vurmuşken aklımızı başımıza toplayalım ve bu kenti 2050 yılına hazırlayalım…

-Dokuz Eylül Üniversitesi eski Rektörü Prof Emin Alıcı ile Hürriyet Gazetesi’nde çalışırken yaptığım röportajda, “Bir kentin değişebilmesi için 3 dönem belediye başkanlığı yeter. Kent içinde yıkılan yerlere ruhsat vermezseniz 3 dönemde İzmir yenilenir” demişti. Prof Alıcı’nın söylediği 15 yıl. Sizin söylediğiniz 2050’ye ise 30 yıl var. Neler yapılması gerekiyor?

Hüseyin Aslan: Ülkemizdeki büyük şehirlerin temel sorunu, kentleşme ve yapılaşmanın şehircilik planlarına aykırı yapılmasıdır. Kentlerdeki yapılaşmalar şehircilik kurallarına aykırı olmasına kim göz yumuyorsa, bunu kim yasal hale getiriyorsa, bu insanlara yapılmış en büyük kötülüktür.

-İzmir depremde çok ağır bir bedel ödedi. İnsanlar ve insanlık enkaz altında kaldı. Peki bundan sonra neler yapılması gerekiyor?

Hüseyin Aslan: Depremde az hasarlı binalar bile yüksek risk oluşturuyor. Plansız ve sağlıksız yerleşim yerlerinin iyileştirilmesi, yapıların güçlendirilmesi için gelin güçbirliği yapalım. Gördük ki deprem öldürmüyor. Gördükki çürük ve riskli binalar insanları öldürüyor. Bunu son depremde açıkça gördük. Bayraklı’da yıkılan binaları gördüğümüzde, 3 blok, 5 blok yan yana. Bunlardan bir tanesi yıkılmış diğerleri ayakta duruyor.

-Gölcük depreminde de gördük bunları.

Hüseyin Aslan: Aslında Gölcük’ten çok ders almamız gerekiyordu. Özellikle yerel yönetimlerin, Belediye Meclis üyelerinin , Kent Konseylerinin bu konuda kendini görevli sayıp, insanları tehlikelerden koruması gerekirken biz hala sen-ben kavgası yapıyoruz. İzmir’de şehirleşme oranı yüzde 82. Bu Türkiye genelinde yüzde 65. İzmir’de nüfus artışı binde 22.38. Türkiye’de nüfus artışı ise 18.28. O zaman bu kentte nüfus yoğunluğu var. Bu kent 2050 yılında 8 milyona ulaşacaksa nerde ve nasıl barınacak bu insanlar? Son seçimlerden önce bütceye para akışı sağlamak için bir imar barışı çıkarıldı. İzmir’de 811.000 (Yazıyla sekizyüz onbir bin) yapı imar barışından yararlandı. İstanbul’da bu rakam 1 milyon 400 bin. Nüfus büyüklüğüne oranlarsak İzmir İmar barışından yararlanmada Türkiye birincisidir. Hem bir taraftan bu kentin yüzde 65-70’i depreme dayanıksız diyoruz. Diğer taraftan da 811 bin konutu yasal hale getiriyoruz. Bu deprem kentsel dönüşümün ve sağlıklı yapılaşmanın önemini bir kez daha gözümüzün önüne sermiş gözüküyor. Biz kentsel dönüşüm yasası çıksın diye defalarca bağırdık.

-Kentsel dönüşüm çıktı. Üstelik yasa çıkalı 15-20 yıl oldu. Peki ne değişti?

Hüseyin Aslan: Değişen bir şey yok. Kentsel dönüşüm adı altında şehir merkezinde lüks konutlar yapıldı. Maalesef Kentsel dönüşüm tam bir rantsal dönüşüm oldu. Siz kentsel dönüşümü Gümüşpala’da yapmazsanız, Bayraklı’nın gecekondu bölgesinde yapmazsanız, Gültepe’de yapmazsanız… Buraları İzmir’in en sağlam yerleri… Şehir merkezinde yapılanlar kentsel dönüşüm değildir. Kimse kusura bakmasın, apartman yenilemedir onun adı. Eskiden de yenileniyordu ama şimdi özel avantaj getirilmiş oldu. Kentsel dönüşümü ada bazında yapmamak bu şehre yapılacak en büyük kötülüktür. Yık 5 katlı binayı, yap 5 katlı bina. Yok böyle bir şey. Bir binayı yeniliyorsan oradan geçecek yolun genişleyeceğini 20-30 metre olacağını bilmemiz gerekiyor.

-O zaman İzmir kent merkezindeki imar planlarının sil baştan yapılması mı gerekiyor?

Hüseyin Aslan: Bununla ilgili bir komisyon kurulmalı. İçlerinde bilim insanlarının, şehir plancılarının mimarların olduğu komisyon bunları tartışmalı. Herkes fikrini söylemeli. Bu kent ortak akılla/güçle şekillenmeli. Ben yaptım oldu, biz herkesten daha iyi biliriz mantığıyla bu iş olmaz. Bu sadece belediyenin yapabileceği bir iş değil. Sadece Merkezi yönetimin de yapabileceği bir iş değil. Kentlerde yaşayanlardan oluşacak komisyonlardan çıkacak kararlarla şekillenmesi gereken bir iş bu.

-Haziran ayında İzmir Jeoloji Mühendisleri Odası Türkiye’de 17 kent, 80 ilçe, 500 köy fay zonlarının üzerinde. Orada yaşayanları hem can hem mal güvenliği tehlikede diye açıklama yapmıştı. Bu uyarılardan ders alan, gereğini yapan oldu mu?

Hüseyin Aslan: Aynı jeoloji Mühendisleri Odası, “İzmir’deki 30 İlçenin 24'ünde jeofizik mühendisi yok” diyor. Zemini araştıran, zemini ölçen, zeminin ne kadar dayanıklı olduğunu belirleyen bir mühendis yoksa belediyelerde, önce bunu düşünmemiz gerekiyor. Odanın söylediğini dikkate almazsak, jeoloji mühendislerine Belediyelerde kadro açmazsak biz daha çok konuşuruz. Jeoloji etüt raporunu hazırlıyorsunuz, belediyeye götürüyorsunuz, kim onaylıyor, neye göre onaylıyor bunu. Biz şehrin planını neye göre yapacağız. Jeoloji mühendislerinin, şehir plancılarının önerisine göre hareket etmeliyiz. Bunun başka yolu yok.

TÜİK yayınladığı raporda, “İzmir’de elde edilen veriler doğrultusunda alan nüfusu, konut sayısı, bina yapısı, bina yaşı, yapı fiziki durumları, kent dinamiğini ve estetiğini etkilemesinin analizlerini yaptık. Bu analizler sonucunda, sahipleşme ve yenileme alanlarının İzmir Genelinde 4370 hektar olduğu ve 313 bin binanın kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirmemiz gerekiyor” diyor. Bu 5 yıl önce yayınlanan bir rapor, peki şimdi nerdeyiz. Bu Kentsel dönüşüm olayı, tekrar söylüyorum Merkezi yönetimin de yerel yönetimin de tek başına karar vereceği bir iş değil. Burada yetki kargaşası da var. Kentsel Dönüşüm 5393 sayılı kanuna göre Büyükşehir’in yetkili olduğu kararı var, bir de 6306 sayılı karara göre Bakanlığın yetkili olduğu alanlar var. Bence bu yetki tam olarak ve sorumlu olarak yerel yönetimde olması lazım.

-Peki nasıl aşılacak bu sorun?

Hüseyin Aslan: Her sene değişen yönetmeliklere göre şehircilik mantığı olamaz. Bu yönetmelik tartışılır ve bir defa çıkarılır. Avrupa’nın hiçbir yerinde bir yılda 3 defa imar planı değişmez. Ama bizde her daire başkanı değişince, imar mevzuatı da değişiyor. Bu iş yaz boz tahtası olmamalı. Biz Atatürk’ün dediğini dinlemez, bilime önem vermezsek, tekniğe önem vermezsek, bu işler de böyle kördüğüm olur.

****

İZMİR’İN YARASI DERİN

NASIL TEDAVİ EDİLECEK?

-İzmir’de ağır hasarlı, orta hasarlı, hafif hasarlı binalar var. Zar zor başını bir eve sokmuş insanlar şimdi ne yapacak. Bunlar sağlam evlere nasıl kavuşacak.

Hüseyin Aslan: Çözüm Koperatifleşmede. Kavgasız gürültüsüz kentsel dönüşüm yapmak istiyorsak, mahalle mahalle, semt semt kooperatifleşeceğiz. Kentsel dönüşüm yapılacak yerdeki insanlar kararları kendi verecek. O mahallenin nasıl bir proje istediğine bakılacak. İnsanlar kendileri karar verirse, kavga gürültü olmaz ve sağlam binalar ortaya çıkar. Ben bir plan hazırladım buna uyacaksınızla bu iş olmaz. Kooperatifler oluşur, devletin temsilcisi, belediyelerin temsilcisi ve vatandaş ortak karar verirse herkes uyar. İşin özü örgütlenmedir. Egekoop’un başarısının altında yatan budur.

Egekoop’a bugüne kadar 200 ayrı meslek gurubundan insan girmiş. Biz 200 ayrı meslek gurubu yerine, bütün tamamladığımız bu projeleri 5 kooperatifle yapardık. Bunda bir engel yok. Kooperatifin üye sayısı bin de olur 5 bin de olur. Biz kooperatiflerde üye sayısı daha demokratik olsun diye 100-150’de tuttuk. Herkes kendi kooperatifini tartışsın istedik. Biz birçok projede üyelere üste para verdik. Türkiye’de bu tür örnek yok. Biz kooperatif olmasaydık o paralar iade edilmezdi. Bunun sebebi kooperatif yönetimlerinin üyelere her sene hesap vermesi.

-Kooperatiflerde kavga gürültü oldu mu?

Hüseyin Aslan: Bizim hiçbir kooperatif yönetimi bugüne kadar savcılığa gidip ifade bile vermedi. Egekoop’un projelerinde bir sakatlık olsaydı kıyamet kopmuştu. Ama trilyonluk projelerde kavga gürültü çıkıyor, duyuyoruz. Bizim bu çifte standardı ortadan kaldırmamız gerekiyor. 2019 seçimlerinden sonra ziyaret ettiğim tüm belediye başkanlarına söylediğim tek bir şey vardı. O da kentsel dönüşüm ve depremdi. “Kentlerin 1 numaralı sorunu bu” dedim.

-Dinleyen oldu mu?

Hüseyin Aslan: İzmir’in nüfusu artıyor. Çok talep var bu kente. İzmir’de uydu kentlerin yapılabileceği yeni arsalar yok.

-Bu imar alanlarını/arsaları kim üretecek.

Hüseyin Aslan: Bu arsaları Büyükşehir ve Bakanlık üretecek. Tabi burada belediyelerin öncülük yapması gerekiyor. Söylediğim 2 bin-3 bin konutluk uydu kentler. Vatandaş İzmir Merkeze gelmeden her türlü ihtiyacını yaşadığı yerde karşılaması gerekiyor. O proje içinde okulundan spor salonuna, camisinden alışveriş merkezine, eğlence merkezine kadar herşeyin olması gerekiyor. Devletin de oranın altyapısına kadar birçok şeye katkı koyması gerekiyor.

-Bu deprem İzmir’de ne kadar bir zarara yol açtı. Bir rakam verebilir misiniz?

Hüseyin Aslan: Seferihisar Merkezli deprem İzmir’e en az 300 milyar zarar verdi diye düşünüyorum. Eski parayla 300 trilyon lira. Biz bunun dörtte birini konutların sağlıklaştırılmasına, sağlamlaştırılmasına ayırsaydık bu kadar acıyı yaşamazdık. Hiç kimse çürük binada oturmak istemez. Kimse kimseyi suçlamasın, insanlar çaresiz. Siz binanız ağır hasarlı, hasarlı diyorsunuz. Çaresi sağlıklı yapıya kovuşmak. Ben rapor veririm işim bittiyle bu işler olmaz. Hasta doktora gidiyor. Kanser teşhisi koyuyor. Sonra da tedavi etmiyor ve git evine öl diyor. Böyle bir şey olamaz.

-Son söz olarak İzmirlilere nasıl bir çağrıda bulunuyorsunuz?

Hüseyin Aslan: Bu depremden sonra nasıl konutlarda oturacağımıza iyi karar vermemiz gerekiyor. Özellikle hanımlarımıza seslenmek istiyorum. Yeni ev alırken veya kiralarken mutfağın fayansına, dolabın rengine değil, o evi kim yaptı. Ne zaman yaptı. Nasıl yaptı? Onlara baksınlar. Gelişmiş ülkelerde her evin bir kimliği var. Kim yaptı, hangi yönetmeliğe göre yaptı, nasıl yaptı. Hazır beton mu kullanıldı. Kolonda, kirişte nasıl demir kullandı. Bunların hepsi kimlikte yazıyor. Şimdi bizde beslediğimiz hayvanın bile kimliği var ama maalesef oturduğumuz evin kimliği yok. Biz Egekoop olarak 1999 Marmara depreminden sonra görevimiz olmadığı halde parasını vererek İzmir dokuz Eylül Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’ne Seferihisar’da Deprem Araştırması yaptırdık. Hocalarımız, “17 tane fay hareket halinde. Bunlar İzmir’in depremden etkilenebileceğini gösteriyor” dedi. İzmir’de dokuz Eylül Üniversitesinin bünyesinde Deprem Araştırma Merkezi var. Buraya fikir soran, danışan yok. İzmir’in deprem Master planı yok. Deprem Master planı bir kentin anayasasıdır. Olmazsa olmazıdır. Bu Burhan Özfatura’nın İzmir Belediye Başkanlığı sırasında yapılmış ancak sonra yenilenmemiş. Üniversite, “Bende bütün doneler var. Yeterki birisi bunu benden istesin” diyor. İstanbul’un deprem Master Planı yenilenmiş ama İzmir’inki hala yenilenmemiş. Acilen İzmir’in Deprem Master Planları yenilenmelidir.

İbrahim Irmak / iirmak@haberhurriyeti.com

Not: Çevre konusunda her türl olumsuzluğu bize bildirebilirsiniz. Tabii güzellikleri de. Tel: 0533 414 4 57

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?