Isı pay ölçer için bir kişinin başvurması yeterli

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Ülkenin tanınmış genç avukatlarından biri, yaban kazı avı zamanı, tüfeğini alıp Karadeniz sahillerine ava çıkmış. Uçarken görmüş kazı. Hemen nişan alıp ateş etmiş. Kuş döne döne inmeye başlamış yere. Etrafı çitle çevrili bir araziye düşüvermiş sonunda da.

Avukat hemen araziye girip kuşu almaya yeltenmiş. Tam çitlerden içeri girecekken karşısına yaşlı bir köylü çıkmış.

Köylü avukata sormuş:

-"Ne yapıyorsun benim arazimde?"

Avukat cevap vermiş:

-"Şu yaban kazını vurdum da, almaya çalışıyorum."

Yaşlı köylü:

-"Arazi benim olduğuna göre, içindeki her şey gibi, kuş da benimdir." demiş.

Avukat hemen diklenmiş:

-"Ben bu ülkenin en büyük avukatlarından biriyim. Beni uğraştırma bey amca! Mahkeme masrafı falan der, çiftliğine kadar elinden alırım bak!

Yaşlı köylü gülmüş:

-"Biz buralarda böyle küçük sorunları mahkemeyle değil, ‘üç tekme’ kuralıyla çözeriz." demiş.

-"Nedir o üç tekme kuralı?" diye sormuş avukat merakla.

Yaşlı köylü:

-"Önce biri ötekine 3 tekme vurur, sonra öteki… Sonra yine ilki… Bir kişi pes edene kadar devam eder. Pes eden kaybeder." demiş.

Avukat genç, güçlü, kuvvetli, sportmen. Bakmış köylü de çelimsiz,yaşlı. İçinden “Ben bunu haklarım.” diye düşünerek:

-"Kabul!" demiş.

-"Burası benim arazim olduğuna göre ilk vurma hakkı bende." demiş yaşlı köylü. İlk tekmeyi atmış avukatın kasıklarına…

“Ugggh” diye dizlerinin üzerine çökmüş avukat. İkinci tekme tam midesine gelmiş. Avukat “böğğğğ” diye öğlen yediği yemekleri de çıkarmış, acıyla bağırıp dört ayak üzerinde yerde kalakalmış.

Yaşlı köylü üçüncü tekmeyi tam kıçının ortasına yerleştirince de öne doğru kapaklanmış avukat.

Önünde de köylünün ineğinin biraz evvel oraya bıraktığı ıslak tezek varmış. Avukatın suratı aynen gömülmüş tezeğin içine.

Avukat:

-"Şimdi sıra bende ihtiyar tilki!" diye doğrulmuş, ağzına kadar giren pislikleri ceketinin koluyla temizlemeye çalışırken.

Yaşlı köylü gülmüş:

-"Pes ediyorum. Bir kaz için dövüşmeye değmez. Al kuşunu, git hadi!"

(Fıkrayı bana ileten Cumhur Tonba abime çok teşekkür ediyorum.)

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Bazı insanlar her şeyi olduğu gibi görür ve 'neden' diye sorarlar. Bense her şeyi asla olmadığı biçimde hayal eder ve 'neden olmasın' diye sorarım." demiş Bernard Shaw.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

"Tencere ve tavaların yanmış tabanlarını tuz ve sirke ovun. Daha kolay temizlediğinizi göreceksiniz."

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Okyanuslar kurusa, açığa çıkacak olan tuz kıtaların hepsinin üzerinde 1.5 metre kalınlığında bir tabaka oluşturur."muş.

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Kadınlar şiddete karşı İstanbul'dan seslendi: 'Bizim isyanımızı duyacaksınız'

Dominik Cumhuriyeti'nde 58 yıl önce diktatörlüğe karşı mücadele eden ve tecavüz edilip katledilen Mirabel kız kardeşlerin anısına ilan edilen 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde İstanbullu kadınlar sokağa çıktı. Şiddete, tecavüze, tacize cinsel istismara karşı Kadıköy Osmanağa’da bir araya gelen kadınlar “Yaşasın kadın dayanışması'' ve “Kadınları değil cinayeti engelle” sloganlarıyla Beşiktaş iskelesinin önüne yürüdü.

“Dikkat bu ülkede kadın katliamı var” diyerek eylemlerine başlayan kadınlar, İpek Er’e tecavüz ettiği gerekçesiyle tutuksuz yargılanan Musa Orhan ve Aleyna Çakır’ın ölümündeki baş şüpheli Ümit Can Uygur’un fotoğrafları taşındı. “Yenilir yutulur cinsten değiliz”, “Nevin Yıldırıma Özgürlük” ve “Sana kadın Üniversitelerini açtırmayacağız” dövizlerini taşıyan kadınlar, “Sesimiz yankılansın birbirimiz için sokakta erkek -devlet şiddetine karşı isyandayız” pankartı açtı.

Yapılan ortak açıklamada, “İstanbul Sözleşmesinin kaldırılmasına izin vermeyeceğiz. Kadınları İstanbul Sözleşmesi kurtarır. Bizim adımıza erkeklerin konuşmasından bıktık. Bizim isyanımızı duyacaksınız. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz. Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok. Katilleri değil, kadınları yargılayan karşı isyanımız bitmeyecek. Pandemiyi bahane edip kadınların hayatındaki şiddeti artaranlara karşı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Eşitlik olmadan adalet sağlanmayacak. Hiçbir zaman erkeklere itaat etmeyeceğiz. Kürtaj ve nafaka hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Yalnızca faillerin yargılanması için aynı zamanda devletin sorumluluk alması için de soru sormaktan vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz da” denildi.

DEVA Partisi'nden çok konuşulacak Arınç açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukuk, demokrasi, ekonomi ve Avrupa konusundaki yeni söylemlerini DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, RS FM’de Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı. Yeneroğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkede korku imparatorluğu oluşturmuş durumda. Bülent Arınç’ın son günlerde ifade ettiği sözleri 2016 yılından bu yana AK Parti içerisinde çoğunluk düşünüyor zaten. Ben Kavala olayını 2016’dan beri toplantılarda gündeme getiriyorum ve bu toplantılarda hiçbir milletvekilinin bana itiraz ettiğine şahit olmadım. Parti yönetimi de bu konuda benden farklı düşündüğünü zannetmiyorum ama Cumhurbaşkanı, partiyi kurumsal kimliğinden tamamen soyutlamış, kendisini alkışlayan içi boş bir hülleye dönüştürmüş vaziyette. “

“Şu sorulabilir; insanlar neden tepki göstermiyor? Çünkü iktidar, öyle bir korku imparatorluğuna dönüştürdü ki en fazla korkan içeride olan insanlar. Kimse yarın öbür gün vatan haini olmak istemiyor, kimse FETÖ’cü olmak istemiyor. Bu iktidar süreci içerisinde yozlaşmalardan nasibini almışsa bunun hesabını vermek istemiyor. Yıllardan beri Arınç’ın tepesinde de demoklesin kılıcı hep sallandırılıyordu. Bugün bu noktaya gelmiş olmasının sebebi yine kendisinin ortaya koyduğu bir iradeden daha ziyade Cumhurbaşkanı’nın konuşmasıyla ortaya koyduğu tutumun gereğidir. Arınç; ‘’ömrüm boyunca hukukun üstünlüğünü ve adalet kavramını savunan birisiyim’’ diyor. Bugün ülkede hukukun üstünlüğü ve adalet adı altında ne kaldı ki? Zaten içi boşaltılmış vaziyette değil mi? Bunu o da biliyor, bilmeyen kimse kalmadı ki. Açıkça ifade etmedikten sonra, sorunun ne olduğunu net olarak göstermedikten sonra kimsenin kendi kendini kandırmasının bir anlamı yok.”

“Arınç’ın bu gün ifade ettiği durum özelikle Ak Parti içerisinde büyük bir çoğunluğun düşündüğü meseleler bunlar ve yeni konular da değil ama bugün Cumhurbaşkanı tekrar demokrasi, hukuk reformu veya seferberliğinden ne anladığını tekrar ortaya koymuş oldu. Cemil Çiçek’in geçen günlerde söylediği şeylerle bugün bu söylenenler arasında nitelik olarak ne fark var? Hiçbir fark yok. Arınç sadece isim ifade etmiş oldu.”

“Genel başkanımız on günlük programına baktığımızda her gün bir ilde kongre yapıyor. Bizim gördüğümüz bize yönelik teveccühün olağanüstü olduğu. Toplumun çok ciddi bir ilgisi var ve bu ilginin de sürdürülmesi karşısında iktidar çok ciddi endişe duyuyor. Şu anda yok sayma politikası takip ediyorlar. Ancak bu sürdürülebilir bir şey değil. Bizi rahat bırakmalarının da bir zararı yok. Şu açıdan söylüyorum, kongrelerimiz devam ediyor ve Aralık ayının ortasına kadar parti olarak seçime yeterlilik noktasındaki şartları yerine getirmek üzere 41 ilin kongresini bitirerek ilk yapılacak seçimlerde yani 2021’in ortasında mı yapılır artık ne zaman yapılırsa hazır hale gelmek için ciddi bir uğraş içerisindeyiz.”

Isı pay ölçer taktırmak için binadaki bir kişinin başvurması yeterli

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, Türkiye'de birçok binanın merkezi ısıtma sistemini kullandığını söyledi. Merkezi ısıtma sistemiyle herkesin aynı faturayı ödediğini belirten Şahin, bina yönetimlerinin de bu sistemi tercih ettiğini dile getirdi. Havaların soğumaya başladığını belirten Şahin, şöyle devam etti:

"Merkezi ısıtma sisteminden gelen faturayı bazı kişiler ödemek istemiyor. Çünkü bu kişiler 'ben sürekli doğal gaz yakmıyorum ve bu faturayı ödemem' diyor. Bu durumda ise apartmanda tartışma çıkıyor. Fazla fatura ödemek istemeyen vatandaş çare olarak dairelere ısı pay ölçer yani kalorimetre takılması teklifinde bulunuyor. Ama bu sefer de bina yönetimi 'salt çoğunluk gerekiyor' diye ısı pay ölçer takmak isteyen kişi ya da kişileri engelliyor. Merkezi ısıtma sisteminin bulunduğu bir binada ısı pay ölçer takmak için bir kişinin başvurması yeterlidir. Burada apartmandaki salt çoğunluğa bakılmaz. Her binaya ısı pay ölçer takılması zorunludur. Bu kanuni bir durumdur. Vatandaşlar ısı pay ölçer taktırmak için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine başvurmalıdırlar."

"Isı pay ölçerin takılı olduğu binalarda 'hiç yakmama' diye bir durum yok"

Merkezi ısıtmanın bulunduğu binalarda kalorifer derecesinin 24-25 dereceye ayarlandığını aktaran Şahin, "Isı pay ölçerin takılı olduğu binalarda 'hiç yakmama' diye bir durum yok. Eğer ısınmayı yakmazsan alt ve üst komşun bundan etkilenir. Bundan dolayı da kanun 15 derecede yakma zorunluluğu getirdi. Burada mağduriyetin önüne geçiliyor." ifadelerini kullandı.

Merkezi ısıtmaya itirazı olanların bunu yazılı olarak binaya bildirdikten sonra eksik ödeme yapsa bile bina tarafından para tahsili cihetine gidilemeyeceğini aktaran Şahin, "Isı pay ölçer olduğu halde fazla para ödeyenler hakem heyetlerine başvurması halinde fazla ödedikleri ücreti geri alabilecekler." diye konuştu.

Diego Maradona hayatını kaybetti

Arjantin'in önde gelen gazetelerinden Clarin, Diego Maradona'nın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Arjantin kaynaklı Clarin, Diego Maradona'nın hayatını kaybettiğini duyurdu. Clarin: "Kısa bir süre önce geçirdiği beyin ameliyatından sonra Tigre'deki evinde olan 60 yaşındaki Diego Maradona kalp krizi sonrası yaşama veda etti."

Korona haberlerine gelince:

Semptomsuz pozitif vakalar da tabloya geliyor

Sağlık Bakanı Koca, “Vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda semptom göstermeyen pozitif vakaları da günlük tabloda vermeyi planlıyoruz.” dedi. Koca, “Ekimin ikinci haftasından itibaren salgın karşısında öncekilerden daha ciddi bir sınavdayız” açıklamasında bulundu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın sözlerinden satır başları şöyle:

“Birçok ülkenin aksine Türkiye sağlık sistemi, pandemiyi sürpriz olarak karşılamadı.” açıklamasında bulundu.

“Türkiye, yaygın filyasyon yapılması, vakaların hızlı tespiti, ülke genelinde standart tedavi protokollerinin uygulanması, erken tedaviye başlanması, evde izole edilen hastalara ilaç temini ve tüm bu hizmetlerin ücretsiz gerçekleştirilmesi yönünden dünyada fark yaratan bir ülke oldu.”

“Hasta olsun olmasın, testi pozitif olanlar ve bunların temaslılarını HES kodu üzerinden sorgulamak mümkündür.”

“(Kovid-19 testi) Önümüzdeki günlerde kapasitemizi 200 binli rakamların üzerine çıkaracağız.”

“Test kapasitemizin geldiği nokta ve test politikamızın revizyonu, Bilim Kurulu’nda gündem oldu. Artık açık test politikasına geçtiğimiz kabul edilebilir.”

“Ekimin ikinci haftasından itibaren salgın karşısında öncekilerden daha ciddi bir sınavdayız.”

“(Kovid-19) Vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda semptom göstermeyen pozitif vakaları da günlük tabloda vermeyi planlıyoruz.”

“(Kovid-19 salgınıyla mücadele) Önümüzde milletçe teyakkuzda olmamız gereken günler var.”

Muhittin Böcek'in sağlık durumuna ilişkin flaş gelişme

Koronavirüs tedavisi süren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in solunum cihazından ayrıldığı bildirildi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yeni tip koronavirüs (Covid-19) tanısıyla tedavisi devam eden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in genel durumunun iyi olduğu bilgisi verildi.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Günün Şairi” olarak 20 Mart 2020'de sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 86. doğum günü olan Cengiz Bektaş’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum meslektaşı olmaktan onur duyduğum insanı.

Cengiz Bektaş, 26 Kasım 1934 tarihinde Denizli'de doğdu. 56. İlkokul (Saraçhane), İstanbul Erkek Lisesi'ni (1953) bitirdi. 1956 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü'nden, 1959 yılında da Münih Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu.

1960'ta Alman Şehircilik Akademisi kurslarını izledi. 1959-62 yılları arasında Münih’te Prof.Dr. Fred Angerer ve Alexander Baron von Branca’nın ortak oluşturdukları bir büroyu yönetti. Mimar Sinan Üniversitesi Şehircilik ve Mimarlık Bölümü’nde (1961-62, 1999-2000), Zafer Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulu’nda (1967-69) ve Trakya Üniversitesi’nde (1998-99) öğretim üyesi olarak görev aldı. Münih (1959-61), Ankara ve İstanbul’da (1962-2000) serbest mimarlık, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde danışmanlık (1999-2000) yaptı. 1959’dan itibaren serbest mimar olarak çalışmalarını sürdüren Bektaş, konuk öğretim görevlisi olarak Makedonya, Almanya ve ABD’de bulundu. Ayrıca Türkiye Yazarlar Sendikası genel başkanlığı (1999-2005) ile Türkiye-Yunanistan Dostluk Derneği başkanlığı görevlerini üstlendi. Çağrılı olarak gittiği Makedonya, Amerika, Almanya’da kısa süreli konuk hocalık yaptı, konferanslar verdi. Uluslararası ve ulusal mimarlık yarışmalarında 25’in üzerinde ödül aldı. Cumhuriyet Dönemi örnekleri arasında sayılan yapılar gerçekleştirdi.

Cengiz Bektaş, yazı yaşamına bir Denizli gazetesine yazdığı fıkralarla gir­di (1950). 1954'te DGS Akademisi'ndeki, Bedri Rahmi'nin seçici kurulda olduğu şiir yarışmasında birincilik kazandı. 1960 yılında Fazıl Hüsnü Dağlarca, Türkçe Dergisi'nde Bektaş'ın şiirlerini Türkiye'de ilk kez yayımladı. Şiir ve yazıları, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın çıkardığı Türkçe dergisinde (1960) başlayarak  Dost  (1963), Sanat Sanatçılar (1965), Türk Dili (TDK, 1968-83), Yazko Edebiyat, Varlık, İnsancıl, Güzel Yazılar, Evrensel Kültür, Kıyı gibi dergilerde yayımlandı. Şiirleri, deneme ve incelemelerinin yanı sıra mimarlık üzerine yazı ve konuşmalarıyla da tanındı. Şiirleri on altı dile çevrildi. Akdeniz adlı şiiri Aylin Livaneli tarafından bestelenerek seslendirildi.

Şiirin yanısıra deneme ve gezi yazıları da yazdı. Çağdaş yaşamdan yola çıkan, toplumun kültür biriminin bilincinde, özden çıkarak biçimlenen bir şiire yöneldi. Şiirlerinde yer yer motif olarak kullandığı Anadolu kültürlerinin bir bütün oluşturduğunu vurguladı. 1999'da Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanlığı'na seçildi. Doğa ve insan temasını işleyen şiirlerinde yalın bir dil kullanmaya özen gösterdi.

Cengiz Bektaş, 20 Mart 2020 günü İstanbul’da hayata veda etti.

ESERLERİ:

Şiir:

Kişi (1964), Akdeniz (1970), Mor (1974; yeni bas., bütün şiirleri, 1998), Dört Kişiydiler Bir de Ben (1975), Yeryüzünün Yüreği (1978), Yerdeli Gökdeli (1980), Zeytinli Fırın Sokağı (1981), Güz Ey (1983), Dört Kişiydiler Bir de Ben + Ustalarım (1984), Fide (1987), On’u Birden (1992), Ustalarım, Dışların İçi (1994), Su Belleği (1998), Su Gölgesi (2002), Sevgi Alnımın Teri  (2003). 

Deneme-İnceleme:

Mimarlıkta Eleştiri (1967), Bedri Rahmi Nakışlı Bir Deneme (1975), Benim Oğlum Bina Okur (1980), Duvarların Dışı da Senin (1982), Yuva mı Mal mı (1983), Kimin Bu Sokaklar Alanlar Kentler (1987), Hoşgörünün Öteki Adı: Kuzguncuk (1996), Kültür Kirlenmesi (1996), Kent (1996),  Ev Alma Komşu Al (1996), Yaşama Kültürü, Bak Bak Desinler (1998), Barış Sofrası (2001), Kentli Olmak ya da Olmamak (1999-2004).

Derleme:

Kocasinan (1968), Halk Yapı Sanatından Bir Örnek: Bodrum (1977), Antalya (1980), Babadağ Evleri (1987), Şirinköy Evleri (1987), Akşehir Evleri (1987), Koruma Onarım (1992), Kuşadası Evleri (1992), Mimarca Merme (1993), Kuş Evleri (1994), Türk Evi (1996), Selçuklu Kervansarayları (1999), Halk Yapı Sanatı (2001). 

Çocuk Kitabı:

Koca Rıza (1981), Usta ile Çırak (1989), Ebemevi (1989), Sevgiyle Yap (1990), Çağıl Nasıl Mavi Oldu? (1995), Kitap Bahçesi I-II (2005). 

Çeviri:

Çizmeli Kedi (1981), Sappho (şiir, Azra Erhat ile, 1978).

Mimari:

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü (O. Vural ve V. Özsan ile birlikte, 1964), Türkiye Büyükelçiliği (Bonn, O. Vural ve V. Özsan ile birlikte,1964), Etimesgut Camisi (1965), Merkez Bankası Şubesi (Denizli, 1971), Silivri Toplu Konutları (İstanbul, 1972), Babadağlılar Çarşısı (Denizli,1973-75), Türk Dil Kurumu Binası (Ankara, 1977), Binevler Toplu Konut Yerleşmesi (Edirne, 1978), Demir Çelik Fabrikası ( İzmir, 1983).

ÖDÜLLERİ:

1968 yılı Türk Dil Kurumu İnceleme-Araştırma Ödülünü ( Mimarlıkta Eleştiri (1967) adlı kitabı ile.)

1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda Tek Şiir Başarı Ödülü.

1978 Ulusal Mimarlık Sergisi Ödülü (Türk Dil Kurumu binası projesi ile.)

2001 Ağa Han Mimarlık Ödülü (“Akdeniz Üniversitesi Olbia Sosyal Özeği” projesi ile.)

2003 Truva Şiir Ödülü ve Romanya Balkan Kültürüne Katkı Ödülü.

2007 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü (Dün Bugün ile.)

2018 PEN Türkiye Şiir Ödülü

Sizlerle bir şiirini paylaşarak değerli şairi anmak istiyorum:

BİR EV ÇİZECEĞİM

 

Bir ev çizeceğim bölümsüz doğu-batısız

Verin ellerimi

Serin gölgelerde kişiler çizeceğim

Ağısız çocukluklar

Sen-benim biz olduğu çağ

Ayrı bölüm düşkünü yok aramızda

Çalışmanın büyüsü irelecek

Evimizin düzeni yerinde

Yüzyılların tümü birden yaşanacak

Kötü tümceleri de seveceğiz iyilerce

Geleceğimiz bizden utançsız

Çalgılar susacak ses sürecek eylemimizde

Evimizde öldürneyi öğreten inanışlar anılmıyacak

Bilinmeyen ötelere el kaldıran papazlar olmıyacak

Demirci Müller'in gözlerindeki kuşku

Senin benim kuşkum

Tinimizi tanrılığa yetiştirmeyi bileceğiz

Tuna içimizde doğup kocayacak

Birbirimizi çiçek olmuş yaprak olmuş göreceğiz

Kurumuş dudaklarımızda sıcaklık

Dağlarda döğülmüş sular evimizde

Yeşil otların üzerinden çakıl temizliğinde

İnancımız üzerine evrenimiz

Evimizde ağaçlar kökleri bizde

Bir ev çizeceğim bölümsüz doğu-batısız

Verin ellerimi

Verin ellerimi

Kişiler çizeceğim

#CengizBektaş

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Gelibolu’nun Kurtuluş Günü:

26 Kasım 1922 tarihi Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinin Türk ordusu tarafından düşman işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Gelibolu ilçesinin 98. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

26 Kasım 1548 - Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı ordusu, Halep'e girdi.

26 Kasım 1812 - I. Napolyon komutasındaki Fransız Ordusu, büyük kayba uğrayarak Rusya topraklarını terk etmek zorunda kaldı.

26 Kasım 1842 - Notre Dame Üniversitesi (Indiana, ABD) kuruldu.

26 Kasım 1865 - Lewis Carroll'un yazdığı Alice Harikalar Diyarında ilk kez basıldı.

26 Kasım 1922 - Gelibolu Türk ordusu tarafından düşman işgalinden kurtarıldı.

26 Kasım 1922 - Howard Carter ve George Herbert de Carnarvon, Mısır Firavunu Tutankhamun'un mezarına 3000 yıl sonra giren ilk insanlar oldular.

26 Kasım 1923 - Posta Kanunu kabul edildi.

26 Kasım 1926 - Türkiye'nin ilk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası faaliyete geçti.

26 Kasım 1934 - Lakap ve unvanlar kaldırıldı. Kanunla "Ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi, hazretleri gibi lakap ve unvanlar kaldırılıyor; bütün yurttaşlar, kadın erkek, kanun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılır." deniliyordu.

26 Kasım 1935 - Afyon-Isparta demiryolu açıldı.

26 Kasım 1942 - Yugoslavya'da Anti-Faşist Halk Kurtuluş Konseyi kuruldu.

26 Kasım 1942 - Sovyet Ordusu, Stalingrad'da Alman Ordusuna karşı saldırıya geçti.

26 Kasım 1943 - Tosya ve Ladik'te 7,2 büyüklüğündeki depremde 2824 kişi öldü.

26 Kasım 1950 - Türkiye, Kore Savaşı'na katıldı.

26 Kasım 1954 - Kapalıçarşı'daki yangında 1394 dükkân harap oldu. Çarşı yanındaki 3 han ve birkaç bina büyük hasar gördü.

26 Kasım 1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'deki füze üslerini kaldırmaya karar verdi.

26 Kasım 1968 - Günaydın Gazetesi yayın hayatına başladı.

26 Kasım 1974 - İlk kremalı likör olduğu iddia edilen Baileys piyasaya sürüldü.

26 Kasım 1983 - Stanislav Petrov adlı Rus yarbay, Sovyetler Birliği'ne ait füze erken uyarı sistemindeki bir hatayı fark ederek olası bir nükleer savaşı engelledi.

26 Kasım 1991 - Michael Jackson, 4. profesyonel müzik albümü olan Dangerous'ı piyasaya sürdü. Albümdeki Black or White şarkısına çektiği klip, çığır açtı.

26 Kasım 1993 - Almanya, PKK'yı terör örgütü ilan ederek, bütün yan kuruluşlarıyla birlikte kapattı.

26 Kasım 1996 - Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı Tansu Çiller, Susurluk kazasından söz ederken, Devlet uğruna kurşun atan da yiyen de şereflidir dedi.

26 Kasım 2003 - Concorde yolcu uçağı son uçuşunu gerçekleştirdi.

26 Kasım 2008 - Ön ödemeli su sayacının abonelere takılması, Ankara 11. İdare Mahkemesi tarafından yasaklandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

26 Kasım 1847 - Maria Fyodorovna, Rusya'nın İmparatoriçesi (ö. 1928)

26 Kasım 1857 - Ferdinand de Saussure, İsviçreli dil bilimci (dilin yapısı konusundaki görüşleriyle 20. yüzyıl dilbiliminin temellerini atan) (ö. 1913)

26 Kasım 1883 - Lou Tellegen, Amerikalı sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 1934)

26 Kasım 1894 - Norbert Wiener, Amerikalı matematikçi ve Sibernetik biliminin kurucusu (ö. 1964)

26 Kasım 1898 - Karl Ziegler, Alman kimyager ve Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1973)

26 Kasım 1909 - Eugène Ionesco, Rumen kökenli Fransız oyun yazarı (ö. 1994)

26 Kasım 1917 - Nesuhi Ertegün, Müzik yapımcısı ve Atlantic Records plak şirketi kurucusu (ö. 1989)

26 Kasım 1922 - Charles M. Schulz, Amerikalı çizer ve animatör (Amerikalı çizgi-romanı "Snoopy"nin (Peanuts) yaratıcısı) (ö. 2000)

26 Kasım 1931 - Adolfo Pérez Esquivel, Arjantinli ressam, heykeltıraş, insan hakları savunucusu ve Nobel Barış Ödülü sahibi.

26 Kasım 1935 - Ayten Erman, Oyuncu.

26 Kasım 1939 - Tina Turner, Amerikalı şarkıcı ve oyuncu.

26 Kasım 1954 - Ayşe Nur Bahçekapılı, Hukukçu ve siyasetçi.

26 Kasım 1965 - Mansur Ark, Şarkıcı.

26 Kasım 1968 - Haluk Levent, Anadolu rock sanatçısı.

26 Kasım 1971 - Akira Narahashi, Amerikalı aktör.

26 Kasım 1973 - Peter Facinelli, Amerikalı sinema oyuncusu.

26 Kasım 1990 - Ece Çeşmioğlu, Oyuncu.

26 Kasım 1990 - Rita Ora, İngiliz şarkıcı, söz yazarı ve oyuncu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

26 Kasım 1504 - I. Isabel, Kastilya ve Aragon Kraliçesi (d. 1451)

26 Kasım 1855 - Adam Mickiewicz, Leh şair (d. 1798)

26 Kasım 1858 - William Mopher, Amerikalı mucit ve kâşif (d. 1759)

26 Kasım 1926 - Ernest Belfort Bax, İngiliz sosyalist gazeteci ve filozof (d. 1854)

26 Kasım 1926 - John Browning, Amerikalı silah tasarımcısı (d. 1855)

26 Kasım 1936 - Mari Felekyan, Ermeni asıllı tiyatro sanatçısı ve Toto Karaca'nın annesi.

26 Kasım 1936 - Şükrü Naili Gökberk, Kurtuluş Savaşı komutanlarından (d. 1876)

26 Kasım 1939 - Melek Kobra, Tiyatro, sinema ve operet sanatçısı (d. 1915)

26 Kasım 1947 - Saffet Arıkan, Asker ve siyaset adamı (Millî Eğitim Bakanlarından ve köy enstitülerinin başlangıcı sayılan okulları kuran) (d. 1888)

26 Kasım 1956 - Tommy Dorsey, Amerikalı caz müzisyeni ve swing orkestrası şefi (d. 1905)

26 Kasım 1968 - Arnold Zweig, Alman yazar (d. 1887)

26 Kasım 1981 - Max Euwe, Hollandalı Dünya satranç şampiyonu (d. 1901)

26 Kasım 1986 - Gündüz Ökçün, Siyasetçi, hukukçu ve Türkiye Dışişleri eski bakanı (d. 1936)

26 Kasım 1990 - Turhan Özek, Klasik Türk müziği sanatçısı (d. 1937)

26 Kasım 2002 - Neşet Günal, Ressam (d. 1923)

26 Kasım 2004 - Philippe de Broca, Fransız sinema yönetmeni (d. 1933)

26 Kasım 2018 - Stephen Hillenburg, Oyuncu, seslendirme sanatçısı (d. 1961)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Perşembe.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?