Anormal normalleşme

1 Haziran 2020 tarihinden itibaren başlatılan normalleşmeye, o zamanlarda “Anormal normalleşme” demiştik.

Hızla alınan kararlar başımıza bela olacak, Ekim ayında çok büyük sorun bizi bekliyor dedik, beni takip edenler bilir.

Sadece benim, pek çok meslektaşım dedi, dinleyen olmadı. Camiler, AVM’ ler, okullar açılmasın dedik, dinleyen olmadı. Otelleri açıktık. Merak ediyorum, pandemi döneminde ne kadar yabancı turist geldi ve hangi ülkelerden.

1 Haziran’ a kadar tüm basında Korona Haberleri, gece gündüz verilirken, o tarihten itibaren korona haberi araki bulasın.

Merak ediyorum. Dünya yıkılırken pandemiden, biz ülkenizde neler olduğu haberlerini bile alamadık.

Basın da suçludur. Bu net. Ama eğer bunlar talimat ile yapıldıysa kimler, neden bu talimatları verdi bilmiyorum, aka onlar çok daha suçlu.

Sanki çok acil bir durummuş gibi, binlerce kişinin katılacağı bile bile camiler açtık, mitingler yaptık.

Hepimiz kurallara uymayanları suçladık haklı olarak. Çünkü üç basit kural var, onu uygulasan pandemi olmayacak, bu kadar basit.

Ama bir de şu açıdan bakalım, toplumsal farkındalığın bu kadar düşük olmasında Haziran’ dan sonra uygulanan politikalar da neden olmuş olabilir mi?

Bence net olarak evet. Çok sayıda sağlık çalışanı şehit oldu veya enfekte oldu. Bir kaç haber dışında, son bir kaç ayda ölen sağlık çalışanı haberi, baş sağlığı dileği duydunuz mu? Bizler çok ama çok duyduk. Gördük. Arkadaşlarımızı sessiz sedasız toprağa verdik.

Hemşirelerimiz, personellerimiz öldü. Hiçbiri haber değeri bile taşımadı maaleaef. Eczacılar şehit oldu. Bu ülke, hiçbir ülkede yaşanmayan maske skandalı yaşadı. Hiçbir yerde eleştiri gördünüz mü? Pandemi merkezini eczaneler önüne taşındı o dönemde, pek çok eczacı enfekte oldu, belki de bu yüzden şehit oldu. Peki, hiç merak ediyor musunuz?

Şu an kadar kaç sağlık çalışanı şehit oldu, enfekte oldu. Kaç sağlık çalışanı istifa etti, emekli oldu. Ben merak ediyorum ve açıklanmasını istiyorum doğrusu.

Sizlere net söyleyeceğim şey, bu ülkede pandemi döneminde herkes sadece sağlık çalışanlarının tamamının özverili çalışmalarına yatıp kalkıp dua etsin. Yoksa iyi olan hiçbir şey yok.

Pandemi ilanından bugüne kadar, bir gün bile, esnek çalışma hakkım ve yıllık izin hakkım dahil, bir gün, bir saat bile görevinin başından ayrılmamış bir hekim olarak söylüyorum.

Gözlerimle gördüm yapılan fedakarlıkları. Bu kahramanlar içlnde savaşmayanları da gördüm ama. Herşeyi fırsata çeviren, sadece kendilerini düşünenleri de. Ama o azınlık dışında , kahramanlar için kayıplarımıza şehit hakkı istedik, şehitlerimizin çocuklarına devlet garantisi ile eğitim bursları talep edildi, ama gündemimizde yok denildi bizlere.

Verilen paralar olduğu söyleniyor sadece. İnanın bizlerin umrumda değil.

Bizler hergün kaybettiğimiz o masum insanlarımıza, şehitlerimize göz yaşı dökmekten parayı pulu düşünecek halimiz kalmadı ki. Ama maddi destekler konusunda da gerçeklerin söylenmediğini ifade etmem gerekir.

Bizler bu süreci yaşarken, mecliste hekimlerin hatalarına verilecek cezaların ağırlaşması için yasa teklifi bile gündeme geldi.

İnanabiliyormusunuz. Biz de görünce inanamadık, neyse ki, tepkiler karşısında geri çekildi bu teklif. Zamanı mı bu teklifin.

Elbette kusur cezayı gerektirir. Belki de cezalar da düşüktür, bilemem. Ama zamanı mıydı.

İşte yazdıklarımın tümü için sağlık çalışanlarına bakış açısının ne olduğunu anlamak için bir basit örnek sizlere. Haziran atına kadar iyi, ondan sonra berbat yönetilen bir pandemi süreci.

Şimdi birileri şu söyleyecek. Ekonomi, işsizlik, maddi zorluklar, ülkenin durumu....

sizin canınız yandığında bunların hangisi sizin için önemli olur.

Bir hayatın karşılığı nedir? Bir nefes için ömür harcayan sağlık çalışanları bunları anlayabilir mi? Ya siz? Şimdi pandemi hiç olmadığı kadar yüksek hızla devam ediyor.

Ölüm, enfekte kişi saysı, yoğun bakım doluluk oranları hızla artıyor. Bu göstermelik tedbirlerle artmaya da devam edecek inanın.

Sonuç, sağlık çalışanlarının özlük hakları için hiçbir şey yapmayın, ama istifa, izin ve emeklilik hakları askıya alınsın, buna da başarı diyelim. Bu insanların derdi nedir diye sormadan, YASAK demek kolay. Pes doğrusu. Bizler herşeyimizi vererek savaşmaya devam edeceğiz, belki canımızı da. Ya vicdanlar... herkese iyi bir hafta sonu dilerim.

Prof. Dr. Bülent Karabulut

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Karabulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?