Prof. Dr. Ercan, Marmara’da olacak büyük depremin yerini açıkladı

Merhaba sevgili okurlarım!..

Ve günaydın Türkiye!..

“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Küçük kız annesine sormuş:

- "Anne melekler uçar mı?"

Anne:

- "Evet kızım, uçar." demiş.

Kız:

- "Gerçekten mi?"

Anne:

- "Evet kızım, gerçekten."

Kız:

- "Peki anne, öyleyse bizim hizmetçi kız niye uçmuyor?"

Anne:

- "Niye uçsun ki kızım?" diye sormuş.

Kız:

- "Babam hep ona 'meleğim' diye sesleniyor da..."

Anne:

- "Bekle kızım!" demiş, "Bekle, birazdan o da uçacak!"

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

“Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanırız.” demiş Bernard Shaw.

Ne yapıyoruz o halde?

Oyun oynamaktan hiç vazgeçmiyoruz ve dolayısıyla da hiç yaşlanmadan ölüyoruz.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Kabuğunu rahatça soymak istediğiniz yumurtayı raptiye vb. sivri uçlu bir şeyle üzerinde küçük bir delik açarak haşlayın.”

Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

"Cep telefonuyla konuşurken yürüyorsanız, yanınızdan biri geçtiğinde yere bakma eğilimine girermişsiniz."

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Prof. Dr. Ercan: Marmara’da büyük deprem Tekirdağ’da olacak

Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Tekirdağ'ın Marmara Ereğlisi ilçe Belediyesi'nin düzenlediği, ‘Deprem her an kapımızda' konulu panele katıldı. Panelde konuşan Prof. Dr. Ercan, Türkiye'nin deprem açısından en güvenli illerinin Kırklareli ile Edirne ve Tekirdağ'ın kuzey bölgeleri olduğunu söyledi. Trakya'da deprem açısından en güvensiz ve imara açılmaması gereken bölgelerin Ergene çukuru, Marmara Ereğlisi, Mürefte ve Şarköy kıyılarının yapılaşmaya açılmaması gerektiğini ancak buna engel olunamadığını ifade etti. Prof. Dr. Ercan, Kuzey Anadolu kırığının davranışının kişilikli olduğunu, doğudan başlayıp batıya doğru adım adım gittiğini söyledi.

Bölge üzerine eskiden meydana gelen depremleri anlatan Ercan, “Sonuçta İzmit 1999 depreminin olacağını biz jeofizik mühendisleri ilk kez 1982 yılında söyledik. 1982 yılında algoritmamı uyguladığım zaman 1994'ten sonra her an deprem olabilir demiştim. Tabi bunu çoğunuz anımsamıyordu çünkü o zaman için deprem konuları bu kadar ilgi çekmiyordu. Sonra 5 yıl gecikmeyle 1999 depremi gümbür gümbür geldi ve 17 bin 800 kişiyi kaybettik. 7,5 büyüklüğündeki bu depremde boşalan enerji 130 atom bombasının gücüne eş değerdeydi” dedi.

Marmara Denizi'nde olacak bir depremin Marmara'nın çevresindeki kentlerin depremi olduğunu ifade eden Ercan, “Marmara Ereğlisi'nin önünde olacak deprem hem Tekirdağ, Çanakkale, İstanbul, Balıkesir, Bursa, Yalova, hem de Kocaeli'nin depremidir. Nasıl onların depremi bizi etkilediyse bizim depremimiz de buraları etkileyecektir. Demek ki bu hazırlık sadece Tekirdağ'da değil bu saydığım illerin tamamında yapılmalıdır. Çünkü Marmara'da bugüne kadar yapmış olduğum araştırmada Marmara depremleri bir bütün davranışı içinde oluyorlar. Depremin bir yasası vardır ve bu yasa der ki ‘Bir yerde 7 büyüklüğünde bir deprem olduysa gelecekte de aynı yerde aynı büyüklükte bir deprem olacaktır.' Demek ki tarihini bilmeyen tarihini yaşar.

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Marmara'daki depremi ölçerleriyle nerenin gergin olup olmadığını bildiklerini belirterek, “Buna göre Büyükçekmece'nin batısından Şarköy'e kadar yüksek gerginlik yaşanıyor. Demek ki bu gerginliğin bulunduğu torağın bir kısmı Silivri'den başlıyor yani İstanbul'un batısından başlıyor ama büyük bölümü Tekirdağ ilinde bulunuyor. Buna göre Tekirdağ ilini deprem bekliyor diyoruz. Bu depremin olacağı yer ise bu arı kovanının en yoğun olduğu yer Marmara Ereğlisi'nin önü oluyor. Arzu ederseniz dışarıya çıkarız sizlere depremin tam nerede olacağını da gösterebilirim. Sadece Marmara Ereğlisi depremi olmayacak bütün Trakya bölgesinin depremi olacak. Nasıl kırılacak bu deprem derseniz, doğu-batı doğrultusunda kırılacak. Bir deprem olduğu zaman hem doğu-batı doğrultusunda kırılacak hem de Trakya kırığını oynatarak tam bu Marmara Ereğlisi'nde bulunan dolum tesislerinin altından geçerek Çorlu'ya doğru gidecek, Çorlu'yu da çok etkileyeceğini de söyleyeyim, Lüleburgaz, Babaeski üzerinden Edirne'ye kadar etki yaratacak. Yani bu deprem sadece Marmara Ereğlisi depremi olmayacak bütün Trakya'nın ve Marmara bölgesinin depremi olacak” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Ercan, kendisine büyük İstanbul depreminin sorulduğunu belirterek, “İstanbul'un önünde olacak olan deprem Küçükçekmece ile Avcıların önünde olacak ve bu deprem 6,4 ile 6,7 arasında olacak. Yani büyük olmayacak. İstanbul'da büyük deprem olsaydı arkadaşlar, hiçbir şey bilmiyorsanız oradaki kalıntılara bakın, bugün ne Ayasofya kalırdı ne Bozdoğan Kemeri kalırdı, ne Süleymaniye kalırdı, İstanbul'un surları kalırdı. Yedikule surları her deprem olduğunda yıkılır. Bana göre ilk deprem Küçükçekmece'nin altında olacak” dedi. Hiç kimsenin Tekirdağ depreminden söz etmediğini söyleyen Ercan, “Kimse Tekirdağ depreminden söz etmiyor herkes İstanbul diyor. Oysaki büyük deprem Tekirdağ'da olacak. Marmara Ereğlisi'nin beklediği depremin yıkım kuvveti de 9 olacaktır. Eğer Marmara Ereğlisi'nde enkaz altında insan aramak istemiyor, can kaybı yaşamak istemiyorsanız o kıyı şeridindeki yapıların hepsinin yıkılması gerekiyor. Siz yıkmazsanız deprem hepsini yıkacak bu yapıların. İnsanlar önce malım dememeli önce canım demeli. Bir kişinin Türkiye Cumhuriyeti'nde depremden ölmesinin maliyeti 1 milyon 250 bin dolardır. Pekiyi bir kişinin depremde ölmemesi için yapılması gereken kişi başı yatırımın miktarı ne kadardır biliyor musunuz? Sadece 5 bin dolardır” diye konuştu.

Daha önce de 2045 yılından önce büyük deprem olmayacağını söylediğini belirten Ercan, bölgede olan depremleri anlatıp, “Marmara Ereğlisi depremi İstanbul'da olacak olan depremin 6 katından daha fazla olacak. İstanbul'da beklenen depremde açığa çıkacak güç 4,3 atom bombası gücünde olacak. Ama Marmara Ereğlisi'nde olacak olan depremde açığa çıkacak güç ise 24 atom bombasına eş değer olacaktır. Ama biz bunu can kayıpsız atlatabiliriz” diye konuştu.

Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, olası bir depremde 18 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da önlem almanın kolay olmadığını belirterek, 1 milyon 600 bin yapının dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Ercan, “1 milyon 600 bin yapının dönüştürülmesi için bir kere para yok yani sonra yasada bazı eksikler var. Sonra insanlar bu konuda da yardımcı olmuyorlar yönetimlere. Çünkü adam bir daire veriyor iki daire istiyor veya ‘Ben bu daireyi veririm ama aynı boyutta daire isterim' diyor. Böyle olmaz ki yani o zaman hangi müteahhit o yapıyı yıkıp yeniden yapar ki. Dolayısıyla yönetim ve halk arasında mal mülk anlaşması olması gerekiyor. Bu kesinlikle böyle her şeyi devletten de beklemeyecekler. Yoksulun bir de elinden tutmak gerekiyor. Şimdi yoksulun elinde para olmadığı için yapısını yıktırıp yeniden yaptırma olanağı yok. Sonra özellikle Türkiye’deki yapıların yüzde 20’si yerden gelen sorunlar, yüzde 80’i yapıdan gelen sorunlardan dolayı yıkılıyor. Yapısal sorunlar için banka kredi veriyor ama jeofizik araştırmalar için banka kredi vermiyor. Yani yarından tezi yok bankalar yerden gelen sorunlar için de kredi vermeli” dedi.

Son günlerde Malatya, Aydın ve Çorum'da meydana gelen depremlere değinen Prof. Dr. Ercan, “Bunlar depremcik boyutundaydı. Sadece Çorum’da, Ezine Pazarı kırığında bir deprem oldu 4.1 büyüklüğünde bu Ezine Pazarı kırığının diri olduğunu gösteriyor. Diğer depremler daha küçük boyuttaydı, onlarda çekinecek bir durum yok. Ancak Sisam'da beklediğimiz o orta büyüklükteki 5,5-5, 6’ya kadar olacak depremin hiçbiri olmadı henüz. Bu durum orada çekincenin sürdüğünü ve İzmir’de hasar görmüş yapıların bir an önce yıkılıp orada ölümlerin gelecekte önlenmesinin yararını gösteriyor bize. Şimdi Aydın’da depremler çok seyrek aralıklarla oluyor. Kuşadası da Aydın’ın bir ilçesi biliyorsunuz. Depremlerin en sık olduğu yer Sisam Adası ve Kuşadası’nın bulunduğu kesim. O nedenle deprem için en çekinceli olan bölge Aydın’dır. Ama Efeler ilçesi değildir. Aydın’da deprem çekincesi yüksek olan ilçeler Nazilli, Söke, Kuşadası, Ortaklar, Germencik ve Efeler olarak sıralanıyor” diye konuştu.

İzmir'in Seferihisar açıklarında yaşanan depremin büyüklüğünün de 7, yıkım gücünün de 9 olduğunu ifade eden Ercan, şunları söyledi:

* İzmir için zaten bu deprem İzmir’de olmadı, Sisam’da oldu. Depremin büyüklüğü 7, yıkım gücü 9'du. Bu biraz Türkiye’nin ayıbıdır. Sisam bölgesinde 7’den büyük deprem beklemediğim için İzmir’de daha büyük bir deprem beklemiyorum demektir.

* İzmir’in gerçek depremi İzmir kırığının üzerinde olacak bir depremdir. Eğer İzmir’de 7 büyüklüğünde deprem olsaydı birçok kişinin ölümünden söz edebilirdik.

*. Evet, Sisam’daki kırık boşalmıştır orada bir deprem beklemiyorum. Ama İzmir kırığı gelecekte deprem yaratmak için birikimini sürdürmektedir. Kentsel dönüşüm bu işin tek çaresidir. Depremi ben kısa bir süre içinde beklemediğimi söylemiştim. Kentsel dönüşümü hızlandırmamız gerekiyor.

* Yapısal dönüşümden vazgeçip, mahalle ve ilçe boyutunda yıkıp yerine yeniden yapmamız gerekiyor. Bir an önce yapılması gereken budur, belediyelerin ise bu yapıları kontrol ettirip onları yenileme konusunda zorlama yetisi yoktur. Bu yetki belediyelere verilirse bu iş hızlanır. Hiçbir şey için asla geç değildir.

* Dolayısıyla İstanbul depremine daha 20-25 yıl var. İstanbul’da yıkıcı bir deprem olmadı henüz. Kaldı ki Marmara Ereğlisi'nde de deprem olmadı dolayısıyla bugüne kadar yasalar, yönetmelikler çıktı, kentsel dönüşümler için taban haritaları çıkarıldı bundan sonra yapılacak eylem işi hızlandırmak.

Korona haberlerine gelince:

Ege Üniversitesi’nde koronavirüs nedeniyle poliklinik hizmetleri durduruldu!

Türkiye’nin en büyük sağlık kuruluşlarından biri olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde poliklinik hizmetleri yeni tip koronavirüs (Covid-19) tedbirleri çerçevesinde durduruldu. Poliklinik hizmetlerinin durdurulduğu tüm hastalara Başhekimlik tarafından kısa mesaj gönderilerek duyuruldu.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğinin gönderdiği mesaj ise şu şekilde:

“Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde koronavirüs pandemisi nedeniyle oluşan yoğunluktan dolayı 18 Kasım sabahından itibaren pandemi servisleri dışında tüm poliklinik hizmetleri (Randevulu hastalar da dahil) durduruldu.”

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, koronavirüse yakalandı

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki, koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. AKP'li Mehmet Özhaseki, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Covid-19 test sonucum pozitif çıkmıştır. Hamdolsun, şu an iyi durumdayım ve tedavim doktorlarımızın tavsiyesi doğrultusunda evde devam ediyor. Hayır dualarınızı eksik etmemenizi istirham ediyorum. İrtibatlı olduğum dostlarımızın dikkatli olmalarını hususen rica ediyorum" ifadelerini kullandı.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

***

Günün Yazarı” olarak 110 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Rus yazar Lev Tolstoy’u seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Lev Tolstoy, 9 Eylül 1828 tarihinde, zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki "Yasnaya Polyana" adlı konakta doğdu. Tam adı Lev Nikolayeviç Tolstoy'dur. Çok küçük yaşlarda önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı.

Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım Savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Yine de içinde aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa ve İsviçre'yi dolaştı. Yurduna dönüşünde yine Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet unvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim ve eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862 yılında evlendi.

Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs 18 yaşında idi ve aralarında 16 yaş fark vardı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu. Bu çocuklardan 3'ü bebek iken, biri 5, diğeri de henüz 7 yaşlarında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina"yı bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özellikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir.

Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır.

Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, kış ortasında evini terk edip yollara düştü. 20 Kasım 1910 tarihinde, 82 yaşındayken, Astapovo'da tren istasyonunda ölü bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Polis cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdu.

82 yaşında ölen Tolstoy hayatı boyunca büyük sıkıntılar yaşadı. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıtıp, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı.. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı "Tanrının Egemenliği İçinizdedir" kitabıyla yeni bir Hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini almıştır.

ESERLERİ:

Roman:

Hazin Bir Evliliğin Romanı

Çocuklukluğum

İlk Gençlik

Gençlik

Sivastopol Serisi

Kazaklar

Savaş ve Barış

Ivan Ilyiç'in Ölümü

Anna Karenina

Kroyçer Sonat

Diriliş

Hacı Murat

Sergi Baba

Efendi İle Uşağı

Kadının Ruhu

Öykü:

Toprak Ağasının Sabahı

Baskın

Ormanın Kesimi

Notes of a Billiard Marker

İki Süvari Subayı

Bir Karşılaşma

Tipi

Lucerne

Albert

Üç Ölüm

Aile Saadeti

Polikuska

The Decembrists

Caucasus Mahkumu

Holstomer

İnsanlar Arasında Boş Bir Konuşma

Usta ve Çırak

Köyde Şarkı Söylemek

Köyde Dört Gün

Yanlış Kupon

Oyun'dan Sonra

Erik Çekirdeği

Masal:

Fil ile Tilkiler

Masallar

Günlük ve Mektuplar:

İlk hatıralar

İtiraflarım

Sevginin Talebi

Eğitim:

Popüler Eğitim

Eğitim ve Öğretim Programları ve Danışmanlığın Tanımı

Bir Okuma Kitabı

Popüler Öğretim

Yeni Bir Okuma Kitabı

Din ve Ahlak:

Doğmatik Teolojinin Eleştirisi

İncil'in Kısa Bir İzahı

The Four Gospels Unified and Translated

Church and State

Neye Güveniyorum?

Hayat

Sevgi Tanrısı ve Komşunun Biri

Timothy Bondareff

İnsanlar Niçin Sarhoş Olurlar?

On Non-Resistance

Birinci Adım (Vejetaryenlik üzerine)

Tanrı'nın Hükümdarlığı Kendi İçimizdedir

Non-Activity

The Meaning of the Refusal of Military Service

Sebep ve Din

Din ve Erdem

Hristiyanlık ve Vatanseverlik

Non-Resistance ( Ernest H. Crosby'e bir mektup)

Kutsal Kitab'ı nasıl Okumalıyız?

Kilise'nin Aldatmacası

Hristiyan Öğretisi

İntihar

Öldürmeyeceksin

Aziz Sinot'a Yanıt

Sadece Savaş

Dinde Hoşgörü

Din Nedir?

Ortodoks Rahiplerine

Bilgeleri Düşünceleri (derleme)

Tek İhtiyacımız

Büyük Günah

A Cycle of Reading (derleme)

Adam Öldürme!

Birbirinizi Sevin

Gençliğin Savunması

Şiddetin Yasası ve Sevginin Yasası

Tek Emir

Her Gün İçin (derleme)

Din Nedir

Hz. Muhammed

Sanat ve Edebiyat:

Sanat Nedir?

Sanat ve Sanatsal Olmayan

Shakespeare ve Drama

Dr.Alice Stockham'ın Edward Carpenter Tarafından Yazılan "Modern Bilim Çevirisi"nin Önsözü

Orloff'un Albümü

Amiel

Guy de Maupassant Hikayelerinin Serbest Çevirileri:

Bernardin de St. Pierre

Halk İçin Kısa Öğretici Hikayeler:

İnsan Neyle Yaşar

Sevgi Nerdeyse Tanrı da Ordadır

İki Yaşlı Adam

Kıvılcımı Söndürmeyen Ateși Zapt Edemez

Nicolas Stick (Çar 1.Nicolas )

Bir İnsana Fazla Mülkiyet Gerekir mi?

Ifias

Tanrı'nın Oğlu

Üç Münzevî Adam

Mum

Pişman Günahkâr

İlk Damıtıcı

Aptal İvan

Boş Davul

Işıkla Birlikte Işıkta Yürümek

Üç Mesel

Esarheddon

Üç Soru

Cehenneme Dönüş

Çalışmak, Ölmek ve Hastalanmak

Bir Dua

Meyveler

Korney Vasilyeff

Niçin?

İlahiyatçı ve İnsan

Bir Köylüye Bilimsel Bir Mektup

Sosyal ve Siyasi Denemeler:

Moskova'nın Nüfus Sayımı (1882'de)

M. A. Engelhardt'a Mektup

O Halde Ne Yapmalıyız?

Kadınlar

El Emeği

Zihinsel Hareketlilik ve El Emeği

Kültür Şöleni (Moskova Üniversitesinin Yıldönümü'ne)

Bir Devrimci'ye Mektup

Açlık (rapor ve mektuplar)

Utandır! (bedensel cezaya karşı)

Vatanseverlik ve Barış

Liberallere

Bakanlara

Sonun Başlangıcı

Terfi Ettirilmemiş Bir Görevliye Mektup

Hague Barış Konferansı

İki Savaş

Suçlu Kim?

Carthago Delenda Est

Zamanımızın Köleliği

Çıkış Nerede?

Vatanseverlik ve Hükümet

Gerçekten Zorunlu mu?

Çar'a ve Yardakçılarına

Çağın Yaklaşan Sonu

Askerlik Hatıraları

Memurluk Hatıraları

İşçi Sınıfı Problemi

Çar'a Mektup

İşçi Sınıfına

Politikacılara

Sosyal Reformlara

Pietro Mazzini'ye Mektup

Kendinizi Hatırlayın

Rus Devrimi

İşçi Sınıfı Nasıl Özgür Kılınabilir?

Büyük Bir Adaletsizlik

Rusya'da Sosyal Hareket

Çağın Sonu

Halkın Savunması

Askerlik Hizmeti

Rus Devrimi'nin Anlamı

Ne Yapılmalı?

Hükümetin, Devrimcilerin ve Halkın Bir Savunması

Mülkiyet Sorununun Tek Çözümü

Susamam

Molochnikoff'un Tutuklanmasıyla İlgili

Bosna ve Herzegovina'nın İlhakı

Kaçınılmaz Devrim

Stockholm Barış Konferansı'na Bir Adres

Faydalı Bir Çare

Oyunlar:

Karanlığın Gücü

Aydınlanmanın Meyveleri (komedi)

Ceset (tamamlanmamış dram)

Sizlerle kitaplarından bazı alıntılar paylaşarak değerli yazarı anmak istiyorum:

"Anna Karenina" kitabından...

"Kişisel yarara, çıkara dayanmayan bir eylemin sağlam olamayacağı inancındayım."

“Verilen emekle orantılı olmayan her türlü kazanç kötüdür.”

“Gönlümün istediğinden başka türlü yaşayamam.”

“Ne giysisinde, ne de duruşunda özel bir şey yoktu; fakat Levin için bu kalabalığın arasında onu tanımak, ısırgan otların arasında gül fidanını tanımak kadar kolaydı.”

“Aşkı öğrenmek için yanlış yapmak ve sonra da bu yanlışı düzeltmek gerekiyor.”

“Ne diye yaşadığıma şaştığım çok olmuştur.”

“Garip değilim, ama kötüyüm. Böyle olurum bazen. Canım hep ağlamak ister. Çok aptalca bir şey, ama geçer.”

“Bakışlar vardır, tavırlar vardır. Yüz yıl yaşasam yüz yıl unutmayacağım.”

“Eğer iyiliğin bir nedeni varsa, o artık iyilik değildir; eğer iyiliğin bir sonucu, yani ödülü varsa yine iyilik değildir.”

“Hayata izin vermemek, geçmişe izin vermemek saçmalık.

Daha iyi, çok daha iyi yaşamak için dövüşmek gerek.”

“Savaşı gerekli mi bulu­yorsunuz? Çok güzel. Savaştan yana olanları, savaşı savunanları ileri hatlarda çarpışacak özel bir birlikte toplayıp, en önce sürün savaşa, hücuma kaldırın.”

"Savaş Ve Barış" kitabından...

“İnanır mısın bilmem, yaşama hâlâ değer veriyorsam bunun tek nedeni bana hayat verecek, beni arındıracak ve yüceltecek ilahi bir varlıkla karşılaşma ümididir. Ama sen bunu anlamazsın.”

"Sağlığım nasıl olabilir... Duygusal olarak bu kadar acı çekerken? Bu devirde duyguları olan birinin iyi olabilmesi mümkün mü?"

“Güzellik için sevilmez, sevdiğin güzeldir.”

“Benim kötü bir insan olduğumu düşünüyorlar, bırak öyle düşünsünler,” diyordu. “Sevdiklerimden başka hiç kimse umurumda değil; o sevdiklerimi de öyle severim ki onlar için canımı veririm.”

“O günümüzün ahlâk yoksunu dünyası için haddinden fazla iyi ve temiz yürekli”

“Ben hepinizi sevdim, hiçbirinize bir kötülük yapmadım ama siz bana ne yaptınız? Ah, bana ne yaptınız?”

“Ve insan yaşamı sonsuzlukla karşılaştırıldığında sadece bir an olduğuna göre onu da zehir etmeye değer mi?”

“Hiçbir zaman onu sevmekten vazgeçmeyeceğini, çünkü onu sevmemesinin imkansız olacağını söyledi.”

"Kreutzer Sonat" kitabından...

“Çünkü insanlar ne olursa olsun başkasının sırtından geçinmeyi severler, kendilerinde bu hakkı görürler. Böyle bir hak bir kere tanıdıktan sonra da bundan yararlanmasını becererek açıkgözler her zaman hazırdır.”

“Hayat bomboştur.”

“Mutsuz insanlar kentte daha iyi yaşarlar. İnsan yüzyıl yaşar kentte, çoktan öldüğünün, çürüdüğünün farkına varmaz.”

#LevTolstoy

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya Çocuk Hakları Günü

Özellikle savaş ve yoksulluğun hüküm sürdüğü coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren çocukları korumak ve koşullarını iyileştirmek için 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda "Çocuk Haklarına Dair Sözleşme" imzalanmıştır. Bu sözleşmenin imzalandığı 20 Kasım günü, o tarihten beri "Dünya Çocuk Hakları Günü" olarak farkındalık yaratmak için kutlanmaktadır.

193 ülke tarafından onaylanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, kanunen çocukların sahip olduğu eğitim, sağlık, barınma gibi hakların tanımlanmasına olanak sağlamaktadır. Bu gün çocukların haklarının yasalarca tanınmasının kutlandığı bir gün olarak bilinmektedir. 

Her çocuğun ve bireyin çocuk haklarını bildiği, uyguladığı ve uygulattığı, çocuklarımız için hep birlikte yeniden inşa edeceğimiz barış dolu bir gelecek hedefiyle #DünyaÇocukHaklarıGünü kutlu olsun.

Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü

"Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü" veya "Transları Anma Günü" transfobi sonucu öldürülen veya nefret suçuna uğrayan transları anmak ve tranfobiye dikkat çekmek için her yılın 20 Kasım'ında düzenlenen uluslararası bir gündür. Siyahi trans kadın Rita Hester, Kasım 1998’de ABD’nin Boston şehrinde, kendi evinde, göğsüne aldığı 20 bıçak darbesiyle öldürüldü. Polisler cesedini 28 Kasım'da buldu. 4 Aralık'ta Rita'nın öldürüldüğü Allston semtinde mumlu bir yürüyüş düzenlendi. Bundan bir yıl sonra 1999 yılında trans aktivist ve grafik tasarımcı Gwendolyn Ann Smith "Remembering Our Dead" (Ölülerimizi Anmak) web projesini başlattı. #TranslarıAnmaGünü (Transgender Day of Remembrance) bu proje ile ortaya çıktı. Dünya trans hakları hareketi ve transfobi karşıtları; Rita Hester cinayetini sembol haline getirerek, her yılın 20 Kasım gününü "Nefret Cinayeti Mağduru Transları Anma Günü" olarak çeşitli etkinliklerle toplumun gündeminde tutmaya devam etmektedir.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

20 Kasım 1863 - Ziraat Bankası kuruldu.

20 Kasım 1910 - Meksika Devrimi başladı.

20 Kasım 1922 - Lozan Konferansı'nın açılış töreni yapıldı.

20 Kasım 1923 - Halk Fırkası, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti örgütünü bünyesine aldı.

20 Kasım 1936 - İspanya İç Savaşı'nda faşist ayaklanmaya karşı Cumhuriyetçiler safında mücadele eden anarşist önderlerden Buenaventura Durruti öldürüldü.

20 Kasım 1939 - BBC Türkçe Servisi, yayınlarına başladı.

20 Kasım 1940 - Macaristan, Mihver Devletleri'ne katıldı.

20 Kasım 1943 - İstanbul Teknik Üniversitesi kuruldu.

20 Kasım 1945 - II. Dünya Savaşı'ndan sonra Nürnberg duruşmaları başladı.

20 Kasım 1947 - II. Elizabeth ile Philip Mountbatten Wesminster Katedrali'nde evlendiler.

20 Kasım 1959 - Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları Deklarasyonunu yayınladı.

20 Kasım 1959 - Birleşik Krallık, Avusturya, Danimarka, Norveç, Portekiz, İsveç ve İsviçre kısa adı EFTA olan Avrupa Serbest Ticaret Birliği anlaşmasını imzaladılar.

20 Kasım 1961 - Türkiye'de ilk koalisyon Hükümeti, Başbakan İsmet İnönü tarafından Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne mensup bakanlarla kuruldu.

20 Kasım 1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ablukasına son verdi.

20 Kasım 1975 - İspanya'yı 36 yıl diktatörlükle yöneten, General Franco öldü.

20 Kasım 1979 - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Prof.Dr. Ümit Doğanay uğradığı saldırıda öldürüldü.

20 Kasım 1984 - Evrende dünya dışı canlıların varlığını araştıran SETI kuruldu.

20 Kasım 1985 - Microsoft, Windows 1.0 piyasaya verildi.

20 Kasım 1989 - Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları Sözleşmesi kabul edildi.

20 Kasım 1992 - Namık Tarancı, uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.

20 Kasım 1994 - Dünya Halter Şampiyonası'nda Naim Süleymanoğlu, 64 kiloda 5 dünya rekoru kırdı ve 3 altın madalya aldı.

20 Kasım 1998 - İtalya, 12 Kasım'da Roma Hava Alanı'nda yakalanan PKK lideri Abdullah Öcalan'ı serbest bıraktı.

20 Kasım 2003 - El-Kaide bağlantılı eylemciler; İstanbul, Levent'teki HSBC Bankası Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu'ndaki Birleşik Krallık Başkonsolosluğu'na bombalı saldırı düzenledi. 31 kişi öldü, 450'den fazla kişi yaralandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

20 Kasım 1858 - Selma Lagerlöf, İsveçli yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (ö. 1940)

20 Kasım 1886 - Karl von Frisch, Avusturyalı etolog ve Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi (ö. 1982)

20 Kasım 1889 - Edwin Hubble, Amerikalı astronom (ö. 1953)

20 Kasım 1923 - Nadine Gordimer, Güney Afrikalı yazar (ö. 2014)

20 Kasım 1925 - Robert F. Kennedy, Amerikalı siyasetçi (John F. Kennedy'nin ardından, bir suikast sonucu hayatını kaybeden ABD Adalet Bakanı) (ö. 1968)

20 Kasım 1927 - Joyce Brothers, Amerikalı psikolog (ö. 2013)

20 Kasım 1940 - Ediz Hun, Sinema oyuncusu ve siyasetçi.

20 Kasım 1942 - Joe Biden, Amerikalı siyasetçi ve son ABD Başkanı.

20 Kasım 1945 - Emel Sayın, Ses sanatçısı ve oyuncu.

20 Kasım 1946 - Ali Uyandıran, Sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu.

20 Kasım 1956 - Bo Derek, Amerikalı sinema oyuncusu.

20 Kasım 1962 - Kamil Okyay Sındır, Ziraat mühendisi ve siyasetçi.

20 Kasım 1967 - Teoman, Türk rock müzik sanatçısı ve söz yazarı.

20 Kasım 1970 - Melda Arat, Sinema ve dizi oyuncusu.

20 Kasım 1976 - Mahmud A. Asrar, Çizgi roman sanatçısı.

20 Kasım 1978 - Elif Sönmez, Oyuncu.

20 Kasım 1981 - Güler, Şarkıcı.

20 Kasım 1981 - İbrahim Toraman, Millî futbolcu.

20 Kasım 1985 - Selim Gülgören, Şarkıcı ve oyuncu.

20 Kasım 1986 - Oliver Sykes, İngiliz müzisyen.

20 Kasım 1995 - Michael Clifford, Avustralyalı müzisyen ve 5 Seconds of Summer'da gitarist.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

20 Kasım 1624 - İmâm-ı Rabbânî, Hint İslâm âlimi ve tasavvuf önderi (d. 1564)

20 Kasım 1764 - Christian Goldbach, Rus matematikçi (d. 1690)

20 Kasım 1894 - Anton Grigoryeviç Rubinstein, Rus bestekâr ve piyanist (d. 1829)

20 Kasım 1910 - Lev Nikolayeviç Tolstoy, Rus romancı (d. 1828)

20 Kasım 1918 - John Bauer, İsveçli ressam (d. 1882)

20 Kasım 1936 - Buenaventura Durruti, İspanyol anarşist, devrimci ve sendikalist (d. 1896)

20 Kasım 1947 - Wolfgang Borchert, Alman yazar (d. 1921)

20 Kasım 1975 - Francisco Franco, İspanyol asker ve İspanya Devlet Başkanı (d. 1892)

20 Kasım 1979 - Ümit Doğanay, Akademisyen ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı (suikast)

20 Kasım 1992 - Namık Tarancı, Gazeteci ve Gerçek dergisi muhabiri (suikast) (d. 1955)

20 Kasım 1999 - Amintore Fanfani, İtalyan siyasetçi (d. 1908)

20 Kasım 2003 - Roger Short, Birleşik Krallık'ın İstanbul Başkonsolosu (d. 1944)

20 Kasım 2003 - Kerem Yılmazer, Tiyatro oyuncusu (d. 1945)

20 Kasım 2006 - Robert Altman, Amerikalı yönetmen (d. 1925)

20 Kasım 2012 - Cemil Özeren, Müzisyen ve rock şarkıcısı (d. 1966)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.

Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.

Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.

Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.

Merhaba Türkiye.

Merhaba Cuma.

Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?