Gurur oyunu

Yazmaya, yazımın muhatabı olan Sayın Süleyman Soylu’ya geçmiş olsun dileklerimi sunarak başlamak istiyorum. Aslında bu yazıyı daha önce yazacaktım ama, Sayın Soylu ve ailesi ciddi bir rahatsızlık içerisinde iken yazmanın uygun olmayacağını düşündüm. Çok şükür sağlıklarının iyi olduğu haberi geldi.

Umarım, bu yazım da size ulaşır, gücünüz ve adaletiniz sayesinde 80 gündür eziyet çeken bir aileye siz şifa olursunuz Sayın Bakanım.

Evet 80 gün. Dile kolay, ne oldu, ne olacak gibi bir belirsizlikle geçen 80 gün. Düşünsenize, durakta otobüs beklerken bile stresten canımız çıkıyor. Ne zaman gelir, dolu mu gelir, ya gelmezse düşüncesi, otobüs gelince son bulur.

Benim bahsetmek istediğim 80 gündür çözüme ulaşmayan şu malum Antalya Emniyeti'ndeki ‘’beni nasıl tanımazsın olayı.

Evet, unuttuk sanılmasın, o olayı unutmadık, kolay kolay da unutmayacağız. Çünkü bazı şahsiyetlere, nerede durmaları gerektiğini öğretme haddi bize düşmez ama, Allah başımızdan eksik etmesin, adaletine güvendiğimiz ve inandığımız bir bakanımız var çok şükür.

Konuyu bilmeyenler vardır kısaca özetleyim.

Bir polis lojmanı düşünün. Lojmanda oturan ve göreve gitmekte olan resmi kıyafetli polis memuru, merdivende gördüğü sivil giyimli kişiyi tanımayıp, kim olduğunu sorar. Kıyamet de bundan kopar. Tanınmayan müdür, bunu gururuna yediremez, poliscan hakkında şikayette bulunur. Oysa o polis lojmanına her isteyenin girebildiği duyumları da var.

Bana göre kıyamet burada kopmalı, birileri bu müdüre ‘’ne var bunda’’ diyebilmeliydi ama diyemedi. Bunu diyemedikleri gibi, bu gurur oyununun bir parçası oldu çıktı pek çok kişi.

Nasıl mı? Onu da anlatayım.

Soruşturma açmadan, suçu sabit görülmeden görev yerini değiştir, poliscan’ı kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaktan mahkemeye ver, müdür’e kovuşturmaya mahal yoktur diye karar ver. İyi valla. Bu nasıl adalet anlamadım gitti. Ben hukuk okumadım, hukukun nasıl işlemesi gerektiğini insan aklı taşıdığım için şöyle düşünüyorum.

Ortada gerçek bir olay varsa, poliscan hakkında soruşturma açılır, deliller incelenir, şahitler dinlenir soruşturma sonucuna göre karar verilir.. Zaten yasalar da bu düşüncemi şu maddelerle destekliyor.

Anayasa'nın 38. maddesinde, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Bu soruşturma yürütülürken, eğer insan aklı taşıyan bu kişide biraz da insaf varsa her delili, şahidi en ince ayrıntısına kadar inceler ve dinler.

Olaya bire bir şahit olan poliscanın eşi, taraflı şahit olabilir düşüncesi ile şahit olarak kabul edilmiyorsa, amiri olan müdür beyden, olayı telefon aracılığı ile duyan başka bir müdür ve onun şöförü nasıl şahit olarak dinlenebilir ki? Eşi olabilir ama bire bir olaya şahit, dinlersin sonra dersin ki ‘’ yok kızım bu bana inandırıcı gelmedi’’ Ama dinlersin, neden çünkü olayın şahidi o.. Diğeri olaya şahit değil ama amiri ‘’çabuk buraya gel ‘’ deyince koşarak giden bir müdür. Ben olsam sürülmeyi bile göze alır, ‘’yukarıda Allah var, ben olaya şahit olmadım. Müdürün anlattığı kadarı ile biliyorum’’ derdim

Ama işte galiba herkesin korkusu başka demek ki. Ben içinde Allah korkusu olanlardanım çok şükür.

Tamam, işleyiş Arka Sokaklar’da seyrettiğimiz gibi değil ama, eğer ortada bir itham varsa bunun araştırması yapılmaz mı?

En basiti kamera kaydı mesela. Kameralar incelenmiş mi? Bence işin en komik yanı kişiyi hürriyetinden alı koyma kısmı. Düşünsenize, resmi kıyafetli bir poliscan, koruması yanında İl bazında üst düzey amirini arabanın içine tıkacak ve kapıyı tutacak. Ya yürek yemiş olması lazım, ya kafayı sıyırmış olması lazım. E çok kolay alırsın kapıdan parmak izi bakarsın kapıyı tutmuş mu tutmamış mı? Sonra da korumasına sorarsın bu olay olurken sen armut mu topluyordun neden engel olmadın diye.

Mesela değişen şahit ifadeleri var. Ben savcı olsam ‘’arkanda Türkiye Cumhuriyeti adaleti var kimseden korkma, bu ifade neden değişti ‘’ diye sorarım. Memur, memur’a mı yoksa amir memur’a mı baskı yaparak ifade değiştirtebilir bunu düşünürüm. Dinlediğim şahide ona göre soru sorarım.

Sayın Bakanım, okuduklarınızın azı var çoğu yok.

Olay diye bir şey de yok aslında. Bu tamamen bir güç ve gövde gösterisine dönüştü. Güçlü olduğunu düşünen, güçsüz sandığını ezme derdinde. Sizden tek ricam bu adaletsizliğe bir dur demeniz.

Tam 80 gün geçti. 80 gündür sadece poliscan değil onun eşi, çocukları ve poliscan’ın görevden gelir gelmez üniformasını çıkartıp, izinli günlerinde yağmur çamur demeden hiç bir ücret ve beklenti içerisinde olmadan, spor yaptırıp yarışmalara hazırladığı özel çocuklar da mağdur.

Antalya ilinde, Asayiş polislerine yıllardır eğitim veren, yani eğitmen belgesi olan bu poliscanın vatanı gibi sevdiği üniformasından, mesleğinden bir hiç uğruna soğumasına izin vermeyin Sayın Bakanım ne olur.

Sayın Süleyman Soylu, ne değişen dört savcı, ne poliscana uygulanan baskı artık önemli değil. Tek istediğimiz, önce Allah’ın sonra sizin ve devletimizin yüce adaletinize sığınıp poliscanın bağlı olduğu birimdeki görevine geri dönmesidir.

Can gazilerimi yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

02

Doğruluk - Bu yazıyı yazan hanımefendi maalesef yanılmış gerçeği bilmeden yazmış

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Kasım 15:42
03

Beyhankozanoğlu Biçkin - @Doğruluk 02 nolu yoruma cevabı: Hep aynı cümleleri kullanarak kendinizi deşifre ediyorsunuz. Messengerdaki konuşmamızda da söylediğim gibi ya doğru olanı söyleyeceksiniz ya da başkasının ağzı ile konuşmayacaksınız. Olay yerinde değildiniz, konuyu sadece bu konunun kapanmasını isteyenlerden dinlediniz. Bu konu kapanmayacak. Bilin isterim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Kasım 03:01
01

Suzan - Elinize emeginize saglık çok güzel bir makale olmuş gerçekler ortaya çıkmalı polisimiz magduruyetı sona ermeli mudur olan dunyay hukmetmiş sanuyor kendini zalim mudur yada bu zalim mudur oglunu lojmana yerleştırdi olay duyulmasın bilinmesin diye yaygara çıkardı olay yaptı ve polisimizi uzaklaştırdı adalet bu değil

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 11:02


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?