Eski araca yeni lastik

Reis, yani sayın Erdoğan yanıldığını çok geç anlamadı aslında.

Damat beye verdiği “avans” ve “yetki” zaten çok fazlaydı.

Gereğinden fazla güvendi.

Açıkçası “Damat Berat, Reis’i dolduruşa mı getirdi?” sorusunun yanıtını bulmak şimdilik zor.

Berat beyin nerede, neden, kimin etkisinde kalarak “çekilme” kararı verdiği de uzun süre anlaşılmayacak.

Anlaşılan tek şey var ki ekonomi lafla, dişleri gösterip sırıtır gibi yaparak ve kaş-göz oynatarak yönetilemiyormuş.

Gün ışığına çıkan “esas gerçek” ise “dolar”ın, ekonomimizin her yanını ve yönünü yönetiyor olmasının çıplak gözle görünür hale gelmesi.

Yani vatandaşın aldığı maaşın dahi, ABD dolarının yüzünü yere veya göğe çevirmesine endeksli olduğunun kanıtlanmış olması.

Damat beyin istifası ile aslında bir çok gerçek ortaya çıktı.

İlki “Başkanlık sistemi”ne özenmenin işe yaramadığı.

Şimdi anlaşıldı ki, seçilmemiş insanların bakan yapılması, TBMM’ye karşı sorumlu olmamaları hataymış…

Bunun en önemli yanı, partili olmayan bürokratın, seçilmiş, yani parti teşkilatınca TBMM’ye gönderilmiş temsilcileri olan milletvekillerini “görmezden” gelmeleri ve adeta “yok” saymaları tartışma konusu haline gelmiş.

Ne zaman?

Aylar önce.

Milletvekillerinin, seçilmiş bürokrat bakanlara isteklerini, yerel ve genel sorunları aktaramamaları parti teşkilatında haklı olarak dalgalanmalara yol açmış..,

Bu tablo ve yetki ayrımı, dolayısıyla Cumhurbaşkanlığının sorumluluğunu arttırmış.

Ve….

Bu ve benzer nedenler yüzünden “hükumet sistemi” mekanizması istenilen verimi sağlayamadı.

Devlet işlerinin Saray’da yığılması ayrı bir tartışma konusu oldu.

Şimdilik tek çözümün, 18 yıl boyunca partiye hizmetleri bilinen, AKP çatısını terk etmeyen, eski milletvekili ve eski bakan, eski AKP’li bürokratlar arasından belirlenecek isimlerin, yeni kabine içinde yer almaları.

Bunların, eski olduğu kadar şu anki milletvekilleri arasından da seçilebileceği üzerinde duruluyormuş.

Tabii bir-iki bakanın da, MHP kontenjanından kabineye alınması da söz konusu imiş.

Böylece “Partililerden oluşan” yeni bir kabine ile yola devam edilmesi, başarı elde edildiği takdirle arkadan gelen rüzgarla 2021yılının Haziran’ında, bir erken seçim planı yapılabileceği kulislerde dolaştırılan fısıltılar arasında.

Sayın Erdoğan’ın hayata geçirmeyi planladığı yeni yönteme göre,

Yeni başkanlık sistemi döneminde devre dışı kalan TBMM’deki AKP ve MHP’li milletvekillerinin, gelecekte hem partiye aidiyetleri perçinlenecek, hem milletvekili-partili seçmen yakınlaşması sağlanacak ve hem de yeni kabinede “başarıları” kanıtlanmış eski partili bürokrat ve siyasilerle yola devam edilmiş olacak.

Bir taşla birkaç kuş vurmak gibi…

Damat beyin istifası sayesinde AKP’nin yeni bir yola gireceği, değişik bir parkura geçecekmiş gibi bir tablo var ortada.

Bekleyeceğiz.

Göreceğiz.

Sezai Bayar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Bayar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Ütopik İzmir - Hangi sistem olursa olsun, her sistemin kendisini "bağımsız" olarak denetleyen ve çapa görevi gören bir kontrol mekanizması olması lazım...

aksi halde başlangıçta hızla yol alınmasına rağmen, bir süre sonra durulamaz ve yanlış yollara sapılır ya da raydan çıkılır.

Çünkü yönetimlerin önündeki yol inişli, çıkışlı, virajlı'dır. Bazı yerlerde hız kesmek gerekir. Bazı yerler de ise yanlış yola girildiği anda durmuk ve geri geri gitmek. Yoksa yanlış yola bir kere düşüldü mü? O hızla geriye dönme ve hatayı daha küçük iken düzeltme şansı da olmaz...

Normal demokrasilerde bu yavaşlatma hukuk sistemi ile gerçekleşir. Hukuk'un kontrol sistemi ise basın yoluyla yansıyan kamuoyu vicdanıdır.

Bizimki gibi toplum olarak lidere biat kültürüne dayalı sistemlerde, ne yazık ki hukuk yeterli olmuyor. Basın tamamen saf dışı edilmiş durumda, içi boş bir kabuk. Ayrıca toplumun biat kültürünün etkileri de hissediliyor.

Türkiye'de diğer demokratik devletlerden farklı olarak aslında 5 tane güç vardı. Yasama, yürütme, yargı yanında basın ve Türk Silahlı Kuvvetleri idi... (TSK'nın geçmiş sistemdeki rolü, cunta ve askeri darbelerle bağdaştırıldığı için eleştirilse dahi, bu devleti kuranların asker olduğu ve devletin de silahlı kuvvetler tarafından kurulduğu göz önüne alınmalı. Dünya üzerinde böyle bir devlet de yok zaten.)

TSK'nin gerek AB normları çerçevesinde, gerek sivil vatandaş tepkileri ile yıpratılması ile devlet sisteminde bir rahatlama boşluğu oluştu.

Bu oluşan boşluğu normalda, daha güçlü ve adil bir Yargı sistemiile doldurmak ve gerçek demokrasiyi inşaa etmek gerekirken, yargı sisteminin bir cemaat tarafından biçimlendiği ortaya çıktı. Bu da yargı adaletine olan inancı zayıflattı. Basının durumu ise malum. Kendi açığını örtecek durumda değil,

Günümüzde elimizde, fren tertibatı olmayan ve çok hızlı giden, karar alan, uygulayan bir araç kaldı.

Şimdi yargı sistemi bağımsızlaşıp ve kendi iç kontrol sistemini oturtmadan hiç bir şeyi düzeltmek mümkün değil.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Kasım 10:19


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?