Perşembenin Fıkrası: ATMAMASI

ARADIM BULAMADIM

- Yüzün neden asık, diyorsun. O nedenle akıl danışmaya geldim. Herkese soruyorum. Sıra sana geldi Yeşim.

- Erdal dinliyorum…

- Bir ay önceydi. Midemde gariplik başladı. Sanki pıt pıt atıyordu bir şey. Aldı beni bir korku. Soğuk soğuk terler akıyordu yüzümden…

- Doğru doktora gittin mi?

- Gittim gitmesine… Gittim.

- Eee?

- Randevu sırası geldi bana. Girdim odaya. Baktı doktor. Sordu:

Neyiniz var?”.

Göbeğimin altında. Midemin üzerinde birşey pıt pıt atıp duruyor. Çok korkuyorum…”.

Dinledi aygıtıyla göbeğimi. O sıra çaldı doktorun dahili telefonu. Açtı. “Bir saniye.” dedi. Baktı bana.

At maması gerekiyor. Bir ay sonra gelin.” dedi.

Her şey ondan sonra oldu.

- Neler oldu?

- Doktor reçetesini yazmamıştı. Sanırım konuşması önemliydi. Unutmuştur, dedim. Alayım eczaneden dedim. Ucuzsa parasını öderdim. Pahalıysa yazdırırdım.

- İyi düşünmüşsün. Eczacıların öyle kolaylıkları var sağolsunlar.

- Semtteki dört eczacı da hiç duymamış o ilacı.

- Başka eczanelere…

- Dediğini yaptım. Onlar da hiç duymamış Eczabey dedikleri birisi varmış. O bilebilirmiş. Yarasın Kasabası’nda.

- Orası yarım günlük yol.

At mamasını önce veterinerlere bakın, dediler. Ve ben gene aramalardaydım tabanvay olarak. Dolaşıyordum veterinerleri… Soruyordum…

At maması var mı?

Yok. Kedi, köpek, balık maması var…

at maması yok.

Eczabey bilebilirmiş, dediler. Doğru Yarasın Kasabası’na.

- Gittin mi?

- Gittim! Buldum. Anlattım derdimi Eczabey’e. Düşündü…

Hiç duymadım. Eczacıların hazırladığı majistral ilaçlardan olabilir. Sosisli’ye git. İn Kaşarlı’da. Sor Uğursuztepe’yi. En tepede bir tek baraka var. Orada Meraklı Hatun’u bul. Meraklı kocakarı ilaç hazırlar. Bilse bilse o bilir.”.

- Tekin yer değilmiş. Gittin mi?

- Gittim hemen. Buldum Meraklı Hatun’u. Sordum.

Kaç gramlık gerekiyor? Öğren doktordan. Benim haplarım yutulmaz…

Çatal bıçakla tabakta kesilerek yenilir.”.

- Bir hafta olmuştu. Gene doktora. Bekleyen hastalardan rica ettim. Girdim içeri. Durumumu anımsattım. ‘İlaç” diyecektim. Telefonu çaldı.

Atmaması gerekiyor, demiştim. 60 gün sonra gelin. Yurtdışında olacağım.” diyerek konuşmasına döndü.

İşte böyle Yeşim kardeşim. Sen ne dersin? Ne yapayım?

- Hiç at gördün mü Erdal? Ya at maması?

- Anlamadım Yeşim.

- Oğlum sen at maması hapı arama. Hapı çoktan yutmuşsun.

- Ne diyorsun! İyileşecek miyim?

- Çıkmadık canda umut vardır Erdal.

* * *

Murat Tepebaşılı

-----------

Fıkradan güncelleme…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?