Atatürk'ü anlamak

10 Kasım‘lar da ülke olarak hüzünlü olmanın yanı sıra Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anmak gibi gelecek kuşaklara Atatürk’ü taşıyacak onun fikirleri onun ışığını taşımaya devam edecek nesilleri garanti alına alacak aksiyonları da almak zorundayız. En iyi ve en doğru şekilde onu anmalı ve ondan daha da önemlisi Atatürk’ü anlamalıyız. Atatürk olmasaydı eminim ki şu anda Türkiye’nin hali (belki de Türkiye olmayacaktı) çok kötü olacaktı. Bugün üzülerek ve ürkerek izlediğimiz Orta Doğu ülkeleri gibi belki daha da kötüsü Suriye ve ya Afganistan gibi olacaktı.

Yaşadığı dönemde emperyalist, sömürgeci, yayılmacı güçlere karşı vermiş olduğu mücadele ve zafer ile ezilen sömürülen birçok ülkeye millete umut ve yol gösterici olmuş olan Atatürk öyle büyük bir insandı ki öldükten bunca yıl geçmesine rağmen hala insanlara, topluluklara, uluslara, ülkelere, insanlığa yol gösterebiliyor ışık olabiliyor. Eminim ki yüzlerce yıl sonra dahi aynen günümüzdeki insanları etkileyen antik felsefeciler gibi insanları etkilemeye devam edecektir.

Atatürk’ün yaşam hikâyesi bir kurgu değil bir gerçektir. Hiç kimsenin bu gerçeği değiştirme çabasının başarıya ulaşmayacağı bilinmelidir. Atatürk elinde hemen hemen hiç imkân yokken, tüm Anadolu büyük bir umutsuzluğa düşmüş iken kendisine inanan bir avuç kişi ile beraber tarihin gördüğü en büyük örgütlenmeleri gerçekleştirmiş ve bağımsız bir şekilde yaşamamızı sağlamıştır.

Kendini Türk milletinin bir ferdi sayan herkesin kalbinden Atatürk sevgisinin ne olursa olsun eksilmeyecektir. Her 10 Kasım sabahı her vicdanlı Türk ferdinin kalbinde yepyeni bir Mustafa Kemal Atatürk‘ün açacağını yeşereceğini herkes bilmelidir. Atam rahat uyu bu ülke bize emanet.

ATATÜRK’Ü TANIMAK…

Bir başka açıdan;

Resmi olarak 05 Aralık 1934 tarihi belirtilse de, kadınlara seçme ve seçilme hakkı 03 Nisan 1930’da verildi. İlk kadın yerel yöneticilerimiz 1930’da seçildi…

İttihatçılar, 1908 Temmuz Devrimi ile kadınlara haklar tanıdı. Ki şaşılacak değildi; programında “kadın ve erkek bilcümle Osmanlılar…” diyordu.

Devrimle kadınlar hayatın her alanında görülmeye başlandı. Dergiler, cemiyetler etrafında örgütlendi. Örneğin… İlk defa kadın ve erkeğin bir arada yer aldığı konferanslar düzenlendi. Ama büyük kadın hareketinden söz etmek olası değildi. Yine de sormak gerek;

İttihatçılar kadınlara seçme ve seçilme hakkını neden ver(e)medi? Balkan savaşı ve ardından girilen 1. Dünya Savaşı buna engel mi oldu? Peki, Atatürk bu hak için 1930 yılına kadar neden beklemek zorunda kaldı?

Kadınların seçime katılım konusu Millet Meclisi’ne 1923’de geldi. Meclis 01 Nisan 1923’de genel seçime giderken, mevcut seçim yasasında bazı değişiklikler yapmak istedi. Atatürk’e muhalif kanadın başında gelen Hüseyin Avni (Ulaş) kürsüye çıkarak, kadınlara oy hakkının verilmesine karşı olduğunu belirtti. Buna tepki gösteren Atatürk yanlısı Tunalı Hilmi’nin konuşması mecliste sıra kapaklarına vurularak protesto edildi. Çoğunluk kadına oy hakkına karşıydı… Atatürk’ün stratejisi ise belliydi; Cumhuriyeti ilan ederek kadını özgürleştirmek… Ve bunu başardı; büyük devrime imza attı…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gerçekçi, bilim ve teknolojiye inanmış, kendi kültürünü ve insanî değerleri özümsemiş, iyi bir devlet adamı, asker, çok yönlü bir insandır. Dâhi falan da değildir. Atatürkçülük diye bir doktrin de yoktur. Kemalizm sözü de gerçekçi değildir; sözde Atatürkçü ve Atatürk tüccarlarının uydurmasıdır. Atatürk, fikir ve uygulamayı bir arada götürmüş, onun için de milleti ona inanmıştır. Gerek Millî Mücadele'nin, gerekse yeni devletin başarısı bundandır. 

Atatürk "Biz yapamayacağız işleri yapar gibi gözüken sahtekârlardan değiliz." diyor.  Büyük Millet Meclisi'ni toplamadaki stratejisi, birlik ve beraberliği sağlamadaki başarısı, kıta sevk ve idaresini iyi bilmesi (insan psikolojisi ve davranışlarını çok önemsediği için) sonucunda; hukukî bir zeminde M. Akif’i, Halide Edip’i, Meclis-i Mebusun Başkanı Celalettin Arif Bey'i, F. Çakmak'ı, İsmet Paşa'yı, Rauf Bey'i, vd. bir araya toplaması da teşkilatçı özelliğini göstermesi bakımından önemlidir. Geçmişle geleceği planlayabilmiş, dönemin şartlarını ve imkânlarını iyi değerlendirmiştir. En büyük lider olarak Hz. Muhammed'i göstermesi göz ardı edilmemesi gereken hususlardandır. Bu karizmatik liderliği onun başarısındaki temel unsurlardandır.

Atatürk'ü anlamanın en kolay yolu tarih biliminin temel unsurlarından olan,  zaman, mekân ve sebep sonuç ilişkisini iyi kurabilmektir. Dürbünün tersinden tarihe bakmak yani sonuca bakarak -ki bizim aydınlarımızda ve toplumumuzda Atatürk sonrası böyle bir bakış açısı geliştirilmiştir maalesef- geleceğe yönelik tahminde bulunmak, faraziyelerde bulunmak doğru değildir.

Yani "Atatürk ölmeseydi..." gibi çıkarımlar doğru değildir, bilimsellikle alakası da yoktur. İşte bu tabulaştırmadır.

Çünkü Atatürk de bir insandır ve peygamberler gibi, dünyadaki pek çok önemli liderler gibi ölmüştür. Böyle ifadelerle Atatürk'ü yüceltmek de mümkün değildir. Önemli olan tarihin temel unsurlarını ve felsefesini dikkate alarak yaptıklarıyla, söylediklerini kaynaştırıp dünyadaki gelişimleri, Atatürk'ün yaptıklarını bugüne uyarlayabilmektir.

 Atatürk 'ü anlatmak günler alacağı için, ben onun felsefesini oluşturan şu sözlerini ifade edeyim: "Devlet hayatı, fikir hayatı ve ekonomik hayat bir makinenin dişlileri gibidir." Yani birbirini tamamlar, eş zamanlı dönmelidir. Bunun anlamı; bu günkü yönetim anlayışı, "sistem yaklaşımıdır.

Gerçekçilik açısından bakışını şöyle özetlemek gerekir: "Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir." 

Devlet yönetimi ve Cumhuriyetle ilgili sözleri aynı zamanda bir sosyolog gibidir ancak sadece teoride değil bunların tatbikatını da yapmıştır. Devlet şu iki amaç için kurulur: "Ülke içinde adalet ve güvenliği sağlamak, ülkeyi dışarıya karşı korumak." Devlet ve memleket işlerinde kayırmacılık olmaz (yani liyakat).  Cumhuriyetin tanımı o kadar anlamlıdır ki: " Cumhuriyet, demokrasi esasına müstenit idare tarzıdır." sözüyle demokrasiyi bir kültür olarak, anlayış olarak ortaya koymuştur. ...

Bu nedenlerle yılın bir günü değil, hemen her gün bu yüze insanı anmalıyız. Bizim tek önderimiz, Devrimci Atatürk…

Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?