TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu'ndan deprem açıklaması

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Ve hoş geldin Kasım.
Umarım keyifli, huzurlu günler getirmişsindir bize.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

İki tavuk markete gitmişler. Yumurta reyonunun önünden geçerken:
- “Şu 2 TL.lik yumurtaları görüyor musun? İşte onları ben yaptım.” demiş tavuğun biri göğsünü kabartarak. Biraz daha yürümüşler ve 3 TL.lik yumurtaların yanına gelmişler. Bu sefer diğer tavuk konuşmuş:
- “Bu büyük kocaman yumurtaları da ben yaptım. Eee, tabii ki 1 TL. daha fazla.”
Diğer tavuk gülümseyerek cevap vermiş:
- “Kocam dedi ki: 1 TL için kıçını yırtmaya değmez.”

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"Mezar başındaki en acı gözyaşları söylenmemiş sözler ve yarım kalan işler için akıtılır.” demiş Harriet Beecher Stowe.
“Keşke” dememek için bize “keşke” dedirtebilecek hiçbir şey bırakmayalım ardımızda.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

Ağır bir hastalığa bağlı olmayan öksürükler için çay tarifi:
2-3 tutam zencefil.
İri bir tutam kuşburnu.
İri bir tutam hibiskus.
Bol ıhlamur.
Hepsini kaynar suya at. 2-3 dakika demle. Gün içinde bol bol iç.
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

Araştırmalar gösteriyor ki bir insan hayatı boyunca ortalama 70 böcek ve 10 örümcek yutmaktadır. Ve çoğumuza iğrenç gelen bu durum, uyku esnasında olmaktadır.

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

İzmir depremindeki yıkım, imar affının sonucudur"
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir'de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki depremin ardından basın açıklaması gerçekleştirdi.
Basın açıklamasını okuyan TMMOB İzmir İl Koordinasyonu Kurulu Dönem Sekreteri Aykut Akdemir, deprem bölgesinin tarım ve sulak alanlar olduğunu vurgulayarak, “Şu ana kadar 4 tane tümüyle yıkılmış, 9 tane kısmen yıkılmış bina var. Oldukça fazla ağır hasarlı yapılar mevcut. Bu bütünlüğün harcı, toplum ve kamu yararıdır. Bu harç, sermayenin ihtiyaçları için dışarıda bırakıldığında, rant kazanımı her şeyin üstünde tutulduğunda, yeterli analiz ve değerlendirmelerden uzak planlama yaklaşımlarına prim verildiğinde, kentler deprem karşısında savunmasız kalır. Bu nedenle, halkımızın sağlığı ve can güvenliği için, kamucu ve toplumcu bir kent planlama yaklaşımı yeniden tesis edilmelidir. Farklı mesafelerde olması bu binaların yapım aşamasıyla ilgili sorunlar olduğunu gösteriyor. Her zaman dendiği gibi deprem değil binalar öldürüyor. Şu an bu bölgede 450 bin nüfus yaşıyor. Bu nüfusun çoğu sokakta. Bu insanların normal hayatlarına bir an önce dönmeleri gerekiyor. Mevcut fay hattında artçı depremlerin olacağı, ancak daha büyük deprem olmayacağı konusunda ortak bir görüş mevcut” diye konuştu.

Son olarak Akdemir, şunları dile getirdi:
“24 saat geçti deprem üzerinden. Depremden sonra saat 23.00'a kadar herhangi bir koordinasyon sağlanamadı. Bütün kurum ve kuruluşların risk üzerinde durması gerekmektedir. Haber akışı da doğru şekilde sürdürülmemektedir. Asıl çalışma hasarlı binaların tespitine ve yurttaşların evlerine bir an önce girmelerini sağlamaktır. Asıl olan takım elbiselerin değil, madenciler gibi kazma kürekle gelip enkaz altında çalışmaktır. İzmir depremi, imar affının ortaya çıkaracağı tehditler için uyarı niteliği taşımaktadır. İmar affı adı altında, ruhsatsız ve depreme dayanıklılığı tartışmalı birçok yapının, İzmir’deki yapı stoğunun içerisine dahil edildiği malumdur. Yıkım, imar affının sonucudur. Yıkılan binalar arasında, imar barışından faydalanan binalar olup olmadığı şu anda bilinmemekle birlikte, temel olarak oy kaygısının tetiklediği imar aflarının, depremde can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı herkes tarafından bilinmelidir. Bugün rant uğruna görmezden gelinen ya da devletin resmi kayıtlarına geçirilen, kaçak yapıların, depremlerde bir tabuta dönüşme olasılığı unutulmamalıdır.”

Tepki çeken deprem paylaşımları: 16 kişiye işlem başlatıldı, 3'ü gözaltında
Emniyet Genel Müdürlüğü, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve bağlı il birimlerince İzmir’de meydana gelen deprem üzerinden bölge halkına yönelik aşağılayıcı paylaşımlara karşı tespit çalışmaları başlatıldığını açıkladı. İçişleri Bakanlığı, 3 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

Korona haberlerine gelince:
Süleyman Soylu ve İbrahim Kalın koronavirüse yakalandı
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Pazartesi günü kendimizi iyi hissetmeyince tekrardan yaptırdığımız test; eşim, kızım ve bende pozitif çıktı" dedi.
"Düne kadar evde sürdürdüğümüz tedavi doktorlarımızın tavsiyesi ile hastane ortamına nakledilmiştir" diyen Soylu, "Şükürler olsun, şimdi biraz daha iyiyiz. Bu vesile ile tüm hastalara ve İzmir depreminde yaralananlara acil şifalar, depremde hayatını kaybeden İzmirli hemşehrilerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum" ifadelerini kullandı.

Koronavirüse yakalanan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise, "Hafif semptomlarla geçirdiğim koronavirüs tedavisinde son aşamaya geldim" dedi.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Şairi” olarak 62 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Yahya Kemal Beyatlı’yı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Yahya Kemal Beyatlı, 2 Aralık 1884 tarihinde Üsküp'te dünyaya geldi. Annesi, ünlü divan şairi Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım; babası önceden Üsküp Belediye Başkanlığı yapmış, dönemin Üsküp Adliyesinde icra memuru İbrahim Naci Bey'dir.

İlköğrenimine 1889 yılında Üsküp'te Sultan Murat Külliyesi'nin bir parçası olan Yeni Mektep'te başladı. Daha sonra yine Üsküp'te bulunan Mektebi Edeb'e devam etti. 1897 yılında ailesiyle Selanik'e yerleşti. Çok sevdiği ve etkilendiği annesinin veremden ölümü onu çok etkiledi. Babasının tekrar evlenmesi üzerine ailesinin yanından ayrılıp Üsküp’e döndüyse de kısa süre sonra Selanik'e geri döndü. “Esrar” takma adı ile şiirler yazdı. Orta öğrenimine devam etmek üzere 1902 yılında İstanbul’a gönderildi. Servet-i Fünuncu İrtika ve Malumat adlı dergilerde, “Agâh Kemal” mahlasıyla şiirler yazmaya başladı.

Okuduğu Fransızca romanların ve Jön Türkler 'e duyduğu ilginin etkisiyle 1903 yılında II. Abdülhamit baskısı altındaki İstanbul’dan kaçarak Paris’e gitti.

Paris yıllarında Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Mustafa Fazıl Paşa, Prens Sabahattin, Abdullah Cevdet, Abdülhak Şinasi Hisar gibi Jön Türklerle tanıştı. Hiç dil bilmeden gittiği kentte hızlı bir şekilde Fransızca öğrendi.

1904 yılında Sorbonne Üniversitesinin Siyaset Bilimi bölümüne kaydoldu. Okulda ders veren tarihçi Albert Sorel’den etkilendi. Okul hayatı boyunca derslerinin yanı sıra tiyatro ile ilgilendi; kütüphanelerde tarih hakkında araştırmalar yaptı; Fransız şairlerin kitaplarını inceledi. Tarih alanındaki incelemeleri sonucu 1071 yılındaki Malazgirt Meydan Muharebesi'nin Türk tarihinin başlangıcı sayılması gerektiği görüşüne vardı. Araştırmaları ve sosyal etkinlikleri derslere zaman ayırmasını ve sınavlarda başarılı olmasını engelleyince bölüm değiştirerek Edebiyat Fakültesine geçti; ancak bu bölümden de mezun olamadı. Paris’te geçirdiği dokuz yılda tarih bakışı, şairliği, kişiliği gelişti.

1913 yılında İstanbul'a döndü. Darüşşafaka İdadisinde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptı; bir süre Medresetü'l-Vaizinde uygarlık tarihi dersi verdi. Bu yıllarda Üsküp ve Rumeli’nin Osmanlı Devletinin elinden çıkması onu derinden üzdü.

Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yakup Kadri gibi şahsiyetlerle tanıştı. 1916’da Ziya Gökalp’in tavsiyesi ile Darülfünuna Medeniyet Tarihi müderrisi olarak girdi. Sonraki yıllarda Garp Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi derslerini de okuttu. Hayatının sonuna kadar çok yakın dostu olarak kalan Ahmet Hamdi Tanpınar, onun Darülfünunda öğrencisi oldu.

Bir yandan da yazın faaliyetlerini sürdüren Yahya Kemal; Türk dili, Türk tarihi konularında gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Peyam Gazetesinde, Süleyman Nadi mahlasıyla, Çamlar Altında Muhasebe başlığı altında yazılar kaleme aldı. 1910’dan beri yazmakta olduğu şiirlerini ilk defa 1918 yılında Yeni Mecmua adlı dergide yayınladı; Türk edebiyatının baş aktörleri arasında yer aldı.

Mondros Mütarekesi’nin ardından gençleri etrafında toplayarak “Dergâh” adlı bir dergi kurdu. Dergi kadrosunda Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimler yer almıştır. Yahya Kemal’in yakından ilgilendiği bu dergide yayınlanan tek şiiri "Ses Manzumesi”dir. Ancak dergi için pek çok düzyazı kaleme alan yazar; bu yazılarla Anadolu’da devam eden Milli Mücadele’ye destek vermiş ve İstanbul’da Kuvay-ı Milliye ruhunu canlı tutmaya çalışmıştır. Benzer yazıları İleri ve Tevhid-i Efkar gazetelerinde de sürekli yayınlandı.

Yahya Kemal, Türk Kurtuluş Savaşı’nın Türklerin zaferi ile sonuçlanmasının ardından İzmir’den Bursa’ya gelen Mustafa Kemal’i tebrik için Darülfünun tarafından gönderilen heyette yer almıştı. Bursa’dan Ankara’ya giderken Mustafa Kemal’e eşlik etti; ondan Ankara’ya gelmesi için davet aldı. 19 Eylül 1922’de Darülfünun Edebiyat Medresesinin müderrisler toplantısında Mustafa Kemal’e fahri doktorluk unvanı verilmesini teklif eden Yahya Kemal’in bu teklifi oybirliği ile kabul edildi.

1922’de Ankara’ya giden Yahya Kemal, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık yaptı. O yıl, Lozan görüşmelerinde Türk heyetine danışman atandı. 1923'te Lozan’dan döndükten sonra II. Dönem TBMM’ye Urfa milletvekili olarak seçildi. Milletvekilliği 1926’ya kadar devam etti. 1926’da İbrahim Tali Öngören’in yerine Varşova’ya elçi olarak atandı. 1930’da Lizbon büyükelçisi olarak Portekiz’e gitti. İspanya Orta Elçiliği görevi de kendisine verildi. Madrid’de görev yapan ikinci edebiyatçı sefir oldu (ilki Samipaşazade Sezai’dir). İspanya Kralı XIII. Alfonso ile yakın dostluk kurdu. 1932’de Madrid elçiliğindeki görevine son verildi. İlk defa 1923-1926 arasında Urfa milletvekili olarak görev yapan Yahya Kemal, 1933 yılında Madrid’deki diplomatik görevinden döndükten sonra milletvekili seçimlerine girdi. 1934 yılında Yozgat milletvekili oldu. O yıl çıkan Soyadı Kanunu’ndan sonra “Beyatlı” soyadını aldı. Ertesi seçim döneminde Tekirdağ milletvekili olarak meclise girdi. 1943’te İstanbul’dan milletvekili seçildi. Milletvekilliği döneminde Ankara Palas'ta yaşadı.

Yahya Kemal, 1946 seçimlerinde meclise giremedi ve bağımsızlığını yeni ilan etmiş Pakistan'a 1947’de büyükelçi olarak atandı. Yaş haddinden emekli oluncaya kadar Karaçi'de elçilik görevini sürdürdü. 1949’da yurda döndü. Emekli olduktan sonra İzmir, Bursa, Kayseri, Malatya, Adana, Mersin ve civarını ziyaret etti. Atina, Kahire, Beyrut, Şam, Trablusşam gezilerine çıktı. İstanbul’da Park Otel’e yerleşti ve ömrünün son on dokuz yılını bu otelin 165 numaralı odasında yaşadı.

1949’da İnönü Armağanı'nı aldı.

1956 yılında Hürriyet gazetesi her hafta bir şiirine yer vererek tüm şiirlerini yayınlamaya başladı.

Yakalandığı bir çeşit bağırsak iltihabı nedeniyle tedavi için 1957’de Paris'e gitti. Bir yıl sonra 1 Kasım 1958 Cumartesi günü Cerrahpaşa Hastanesinde hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.

Şiirlerini mükemmel hale getirmediği gerekçesiyle sağlığında kitaplaştırmak istemedi. 1 Kasım 1958 tarihinde vefatı üzerine, İstanbul Fetih Cemiyeti 07 Kasım 1959 günkü toplantısında Nihad Sami Banarlı'nın teklifiyle Yahya Kemal Enstitüsü kurulmasına karar verdi ve eserleri yayınlandı. 1961 yılında Divanyolu, Çarşıkapı’da yer alan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesinde “Yahya Kemal Müzesi” açıldı. 1968 yılında Hüseyin Gezer tarafından yapılan bir heykeli İstanbul'daki Maçka Parkına yerleştirildi.

Yahya Kemal, nesir alanında da eser vermiş olmakla birlikte şair olarak isim yapmış bir edebiyatçıdır. Şekil açısından Divan şiir geleneğini ve Aruz veznini kullanmıştır; dil açısından iki ayrı anlayışta şiirleri vardır: bunlardan birisi devrine göre genellikle sade, doğal ve yaşayan bir Türkçe ile şiir yazmaktır (bu tür şiirleri özellikle ilk baskısı 1961 yılında yapılan "Kendi Gök Kubbemiz" adlı şiir kitabında toplanmıştır); diğeri ise tarihin eski devirlerine ait olayları devrinin diliyle ifade etme düşüncesidir (ilk baskısı 1962'de yapılan "Eski Şiirin Rüzgârıyle" adlı şiir kitabındaki manzumelerde bu anlayışı sergilemiştir).

Fransa'da bulunduğu yıllarda karşılaştığı Mallarmé'nin şu cümlesinin Yahya Kemal'in aradığı şiir dilini bulmasında etkili olduğu düşünülür: "En iyi Fransızcayı Louvre Sarayı'nın kapıcısı konuşur." Yahya Kemal, bu cümle üzerinde uzun uzun düşündükten sonra, şiirlerinde kullanacağı dili yakalar; Louvre Sarayı'nın kapıcısının okumuş yazmış bir aydın olmadığı gibi okuyup yazması olmayan bir cahil de olmadığını; bu durumda en iyi Fransızcayı "orta tabaka"nın, yani "halk"ın konuşabileceğini anlayarak orta tabakanın konuşmasına dikkat eder. Şair, bu düşüncelerin etkisiyle henüz dil inkılabından yirmi beş- otuz yıl önce sade Türkçe şiirler yazmaya yönelmiştir.

Türkiye Türkçesi ile söylediği şiirlerinin yanında Osmanlı Türkçesi ile şiirler yazan Yahya Kemal'in eski dil ve nazım şekilleriyle söylemesinin arkasında, Türk edebiyatını bir bütün olarak algılaması ve tarihin eski devirlerine ait olayları devrinin diliyle ifade etme düşüncesi vardır. Eskiyi reddetme yerine olduğu gibi kabullenme ve yeniden yorumlayarak günümüze taşıma çabası içinde olmuştur. Geçmiş devirlerde yaşanmış olayları ait oldukları devrin diliyle ifade etme düşüncesiyle yazdığı şiirlere örnek olarak Yavuz Sultan Selim'i ve döneminin olaylarını, tahta çıkışından ölümüne kadar kronolojik bir şekilde hikâye eden Selimnâme, bestelenmiş şiirleri arasında yer alan Çubuklu Gazeli, Ezân-ı Muhammedi, Vedâ Gazeli, İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel verilebilir.

Şiirin vezin, kafiye ve iç ahenge dayandığına inanan şairin hemen hemen tüm şiirleri aruz vezni ile yazılmıştır. Hece ölçüsüyle yazdığı tek şiiri "Ok"'tur. Onun bütün şiirlerini aruzla yazması ve mısraya olan saygısı, şiirine şekil mükemmelliği getirmiştir. Ona göre şiir sıradan cümlelerden değil nağmeden oluşur, bu yüzden sesle okunmaya muhtaçtır. Kelimelerin kulakla seçilmesi ve mısradaki yerlerinin bulunması gerekir. Ona göre birmısranın şiir olması, ahenkle ve titizlikle yazılmasıyla mümkündür. Onun için "şiir musikiden ayrı bir musiki"dir. Bu anlayışının bir sonucu olarak, şiirlerinin üzerinde yıllarca çalışmış ve henüz nağmeye dönüşmediğine inandığı mısralar için en uygun kelimeleri ve istifi buluncaya kadar şiirlerini tamamlanmış saymamıştır.

Yahya Kemal'in şiirinde geniş bir Osmanlı coğrafyası yer bulmuştur. Onun şiirlerinde hatırlanan mekanlar, Çaldıran, Mohaç, Kosova, Niğbolu, Varna, Belgrad gibi yeni Türk devletinin sınırları dışında kalmış, bir zamanlar Osmanlı mülkü olan ya da Osmanlının temas ettiği topraklardır. Türk tarihiyle ilgili olmamakla beraber Yahya Kemal'in görüp yaşadığı Endülüs, Madrid, Altor, Paris ve Nis de şiirlerinde yer almıştır. Türkiye sınırları içinde Bursa, Konya, İzmir, Van, Çanakkale, Maraş, Kayseri, Malazgirt, Amid (Diyarbakır), Tekirdağ adı şiirlerinde geçer ama diğer şehirler üzerinde değil, onların da temsilcisi olan İstanbul üzerinde yoğunlukla durulmuştur. Üsküdar gibi, Atik Valide gibi, Kocamustafapaşa gibi eski İstanbul'un semtlerini şiirleştirmiştir. İstanbul algısının merkezindeki mekan ise Süleymaniye Camisi olmuştur.

ESERLERİ:
Kendi Gök Kubbemiz (1961)
Eski Şiirin Rüzgârıyle (1962)
Rubailer ve Hayyam’ın Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963)
Edebiyata Dair
Aziz İstanbul (1964)
Eğil Dağlar
Tarih Musahabeleri
Siyasi Hikayeler
Siyasi ve Edebi Portreler
Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1972)
Mektuplar-Makaleler
Bitmemiş Şiirler
Pek Sevgili Beybabacığım: Yahya Kemal'den Babasına Kartpostallar (1998)
Gemi Elli Yıldır Sessiz: Özel Mektupları ve Yazışmalarıyla Ölümünün 50. Yılında Yahya Kemal
Eren Köyünde Bahar

Sizlerle en bilinen iki şiirini paylaşarak değerli şairi anmak istiyorum:

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden

#YahyaKemalBeyatlı
 
Rindlerin Akşamı

Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
 
#YahyaKemalBeyatlı


Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Dünya Vegan Günü
Dünya Vegan Günü, her yıl 1 Kasım’da, veganlar tarafından kutlanan bir gündür. Veganlığın insanlara, hayvanlara ve doğaya faydaları değişik etkinlikler eşliğinde kutlanır.

1994 yılında, o zamanlar The Vegan Society’nin başında olan Louise Wallis tarafından, hem topluluğun 50.yılını kutlamak adına, hem de veganlık ve veganizm gibi kelimelerin değer kazanmasını kutlamak için düzenlenen bir etkinlik olarak ortaya “Dünya Vegan Günü” çıkmıştır. Louise 1 Kasım’ı seçmesinin sebebini şu şekilde açıklamaktadır:
“Topluluğun 1944 yılı Kasım ayında kurulduğunu biliyorduk, ama kesin tarihi bilmiyorduk. O yüzden ben 1 Kasım olmasına karar verdim. Böylece Cadılar Bayramı gibi herkesin kutladığı geleneksel bayramlarla birlikte kutlanabilecekti.”
 
Sözlüğe göre veganlık, hayvan kökenli gıdaları ve bütün hayvansal ürünleri kullanmayı/tüketmeyi reddetmektir. Yani, veganlık sadece yenilen yemekte et olmamasına dikkat etmek değil de, aynı zamanda giydiğiniz kazağın içerisinde hayvan kürkü olmamasına dikkat etmek, bir kişisel bakım ürünü alırken hayvansal deney yapmıyor olmalarına dikkat etmektir.
Tüm veganların “Dünya Vegan Günü” kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

1 Kasım 644 - 2. halife Ömer bin Hattab, kendisinden alınan verginin azaltılmasını isteyen, ancak talebi kabul edilmeyen Ebû Lü'lüe tarafından Medine'de sabah namazında hançerle saldırıya uğradı. Saldırgan intihar ederken Ömer bin Hattab 3 gün sonra öldü.
1 Kasım 996 - Kutsal Roma İmparatoru III. Otto, Babenberg Hanedanı'nın egemenliğindeki Bavyera'nın Freising Psikoposluğu'na 8 km² arsa hibe etti. Avusturya, Ostarrîchi (doğu sınırı) denilen bu topraklarda doğmuştur.
1 Kasım 1512 - Tavan resimleri Michelangelo tarafından dört yılda yapılan Sistine Şapeli ilk kez halka gösterildi.
1 Kasım 1604 - Shakespeare'in Othello adlı eseri ilk kez Londra'da oynandı.
1 Kasım 1755 - Lizbon Depremi: Portekizin başkenti olan Lizbonda çok şiddetli bir deprem oldu. O deprem bir tsunami oluşturdu ve yaklaşık 90 bin kişi öldü
1 Kasım 1896 - National Geographic dergisi, ilk defa bir kadının çıplak göğüslerinin göründüğü bir fotoğraf yayımladı.
1 Kasım 1897 - İtalyan profesyonel futbol takımı Juventus FC kuruldu.
1 Kasım 1911 - Tarihteki ilk hava saldırısı gerçekleşti: (Trablusgarp Savaşı sırasında İtalya Krallığı tarafından Osmanlı İmparatorluğu'na karşı).
1 Kasım 1912 - İzmir'in ilk kulübü Karşıyaka Muaresei Bedeniye Kulübü, yani bugünkü adıyla Karşıyaka Spor Kulübü kuruldu.
1 Kasım 1918 - Ali Fethi Bey (Okyar), Minber gazetesini yayımlamaya başladı.
1 Kasım 1920 - Yunanistan'da Venizelos Kabinesi düştü.
1 Kasım 1922 - 623 yıl süren Osmanoğulları saltanatı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla sona erdi.
1 Kasım 1927 - Gazi Mustafa Kemal 2. kez cumhurbaşkanlığına seçildi.
1 Kasım 1928 - Yeni Türk alfabesine ilişkin kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi.
1 Kasım 1934 - Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, "Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikîde değişikliği kavrayabilmesidir. Bugün dinletilmeye yeltenilen musikî yüz ağartacak değerden çok uzaktır" dedi.
1 Kasım 1939 - Suni döllenme yoluyla dünyaya gelen ilk tavşan basına tanıtıldı.
1 Kasım 1954 - Cezayir'de Fransız işgaline karşı Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) kuruldu ve Cezayir Bağımsızlık Savaşı başladı.
1 Kasım 1955 - ABD havayolu şirketine ait DC-6 tipi bir yolcu uçağı Colorado yakınlarında infilak etti: 44 kişi öldü.
1 Kasım 1956 - Macaristan Varşova Paktı'ndan çekildiğini açıkladı. Başbakan Imre Nagy Macaristan'ın tarafsız bir devlet olarak tanınmasını istedi.
1 Kasım 1959 - Kongo'da beyaz karşıtı ayaklanmalar sonrası milliyetçi lider Patrice Lumumba tutuklandı.
1 Kasım 1962 - Sovyetler, Mars'a ilk roketi fırlattı.
1 Kasım 1967 - Rum polisi, Kıbrıs Türk toplumu liderlerinden Rauf Denktaş'ı Ada'ya gizlice girerken yakaladı ve tutukladı.
1 Kasım 1968 - Aydınlık aylık dergi olarak, Doğu Perinçek ve Vahap Erdoğdu önderliğinde yeniden yayımlanmaya başladı.
1 Kasım 1970 - Fransa'da bir dans salonunda çıkan yangın 144 gencin ölümüne yol açtı.
1 Kasım 1971 - Hindistan'da kasırga; 5 bin kişi öldü, 1500 kişi evsiz kaldı.
1 Kasım 1981 - Antigua ve Barbuda, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1 Kasım 1982 - Ataol Behramoğlu, Asya-Afrika Yazarlar Birliği'nin Lotus Edebiyat Ödülü'nü kazandı.
1 Kasım 1983 - Millî İstihbarat Teşkilatı ile ilgili yeni bir yasal düzenlemeye gidilerek, 2937 sayılı "Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu" çıkarıldı.
1 Kasım 1990 - Halkın Emek Partisi (HEP) milletvekilleri Mehmet Ali Eren ve Mahmut Alınak, Kürtçe konuşma ve yazmanın serbest bırakılmasını istediler.
1 Kasım 1992 - Mesaj TV kuruldu.
1 Kasım 1993 - Cumhuriyet tarihinin ilk Din Şûrası toplandı. Başbakan Tansu Çiller toplantıda başını örterek ayet okudu.
1 Kasım 1993 - Maastricht Antlaşması yürürlüğe girdi; Avrupa Birliği resmen kurulmuş oldu.
1 Kasım 1996 - NTV Televizyonu kuruldu.
1 Kasım 1998 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kuruldu.
1 Kasım 1999 - Türkiye İşçi Partili 7 gencin katledilmesi sanıklarından Ünal Osmanağaoğlu ve Bünyamin Adanalı yedişer kez idam cezasına çarptırıldı. Aynı davada, Haluk Kırcı da 7 kez idam cezası almıştı.
1 Kasım 2001 - Çin'in Ukrayna'dan satın aldığı Varyag gemisi İstanbul Boğazı'ndan geçti.
1 Kasım 2007 - Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul toplantısında alınan bir kararla, 2008 yılında başlamak üzere, tüm Dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve sorunlara çözüm bulmak amacıyla, her yıl 2 Nisan tarihi Dünya Otizm Günü olarak kabul edildi.
1 Kasım 2008 - TRT Çocuk yayına başladı.
1 Kasım 2010 - Numan Kurtulmuş liderliğinde Halkın Sesi Partisi (HAS Parti) kuruldu.
1 Kasım 2014 - Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı verdiği direnişe destek olmak amacıyla Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) ve Peace Camping inisiyatifi tarafından yapılan IŞİD'e karşı, "Kobani ve insanlık için küresel seferberlik” çağrısıyla 1 Kasım “Dünya Kobani günü” olarak ilan edildi.
1 Kasım 2015 - Türkiye'de 26. dönem milletvekili seçimleri yapıldı. Seçim sonuçları: AK Parti %49,50 (317 milletvekili), CHP %25,32 (134 milletvekili), MHP %11,90 (40 milletvekili), HDP %10,76 (59 milletvekili), diğer partiler ise %2,52 oranlarında oy alarak sayılarında milletvekili çıkartmıştır.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

1 Kasım 1757 - Antonio Canova, Venedikli heykeltıraş (ö. 1822)
1 Kasım 1762 - Spencer Perceval, İngiliz hukukçu ve devlet adamı (ö. 1812)
1 Kasım 1839 - Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Osmanlı sadrazamı (ö. 1919)
1 Kasım 1880 - Alfred Lothar Wegener, Alman yerbilimci (ö. 1930)
1 Kasım 1887 - Ayşe Sultan, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'in kızı (ö. 1960)
1 Kasım 1889 - Philip Noel-Baker, İngiliz devlet adamı ve 1959 Nobel Barış Ödülü sahibi (ö. 1982)
1 Kasım 1911 - Donald Kerst, Amerikalı fizikçi ve akademisyen (ö. 1993)
1 Kasım 1920 - Walter Matthau, Amerikalı oyuncu.
1 Kasım 1924 - Süleyman Demirel, Siyasetçi, devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin 9. Cumhurbaşkanı (ö. 2015)
1 Kasım 1934 - Umberto Agnelli, İtalyan girişimci ve siyasetçi Fiat'ın kurucusu (ö. 2004)
1 Kasım 1935 - Edward Said, Amerikalı edebiyat eleştirmeni (ö. 2003)
1 Kasım 1939 - Hıncal Uluç, Gazeteci ve yazar.
1 Kasım 1943 - Jacques Attali, Fransız ekonomist, yazar ve siyasetçi.
1 Kasım 1943 - Salvatore Adamo, İtalyan-Belçikalı şarkıcı.
1 Kasım 1944 - Meltem Mete, Sinema oyuncusu.
1 Kasım 1944 - Refik el-Hariri, Lübnan Başbakanı.
1 Kasım 1949 - Zeynep Aksu, Sinema ve dizi oyuncusu.
1 Kasım 1958 - Charles Kaufman, Amerikalı film yapımcısı, senarist ve yönetmen.
1 Kasım 1958 - Erkan Can, Sinema, dizi oyuncusu ve yapımcı.
1 Kasım 1960 - Tim Cook, Amerikalı şirket yöneticisi.
1 Kasım 1961 - Kenan Kalav, Dizi ve sinema oyuncusu.
1 Kasım 1963 - Billy Gunn, Amerikalı profesyonel güreşçi.
1 Kasım 1963 - Rick Allen, İngiliz müzisyen.
1 Kasım 1971 - Sibel Bilgiç, Türk pop müzik şarkıcısı.
1 Kasım 1972 - Toni Collette, Avustralyalı aktris ve şarkıcı.
1 Kasım 1973 - Aishwarya Rai, Hint sinema oyuncusu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

1 Kasım 1700 - II. Carlos, İspanya Kralı (d. 1661)
1 Kasım 1804 - Johann Friedrich Gmelin, Alman doğa bilimci, böcek bilimci ve botanikçi (d. 1748)
1 Kasım 1894 - Aleksander Aleksandroviç, Rus Çarı (d. 1845)
1 Kasım 1907 - Alfred Jarry, Fransız oyun yazarı, romancı ve şair (d. 1873)
1 Kasım 1936 - Mehmet Esat Işık, Askeri hekim (d. 1865)
1 Kasım 1954 - John Lennard-Jones, İngiliz matematikçi (d. 1894)
1 Kasım 1955 - Dale Carnegie, Amerikalı yazar, kişisel gelişimci ve iletişim uzmanı (d. 1888)
1 Kasım 1958 - Yahya Kemal Beyatlı, Şair (d. 1884)
1 Kasım 1959 - Halide Pişkin, Tiyatro oyuncusu (d. 1906)
1 Kasım 1968 - George Papandreou, Yunan siyasetçi (d. 1888)
1 Kasım 1972 - Ezra Pound, Amerikalı şair (d. 1885)
1 Kasım 1974 - Lajos Zilahy, Macar yazar (d. 1891)
1 Kasım 1982 - Sait Naci Ergin, Siyasetçi (d. 1908)
1 Kasım 1982 - King Vidor, Amerikalı film yönetmeni (d. 1894)
1 Kasım 2000 - George Armstrong, İngiliz futbolcu ve teknik direktör (d. 1944)
1 Kasım 2002 - Ekrem Akurgal, Arkeolog ve bilim adamı (d. 1911)
1 Kasım 2007 - Paul Tibbets, Amerikalı asker ve pilot (Hiroşima'ya atom bombası atan Enola Gay adlı B-29 Superfortress tipi uçağın pilotu) (d. 1915)
1 Kasım 2008 - Yma Sumac, Peru asıllı Amerikalı soprano (d. 1922)
1 Kasım 2011 - Cahit Aral, Siyasetçi ve eski Sanayi ve Ticaret Bakanı (d. 1927)
1 Kasım 2016 - Bap Kennedy, Kuzey İrlandalı müzisyen (d. 1962)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Pazar.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?