Burcumak

Dünya üzerinde hayata ilişkin, insanlığa, tarihe, umuda ve hüsrana söylenmedik pek bir şey kalmamış sayılıyor. Aynı izleklerde odaklanan söylemlerin dışında değil ama içinde pek farklı biçimde söz sarf etmektir esas ürün. Yoksa “… Hiç düşünmezdim / bin yıl yaşasam / ekmeğimi / çöplükten toplayacağımı…” (sy.30)-(*). Şairin düşünüşüne ve satır aralarına düştüğü anekdota göre, zamanımı bekler, düzlüğü mü? Yarattığı bu ikilem metaforunda dürtmezdi okuyanın aklını! Öyle ya: Bence bu atakla eyleminin yazım konusunda atağını belirler, bir anlamda okurunun da!

“… Hiç düşünmezdim / bin yıl yaşasam / ekmeğimi / çöplükten toplayacağımı / Hakkâri’de / dört mevsim gibi // sen / ekmeğimi tuza bandığım / dudaklarımızla / birleşen lezzet / çocukluk işte Cemile / beni affet…” (sy.30)-(*).

Burcumak…’ Uzam sembolü mü? Bu soruya yanıt, tereddütsüz ‘evet’ denebilir. Uzun soluklu okunacak, tınıları yüksek ve kısa şiirlerle ince anlamlar yükleyerek okura liriksem bir haz veren şair, ‘Veli Başak’ın şiir kitabı… Ayrıca iki tür anlam taşıyan bir sözcük ‘Burcu’ ve ‘mak’… Tanım olarak ‘Burcu’ Türkçe kökenli bir isim olmasının yanında sakız ağacı tomurcuğu anlamında ve ‘mak’ ekiyle de rayihası çok olan güzel koku olarak betimlenmektedir! ‘Başak’ı bu düşüncesi açısından da ayrıca kutlamak gerekir… Çünkü bu sözcükler, tanım olarak bilinen aralarda bir yerlerde kalmışlığın, okurda ilk çağrıştırdığı düşünceler yumağıdır!

“… Kınalı ağaçlar gidiyor / ateşini söndürerek / bayram sayısı kadar mutluluk / karanfil / dalından düşerken // hangi pencereye koşsam / yosun ötesi gölge göl / tüneller yanıyor damarlarımda / mektupları yakarak gelen…” (sy.49)-(**).

Ülkece çok ağır bunalımlar silsilesinde debelenmemiz, geçmişimizde, yılları işgal etmiş kültürsüzleşme uykusunun karabasan kısmı değilse nedir? Nedir bir şaire “… Kınalı ağaçlar gidiyor / ateşini söndürerek…” (**) dedirten ve sordurtan koşullar… Düşünüyorum da bu ülke, bu insanlar böylesi alacakaranlık zamanları hak etmedi. Suçlu, kendini yok etmekte zorlanan sistemdir. Kir ve kan bataklığı en belirgin kanıtı! Artık kaçınılmaz sona yaklaşmışlığın... Çünkü şair ‘Başak’, “bir tür trajik zamanların ritmi” olarak gördüğü türevlerini anlatmıştır, bu oylumlu çalışmasında. Ve bu tür anlatımlarıyla adeta, kesin ve koyu bir çizgiyle betimlemekte uzamı… Yaşamı güzel kılacak gülümseyişten yoksun yerküre, şiddetin ve yarınsızlığın kölesi edilmiş kitleler nezdinde.

Bazen bir veya birkaç satırı ve bazen de bir tek sözcüğü yorumlamak, çok özel bir yöntem ve iç anlayış-belki de seziş- gerektirir. Alıntılanan üst kısımda ki paragraf için; ölüm düşüncesi yaşamcıl değil, tazelik, dinçlik, körpelik içermiyor desem, kolaycı yorum yapmış sayılmam umarım. Sezişe, şayet şairde farkında olmadan yarattığı şiirlerle katılırsa, yorumlayana liriksem bir haz ve keyif aldırtır! Şu naçiz kalemin, başkaca yüksündüğü metni ne ki?

(*) ; sy. 31 (alıntı)

(**) ; sy. 49 (alıntı)

www. haberhurriyeti.com/mustafagokcek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?