Perşembenin Öyküsü: HAYVAN

GARİP KUTLAMA

Nisan’ın ilk günleriydi... Bir tatlı hava vardı.

Çıktı sokağa. Yürüdü… Yürüdü… Yalçın varmıştı Büyük Park’a. Girdi parktan içeri. Dinlenecekti. Dinlenecekti ancak boş bank yoktu.

Dolaştırdı gözlerini… Sonunda gördü. Yanyana iki bank. Birinde tek kişilik, bitişiğinde iki kişilik boş yer. Kendisi gibi yaşını başını almış üç kişi söyleşiyordu. Yöneldi… Durdu. Üç kişi birbirleriyle söyleşip, bakışıp gülüşüyordu: “İyi günler.” dedi; “Boşsa oturabilir miyim?”.

Başlarını kaldırdılar. Elleriyle oturabileceğini onayladılar. Oturdu.

Yaşını başını almış üç adam birbirlerine bakıp kıs kıs gülüşüp duruyordu sürekli… Aralarda bir iki söz söyleyip gene gülüşüyorlardı…

En baştaki kasketli, iki arkadaşına; “Bir dakika çocuklar. Beyefendi bize akıl hastanesinden kaçmışız gibi bakmaya başladı.”.

Öyleyse tanışalım.” dedi keplisi.

Ekledi şapkasızı: “Ve anlatalım neden birbirimize bakıp bakıp sırıttığımızı. Yani acele bir işiniz yoksa…”.

Aldı sözü kasketli: “Ben Mete, keplimiz Dinç ve yanınızdaki şapkasız Altay.”.

Ayağa kalktı Yalçın, ellerini sıkarak tanıttı kendisini: “Memnun oldum. Ben de Yalçın. Sanırım sıra sizde. Bugünlük işim yok. Buyrun. Dinliyorum…”.

Yaşını başını almış kasketli başladı anlatmaya...

35 yıl önceydi. Eşim Dilek bir haftalığına iş toplantıları için yurt dışına çıkmıştı. Döndü. Çok yorulmuş. Bilirsiniz zordur insanlara söz anlatmak. Tek acil servis yatak. Oldu sabah. Hazırladım anlı şanlı kahvaltıyı. Neyse efendim. Geldi koridorun ortasına küçük kedisi. Durdu. Duvara bakarak öyle duruyordu... Sevindi Dilek.

Gel kızım. Gel Pamuk. Geeel…”. Öyle duruyordu Pamuk. Yoktu tıkı.

Çağırdı gene… “Gel kızım. Gel Pamuk. Geeel…”. Öyle duruyordu Pamuk. Yoktu tıkı.

Ne oldu buna? Nesi var? Hastaya da benzemiyor… Duvara neden bakıyor… Eşekliği mi tuttu? Pamukçuğuuum… Sana Eşek diyeyim mi? Üstüne de anırayım gelir misin? Eşek! Eşek! Ai ai ai. Gel buraya Eşek!”.

İşte o sıra açıldı gözleri, şaşkın şaşkın bakıyordu… Pamukçuğu “Eşek” sözünü duyar duymaz harekete geçti ve zıpladı kucağına. Ve… Kızgın gözlerle baktı bana Dilek;

Mete! Ne demek oluyor şimdi bu?”.

Şekerim endişelenecek bir şey yok. Yabancı diller araştırmacısı olarak Pamukçuğuna yabancı dil öğrettim. Bilim adına. Sürpriz olsun istedim sana. Üstelik dünyada ilk Eşekçe öğrenen kedi sahibi oldun. Hem Pamuk akıllı. Bir haftada Eşekçeyi söktü. Kediciğinle gurur duy Dilek.”.

Sordu Yalçın; “Sonra?”.

Hayvan ben de mi Eşekçe öğreneceğim, diye bağırdı. Sonra kendimi bu bankta buldum. Başladı yağmur çiselemeye. Parkta yağmur almayan tek ağaç altı burası. Hadi anlat Dinç.”.

Yalçın bey. Gene 35 yıl önceydi. Yani bugündü. Eşim de bir haftalığına annesine gitmişti. Annesiyle babası taşınıyordu. İşten de izin almıştı. Neyse. Evdeki dişi papağanı Leyla’ya ben baktım bir hafta.

Döndü bir hafta sonra. Kapıdan girer girmez doğru papağanı Leyla’ya. Başladı konuşmaya…

Merhaba benim kızıma. Kim gelmiş? Anne geldi bak…’.

Papağanı tanımaz mı annesini! Yanıtlıyordu sallanarak…

Aaaaaaan… Aaaaaaan… Aaaaaaan… An. An. An. Ne! Ne! Ne! Geeeeeel… Geeeeeel… Geeeeeel… Di! Di! Di! Baaaaaak! Baaaaaak! Baaaaaak!’.

Kızımın gözleri garip garip bakıyor. Görüyor musun? Düştü. Sallanıp duruyor. Suyu neden sarımtırak? Dinç ne oluyor buna? Ne yaptın kızıma Dinç?’.

Gittiğin günün akşamı bizimkilerle Tugay’ın Yeri’nde toplandık. Çakır keyif oldum. Eve geç döndüm. Bir yudumluk viski aldım. Yattım. Sabah suyunu değiştireceğim. Baktım su sarımtırak.

Sonra?’.

Meğerse o kafayla viskiden kızının suyuna karıştırmışım. Suyu değiştirdim. Sonra işe. Döndüğümde gördüm ki, sudan içmemiş hiç. Gene biraz viski karıştırdım. Kızın Leyla çölde susuz kalmış bedevi gibi viskili suyu içiyordu…

Sonra?’.

Ve ondan sonra viskisine suya eklemeyi hiç unutmadım. Sevgiciğim kızın tam adı gibi. Artık her gün Leyla.”.

Sordu Yalçın; “Sonra?”.

Hayvan kızıma bunu nasıl yaparsın, diye bağırdı. Sonrası kendimi bu bankta buldum. Yağmur çiseliyordu. Oturdum Mete’nin yanına. Böyle tanışmış olduk. Hadi sıra sende Altay.”.

Yalçın bey. Gene 35 yıl önceydi. Yani bugündü. Eşim Belgin ameliyat olan arkadaşı Çağla’ya toparlanması için yirmi günlüğüne evine gitmişti. Kızı Boncuk’la ilgilenmemi söyledi. Sıkılmasınmış köpeğinin canı. Yıllık izninin çoğunu yararlı olmak için harcadı. Neyse.

Geçti sayılı günler. Sordu akşam döner dönmez:

Nasıl kızımla ilgilendin değil mi? Canı sıkılmadı değil mi?’.

Yooo. Hiç sanmıyorum canının sıkıldığını.

Nasıl eğlendirdin kızımı?’.

Poker öğrettim.

Yok artık! Ası, kare ası, valeyi, papazı, rest’i tanıyor mu?’.

Tanıyor. Yani kızın Boncuk pokerci. Ama bir kusuru var.

Dur. Kusur dediğini benden duy. İyi kâğıt gelince kuyruğunu sallıyor.’.

Evet. İyi kâğıt gelince kuyruğunu sallıyor. Ama sen nasıl bildin bunu?

Bugün kızlarla kuru fasulyesine poker oynadık. Ve ilk kez oyun kaybettim. Boncuk arkamda duruyordu. Şimdi anladım nedenini. Eh bir dahaki pokerde odaya kaparsın. Sorun kalmaz diyebilirsin.’.

Sordu Yalçın; “Sonra?”.

Hayvan kızıma bunu nasıl yaparsın, diye bağırdı. Yemekte konuşuruz, dedim.”.

Sana mutfak yasak. Git s.çtığın bu boku ye!’.

Sonra atış serbest! Sonrası kendimi bu bankta buldum. Yağmur çiseliyordu. Oturdum Mete’nin ve Dinç’in yanına. Böyle tanışmış olduk. Ve otuz beş yıldır bu ağacın altında tanışmamızın yıldönümünü kutluyoruz. Siz geldiğinizde birbirimize bakıp bakıp o nedenle sırıtıp kıs kıs gülüyorduk. Kısa sözcüklerle söyleşiyoruz. Ayrıntı anlatmıyoruz.”.

Demek ki üçünüz de dişi dayanışması kurbanısınız. İşte bu kutlanır!”.

İki sokak ötede Yıldönümü Pastanesi var. Bizim öykümüzü duyunca pastacı Ay Pastanesi adını değiştirdi. 35 yıldır evimiz gibi oldu. Birazdan gidip pastayla kutlayacağız. Siz de buyrun.”.

***

Murat Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?