Günaydın Türkiye

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Yine bir gün komşudan
Biri vefat etmişti
Herkes işi bırakıp
Cenazeye gitmişti.

O sırada bir adam
Yaklaşmış Nasreddin'e
Demiş: Sorum olacak
Ey Hocam, sana yine

Acımız fazla büyük
Elbette sabretmeli!
Cenaze götürürken,
Neresinden gitmeli?

Hoca demiş: Elbette,
Sonu budur her kulun.
Tabutta bulunma da
Nerde istersen bulun!

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyor ve #FahriKalın abime sözü bana ilettiği için çok teşekkür ediyorum:

"Uzun ömürlü bir ilişkinin sırrı; sadece aranan kişiyi bulmak değil, aynı zamanda aranan kişi olmaktır.” demiş William Shakespeare...
Ne aradığımızı bulabiliyoruz, ne de kimsenin aradığı olabiliyoruz artık.
Elbette vardır bunun da bir hikmeti.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

Mide yanması ve reflüden yakınıyorsanız:
“100 gr. tuzsuz leblebi + 1 tatlı kaşığı karbonat + 2 tatlı kaşığı tane kişniş + 20 gr. kakuleyi havanda dövüp hepsini karıştır. Sabah akşam 2 tatlı kaşığı yut.”
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

“Bukalemunların dili, kendi bedenlerinin 2 katı uzunluğundadır.”

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

CHP’nin "21 soruda FETÖ’nün siyasi ayağı" kitapçığına toplatma ve satış yasağı kararı
CHP Sözcüsü Faik Öztrak, mahkeme kararıyla partisinin hazırladığı “21 soruda FETÖ’nün siyasi ayağı” adlı kitapçığa dair basım, dağıtım ve satış yasağı getirildiğini açıkladı. Kitapçığa dair toplama kararı da olduğunu belirten Öztrak, “Bu kitabın toplatılması ana muhalefet partisinin siyasi faaliyetine yargının ağır müdahalesidir” dedi.

Faik Öztrak, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararın tanınmamasına dair de konuştu ve TBMM’ye karşı darbe teşebbüsü olduğunu söyledi.

Faik Öztrak'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nden sonra, 15. Ağır Ceza Mahkemesi de Anayasa Mahkemesi’nin oy birliğiyle verdiği bir milletvekilinin hakkının ihlal edildiğine dair kararını tanımamıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak Anayasayı ihlaldir. Anayasayı tağyir, tebdil ve ilgaya teşebbüs suçudur. İki mahkemenin birden bu kararı vermesi bu sürecin organize bir şekilde yürütüldüğünü göstermektedir.
Mahkemelerin uymadığı Anayasa Mahkemesi kararı, alt mahkemenin, bir milletvekilinin dokunulmazlığını tanımayarak karar vermesinin hak ihlali olduğunu tespit etmektedir. Bu tanımama kararları Anayasanın ve milletvekilleri ile TBMM’nin hukukunun hakimler tarafından ihlalidir. Bu, hem Anayasa’ya hem de milli iradeye ve millet iradesinin tecelli ettiği TBMM’ye karşı darbe teşebbüsüdür.
"Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır” diyen Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, aynı zamanda HSK başkanıdır. Kendisini bu ağır Anayasa ihlali karşısında başında olduğu kurulu resen toplamaya ve TBMM’ye karşı bu darbe girişimini önlemeye çağırıyoruz. TBMM Başkanı Sayın Şentop “Bu karara gerek anayasa, gerekse Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanuna göre muhatapların uyması gerekir. Bence ilgili mahkeme, hangi mahkeme ilgili ise muhatap ise bu karara uymalıdır" demektedir. İlgili mahkemeler Anayasa Mahkemesinin kararına uymamışlardır. Karar milletvekili dokunulmazlığıyla ilgilidir. Milletin Meclisinin hukukuyla ilgilidir. Bu mesele partiler üstü ele alınmalıdır.“

Korona haberlerine gelince:
Ekrem İmamoğlu'nun koronavirüs testi pozitif çıktı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun koronavirüs testi pozitif çıktı. Hastanede tedavi süreci başlayan İmamoğlu'nun sağlık durumunun ise iyi olduğu ifade edildi.
Sevgili Başkanımız #Ekremİmamoğlu’na “geçmiş olsun” dileklerimi gönderiyor ve tez şifa diliyorum. Dualarımız ve iyi dileklerimiz onunla olsun.
 
Hastaneden Ekrem İmamoğlu açıklaması!
Amerikan Hastanesi Kovid-19 testi pozitif çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun sağlık durumuna ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Hastaneden yapılan yazılı açıklamada İmamoğlu'nun dün saat 22.00'de üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri ile hastaneye başvurduğu belirtilerek, şunlar söylendi:"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu 23 Ekim 2020 tarihinde saat 22:00' da üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri ile Amerikan Hastanesi'ne başvurmuştur. Yapılan incelemede COVID-19 testi pozitif bulunmuştur. Kendisinin sağlık durumu iyi olup, hastanemizde tedavi edilmektedir."

Rahmi Koç taburcu oldu
Rahmi Koç'un bir süre önce üst solunum yolu şikayetiyle gittiği hastanede koronavirüse yakalandığı tespit edilmişti.
Koç tedavisinin ardından bugün taburcu oldu. Hastaneden yapılan açıklamada, "Kendisinin sağlık durumu iyi olup, evinde istirahat edecektir" denildi.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Yazarı & Şairi” olarak 96 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Ziya Gökalp’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Ziya Gökalp, 23 Mart 1876'da Diyarbakır Çermik'te dünyaya geldi. Tam adı Mehmet Ziya Gökalp’tir. Babası, bazı kaynaklara göre aslen Suriye Türkmeni olan Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi (1851–1890), annesi Pirinçcizade ailesinden Zeliha Hanım (1856–1923), dayısı dönemin Diyarbakır belediye başkanı olan, 1895'teki Ermenilere yönelik saldırıların örgütleyicilerinden olan Pirinçcizade Arif Efendi'dir.

Eğitimine doğduğu yer olan Diyarbakır’da başladı. 1886’da Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye (Askeri Ortaokul) girdi. Özgürlük düşüncesini ilk defa bu okuldaki hocası Kolağası (Önyüzbaşı) İsmail Hakkı Bey aşıladı. Askeri rüştiyenin son sınıfında iken babasını kaybetti. 1890’da amcası Müderris Hacı Hasip Bey’den geleneksel İslâm ilimleri ile ilgili ders almaya başladı. Öğrenimine İstanbul’da devam etmek istediyse de bu imkânı bulamayınca 1891’de Diyarbakır’da İdadi Mülkiye’nin (Sivil Lise) ikinci sınıfına kaydoldu. Son sınıfta öğrenci iken beraberindekiler ile okul çıkışlarında mutat olan “Padişahım Çok Yaşa” yerine “Milletim Çok Yaşa” diye bağırmaları soruşturmaya uğradı. Bazı anlatımlarda bir grup yerine sadece Gökalp'in bağırdığı da belirtilmektedir. O sırada okul süresinin beş yıldan yedi yıla çıkması üzerine 1894’te okuldan ayrıldı.

Liseden ayrıldıktan sonra amcasından Arapça ve Farsça dersleri aldı. Tasavvufla ilgilendi. Fransızca öğrenmeye başladı. Diyarbakır’daki kolera salgını nedeniyle bu şehirde görevlendirilen Doktor Abdullah Cevdet Bey ile tanıştı, fikirlerinden etkilendi. Ekonomik sıkıntılar yüzünden öğrenimine devam etmek için İstanbul’a gidememesi, ailesinin evlenmesi için baskı yapması gibi nedenler 18 yaşındaki Mehmet Ziya’yı intihara sürükledi. İntihar girişiminin sebebi olarak idadideki hocası Dr. Yorgi Efendi’den aldığı felsefe eğitimi ve ailesinin verdiği dini eğitim arasında yaşadığı çatışma da gösterilmektedir. Kafasına sıktığı kurşun, güç koşullar altında yapılan morfinsiz bir ameliyatla çıkarıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Abdullah Cevdet Bey ve Diyarbakır’da bulunan genç bir Rus operatördü[14]. İntihar girişiminden sonra kendisini tekrar okumaya verdi. Özgürlüğe düşman olanlara çatan pek çok şiir yazdı.

1896'da, Erzincan Askeri Lisesi’nde öğrenci olan kardeşi Nihat sayesinde Harp Okulu öğrencileri ile birlikte İstanbul'a giden Gökalp, ücretsiz olduğu için Baytar Mektebi'ne kaydını yaptırdı. Buradaki öğrenimi sırasında ülkedeki özgürlük hareketine katılmış insanlarla tanışmak için gayret gösterdi; İbrahim Temo ve İshak Sükûti ile görüştü. Jön Türkler’den etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. “Yasak yayınları okumak ve muhalif derneklere üye olmak” nedeniyle 1898’de tutuklandı. Bir yıl cezaevinde kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra 1900'de Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. Yüksek öğrenimini tamamlayamayan Mehmet Ziya’nın Diyarbakır’daki amcası ölmüş ve kızı Vecihe ile evlenmesini vasiyet etmişti. Amcasının vasiyetini yerine getirdi. Vecihe Hanım ile evliliğinden bir oğlu (Sedat), 3 kızı (Seniha, Hürriyet, Türkan) olmuştur.

1908'e kadar Diyarbakır'da küçük memuriyetler yaptı. Eşinin mal varlığıyla rahat bir yaşam sürdürürken el altından hürriyet çalışmalarını yürüttü. O dönemde bölgenin güvenliği için kurulan ve başında Kürt asıllı İbrahim Paşa'nın bulunduğu Hamidiye Alayları hırsızlık ve soygun olaylarına karışınca, halkı örgütleyerek eyleme yöneltti. 3 gün boyunca Diyarbakır Telgrafhanesini işgal ederek buradan saraya İbrahim Paşa ve adamlarını cezalandırmaları için telgraflar çekmeye başladı. Doğu ile Batı arasındaki kilit bağlantı noktalarından olan Diyarbakır Telgrafhanesinin işgali işin içine Batılı devletlerin de karışmasına neden oldu. Onların da saraya yaptığı baskı neticesinde bölgeye bir araştırma heyeti gönderildi. Fakat bir süre için sinen İbrahim Paşa ve adamları daha sonra aynı kanunsuzluklara yeniden başlayınca Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğindeki halk bu sefer 11 gün süre ile telgrafhaneyi yeniden işgal ettiler. Bu direnişin sonunda İbrahim Paşa ve adamları bölgeden uzaklaştırıldı.

1904- 1908 arasında Diyarbakır Gazetesi’nde şiir ve yazılarını yayımladı. İbrahim Paşa’nın halka yaptığı zulümleri "Şaki İbrahim Destanı" adlı yapıtında anlattı. II. Meşrutiyet’ten sonra İttihat ve Terakki'nin Diyarbakır şubesini kurdu ve temsilcisi oldu. "Peyman" gazetesini çıkardı.

Mehmet Ziya, 1909'da Selanik'te toplanan İttihat ve Terakki Kongresi'ne Diyarbakır delegesi olarak katıldı ve örgütün Selanik’teki merkez yönetim kuruluna üye olarak seçildi. Selanik’te kalmayı sürdürerek çevresinde bir kültür hareketi yaratmaya çalıştı. Lise programlarına sosyal bilimler dersi koydurtarak bu disiplinin okullarımıza girmesini sağladı. İttihat ve Terakki Selanik Şubesi’nin gençlik işleri ile uğraşan kolunun başına geçen Ziya Bey, çevresindeki gençlere toplumbilim ve felsefe dersleri verdi. Tevfik Sedat, Demirtaş, Gökalp gibi takma adlar kullanarak Selanik’te yayımlanan bir felsefe dergisinde yazılar yazdı. Dünyadaki Türkleri birleştiren, güçlü bir Türk devleti kurulmasını tasarlayan Ziya Bey, bu ülküyü dile getirdiği Altun Destanı’nı 1911’de Genç Kalemler Dergisi’nde yayımladı.

1912'de Derneğin merkezi İstanbul’a taşınınca, Ziya Gökalp de İstanbul’a geldi, Cerrahpaşa semtine yerleşti. Mart ayında Ergani/Maden (Diyar-ı Bekir) mebusu olarak Meclis-i Mebusan'a seçildi. Meclis dört ay sonra kapatılınca Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi oldu. Kurumda onun eğitimle ilgili görüşleri kabul gördü; Darülfünun ve Eğitim Fakültesi’nde ders programları, okutulacak kitaplar onun önerileri doğrultusunda kararlaştırıldı. 1913 ve 1914 yıllarında kendisine önerilen Maârif Nazırlığı (Millî Eğitim Bakanlığı) görevini kabul etmedi, üniversitedeki görevini sürdürdü. 1915’te İstanbul Üniversitesi’nin Felsefe bölümüne İctimâiyyât müderrisi (Sosyoloji öğretim görevlisi) olarak atandı. İstanbul Üniversitesi’ndeki ilk sosyoloji profesörü idi; üniversitelerimize toplumbilim (sosyoloji), onun sayesinde girdi.

Düşüncelerini Türkçülük etrafında şekillendiren Mehmet Ziya Bey (Gökalp), İstanbul’a gelir gelmez Türk Ocağı'nın kurucuları arasında yer aldı. Derneğin yayın organı "Türk Yurdu" başta olmak üzere Halka Doğru, İslâm Mecmuası, Millî Tetebbûlar Mecmuası, İktisadiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası, Yeni Mecmua'da yazılar yazdı. Balkan Savaşı öncesinden I. Dünya Savaşı başlarına kadar Türk Yurdu dergisinin yönetim kurulunda kaldı, derginin her sayısına bir şiir, bir de yazı verdi. “Türkleşmek-İslâmlaşmak-Muasırlaşmak” başlıklı yazı dizisinde önemli konulara yer verdi. Sonraki yıllarda Yeni Mecmua’yı çıkardı.

Ziya Gökalp, bir yandan da eser vermeyi sürdürüyordu. 1914’te "Kızıl Elma"; 1918’de ise Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak" adlı eseri ile "Yeni Hayat" isimli şiir kitabını yayımladı.

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin yenilmesinden sonra tüm görevlerinden alındı. 1919'da üniversite içinde İngilizler tarafından tutuklandı; dört ay Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu kaldıktan sonra Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili işgal mahkemesi tarafından yargılandı. Mahkeme sürecinde soykırım iddialarını kesinlikle reddetmiş ve Mukatele (karşılıklı öldürme) tezini savunmuştur. Yargılama sonucu diğer İttihatçılarla birlikte Malta’ya sürgüne gönderilen Ziya Gökalp, orada arkadaşlarına toplumbilim ve felsefe dersleri verdi. Malta sürgünlüğü döneminde ailesiyle yaptığı mektuplaşmalar daha sonra “Limni ve Malta Mektupları” adıyla kitaplaştırıldı. (Söz konusu kitap Malta sürgünlerinin orada geçirdikleri hayat şartlarıyla ilgili elimizdeki tek eserdir.)

Ziya Gökalp, 2 yıllık sürgün döneminden sonra İstanbul’a döndüğünde üniversitede ders vermeye devam etmek istediyse de bu isteği kabul edilmedi. Bir ay kadar Ankara’da yaşadıktan sonra ailesiyle Diyarbakır'a gitti. Ahmet Ağaoğlu’nun desteğiyle Küçük Mecmua'yı çıkardı, yazılarıyla Türk Kurtuluş Savaşı’nı destekledi.

1923'te Maarif Vekaleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı'na atandı, Ankara'ya gitti. Aynı yıl “Türkçülüğün Esasları” isimli ünlü eserini yayımladı. Ağustos’ta İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Atatürk tarafından Diyarbakır milletvekili olarak seçildi. Ankara’ya yerleşen Ziya Gökalp, kültürel ve düşünsel çalışmalarına hiç ara vermedi; dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilip yayımlanması ile uğraştı. 1924'te kısa süren bir hastalığın ardından dinlenmek için gittiği İstanbul'da 25 Ekim 1924 günü hayatını kaybetti. İstanbul Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesine defnedildi.

Ziya Gökalp Osmanlı Devleti'nin parçalanma sürecinde yeni bir ulusal kimlik arayışına girdi. Düşüncesinin temelinde, Türk toplumunun kendine özgü ahlâkî ve kültürel değerleriyle, Batı'dan aldığı bazı değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşma çabası yatıyordu. Bu sebepten zaman zaman batı edebiyatı ve düşüncesinin tesirinde kaldı. "Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak" diye özetlediği bu yaklaşımın kültürel öğesi Türkçülük, ahlâkî öğesi de İslâmdı. Uluslararası kültürün yapıcı öğesinin ulusal kültürler olduğunu savundu. Saray edebiyatının karşısına halk edebiyatını koydu. Batı'nın teknolojik ve bilimsel gelişmesini sağlayan pozitif bilim anlayışını benimsedi. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öğe olarak değerlendirdi.

Toplumsal modeli, Emile Durkheim'in teorik temellerini kurduğu "dayanışmacılık" temelinde şekillendi. Toplumsal ve siyasi görüşlerini anlattığı sayısız makale yazdı. "Türkçülük" düşüncesini sistemleştirdi. Milli edebiyatın kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynadı. Ziya Gökalp önce Turancılık, sonrasında Oğuzculuk, daha sonra ise Türkiye Türkçülüğü fikirlerinin destekçisidir. Mustafa Kemal Atatürk kendisinden "Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalp’tir" diyerek söz etmiş, fikirlerini, milliyetçi düşüncesini benimsediğini belirtmiştir.

ESERLERİ:
Limni ve Malta Mektupları
Kızıl Elma (1914)
Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1929)
Yeni Hayat (1930)
Altın Işık (1927)
Türk Töresi (1923)
Doğru Yol (1923)
Türkçülüğün Esasları (1923) (Eserin ilk baskısı Osmanlı alfabesiyle yayınlanmıştır.)
Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra)
Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra)
Altın Destan
Üç Cereyan
Hars ve Medeniyet
Kuğular
Felsefe Dersleri (2006 yılında bulundu)

Sizlerle bir şiirini paylaşarak değerli yazarı anmak istiyorum:
 
Vatan

Ey Türk, senin köyün hür bir yuvadır
Çiftlik değil, yoktur beyi ağası
Her köylünün var bir çifti tarlası,
Öz evinde o hem bey, hem ağa'dır.

Hiç kimsenin yarıcısı, rençberi
Olmaz, ancak olur vatan askeri.

Ümmi değil, muallimsiz kalsa da
İmamı yok, gene bilir dinini.
Dost ve düşman kimdir, bilir dünyada,
Doğru bulur sevgisini, kinini.

Ona cami, mektep, kitap yapınız.
Emin kalır hudutta her kapımız...

Lakin ey Türk, bu mesut köy bitiyor!
Mültezimin, faizcinin, tüccarın
Pençesinde diyor beni kurtarın;
Bu üç işi senden çabuk istiyor.

Kaldır a'şar usülünü aç banka
Yap her semtte bir ziraî sendika.

#ZiyaGökalp

Yurdumuzda ve dünyada özel bir gün bulamadım bugün. Umarım atladığım bir gün yoktur.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

25 Ekim 1147 - Dorileon Muharebesi: Selçuklu ordusu, III. Konrad komutasındaki II. Haçlı ordusunu Eskişehir yakınlarında bozguna uğrattı.
25 Ekim 1760 - III. George Büyük Britanya Kralı oldu.
25 Ekim 1854 - Kırım Savaşı sırasında Ruslar ile Kırım'ın Akyar kentini kuşatan Türk-İngiliz-Fransız ittifak kuvvetleri arasında Balaklava Savaşı yapıldı. (İngiliz şair Alfred Tennyson'un "Hafif Süvari Alayının Hücumu" şiirine ilham veren savaş)
25 Ekim 1875 - Peter İlyiç Çaykovski'nin 1 No'lu Piyano Konçertosu ilk defa Boston, Massachusetts'te icra edildi. Solist Hans von Bülow'du.
25 Ekim 1917 - Lenin önderliğindeki Bolşevikler, Rusya'da yönetimi tamamen ele geçirdi (Julian Takvimi ile 25 Ekim, Gregoryen Takvimi ile 7 Kasım)
25 Ekim 1935 - Haiti'de kasırga: 2000'den fazla kişi öldü.
25 Ekim 1936 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini, Roma-Berlin güç eksenini oluşturdu.
25 Ekim 1937 - Başbakan İsmet İnönü istifa etti. Aynı gün Celâl Bayar'ın kurduğu Hükûmet açıklandı.
25 Ekim 1946 - Serbest Güreş Millî Takımı, İsveç'te Avrupa Şampiyonu oldu.
25 Ekim 1955 - Evlerde kullanılan mikrodalga fırınların ilk örneği Tappan şirketi tarafından satışa çıkarıldı.
25 Ekim 1957 - Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu İstanbul'da açıldı.
25 Ekim 1960 - Küba, tüm Amerikan iş yerlerini devletleştirdi.
25 Ekim 1962 - ABD Büyükelçisi Adlai E. Stevenson, Küba'daki Sovyet üslerinin fotoğraflarını, kanıt olarak BM Güvenlik Konseyi'ne sundu.
25 Ekim 1970 - Nüfus sayımı yapıldı.(Türkiye'nin nüfusu 35.605.176)
25 Ekim 1971 - Çin, Birleşmiş Milletler'e alındı.
25 Ekim 1980 - 13 Temmuz 1979'da Mısır'ın Ankara Büyükelçiliğini basan 4 Filistinli gerilla ölüm cezasına çarptırıldı.
25 Ekim 1981 - Türkiye'nin Roma Büyükelçiliğinde görevli ikinci kâtip Gökberk Ergenekon, ASALA militanlarının saldırısına uğradı; 3 kurşun yarası aldı.
25 Ekim 1984 - Hepatit virüsü bulundu.
25 Ekim 1984 - Türkiye'de son kez bir ölüm cezası infaz edildi. İzmir'de bir soygun sırasında 3 kişiyi öldürmekten idama mahkûm Hıdır Aslan, Burdur Kapalı Cezaevi'nde asıldı.
25 Ekim 1986 - PKK'ya bağlı milis gücü Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu kuruldu.
25 Ekim 1998 - Cumhuriyetin 75. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde 80 il ve 700 ilçede, 75. Yıl Cumhuriyet Yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşlere milyonlarca vatandaş katıldı.
25 Ekim 2001 - Microsoft, Windows XP işletim sistemini piyasaya sürdü.
25 Ekim 2003 - Sedir Yangını: Amerika Birleşik Devletleri'nde Güney Kaliforniya'daki yangın.
25 Ekim 2003 - Rektörler, öğretim üyeleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve öğrenciler, Ankara'da Cumhuriyete Saygı yürüyüşü yaptı, Anıtkabir'e giderek saygı duruşunda bulundu.
25 Ekim 2004 - Küba devlet başkanı Fidel Castro, 8 Kasım'dan geçerli olmak üzere ABD doları ile yapılacak alış veriş işlemlerinin yasaklandığını açıkladı.
25 Ekim 2005 - Anadolu'da Vakit gazetesinin Almanya sınırları içinde basılması ve dağıtılması yasaklandı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

25 Ekim 1811 - Évariste Galois, Fransız matematikçi (ö. 1832)
25 Ekim 1825 - Johann Strauss, Avusturyalı besteci (ö. 1899)
25 Ekim 1838 - Georges Bizet, Fransız besteci ve "Carmen" operasının yaratıcısı (ö. 1875)
25 Ekim 1881 - Pablo Picasso, İspanyol ressam ve heykeltıraş (ö. 1973)
25 Ekim 1888 - Richard E. Byrd, Amerikalı amiral ve kâşif (ö. 1957)
25 Ekim 1889 - Abel Gance, Fransız yönetmen (ö. 1981)
25 Ekim 1894 - Aşık Veysel Şatıroğlu, Halk ozanı (ö. 1973)
25 Ekim 1895 - Levi Eşkol, İsrail'in 4. Başbakanı (ö. 1969)
25 Ekim 1904 - Cemal Reşit Rey, Besteci, piyanist ve opera şefi (ö. 1985)
25 Ekim 1911 - Celil Kiyekbayev, Sovyet Başkurt bilim insanı, Türkolog ve filolog (ö. 1968)
25 Ekim 1913 - Klaus Barbie, Alman SS subayı (Lyon Kasabı olarak bilinen Nazi savaş suçlusu) (ö. 1991)
25 Ekim 1941 - Anne Tyler, Amerikalı romancı.
25 Ekim 1943 - Hasan Nail Canat, Yazar (ö. 2004)
25 Ekim 1955 - Mahmut Hekimoğlu, Oyuncu ve yapımcı (ö. 2016)
25 Ekim 1968 - Oğuz Yılmaz, Şarkıcı.
25 Ekim 1971 - Elif Şafak, Yazar.
25 Ekim 1975 - Onur Şenay, Sinema ve tiyatro oyuncusu.
25 Ekim 1984 - Katy Perry, Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı.
25 Ekim 1985 - Günel, Azeri şarkıcı.
25 Ekim 1993 - Ediz Yıldırımer, Yüzücü.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

25 Ekim 1647 - Evangelista Torricelli, İtalyan fizik ve matematik bilgini (d. 1608)
25 Ekim 1833 - Abbas Mirza, İran'da hüküm süren Kaçar Hanedanı'nın veliahtı (d. 1789)
25 Ekim 1920 - I. Aleksandros, Yunanistan Kralı (d. 1893)
25 Ekim 1924 - Ziya Gökalp, Yazar ve siyasetçi (d. 1876)
25 Ekim 1935 - Henri Pirenne, Belçikalı tarihçi (d. 1862)
25 Ekim 1973 - Abebe Bikila, Etiyopyalı maratoncu (Olimpiyatlarda iki kez maraton şampiyonu) (d. 1932)
25 Ekim 1974 - Fahrettin Altay, Asker ve siyasetçi (Kurtuluş Savaşı komutanlarından) (d. 1880)
25 Ekim 1984 - Hıdır Aslan, Sosyalist devrimci (d. 1958)
25 Ekim 1993 - Vincent Price, Amerikalı aktör (d. 1911)
25 Ekim 2000 - Nejat Saydam, Sinema yönetmeni, senarist ve oyuncu (d. 1929)
25 Ekim 2001 - Süreyya İsfendiyari Bahtiyari, İran Kraliçesi (d. 1932)
25 Ekim 2002 - Richard Harris, İrlandalı sinema oyuncusu (d. 1930)
25 Ekim 2003 - Behram Kurşunoğlu, Fizikçi (d. 1922)
25 Ekim 2008 - Müslüm Magomayev, Azeri opera şarkıcısı (d. 1942)
25 Ekim 2015 - Fehmi Demir, Siyasetçi ve Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı (d. 1957)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Pazar.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?