SİYASİ EDEBİYAT / Ölü Çizgilerin İçindeyiz…

“… İsterdim olsun evimde / Bir kadın halden anlar / Cümle dostlar her mevsimde / Özlediğim yalnız bunlar…”

Guillaume Apolinaire’ in bir küçük şiiri…

Daha ne ister insan? Kitaplar, dostlar, yazın, sanat, doğa… Düşlenen her şey elimizin altında gibi! Ama yetiyor mu? Bu dünyada tek başımıza yaşamıyoruz. Bir toplumun içindeyiz. Bir birey! Dört yandan kuşatılmış. Mektuplar gelir, telefonlar! Gazetelerde her gün acı haberler. Beklenen ya da beklenmeyen olaylar, düşmanlıklar…

İşte güneş açtı. Bir de rüzgâr. Lodos ya da poyraz. Kirli havaya gitmiş birden. Gece boğuluyorduk. Kapılar pencereler sımsıkı kapalı, ama sızıyor bir yerlerden öldürücü hava:

Behçet Necatigil’, sanki yıllar önce yaşamış bu zehirli havayı, sisler içindeki kenti, Beşiktaş’ını… Oysa o günlerde hava kirliliği diye bir şey yoktu. Sis ancak ‘Tevfik Fikret’in şiirindeydi. Bambaşka bir sisti o. Zulmün, acının, daha doğrusu umutsuzluğun sisi… Sabah kalkıyoruz, pencerelerde kirli beyaz bir perde. Doğanın sisi değil bu. Biz insanların ürettiği, birbirimizi zehirlemek için kendi elimizle yarattığımız bir ölüm sisi… Bacalardan, taşıtlardan oluk oluk çıkıyor. Dağılıyor kentin üstüne… Ta geceden başlamış, sabaha uzanmış. Üstümüzde bir kirli örtü…

Necatigil’, şiirine “Ölü Çizgi” adını vermiş. Ülkenin üstündeki bu bulutlar günlerden bir gün gelir de tepemizde çakılı kalırsa, o ‘ölü çizgi’ hepimizi dört yandan çevirecektir. Yalnız bizim bulunduğumuz kent değil, tüm ülke için sirenler çalıyor! Üstelik daha nice yerlerde de! Kısa bir süre önce bile en tehlikeli sayılan ‘Ankara’ ise bugün tertemiz, apaydınlık…

Demek her şeyin bir çaresi var. En başta da kent kapsamında doğal gazın kullanılması… Ne yapıp edip doğalgazı zorunlu kullandırmanın yolunu bulmak gerekmiyor mu? Elbette tasarruflu olarak! Belediyelerin gücü yetmiyorsa devlet bu işe karışmamalı mı? Doğal gaz alamayacak durumda olanlara taksitle ödeme, indirimli satış yapma olanakları tanınmamalı mı? Belediyeler doğal gazdan kendilerine pay çıkartmaktan vazgeçirilmemeli mi? Mademki sorun, akıl almaz nitelikte, bütün bir kenti zehirleyebilecek güçte; öyleyse her şeyden önce yurttaşların sağlığını korumak gelmemeli mi?

Apolinaire’in şiirini okurken kişi bir huzur duyuyor. Sıcak bir ev, kitaplar, sevimli bir kedi, dostluk, sevgi… Ama pencerelerin dışından sürekli zehirli bir hava içeri dolarsa, her yanı kapatsanız da aralıklardan güçlü düşman üstünüze üstünüze gelirse, sizi ne şiir, ne dostluk, ne de sevgi kurtarır…

Ve ‘Necatigil’ yıllar önce bugünü görür gibi anlatmış bir şiirinde;

“… Odalara evlere / Duman sızar / Gören gözler görmez olur / Duman girer kıvrıla kıvrıla / İnsanların kalplerine kadar / Göz gözü görmüyor bu zamanda / Bu dumanı yok etmenin çaresi / Kitap yazmıyor…”.

www.haberhürriyeti.com/mustafagökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?