Türkiyem'e

Sevgili Türkiye'm,

Bu mektubu yazarken ruhumu sağ tarafıma, onurumu gururumu sol tarafıma koyuyorum...

Bu satırlara başlamak da aslında biraz da zorlanıyorum...

Giriş gelişme sonuç olmayacak sana yazdığım mektubumda...

Her konudan yazıp senin şu andaki ruh halin gibi kafanızı allak bullak etmek istiyorum...

Ben allak bullaksam herkes allak bullak olsun istiyorum..."Bencilim" bu konuda!

Gündem konularından yazmak istiyorum kafamı toparlayamıyorum,
Etraftan yazayım diyorum olmuyor, Arkadaşlarıma soruyorum "ne yazarım acaba konu bulamıyorum" diyorum kimseden cevap gelmiyor...
Hiçbirşey bana ilham vermiyor...
Olmuyor olmuyor...
Kafam toparlanmıyor...

Ülkemin halinin insan bedenine yerleşmiş hali gibiyim...

Kafamı dağıtmak veya toparlamak için bir kadeh içeyim diyorum, ya sahteyse korkusu kaplıyor içimi geri döküyorum lavobaya...

Siyaset yazıp içimdeki bütün kini dökmek istiyorum satırlarıma! Ama sonra diyorum ki dur "Işıklar yanıyor"...

Duruyorum çünkü korkuyorum...
Yargılanmaktan yanlış anlaşılmaktan, yanlış anlaşılıp bir tweet atmak zorunda kalmaktan, huzurunuzda rezil olmaktan korkuyorum...

Hak, hukuk, adalet desem olmayan kavramları konuşacak, tartışacak cümleler bulup yazamıyorum...kalemimin ucu yetmez diye mektubumu aslında kısa kesmek istiyorum...

İçimdeki derin acıları yazamıyorum. Ellerim titriyor...
Kadın şiddetinin son demlerini yaşıyoruz, aslında koskacaman bir şeriatın içine girdik...bunu bile dillendirmekten korkuyorum, yazmak gelmiyor içimden. Duzeleceğimize inanmak istiyorum...

Sevgili Türkiye'm,
Sevgili'm, Yar'im, Varlığ'ım, tüm Varlığ'ım, Öz'üm, Kanad'ım, Kollar'ım, Ruh'um, Can'ım bu satırlarımla seni ne üzmek ne de ağlatmak isterdim ancak öyle görünüyor ki yollarımızı ayırma vakti geldi...
Düzeltmemiz gereken o kadar çok meselemiz, o kadar fazla sorunlarımız var ki belki de ikimiz de ayrı yollarda mutlu olacağız...
Bu ruh hallerimizle birbirimizi üzmekten birbirimize zarar vermekten başka birşey yapmayacağız...

Sen çok değiştin...
Ben eski Türkiye'yi çok özlüyorum
Eski yar'imi, sevda'mı çok özlüyorum...
Düzelmen için çok uğraştım, çok direndim, çok nefes tükettim, kendimden çok ödün verdim...
Ne yaptıysam olmadı...

Hastasın biliyorum...
Ancak tedavisi mümkün bir hastalığın içerisindesin ama SAVAŞMIYORSUN!..
Sen savaşırdın,
Sen bırakmazdın,
Ama artık hiçbir direnme göstermiyorsun...
Herşeyini saldın...
Bedenini vücudunu sinsice ele geçiren virüslere bırakmayı yeğledin...

Susmayı, izlemeyi, sana verilenle yetinmeyi seçtin...

Olmadı birtane'm, olmadı gözümün nuru, olmadı hayat kaynağım...

Ikimiz de mücadeleyi severiz...
Mücadelerle buraya geldiğimizin de farkındayız...
Bizim başaramadığımız hiçbir konu olamaz!

Bunun da üstesinden geleceğimizden adım gibi eminim!

Sana acı da olsa bu gerçekleri yazmam gerekiyordu...
Ben bu Türkiye'yi değil, ben samimi, temiz, ruhu kirletilmemiş, herşeyiyle halkına sahip çıkmasını bilen, özgürlük savaşçılarının içinde olduğu, "sabretmeyi değil sabretme gereği duymadan güçlü olmayı başaran", çalışan, çalışkan, herkesin eşit olduğu Türkiyem'i geri istiyorum...

Mektubumun başında giriş gelişme sonuç olmayacak demiştim...
Çünkü ruhum çok karışık sevgilim...
Ruhum o kadar karışık ki, seninle yüzyüze gelmektense bir mektup yazıp duygularımı ifade etmeyi seçtim...

Gerçi belki onu bile beceremedim...
Lütfen bana kızma...
Bana kızacağına lütfen önce otur bir düşün...
Düşününce sen de bana hak vereceksin...

Ben sana hala deliler gibi aşığım, seni hala deliler gibi seviyorum...

Ama ikimizin de bu ayrılığa ihtiyacı var gibi...
Ben sabreden taraf olmak istemiyorum...
Keşke beraber sabretseydik de bu ilişkimiz bu vaziyeti almasaydı...

Sen şatavatı sevdin, dünya haline kapıldın, fakir'likten geldiğini unuttun da SARAYLARDA yaşamayı tercih ettin...

Keşke o sarayları beraber inşaa etseydik de bu duruma gelmeseydik...

Ya da bırak sarayları biz kendi yuvamızda da çok mutluyduk be benim iki gözüm...

Çok sıralanacak, yargılanacak konular var...
Bu mektup bitmez...

Ben sana veda etmiyorum...
Sadece ilişkimize çeki düzen verebilmemiz için ikimize de zaman veriyorum...
Zaman her şeyin ilacıdır...
Ben düzeleceğine inandım inanıyorum...
Senin beni bırakmayacağını çok iyi biliyorum...
Benim seni bırakmayacağımı da sen biliyorsun...

Beni, aileni içinde bulunduğun herbir gündemi otur düşün...
Ama lütfen bana geri dönmüş olduğunda benim tanıdığım Türkiye'm olarak bana geri dön...!!
Senin başaramadığın veya başaramayacağın hiçbir konu olmadı olamaz da...!!
Bunu en iyi biz biliyoruz...

Seni kendi canından bile daha çok seven Yar'in...

Burçin Yarkent

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burçin Yarkent - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?