Değişen Değişmeyen

                                     

Öyle günler olur ki kişi ne yazacağını, daha doğrusu ne yazması gerektiğini bilemez. Beyaz kâğıt gözünüzün önünde uçsuz bucaksız bir çöl gibidir. Bakarsınız gazetelere ne çok konu var, ne çok sorun var! Değer mi dersiniz, değer mi bir kez daha bilmem kaç kez yazıp söylediğini yinelemek! Böyle deriz de yine yazarız aynı şeyleri! Yalnız ben mi? Bir köşe edinmiş her arkadaş da yazar, yazmıştır, yazacaktır da!

Bir şeyler değişiyor elbet. ‘Özdemir Asaf’ın bir kısa şiiri var aklımda kaldığı gibi yazayım: “… Şu benim durduğum noktada durmak zor /Sanki başka noktalar beni çağırıyor / Duruyor sayılır mıyım o noktada / Ki o nokta yerinde durmuyor…”.  Ama ne çare ki değişmeyen pek çok şey de var. O nokta yerinde durmuyor, ama eksiklikler, değişmezlikler o noktayla birlikte, o noktanın sırtına binmiş olarak bugüne dek geliyor!  Siz bir şeyler değişmiş sanıyorsunuz, ama gerçekte öyle büyük bir değişme yok!

Şimdi kimileri bu sözüme karşı çıkacak! Hayır, nasıl değişme yok, bak teknoloji nerden nereye vardı! İletişim, ulaşım araçları ne kadar gelişti! Jetler, telefax’lar, renkli TV’ler, değişik TV kanalları, bilgisayarlar… Hatta yeni model otomobiller bile… Ve daha neler neler!

Hepsi doğru, kırk elli yıl öncelerini anımsıyorum. Daha daha eskileri… Babamın yıllar önce söylediklerini anımsıyorum: “… Bir kutu yapsalar da, içine kaset koyup, bir film izlesek…” demesini! Çocukluk düşlerimde yer alan özel sinemaları… Kendi başıma oturup film seyretme özlemlerimi! Hepsi gerçekleşti. Koltuğumda oturup, kahvemi içerken TV’de film üstüne film seyretmek gündelik bir alışkanlık oldu. Gerçi… Biraz da gereğinden çok alışkanlık!

Her şey değişti de, değişmeyen, hatta gerileyen daha ilkelleşen, daha kötüleşen bir şey kaldı. O nedir, diye sorsam ne derdiniz? Evet, bildiniz, politika esnafları! Bir gün şu partide, öbür gün başkasında… Bir gün şu görüşte, bir süre sonra tam tersi görüşte…  Böylelerinin on yıl, yirmi yıl önce, ateşli biçimde savundukları görüşlere bugün ters düştüklerini görüyoruz.

Bir ulus bilinçli bireylerden oluşmuşsa, yani, sanatın olabildiğince dallarında pek olmasa da, okuduğunu anlayan, gördüğünü sezen, olup bitenlerden anlam çıkaran, gerçek bireylerden oluşmuşsa, hiç korkmayın, umutsuzluk ortalığı sarmış olsa da aydınlığa er geç çıkılacaktır. Ne var ki çıkarları bozulanlar, daha da bozulacağını düşünenler ne yapıp ediyor, halkımızın yolunu kesiyorlar. Bunu başarıyorlar da! Onların istediği, kolaylıkla aldatacakları, açıkçası güdebilecekleri bir sürü, bir insan sürüsü yaratmaktır.

Oysa bizlerin, yazarların işi de kişilerin, yığının bir parçası haline getirilmelerini önlemektir. Bunu da önce kendi yaşamında, bütün davranışlarında kanıtlamaktır. Kaç kişi başarır bunu? Orasını siz düşünün!

www.haberhürriyeti.com/mustafagökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?