Hani müzemiz olacaktı ne olacak bu kadar eser

Merhaba Okan Yüksel, merhaba ustam, üstadım Okan Yüksel merhaba. Yarım asırdır yazıyor, araştırıyor, merak ediyor, İzmir'in spor tarihine, geçmişine ışık tutuyor, aydınlatıyor. Unutulan, unutulmaya yüz tutmuş isimleri, konuları, yazıyor, tarihe iz bırakıyor. Yüzlerce ödül aldı, onlarca kitaplar yazdı, kitaplara kaynak ve ilham oldu, dergiler çıkardı. 

Çocukluğum, gençliğim yazılarını okumakla geçti, hala daha zevkle okuyorum. Yazı dünyama çok şeyler kattı, var olsun. Okunası yazıları var, hayran olunası işler yapıyor. Ülkesini çok seven, değerlerimize sahip çıkan karakteri, yapısı var. İnatçıdır, dik durur. Adına müzesi yok ama, istemiyor da zaten ama evi müze gibi. 

Ne ararsanız var.  Özel ve güzel insandır. Hitabeti de harikadır, dinletidir, öyle güzel şiir okur ki. Bu sütunların yazarı daha 3 şiiri ezbere bilmez, okuyamaz da. Okan ağabeyimin bu konuda rekoru var. Şairin adı söyleyin, şiirin başını söyleyin yeter, gerisi gelir. Zevkle, hayranlıkla dinlersiniz. Salgına rağmen yine de görüşme imkanımız oluyor, şükürler olsun. Ağır badireler atlattı, sağlık sorunları yaşadı bu aralar maşallahı var, şükürler olsun. Çalışıyor, çalışıyor. İyi ki var, iyi ki tanımışım. Öğreneceğim de daha çok şeylerim var. 

Geçen gün bir sesini duyayım diye aradım, bu konuşmadan ne çıkar, dedikodu, boş konuşma filan değil haliyle haber çıkar haber, başka ne çıkar ki. Cep telefonu filan olmayan günlerde, gazetede masamızda otururken, 'Evladım ara, telefon aç, sor bir bakalım haber çıkar, yazarsın' derlerdi. Manşetlik, ödüllük haberler çıkardı, doğru ama yalan dolan değil. Evinde, telefonun başında bulursan, telefonu adeta kulağımıza yapıştırır, dinlerdik. Kısa soru, bolca yanıt esastır. Ağızdan laf almak asparagas yazmak değil, habere dönüştürmektir aslolan. 

Başkan, yönetici, teknik adam, sporcu, ara yeter. Okan Yüksel ağabeyimi de aradım, haber için değil muhabbet için haber çıktı. Haliyle cep telefonu ile yürüyerek de konuşabiliyorsun, istediği yerde ve zamanda bulabiliyorsun, bundan kolay ne var. Merak ettim sordum, 'Okan ağabeyim o kadar dergi, gazete, yazı, kitap, plaket, ödül, rozet ne olacak müze açılması gerekmez mi' dedim. Aman Allah'ım o içindeki devrimci, emekçi ruhu bir kabardı, bir fışkırdı ki, dertliymiş meğer bu konuda. Adlarını da söyledi bir kaç yere, kuruma, kulübe bağışlamış, ne arayan varmış ne de soran, ne de müze açan. Tam tersi Okan ustam, arıyormuş, 'Ne oldu bizim arşiv, müze açılışı' diye soruyormuş, doğru dürüst cevap veren bile bulamıyormuş. Ee rant yok, para getirisi yok, sandıktaki oy pusulasına da yansımaz. Neylesinler ki müzeyi filan. O arkadaşların daha mühim işleri var tabii ki. 

Mesela, Allah gani gani rahmet eylesin Şakir Kuruş hocamın evindeki onlarca hatırat, fotoğraf, plaketler ne olacak diye yazdık, çizdik, sağlığında, Kendi de istedi, çöpe gitmesin dedi, rahmetli. Bürokrasi hazretleri tabi, o kadar hızlı değil ki, tıpkı kaplumbağa kıvamında, yol alıyor, anca. Rahmetli müzesini göremedi ama, istediği oldu bir bakıma. Hatıralarını teslim aldı,  İzmir Büyükşehir Belediyesi görevlileri. Eski İtfaiye binasının orada, Kent Arşivi'nde sergilenecekmiş müze açılacak denmişti. 1 yılı geçti, ses seda yok hala. Salgın vardı filan bahane, müzeden ses yok ama maraton bile yaptılar. 

Bu zihniyetle ben de göremeyeceğim bu gidişle müzeyi, ömrüm yetmez belki de, Allah gecinden versin. O bakır kaplamalar, metaller, kağıtlar ne oldu acaba. İyi korunmamışlarsa, iyi sarıp sarmalanmamışlarsa, ya çürümüştür, nemlenmiştir, ya da tozlanmıştır, bir köşeye bırakılarak. Oysa gözleri gibi bakıyorlar, baktılar. 

Olduğu yerde o buram buram tarih kokan eserler, hatıralar, tarihi eser mi olacak, bekleyip göreceğiz. Altında dolaşmayın başınıza yıkabilir yani. Okan Yüksel ustam, Şakir Kuruş hocam gibi daha niceleri var, evleri müze adeta. Bakmakla, incelemekle, okumakla bitiremezsin. Kıymetini, kadrini bilmek gerekir. Sayın Başkan Tunç Soyer, ey sevgili görevliler, işte size malzeme, sadece yer bulacaksınız o kadar. Dolduracak malzeme, kaynak bizden. Spor salonları, statlar, soyunma odaları, koridorlar, metro, tramvay, asansör, yürüyen merdivenleri, dış kapılar, tel örgüler öylesine boş boş duruyor ki, hapishane gibi. İnsanlar beklerken geçerken dolaşırken, boş boş duvarlara bakacağına, tarihe baksın tarihe. 

Doldurun oraları geçenler görsün, okusun, feyz alsın, fena mı olur. Geçmişini unutan geleceği koruyamaz. Lütfen sayın etkili yetkililer, ilgisiz yetkililer, etkisiz ilgililer, etkili ilgisizler, biraz kıpırdanın bir şeyler yapın, İzmir sizlerden bunu bekliyor. Diğer hizmetler nasıl ise bu da öyle. Hizmette sınır ve sinir yoktur. Haydi güzel, canım İzmir'imizi müzelerle donatalım, tarihi yaşatalım, unutmayalım. Kordon'da, Konak'ta meydanlar boş duruyor, bir cam çerçeve, ışıklandırma, o kadar. Belediye de bunu yapar, yapmalıdır da. 
Haydi yaşanılası İzmir, yaşatılası İzmirli. 
Unutanlar bir gün gelir mutlaka unutulur, sakın bunu unutmayın.

www.haberhürriyeti.com / Metin AYDINOĞLU / aydinoglumetin@hotmail.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Aydınoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?