Kendimizi kandırma...

 

Türkiye tüm dünya’da yalnızlığa itiliyor…

Aslında şimdi yazacaklarımız bir köşe yazısından çok Alman Der Spiegel'de yayınlanan Alman Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı ve sonra da basına sızdırdığı rapordan alıntılar..

Türkiye önceleri Orta doğu’da yalnızlığa itilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışması İbrahim Kalın bu yalnızlık tanımlamasına felsefi, bir yaklaşımla “değerli yalnızlık” demişti..

Türkiye artık sadece Ortadoğu’da değil  Avrupa’nın büyük bir çoğunluğunda yalnız:

İbrahim Kalın, Amerikalı bilim adamı Joseph Nye’ın ‘istediğiniz bir şeyi karşınızdakini ikna ederek elde etme sanatı’ olarak  ifade ettiği ‘soft power’ tanımını Türkçeye ‘ince güç’ olarak tercüme eden kişi. Kalın “ince güç” kavramını şöyle anlatıyor;:

 Nye’e göre bir şeyi elde etmenin üç yolu var. Ya kaba kuvvet kullanarak zorbalık yaparsınız, ya karşınızdakini satın alırsınız ya da onu ikna edersiniz. Birincisi askeri yöntemler kullanarak karşınızdakini dövmek, ikincisi ise ‘havuçla’ karşınızdakini satın almak manasına geliyor. İnsanlık tarihinde ve uluslararası ilişkilerde bunların mebzul derecede örneği var. Bazen ikisi birden aynı anda karşınıza çıkabiliyor. Art arda gelen Amerikan yöntemlerinin Ortadoğu politikaları bunun tipik bir örneği. Peki karşınızdakini kandırmak değil, samimi olarak ikna etmek istiyorsanız, bunu nasıl yaparsınız? Bunu ancak adil, akıllı ve inandırıcı politikalar izleyerek yapabilirsiniz”

…..

 Kalın daha sonra Türkiye’nin bulunduğu konumu da şöyle anlatıyor

 “Türkiye’nin merkezinde yer aldığı coğrafyada her şeyi havuç – sopa diyalektiğinde izah etmek mümkün değildir. Ortak hafızanın, vicdanın ve kelimenin en geniş manasıyla efkar – ı umumiyenin sunduğu tahayyül ve idrak düzeyi, içinde yaşadığımız coğrafyanın en büyük imkanları arasında yer almaktadır. Bu imkanların doğru ve etkili bir şekilde kullanılması halinde sorunların çözümünde yeni imkanlar devreye girecek ve yeni fırsat alanları doğacaktır. Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerin gerçek ince güç kapasitesine ulaşması, bu dinamikleri harekete geçirmesine bağlıdır. Bunun için Türkiye’nin yeni hikayesinin ne olduğunu ve nasıl anlatmamız gerektiğini bilmemiz gerekmektedir. Kamu diplomasisi, bu hikâyenin mahiyetine ve aktarılmasına ilişkin bize önemli ipuçları sunmaktadır”

***

Tüm bu analizlerde sihirli cümleler ise şöyle: Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerin gerçek ince güç kapasitesine ulaşması, bu dinamikleri harekete geçirmesine bağlıdır. Bunun için Türkiye’nin yeni hikayesinin ne olduğunu ve nasıl anlatmamız gerektiğini bilmemiz gerekmektedir

Neden sihirli. Çünkü başdanışman ve cumhurbaşkanlığı yarı resmi sözcüsü olarak diyor ki; Türkiye’nin yeni hikayesinin ne olduğunu ve nasıl anlatmamız gerektiğini bilmemiz gerekmektedir,

Ama gelişmeler Kalın’ı pek doğrulamıyor.

Söylediğimiz basına sızdırılan rapor da hoş değil…

*** 

Bu rapor şu gerçeğin altını çiziyor:  Türkiye bazı ülkelerin direnmelerine rağmen Avrupa’dan hızla izole ediliyor..

Tek güçlü dost diye baktığınız Almanya dahil

Şimdi raporla ilgili haberlere şöyle bir göz atalım.

“Almanya Dışişleri Bakanlığı'nca Türkiye hakkında hazırlanan özel bir rapor basına sızdı. Raporda Türkiye'nin özgürlükler, hukuk ve haklar noktasında geldiği duruma dikkat çekiliyor.

Der Spiegel'de yayınlanan raporda toplantı ve gösteri hakkı, fikir beyan etme, basın özgürlüğü alanlarında "ciddi bir baskının" söz konusu olduğu, Türkiye'de yayın yapabilen yazılı ve görsel medyanın ise neredeyse "tamamen aynı çizgiye geldiği" ve adeta "senkronize" olduğu, çoğulculuğun ise artık "mevcut olmadığı" yazıldı.

Aynı rapora göre temel haklar noktasında büyük boyutlarda "ihlaller" söz konusu. Anayasadaki demokratik hakların "ağır darbe aldığı" ve artık sadece "yazılı" olarak mevcut olduğu belirtiliyor.

Bu tip raporlar Federal Alman devletinin düzenli aralıklarla en çok sığınmacı aldığı ülkelere yönelik hazırladığı türde belgeler. Bu raporlara göre sığınmacılık politikaları yeniden değerlendiriliyor ve verilecek olan izinlerin sayısı arttırılıyor veya düşürülüyor.

Federal Göç ve Sığınmacı Bürosu (Bamf) yetkilileri ve mahkemeler de belli dosyalar üzerinde karar alacakları zaman bu özel raporlara başvuruyor veya referans veriyor.

31 sayfalık rapor 24 Ağustos tarihini taşıyor ve içindeki veriler haziran ayına kadar olan döneme ilişkin değerlendirmeleri içeriyor.

Son bir yılda Almanya'ya 10 bin 800 Türk sığınma ve iltica başvurusu yaptı. Bu başvuruların neredeyse yarısının kabul edildiği kaydediliyor.

YURT DIŞINDAKİ MUHALİFLER YAKINDAN İZLENİYOR

Raporda özellikle Gülen gurubu ile ilgisi olan herkesin Türkiye'de bir şekilde hukuki işlem gördüğüne değiniliyor. Belli bir gazeteye abone olmuş olmak, belli bir bankaya para yatırmış olmak, belli bir telefon uygulamasını kullanmış olmak bu hareket ile ilişkilendirilmek için "yeterli" sayıldığı aktarılıyor.

Aynı raporda Türkiye'nin yurt dışındaki PKK ve Gülen yapılanması gibi diğer muhalifleri de izlediğine ve takip ettiğine işaret ediliyor. Özellikle de dernek ve vakıf çatısı altında yapılan çalışmaların yakından izlendiğine dikkat çekiliyor.

YARGIYA SERT ELEŞTRİ

 Der Spiegel haberinde Türk yargısının ' terör suçlaması' konusunda "fazla hızlı ve rahat" hareket ettiğini belirtiyor. Türk güvenlik güçlerinin güneydoğu bölgesindeki uygulamalarına halk tarafından getirilen eleştirilerin dahi bu tür suçlamalarda kullanılabildiği belirtiliyor.

Türk yargısının büyük oranda "işlevsizleştirildiği ve politik olarak yönlendirildiği" de ifade edilerek iktidarın hoşuna gitmeyen kararlar alan hakimlerin ve savcıların bireysel olarak cezalandırıldığı, bazı diğer hakim ve savcıların ise hükümetin istediklerini yaparak durumu kendi kariyerleri için "fırsata çevirdikleri" anlatılıyor.

MÜLTECİLER KONUSU

Uluslararası kıyaslamalarda Türkiye'nin mülteci ve göç politikalarının olumlu olmaya devam ettiği de eklenerek ülkenin dünyadaki en büyük mülteci kalabalıklarından birine ev sahipliği yaptığının altı çiziliyor. Türkiye'nin bu anlamda Avrupa Birliği (AB) için zor ama önemli bir ortak olmaya devam ettiği kaydediliyor.

Ne var ki, raporda ayrıca Türkiye'de bulunan mültecilerin çoğunun yasadışı şekilde çalışmaya devam ettiği ve bu nedenle de ortaya insan hakları ihlalleri çıktığı, güvenlik güçleri ve iş verenlerin durumu suistimal edebildikleri ekleniyor. Yine bununla birlikte yaşanan ihlallerin sistematik olduğuna dair yeterli bulgular olmadığı belirtiliyor.

***

Bu rapora itiraz edebilirsiniz..

Şurası doğru değil diyebilirsiniz, hatta külliyen yalan diyebilirsiniz.

Rapor çok abartılı ve iyi niyetle de yazılmamış o da belli..

Ama bunlar bir şeyi değiştirmiyor.

Alman toplumunu dizayn eden en büyük  ve toplumda en etkin Der Spigel’i okuyan Alman  Türkiye için o kanıyı taşıyacak..

Biz ise dünyanın en “değerli yalnızlığımızı” gelen turistlerin “rakı şiş kebap” güzellemesiyle yalnızlığımız gidereceğiz…

Kendimizi felsefi laflarla avutmasak iyi olmaz mı?

Asım DOĞAN

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Asım Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?