Tüm etkinlikler ertelendi

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Eşek ile karga uçakla birlikte seyahat ediyorlarmış. Oturdukları koltuklarda "hostes çağırma düğmesi" varmış. Karga basmış düğmeye. Hostes gelmiş, "Buyrun, ne istemiştiniz?" diye sormuş. Karga da "Hiçbir şey istemiyorum. İ.nelik olsun diye bastım düğmeye" demiş. Aradan 5 dakika geçmiş, karga yine basmış düğmeye. Hostes gelmiş, "Buyrun?" Karga "Hiiiç, i.nelik olsun diye basmıştım". Üçüncüye yine aynı diyalog, "İ.nelik olsun dediydim."
Hostes bu sefer soluğu pilotun yanında almış, demiş "Böyle böyle". Pilot da "Bir daha yaparlarsa bana haber ver, uçaktan atayım bunları".
Eşek de kargaya özenmesin mi? Bu sefer eşek basmış düğmeye. Hostes gelmiş, "Buyrun Eşek bey?" Eşek pis pis sırıtarak "Bir şey yok, i.nelik olsun diye bastım". Bu sefer hostes pilota bir işaret çakmış, pilot da düğmeye basıvermiş. Eşekle karganın oturdukları koltukların altındaki kapak açılmış, iki kafadar da kendilerini boşlukta süzülürken bulmuş. Tabii karga hemen başlamış kanat çırpmaya, ancak eşek serbest düşüşe devam... Can havliyle bağırmış eşek, "Karga kardeş, yardım et bana! Ne yapacağım ben şimdi?"Karga hiç oralı olmamış, eşeğe de cevabı yapıştırıvermiş:
“Kanatların yoksa, i.nelik yapmayacaksın!"

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyor ve sözü bana ileten #FahriKalın abime çok teşekkür ediyorum:
 
“Ne kadar yakınınız olursa olsun, bir başkasının içinden geçenler daima bir meçhul olarak kalacaktır. Bir yastıkta uyuyanlar bile birbirlerinin rüyalarını bilmezler.” demiş #AhmetHamdiTanpınar

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Banyo küvetinizi doğal ürünlerle temizlemek mi istiyorsunuz? Önce mikrodalga fırında biraz sirke ısıtın. Sirkeyi 1’e 1 oranında bir sprey şişesi içindeki sıvı sabunun üzerine ekleyin, ancak şişeyi sallamayın. Sonra bu karışımı küvetin her yerine püskürtün, 30 dakika bekletin ve daha sonra bir süngerle silin. Sonuç, pahalı temizlik ürünleri ile elde ettiğinizden daha etkileyici olacaktır.”
Bakalım gerçekten öyle olacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

“Deniz gergedanlarının boynuz görünümündeki çıkıntıları aslında dişleridir ve sadece türün erkeklerinde bulunmaktadır. 3 metreye kadar uzanabilen bu dişlerde 10 milyondan fazla sinir ucu vardır ve bu hayvanlar en derine dalabilen memeliler olarak bilinir.”

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Sarayın harcamaları günlük 10 milyon TL.ye çıktı
Yeni rejimin simgesi durumundaki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yetkileri ve etki alanı ile birlikte harcamaları da artıyor. Cumhurbaşkanlığı yeni sistemde yarısını geçirdiği 2018 yılına göre 2019 yılında dört kat daha fazla harcama yaptı. 2019 yılı harcaması 3,6 milyar lira olan Cumhurbaşkanlığı, günde ortalama 10 milyon lira harcadı.
Sayıştay’ın TBMM’ye sunduğu Genel Uygunluk Bildirimi ve diğer denetim raporlarında denetim sonuçlarının yanı sıra kurumların gelir ve giderleri de yer aldı. TBMM’ye sunulan Cumhurbaşkanlığı’nın 2019 yılı denetim raporunda Sayıştay denetçileri, yaptıkları denetimin sonucunu “Cumhurbaşkanlığının 2019 yılına ilişkin mali rapor ve tablolarının tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği kanaatine varılmıştır” şeklinde ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı’nın gelir ve gider tablolarının da yer aldığı rapora göre, 24 Haziran 2018’deki seçimle resmileşen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci yılı olan 2019’da harcama tutarı 3 milyar 668 milyon liraya fırladı. Önceki yıla göre 3.8 kat artan harcamalar, 861 milyon liralık gelirin çok üzerinde gerçekleşti. Gelir ve giderler arasında 2.8 milyarlık fark oluştu.

Bilançoda yer alan bilgilere göre ek binalarının yapımı halen süren Beştepe’deki Saray ile Okluk Koyu’ndaki yazlık saray için “yapılmakta olan yatırımlar hesabında” 2.2 milyar TL yer aldı. Taşıtlar hesabının büyüklüğü de 506 milyon liradan 1.2 milyar TL’ye çıktı. Personel sayısı sürekli artan ve TBMM’ye sunulan son torba yasa teklifi ile de yeni kadroların ihdas edildiği Cumhurbaşkanlığı’nın personel harcamaları bir yılda 181.6 milyon liradan 258.3 milyon liraya çıktı. 143 milyon lirası sözleşmeli personele, 27 milyonu memurlara, 4 milyonu geçici personele 81 milyon lirası da “diğer” olarak tanımlanan personele ödendi.

Kar amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler bir yılda 9 milyon liradan 12.5 milyon liraya çıkarken hane halkına yapılan transferler değişmedi. 2019’da bu kalemden yine 5 milyon liralık harcama yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı’nın mal ve hizmet alımları için 1.7 milyar TL harcadığı 2019 yılındaki diğer bazı harcamaları da şöyle:
♦ Görev giderleri: 1.4 milyar TL
♦ Hizmet alımları: 154 milyon TL
♦ Temsil ve tanıtma giderleri: 49 milyon TL
♦ Giyecek, mefruşat ve tuhafiye: 13 milyon TL
♦ Kırtasiye malzemeleri: 3 milyon TL
♦ Beslenme malzemeleri: 3 milyon TL
♦ İçecek: 1 milyon TL
♦ Yakıt: 845 bin TL
♦ Tedavi ve cenaze giderleri: 214 bin TL

Soru/Yorum: Bir yıl içinde 12,5 milyon TL para transfer edilen bu KÂR AMACI GÜTMEYEN KURULUŞLAR hangileridir? Bunları bilmek hakkımız değil midir?

 
Cinsel saldırı ile suçlanan HDP'li vekil Tuma Çelik hakkında flaş karar
TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu, hakkında "nitelikli cinsel saldırı" ve "tehdit" suçlamasıyla fezleke düzenlenen HDP'den ihraç edilen Bağımsız Mardin Milletvekili Tuma Çelik'in yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi.
Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon, AK Parti Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. Basına kapalı gerçekleşen toplantı sonrası açıklama yapan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı olarak Karma Komisyon başkanlığını da yürüten Bozdağ, "Karma Komisyon, Mardin Milletvekili Çelik hakkındaki dokunulmazlık dosyasını görüşerek karara bağladı. Komisyon, Hazırlık Komisyonu raporu çerçevesinde Çelik'in dokunulmazlığının kaldırılmasına ve dosyanın Genel Kurula gönderilmesine karar vermiştir. Bundan sonra takdir Genel Kurulundur. Komisyon, çalışmasını bu çerçevede sonuçlandırmıştır." dedi.

Bozdağ, komisyon üyesi bir milletvekilinin çekimser oy kullandığını, Tuma Çelik'in komisyona katıldığını, sözlü savunmasını yaptığını, 17 sayfalık savunmasının okunduğunu belirtti. Tuma Çelik hakkındaki iddiaların yargı sürecinde devam ettiğini anımsatan Bozdağ, komisyonun, dosyanın esası hakkında bir karar verme durumunda olmadığını söyledi.

Bozdağ, yeni dokunulmazlık dosyalarının gündemde yer alıp almadığına ilişkin bir soru üzerine Karma Komisyon'da yüzlerce dokunulmazlık dosyasının olduğunu, bu dosyaların zaman zaman değerlendirildiğini, şu anda komisyonun gündeminde yeni bir dosya bulunmadığını kaydetti.

 
Korona haberlerine gelince:
TTB'den Fahrettin Koca'ya kritik soru: 'Bir gecede ne değişti?'
Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın "Her vaka pozitif değildir. Her vaka hasta değildir" açıklamasına tepki gösterdi.
28 ve 29 Temmuz günlerine ait tabloları paylaşan TTB, "Bir gecede ne değişti de vakalarım tamamı hastalandı" diye sordu.
Sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Tıp biliminde Vaka ile Hasta aynı şeyi ifade eder. Sağlığımız ve aklımızla oynamayın! Madem “Vaka” ve “Hasta” farklı şeyler, bir gecede ne değişti de “Vaka”ların tamamı HASTALANDI?"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dünkü Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada ölüm ve vaka sayılarının gerçeği yansıtmadığı iddialarına yanıt vermişti. Koca, vaka artışını, 'hasta' ve 'vaka' ayrımıyla açıklamıştı.
Koca, açıklamasında şunları söylemişti:
"Her vaka hasta değildir. Çünkü testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var. Büyük çoğunluğu bunlar oluşturuyor. Filyasyon ekiplerimiz ağırlıkla bunları tespit ediyor. Bunların salgın açısından önemi; bulaştırıcı, yani taşıyıcı olmalarıdır.”

Fahrettin Koca’nın bu açıklamaları, sosyal medya, muhalefet ve Türk Tabipleri Birliği tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Tepkiler üzerine dün bir açıklama daha yapan Koca, "Bilelim ki, salgınla mücadele sürecinde, devletimiz, HALKININ SAĞLIĞI KADAR, ULUSAL ÇIKARLARINI DA korumaktadır. Çünkü salgın hayatın bütün alanlarını etkilemektedir. Mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri, fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp, leke aramaktan farksızdır" açıklamasını yapmıştı.

İçişleri Bakanlığı'ndan Genelge: Tüm etkinlikler 1 Aralık tarihine kadar ertelendi
Sağlık Bakanlığı’nın önerisi Koronavirüs Bilim Kurulu’nun tavsiye kararı doğrultusunda, İçişleri Bakanlığı 81 İl Valiliğine “Koronavirüs Tedbirleri” konulu ek genelge gönderdi. Genelgeye göre; bugünden itibaren sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşları, birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek olan etkinlikler, 01 Aralık 2020 tarihine kadar ertelenecek.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca:
“Ağır hasta sayısında ve zatürre oranında düşüş devam ediyor. Bugün toplam ağır hasta sayımız 1.455. Bugün iyileşen hasta sayımız yeni hasta sayımızdan fazla. Tedbirlere birlikte uyarak bu gerilemeyi sağladık. Birlikten kuvvet doğar. Birlik olalım.”
 
Bugünkü test sayısı: 114857
Yeni vaka sayısı: 1442
Ağır hasta sayısı: 1455 (Dün: 1507)
Bugünkü vefat sayısı: 63 (Dün: 67)
 
Yapılan test sayısının vaka sayısına oranı dün 1,24 imiş, bugün de 1,25 ve nerdeyse aynı kalmış. Bu oranda testlerin kimlere yapıldığı da çok önemli tabii. Ağır hasta sayımızın azalması iyi haber.
 
Sağlık Bakanının her akşamki korona twitini ve verdiği sayıları paylaşmaya devam etmeli miyim, bilmiyorum. Kendisinin de önceki gün yaptığı açıklamadan sonra kamuoyunda inandırıcılığı kaldı mı, emin değilim.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Şairi” olarak 38 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 123. doğum günü olan Louis Aragon’u seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Louis Aragon, 3 Ekim 1897 tarihinde Marguerite Toucas ve Louis Andrieux çiftinin oğlu olarak Paris’te dünyaya geldi. Doğduğunda anne ve babası ayrıydı. Hatta Marguerite, Louis’den annesi olduğunu saklamış ve ona kendisini ablası olarak tanıtmıştı. Marguerite de küçüktü ve belli ki korkmuştu da. Elbette Louis eninde sonunda annesini tanıyacaktı. Ancak bu durum hiç dile gelmese de ikisinin de travması oldu.

1904’te Neuilly’e taşındılar. Oldukça başarılı bir öğrenciydi. 1908’de Saint-Piere Lises’i’ne girdi. Annesi özellikle tıp okuması yönünde ısrarcıydı. Daha fazla karşı koyamadı ve iyi notlarının hakkını vererek 1914’te Tıp Fakültesi’ne kaydoldu. Ancak okulu tamamlayamadı. Louis, Tıp Fakültesi’nde öğrenciyken üçüncü yılının sonunda askere çağrıldı. I. Dünya Savaşı yaşanıyordu ve orduya katılmalıydı. Orada aldığı Tıp eğitimi sebebiyle ikinci dereceden doktor olarak bulundu. 1918’de, cephede sağladığı fayda, ona bir madalya bile getirdi. Burada kendisi gibi Tıp öğrencisi olan Andre Breton; ayrıca Paul Eluard ve Philippe Soupault ile tanıştı. Terhis olduktan sonra üniversite eğitimine geri döndü. Ancak bir yandan da kendisini edebiyat çevresinin içinde buluvermişti. 1921’de okulu bıraktı ve kütüphaneci olarak çalışmaya başladı.
1923’te Giverny’e yerleşti. Üç yıl önce Dadaizm’i benimsemişti; ama şimdi ondan uzaklaşıyordu. Ertesi yıl Breton’un yayımladığı “Sürrealizm Manifestosu” ve “Revolution Sürrealist” dergisinin belirttiği görüşler artık daha çok ilgisini çekiyordu.
Tristan Tzara’nın öncülük ettiği Dadaizm akımının etkisindeki ilk şiirleri 1918’de, “Nord-Sud” dergisinde yayımlandı. Etkisinde bulunduğu akımın görüşlerine göre, toplum kurallarına, savaşa ve geleneklere, hatta şiirin o güne dek süregelmiş kurallarına da karşı olduklarını da belirtiyor; hatta ve hatta bunu anlamsızlığa dek dayandırıyorlardı.
Louis, 1920’de çıkardığı ilk şiir kitabına “Le fen de joie” (Kıvanç Ateşi) adını vermişti. Bir yıl sonra da “Anicent on le panorama” adını verdiği romanını çıkardı. Dönemin usta yazarlarında övgü dolu eleştiriler almış, oldukça ses getirmişti.
1924’te Dadaizm’den sıyrılıp gerçeküstücülüğü savunmaya başladıktan sonra 1925’te yayımladığı "Le paysan de Paris” (Parisli Köylü), bu akımın başyapıtlarından biri kabul edildi.
Rengarenk kravatları, nükteli ve küstah konuşmalarıyla dönemin tipik züppelerinden biri olarak görülen Aragon’un kendisiyle aynı özelliklere sahip arkadaşlarıyla sürdürdükleri bohem hayat, o yıllarda kurulmuş Fransız Komünist Partisi’ne kabul edilmemelerine neden oldu. Arkadaşlarıyla birlikte komünist partiye üye olabildikleri dönemde sevgilisi olan Nancy Cunard’ın bir caz piyanisti yüzünden kendisini terketmesi nedeniyle aşırı dozda ilaç içerek intihar etmeye kalktı.

Louis, 1928’de, Rus Yazar Elsa Triolet ile tanıştı. Artık hayatı boyunca onun içim şiirler yazacaktı. Aşk, bundan böyle her koşulda Elsa demekti. Estetik ve politik görüşleri de değişmişti üstelik. Aynı yıl evlendiler. Onlar mutlu aşkın temsiliydi.
Elsa ile evlendikleri yıl Sovyetler Birliği’ne gidip bir yıl orada yaşadılar. Yazarlığı ve şairliği konusunda da oldukça ilerleme kaydetmişti. 1930’da, Harkov’da toplanan Devrimci Yazarlar Kongresi’ne katıldı. 1932’de artık Breton’dan da Gerçeküstücülük’ten de tamamen kopmuştu. Bir yandan da Fransız Komünist Partisi’nin yayın organında çalışmaya başladı. Bir sonraki yıl da artık Sovyetler Birliği Yazarlar Kongresi’ndeydi.
1935’te Paris’te toplanan Kültürün Savunulması İçin Dünya Yazarları Kongresi’ne katıldı. Ertesi yıl Ce soir gazetesinin yönetimine geçti. Paul Nizan ile de çok yakın bir ilişki içindeydi.
Bu kez de II. Dünya Savaşı yüzünü göstermeye başlamıştı. 1939’da çıktığı New York gezisinden döndüğü sırada yeniden askere alındı. Louis, 42 yaşındaki şair işçilerden oluşan büyük bir grupla cepheye gitti. Almanlara esir düşmüştü; ama ellerinden kurtulmayı başardı. Louis Aragon, ikinci kez savaş madalyasına layık görülmüştü.

Tam bu sırada şiirleriyle aşkı da bir efsaneye dönüşmüştü. Direnişe farklı bir kimlikle gittiği Güney Fransa’da gizlice basılıp dağıtılan şiirleri büyük bir ün kazanmıştı. Elden ele dolaşan şiirleri ile aşkı ölümsüzleşti. Louis, şiirlerinde, savaşla, devrimle, direnişle kararan zihinleri, aşkıyla aydınlatmanın mutluluğunu yaşıyordu. Savaştan döner dönmez soluksuz çalışmalarına devam etti. Tekrar Paris’teydi ve birçok sol yanlı derginin yönetimini üstlenmişti. 1950’de, Komünist Partisi Merkez Komitesi üyeliğindeydi ve 1968 Mayıs olaylarında öğrencilerin gösteri ve toplantılarında konuşmalar yapıyordu. 1969’da Goncourt Akademisi’ne girdi. Ancak bu kısa sürdü. 1970’te kaybettiği eşi, politika dostu, her şeyi Elsa’nın ölümü, onu derinden yaralamıştı. Louis, bir daha eski Louis olmayacaktı. 1977’de, Ekim Devrimi’nin 60. Yıl dönümü için hazırlanan törende Louis Aragon, Fransız temsilciydi. Son yıllarda sadece eski eserlerinin yeni basımlarını hazırlıyor ve birkaç konferans ya da TV konuşmaları dışında pek bir yere katılmıyordu. Bu çok sesli ve bir yandan da sessiz bir yalnızlık gibiydi.

Onlar mutlu aşkın temsiliydi. Gerçek şu ki, belki de herkes böyle zannediyordu. Evet, 42 yıl aşkla evli kaldılar ve bu şiirler gerçekten de yazıldı. Ancak her şey Elsa’nın ölümünden sonra değişti. Sadece birlikte yaşadıkları zaman değildi onların aşkını gösteren. Sonrasına da bakmalıydı.
Elsa, 16 Haziran 1970’te kalp krizi sebebiyle hayata veda etti. Louis, onun eşyalarını toparlarken çekmecesinde bir liste buldu. Elsa, bu listede kendine aşık olan adamların adlarını sıralıyordu. Louis emin değildi; ama belki de bu isimler Elsa’nın birlikte olduğu adamların adlarıydı. Kim bilir…
Hem sonra günlüğünde de şu cümleye rastlamıştı: “Herkes beni sevsin, bütün erkekler bana hayran olsun istiyorum”.
Bu listeyi bulduğu ana kadar Louis, büyük bir şair, bir romancı ve bunların yanında siyasi mücadelelere de girmiş bir adamdı. Tüm şiirleri Elsa içindi ve birçok dilden insan okuyor, hatta ezbere biliyordu. Ama Louis, artık bu listeyi bulmuştu ve bir daha hiçbir şey içinde eskisi gibi olmadı. Geriye kalan 12 yılını aldatıldığına inanarak yaşadı ve öldü.
Her şey yalandı demek doğru olmaz belki. Aslında Louis’in yaşlı kalbini inciten, ona hiçbir şey soramamış olmaktı. Elbette onca yıllık yaşadıkları evliliklerine, hayatlarına duyduğu güvenle gülüp geçebilirdi de. Aslında aşkının büyüklüğündendi belki de hepsi.

Bu tarifsiz acının ve üzerine eklenen kederin ardından Louis, koyu renkli, onu ziyadesiyle ciddi gösteren takımlarını atıp, gösterişli kıyafetlere yönelmişti. Sarı çizmeler, kovboyları andıran şapkalar, göz alıcı trençkotlar, uzun saçlar. Tüm bunlar çok sevdikten sonra kaybetmenin tablosu adlı bir çalışma gibiydi. Üstelik cinsel tercihlerinin dahi değiştiğini gösterir kaynaklar da var. Kuşkusuz Elsa ile birlikte o toprağa kendisini de sokmuş, neyse zıttı oluvermişti. Belki böylesi daha kolaydı, kim bilir.

Elsa’nın ölümün üzerinden 12 yıl geçtikten sonra 24 Aralık 1982’de, 85 yaşındayken, Paris’te hayata veda etti. Belki Elsa’ya öfkeliydi; ama yine de uzağına gidemedi. Özel bir yasayla Aragon da Elsa’nın yanına gömüldü.

Önemli ödülleri
1957, Lenin Barış Ödülü

Türkçeye Çevrilmiş Başlıca Eserleri:
Anicet ou le panorama (1921; Anicet, 1974, Anicet ya da Panorama, 1997),
Les Cloches de Bale (1933; Çalardı Basel'in Çanları, 1969, Basel'in Çanları, 1986),
Les Beaux Quartiers (1936; Kibar Semtler, 1986),
Elsa (1959; Elsa'ya Şiirler, 1975, 1996),
Les Deux Geants (1963, Andre Maurois ile birlikte; Birleşik Amerika/Sovyet Rusya, 1917-1960, Paralel Tarih ve Görüşmeler, 1968-69, 2 cilt) sayılabilir.
Çağımızın Sanatı (1966),
Gerçekçiliğin Boyutları (1985),
Sürekli Bir İlkbahar (1987)
Mutlu Aşk Yoktur (1988, 1999)

Sizlerle üç şiirini paylaşarak değerli şairi anmak istiyorum:

Mutlu Aşk Yoktur

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da

Bir Yastıkta Olacağız Seninle

Evet bu dündü bu ise yarın
Yolum olarak bir tek sen varsın
Kalbimi verdim avuçlarında kalsın
Ne güzel yol alıyor seninkisiyle
Ama hepsi ömrü kadar insanın
Bir yastıkta olacağız seninle…

Sevgilim varolan olacak yeni
Gökyüzü bir çarşaf üzerimizde
Seni kollarımla kuşattım işte
Ve içim sevdanla pır pır etse de
Dilediğin istediğin sürece
Bir yastıkta olacağız seninle…

(Çeviren: Ahmet Necdet)

Elsa’nın Gözleri

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
Orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde

(Çeviren: Orhan Veli Kanık)


Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Kuş Geçimi Fırtınası
3 Ekim Anadolu’daki son kuşların göç etme dönemi olup bu dönemde yaşanan fırtına “Kuş Geçimi Fırtınası” olarak adlandırılmaktadır.

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü (Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan)
“Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü” her yıl 3 Ekim tarihinde kutlanmaktadır. “Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan” arasında 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmanın imza tarihi olan 3 Ekim günü “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü” ilan edilmiş ve kutlanmaktadır.

Dünya Yürüyüş Günü (3-4 Ekim)
1991 yılından bu yana, her yıl Ekim ayının ilk hafta sonu “Dünya Yürüyüş Günü” kutlanmaktadır. Ülkeler farklı günler de belirleyebilmektedir. “Dünya Yürüyüş Günü” gündelik hayatımızın içine fiziksel aktiviteyi entegre etmeyi teşvik amaçlı amaçlamaktadır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

M.Ö. 3 Ekim 52 - Jül Sezar komutasındaki Roma ordusu Alesia Muharebesini kazanarak Galya'yı fethetti.
3 Ekim 1605 - Sadrazam Sokolluzade Lala Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Estergon Kalesi'ni ikinci kez fethetti.
3 Ekim 1716 - Nevşehirli Damat İbrahim Paşa sadaret kaymakamlığına getirildi.
3 Ekim 1739 - Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşı'nı sona erdiren ve Osmanlı'nın kârlı çıktığı son antlaşma olan Niş Antlaşması imzalandı.
3 Ekim 1849 - Amerikalı yazar Edgar Allan Poe, Baltimore sokaklarında perişan bir vaziyette bulundu, hastaneye kaldırıldı.
3 Ekim 1852 - Damad Mehmed Ali Paşa, Osmanlı sadrazamı oldu.
3 Ekim 1912 - Sırbistan, Karadağ, Yunanistan ve Bulgaristan, Osmanlı Devleti'nden 3 gün içinde Arnavutluk ve Makedonya'ya özerklik verilmesini istediler. Osmanlı, bu notayı reddedince 8 Ekimde I. Balkan Savaşı başladı.
3 Ekim 1922 - Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasıyla sonuçlanan Mudanya Konferansı başladı.
3 Ekim 1926 - Atatürk'ün ilk heykeli İstanbul Sarayburnu'na dikildi.
3 Ekim 1929 - Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı ismini Yugoslavya Krallığı olarak değiştirdi.
3 Ekim 1931 - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faaliyete geçti.
3 Ekim 1932 - Birleşik Krallık mandası Irak bağımsızlığını ilan etti.
3 Ekim 1935 - İtalya, Etiyopya'yı işgal harekâtına başladı.
3 Ekim 1947 - Türkiye, Uluslararası Üzüm, Üzüm Suyu ve Şarapçılık Kongresi'ne ilk kez ev sahipliği yaptı.
3 Ekim 1952 - İngiltere ilk atom bombası denemesini Monte Bello adasında gerçekleştirerek dünyanın 3. nükleer gücü oldu.
3 Ekim 1953 - Çanakkale açıklarında İsveç Bandıralı Naboland gemisiyle çarpışarak batan, 81 denizcinin öldüğü TCG Dumlupınar denizaltısı ile ilgili dava sonuçlandı: Naboland kaptanı 6 ay ağır hapse mahkûm edildi, Dumlupınar komutanı yüzbaşı Sabri Çelebioğlu beraat etti.
3 Ekim 1965 - Küba lideri Fidel Castro, Che Guevara'nın emperyalizme karşı savaşmak için Küba'dan ayrıldığını açıkladı.
3 Ekim 1966 - İstanbul'un Anadolu yakasındaki son tramvay hattı da kaldırıldı.
3 Ekim 1967 - Kuzey Vietnam Amerika Birleşik Devletleri'nin barış görüşmeleri önerisini reddetti.
3 Ekim 1971 - SSCB ile ABD arasında kısa adı SALT olan Stratejik Silahları Sınırlama Antlaşması imzalandı.
3 Ekim 1973- 75 yıldan beri petrol aranan Trakya bölgesinde ilk petrol Lüleburgaz yakınlarında TPAO tarafından bulundu.
3 Ekim 1981 - Belfast'ta, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) tutuklularının yaptığı açlık grevi bitti. Açlık grevi 7 ay sürmüş ve 10 IRA üyesi hayatını kaybetmişti.
3 Ekim 1984 - Devrimci Yol davası sonucu idam cezasına çarptırılan Hıdır Aslan ve İlyas Has'ın cezaları TBMM'de onaylandı.
3 Ekim 1990 - Doğu ve Batı Almanya birleşti.
3 Ekim 1993 - Haydar Aliyev, Azerbaycan devlet başkanı seçildi.
3 Ekim 1994 - II. Nükleer Karşıtı Kongre İstanbul'da toplandı.
3 Ekim 2005 - Avrupa Birliği ile Türkiye arasında üyelik müzakereleri başladı.
3 Ekim 2006 - THY'nin Tiran - İstanbul seferini yapan Boeing 737-400 tipi tarifeli uçağı Hakan Ekinci adlı hava korsanı tarafından kaçırıldı.
3 Ekim 2008 - PKK militanları Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde Aktütün karakoluna saldırdı.
3 Ekim 2009 - Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye devlet başkanlarının imzaladığı Nahçıvan Anlaşması ile Türk Konseyi kuruldu.
3 Ekim 2010 - Almanya, Versay Barış Antlaşması'nda kabul ettiği I. Dünya Savaşı'ndan kalma savaş tazminatlarının son taksidini ödedi.
3 Ekim 2012 - Suriye'den gelen top mermileri sonucu Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde 5 sivilin hayatını kaybetmesi üzerine Türkiye, Suriye'yi vurdu.
3 Ekim 2013 - Gambiya, İngiliz Milletler Topluluğu'ndan ayrıldığını açıkladı.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

3 Ekim 1889 - Carl von Ossietzky, Alman yazar (ö. 1938)
3 Ekim 1895 - Sergey Yesenin, Rus şair (ö. 1925)
3 Ekim 1897 - Louis Aragon, Fransız yazar (ö. 1982)
3 Ekim 1898 - Leo McCarey, En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo dallarında Oscar ödülü almayı başarmış beş kişiden biri olan Amerikalı film yönetmeni, yapımcısı ve senarist (ö. 1969)
3 Ekim 1900 - Thomas Wolfe, Amerikalı yazar (ö. 1938)
3 Ekim 1901 - Hilmi Ziya Ülken, Felsefeci ve sosyolog (ö. 1974)
3 Ekim 1903 - Tekin Arıburun, Asker ve siyasetçi (ö. 1993)
3 Ekim 1931 - Samim Emek, Futbolcu ve teknik direktör.
3 Ekim 1941 - Chubby Checker, Amerikalı şarkıcı.
3 Ekim 1954 - Haluk Koç, Hekim ve siyasetçi.
3 Ekim 1954 - Stevie Ray Vaughan, Amerikalı gitarist (ö. 1990)
3 Ekim 1955 - Buket Uzuner, Öykücü, romancı ve gezi yazarı.
3 Ekim 1964 - Clive Owen, İngiliz oyuncu.
3 Ekim 1969 - Gwen Stefani, Amerikalı şarkıcı.
3 Ekim 1970 - Selahaddin Menteş, Hukukçu ve hakim.
3 Ekim 1970 - Zeynep Casalini, Türk-İtalyan ses sanatçısı.
3 Ekim 1972 - Kevin Scott Richardson, Backstreet Boys grubu eski üyesi.
3 Ekim 1973 - Lena Headey, İngiliz sinema oyuncusu.
3 Ekim 1973 - Neve Campbell, Amerikalı oyuncu.
3 Ekim 1979 - Efe Yılmaz, maNga adlı rock müzik grubunun DJ'i.
3 Ekim 1984 - Ashlee Simpson, Amerikalı şarkıcı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

3 Ekim 1649 - Giovanni Diodati, Cenevreli Protestan ilâhiyatçı (d. 1575)
3 Ekim 1685 - Juan Carreño de Miranda, İspanyol ressam (d. 1614)
3 Ekim 1838 - Kara Şahin, Illinois ve Mississippi bölgelerinde ABD'ye direnen Kızılderili şefi (d. 1767)
3 Ekim 1896 - William Morris, İngiliz şair, desinatör, roman ve sanat yazarı, ressam (d. 1834)
3 Ekim 1929 - Gustav Stresemann, Nobel Barış Ödülü sahibi, Alman Weimar Cumhuriyeti şansölyesi (d. 1878)
3 Ekim 1963 - Refet Bele, Asker ve siyasetçi (d. 1881)
3 Ekim 1967 - Woody Guthrie, Amerikalı folk müzik şarkıcısı (d. 1912)
3 Ekim 1969 - Skip James, Amerikalı Delta blues şarkıcısı, gitaristi, piyanisti ve şarkı sözü yazarı (d. 1902)
3 Ekim 1979 - Nicos Poulantzas, Yunan-Fransız sosyolog ve felsefeci (d. 1936)
3 Ekim 1987 - Jean Anouilh, Fransız oyun yazarı (d. 1910)
3 Ekim 1993 - Mahmut Şerafettin Dikerdem, Diplomat ve yazar (d. 1916)
3 Ekim 1998 - Roddy McDowall, İngiliz oyuncu (d. 1928)
3 Ekim 1999 - Akio Morita, Sony'nin kurucusu (d. 1921)
3 Ekim 2004 - Atalay Yörükoğlu, Prof. Dr., çocuk psikolojisi uzmanı.
3 Ekim 2004 - Janet Leigh, Amerikalı oyuncu (d. 1927)
3 Ekim 2005 - Francesco Scoglio, İtalyan teknik direktör (d. 1941)
3 Ekim 2005 - Nurettin Ersin, 18. Genelkurmay Başkanı (d. 1918)
3 Ekim 2014 - Behcet Nacar, Sinema oyuncusu (d. 1934)
3 Ekim 2017 - Celal Talabani, Iraklı Kürt siyasetçi ve Irak'ın 6. Cumhurbaşkanı (d. 1933)
3 Ekim 2018 - Leon Lederman, Amerikalı fizikçi (d. 1922)
3 Ekim 2018 - Yıldırım Öcek, Oyuncu (d. 1952)
3 Ekim 2019 - Diogo Freitas do Amaral, Portekizin eski başbakanı (d. 1941)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve olabildiğince keyifli bir hafta sonu diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Cumartesi.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?