Uçurumun kenarında

İki gün önce, duyarlı insanların yüreğini dağlayan bir olay yaşadık. Dünya batsa umurunda olmayan birçok kişi için bu olay, önemsiz bir 3. Sayfa haberi gibi görünebilir. Ama gerçek öyle mi?

Furkan Celep, 18 yaşındaydı ve bir kargo firmasında çalışıyordu. Muhtemelen asgari ücretliydi. Babası inşaat işçisiydi.

İki gün önce falezlerden atlayarak intihar etti. Bıraktığı uzun mektupta yazan en çarpıcı cümle şuydu:

“Bir ev, araba veya herhangi bir şey uğruna yıllarımı harcamak istemiyorum. İş hayatı bana çok yorucu geliyor. Her şeyi arkada bırakıp gitmek mantıklı. Gökyüzünde huzur bulacağım.”

Furkan, notunda içki veya uyuşturucu etkisinde olmadığını üstüne basarak belirtmiş. Bunalım ve depresyonda da olmadığını yazan talihsiz gencin ifadelerinden, her şeyi bilinçli olarak yaptığını anlıyoruz.

Kendisi de zaten bunu günlerce, hatta aylarca düşündüğünü yazıyor.

Şimdi oturup biraz düşünelim…

Acaba Furkan gibi kaç gencimiz daha aynı noktaya geldi ya da gelmek üzere?

18 yaşındaki bir genç, huzuru neden gökyüzünde arar? Bu noktaya nasıl gelir? Neden bu kadar yalnız ve çaresizdir?

Bir takım çevrelerin her zaman yaptığı gibi, onu tembellikle, mücadele etmemekle suçlayıp işin içinden çıkmak mümkün mü?

Ya da suçu sosyal medyaya atarak bu işten sıyrılmak kolay mı?

Furkan’ın, bir süre önce kendisi gibi intihar eden bir genç kızın sosyal medya hesabına yaptığı şu paylaşım da yürekleri burkmuyor mu?

“Son kez buradayım Mel. Aynı söz verdiğim gibi. Şu anda bir uçurumun kenarındayım. Bunlar sana son sözlerim. Kalbim hızlı hızlı çarpıyor. Doğayı, güneşi, denizi son bir defa hissediyorum. Merak etme, sakinim ve korkmuyorum. Birazdan ölmüş olurum. Oraya yanına gelmek için sabırsızlanıyorum. Gelince bol bol uzun uzun konuşalım Mel. Buna ihtiyacım var. Olur mu?”

Furkan’ın kaderci biri olduğu anlaşılan dayısı bile, sadece sosyal medyayı suçluyor. Yetkililere “bu gidişatı düzeltin” diyeceğine, sosyal medyada intihara yönlendiren hesapların olduğunu, bunlarla mücadele edilmesi gerektiğini söylüyor.

Furkan’ın yalnızlığının sebeplerinden biri olan dayısı herhalde bilmiyor olmalı ki; ülkemizde asgari ücret net 2324 lira. Furkan gibi gençlerin, bugün 500 bin liralık orta halli bir evi bile alabilmesi için ayda 1000 lira tasarruf ederek tam 500 ay çalışması gerekiyor.

500 ay demek tamı tamına 41.6 yıl.

Furkan ölümü tercih noktasına gelene kadar bu basit hesabı çok kez yapmış olmalıydı.

Arabadan falan vazgeçtim, başını sokabileceği bir evi bile alabilmesi için 41.6 yıl kemer sıkması gerektiğini biliyordu. “Anada yok. Babada yok” gerçeğini de…

Bu evi alabilmek için 1000 lira tasarruftan geriye kalan 1324 lira ile 40 küsür yıl geçinmek zorunda kalacağını da…

En küçük bir hatasında gençleri hemen kovmak için sırtlan gibi bekleyen patronları da...

Sonunda böyle bir çıkmazın içine girdi Furkan gencecik yaşında.

Dayısı, ailesinde hiçbir problemin olmadığını, onun sosyal medya kurbanı olduğunu ileri sürse de Furkan’ın gerçeklerinden ne kadar kopuk olduğu çok net değil mi?

Furkan’ın durumu aslında bir Türkiye profili…

Onu uçurumun kenarında ölüme sürükleyen gerçekler, ülkeyi de tıpkı Furkan gibi uçurumun kenarına getirmişken siyasiler ne yapıyor?

Siyanürle intiharlar çabucak unutuldu bu ülkede…

Gündemi iki dakikada değiştiren siyasilerimiz varken elbette Furkan da gündem falan olmayacak. Öldüğüyle kalacak.

Geriye, elinde telefon, derdini kimseyle paylaşamayan, Furkan gibi hisseden yüz binlerce insan kalacak.

Furkan gibi geçim sıkıntısı çeken milyonlarca insanın sorunlarına

çözüm bulması gereken siyasiler, oturup çok geniş sosyal, ekonomik, siyasi reformları yapıp bu ülkeyi uçurumdan kurtarmak yerine, ikbal peşinde…

İktidarın da muhalefetin de karşı tarafın bölünüp parçalanmasıyla değil, ülkenin ve milletin sorunlarıyla uğraşması gerekirken ne görüyoruz?

Mustafa Kemal mi Atatürk mü denmeli gibi tartışmalar yaratarak ya da 2020 model hizipçi Muharrem İnce gibi sadece kendi egosuna hizmet edenleri kullanıp CHP’yi parçalamak.

“Yuvana dön” çağrıları tutmayınca liste tartışmaları yaratarak İyi Parti’yi yıpratmak.

İmza toplayarak baroları parçalamak.

TTB’yi kapatmak isteyerek, korona yerine hekimlerle savaşmak.

Kısaca amaç, mutlaka bölmek, parçalamak…

Ülkenin tam tersine ihtiyacı varken…

Birkaç gün önce AKP’li Hamza Dağ kendi ağzıyla söylememiş miydi:

2023 seçimleri bugüne kadarki en “sert” seçim olacak.

Bu ülkenin emeklisi, öğrencisi, genci, yaşlısı, aydını, doktoru, ne böyle adil olmayan bir düzende yaşamayı hak etti, ne de böyle vizyonsuz, çapsız, sadece kendi ikbalini düşünen siyasilerin elinde oyuncak olmayı hak etti.

Furkan Celep gerçeği, herkesin kendisine gelmesi için çok ciddi bir uyarı ama kimin umurunda…

Furkan’ın ölümü, asılında umudun ölümüdür!

Baydu Can

25 Eylül 2020

baydu1963@gmail.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Baydu Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?