Marmara depremi için uzmanlar ne dedi?


Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Fadime,çok ünlü bir falcıya gitmiş. 500 TL. bayıldıktan sonra ikram edilen kahveyi içip fal kapatmış. Ünlü falcı Fadime’nin falına bakmış ve "Kocan seni hiç sevmiyor." demiş.
Akşam Temel eve döndüğünde bakmış ki Fadime'de surat bir karış.
"Ne oldi Fadume?" demiş Temel "Nedur bu surat?"
"Bugün falcıya gittum, herufe 500 TL verunce tüm gerçeği öğrendum." demiş Fadime "Falcinun söylediğine göre sen penu hiç sevmeyimişsun."
“Pak Fadime!" demiş Temel "Senu sevmeme sebeplerimden piri de işte bu müsrifliğindur. O 500 TL.yi pana verseydun, pen senu hiç sevmediğimu zaten sana söylerdum."

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyor ve sözü bana ileten #FahriKalın abime çok teşekkür ediyorum:
 
"Söz, yalnız insana özgüdür ve insanlığımızın simgesidir. Bizi birbirimize bağlayan da, birbirimizden uzaklaştıran da sözdür." demiş #Montaigne...

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Eğer bir böcek tarafından ısırıldıysanız ve ısırılan bölge yara olduysa bir patatesi alın ve ikiye bölerek yaranızın üzerine koyun. Yaranın kaşıntısı azalacak ve kırmızılığı yok olacaktır.”
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

“Tüm zamanların en çok satan kitabı “İki Şehrin Hikayesi”nin yazarı Charles Dickens boş zamanlarında kimsesizler morgunu ziyaret ediyormuş.”

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

İstanbul'da hissedilen deprem
Marmara Denizi'nde meydana gelen 4.2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul ve çevre illerde de hissedildi. Marmara Ereğlisi'nde saat 16.38'de meydana gelen deprem nedeniyle İstanbul'da ev ve işyerlerinde bulunan bazı vatandaşlar, cadde ve sokaklara indi. 18.87 kilometre derinlikte oluştuğu belirlenen depremin yarattığı kısa süreli sarsıntı İstanbul ve çevre illerde de hissedildi.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "İstanbul'da da hissedilen depremle ilgili olarak herhangi bir olumsuzluk bildirilmemiştir. Tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun." dedi.

Uzmanlar deprem hakkında konuştu
Marmara Denizi'nde yaşanan 4,3 şiddetindeki depremin yerinin korkutucu olduğunu aktaran Prof. Dr. Naci Görür, "Arkadaşlar Marmara’da olan 4,3’lük depremi görüyorsunuz. Min. 7.2 büyüklükte deprem beklediğimiz fayın üzerinde. Yeri endişe verici. Bu deprem fayda az da olsa stres değişimine ve mekanik vibrasyona neden olmuş olabilir. Bu da sözkonusu fayın tetiklenmesine katkıda bulunabilir" dedi.

Habertürk TV'ye açıklamalarda bulunan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise sarsıntı ile ilgili şunları söyledi:
"1912'de yılında kırılan bir fay hattımız var Ereğli açıklarında. Bu Silivri hattına giden fay üzerinde, orada çatallaydı. Aşağı yukarı 3-4 kilometre karelik yüzeyin oynaması. Bu dağılmış olduğu için sürekli depremler yaratıyor. Kumburgaz çukurunu tetikleyecek diye bir veri yok. 1912'de kırılan fay enerjisini boşalttıktan sonra onun üzerinde bir kırık oluşturuyor. Yılanın sürtünmesi gibi, onlardan biri olmuştur. Bu sürekli enerjisini boşaltan, atma yapan Silivri-Tekirdağ fay hattında olan. Bizim için tehlikeli olan Kumburgaz fayı, onun üzerinde hareket yok. Kumburgaz fayı üzerinde olsaydı riskli görülebilirdi. Bu sürekli stresini boşaltan bir fay. Ana fay değil. Kumburgaz fayı üzerinde olsaydı kırılabilecek potansiyeli vardı. Dediğim gibi yılanın sürtünmesi gibi hareket ediyor. Fayın 1912'de kırılmış olması itibarıyla çok büyük risk yok. Asıl korkacağımız Büyükçekmece ile Silivri arasındaki Kumburgaz çukur. Orada hareketlilik yok. Büyük depremler olacak söylemi İstanbul için geçerli değil. Ama o bölgede yapı stoğu heyelanlar üzerinde olduğu için risk taşıyabilir. Şu anda o fayda eli kulağında bir hareket görmüyoruz. Söyledikleri gibi 7'nin üzerinde bir deprem söz konusu değil."

Açıklamalarda bulunan bir diğer isim Prof. Dr. Ahmet Ercan ise depremle ilgili şunları kaydetti:
Büyük deprem alıştırmasıdır bu. Daha önce depremin iki kolda olacağını belirtmiştim. İstanbul ve Tekirdağ kolu. Deprem tam Tekirdağ kolunun merkezinde oldu. Bizim bundan sonra beklediğimiz 7.2'lik depremin nerede olacağını, hangi noktada kıracağını, aynı zamanda sağ atımlı bir kırık olacağını net olarak gösterdi. Marmara Ereğlisi'nin 10-15 kilometre önünde yaklaşık sağ atımlı kırıkla boşalma olacağını, bu depremin büyük olacağını söylemiştim. İstanbul kolunda ise Küçükçekmece önlerinde olacağını belirtmiştim. Geçen gün Mürefte'de bir deprem oldu. Ben de tesadüfen Mürefte'de tatildeyim. Bu depremle Mürefte'deki deprem birbiriyle bağlantılı. 1912'de Mürefte'de bir deprem olmuştu. 7.2 ve 7.4 arasındaydı. Kızılca kıyamet kopmuştu o depremde. Yangın çıkmıştı, çok fazla kayıp vardı. Buradaki sonuç şu; acaba Tekirdağ kolunda beklediğimiz büyük deprem daha önce olan Mürefte depreminin tıpkısı mı olacak. Benim görüşüm şu, geçen hafta Mürefte'de olan deprem bir izlenim değişikliğine neden oldu. Deprem bu kez karadan değil de Mürefte-Şarköy'ün önünden denizden geçti. Bir bakıma denizden geçmesinin işaretini verir gibi. Sözünü ettiğim bölgede genellikle yamaçlardan geliyordu. Bunun hasarı fazla oldu. Ama deprem denizden geçerse bu hasarın 1912 kadar olmamasını bekliyorum. Gerek İstanbul gerek Tekirdağ kolunda 4, 4,5, 5 ve hatta 6'ya varan uyarıcı depremler olacaktır. Bu depremler olmasa gelecek deprem konusunda herhangi bir bilgi veremeyiz. Son 21 yıldır Marmara'nın gergin olmadığını 7.2'lik depremi yaratmak için bir gücü biriktirmediğini söyleye geliyorum. Yapılan araştırmalara göre ben 2045'e kadar 7.2'lik bir deprem beklemiyorum. Bizi dinleyen halen yazlıklarında olan Silivri, Kumburgaz, Marmara Ereğlisi, Mürefte, Tekirdağ'daki depremler için söylüyorum. Benim bunun arkasından daha büyük bir deprem beklentim yok. Deneyimlerime bağlı olarak bunun uyarıcı bir deprem olduğu kanısındayım. Bu tür depremler olacak, 'hadi elinizi çabuk tutun, yapınıza baktırın, deprem yönetmeliği size bu imkanları gibi' bir şeyler söylüyor. 'Deprem oldu' diye korkmak değil de, önemli olan sağlam yerde, sağlam konutta oturmak. 'Büyük bir deprem olacakmış' vaveylası hem Türkiye'nin ekonomisini hem de halkın psikolojisini bozuyor.

Depremi değerlendiren diğer isim Prof. Dr. Şerif Barış ise şöyle konuştu:
Bu başlı başına bağımsız bir deprem. Bostancı'da oturduğumuz halde hiç hissetmedik. İnsanların dışarıda olduğunu görüyorum. Şöyle bir sitemim var; biz maalesef biz deprem olunca depremi konuşuyor. Ve maalesef yanlış bilgileri konuşuyoruz. İnsanlar hangi basit önlemlerle hayatta kalabilirler bunları konuşmak lazım. Türkiye'de sıkı denetim şart. Bütün kurumlarda personelin deprem eğitimi alması gerektiğine dair bir yönerge var. Bu denetim olmazsa şirketler bu işi yapar mı? Denetimlerin sıkı sıkıya kontrol edilerek yapılması lazım. Deprem olunca hatırlıyoruz, birkaç gün konuşup unutuyoruz. Topyekün eğitim şart. Televizyonlar bunu gündemden düşürmese, kısa kısa spot bilgilerle, ünlülerle görsel olarak basit ve kolay olarak hayat kurtaracak önlemler. Bu çığda, depremde, salgın hastalıklarda böyle. Basit bir maske hayat kurtarıyor. İnsanlar şimdi nasıl emniyet kemeri takıyorlar, hayat kurtarıyor değil mi? Sıkı denetimlerle, sıkı eğitimlerle, tatbikatlarla şirketlerden başlayarak halka indirmek zorundayız. Askeri birliklerde eğitime gelen askerlere mutlaka depremle ilgili basit bilgiler vermemiz lazım, hemşirelik okulları gibi, 7'den 77'ye, hatta uygulamalı ve hatta çocuklarımıza oynamalı, oyuncaklarla eğitim verilmeli. İnanın bunlar çok zaman harcanacak işler değil. Japonya'da bu depremler sık olunca insanlar ister istemez unutmuyorlar. Bizde seyrek olduğu için çabuk unutuyoruz. Biz sanal tatbikat gibi programla, kısa kısa bilgilerle vermemiz gerekiyor. Küçük spotlarla, çarpıcı saatlerde ev kadınlarına, annelere, babalara kısa kısa bilgiler, görsel bilgiler, öyle saatlerce konuşmak değil bize söylediğimiz. Medya ile birlikte, Bakanlıkla beraber nasıl Kovid'i gösteriyorsak, doğru davranışları anlatmak lazım. Bu doğru davranışlar insanların hayatını kurtaracak, ekonomik kayıpları azaltacak. Başka çaremiz yok. Türkiye dünyada deprem tehlikesi açısından 4. sırada. Biz Japonya'dan daha tehlikeliyiz. Çok geçmiş olsun.
 
Korona haberlerine gelince:

İstanbul Eczacı Odası, zatürre aşısı olması gereken risk gruplarını açıkladı
İstanbul Eczacı Odası, zatürre aşısı (pnömokok) hakkında "Hasta Bilgilendirme Broşürü" hazırladı.

Odadan yapılan açıklamaya göre broşürde, yeni tip koronavirüs (Covid-19) pandemisi nedeniyle kamuoyunun gündeminde yer alan zatürre aşısına ilişkin merak edilen konulara yer verildi.

Zatürre aşısının pnömokok bakterisinin neden olduğu zatürreden korunmak için uygulandığı ve iki farklı çeşidinin bulunduğu anlatıldı.

Polisakkarit Pnömokok Aşısının (PPA23) pnömokok bakterisinin 23 farklı alt türünü içerdiği, 5 yıllık koruma sağladığı, ömür boyunca 3 doz halinde yapılan bu aşının tekrarı için en az 5 yıl geçmesi ve mümkünse son dozun 65 yaş sonrası yapılmasının önerildiği, koruyucu etkisinin yapıldıktan 2-3 hafta sonra başladığı belirtilen broşürde, şu bilgilere yer verildi:

" Konjuge Pnömokok Aşısı (KPA13), pnömokok bakterisinin 13 farklı alt türünü içerir. Ömür boyu koruma sağlar. Koruyucu etkisi yapıldıktan 2-3 hafta sonra başlar. Kovid-19 virüslerin neden olduğu bir hastalıktır, neden olduğu zatürre viral zatürredir. Uygulanan pnömokok aşıları ise bakteriyel pnömoniye karşı koruma sağlar. Zatürre aşısının Kovid-19'a karşı koruyucu etkisi yoktur. Ancak Kovid-19 olan hastanın aynı zamanda bakteriyel zatürreden etkilenmemesi ve hastalığın daha şiddetli yaşanmaması için pnömokok aşısının yapılması önerilmektedir."

Zatürre aşısının uygulanmasına ilişkin bilgilerin de yer aldığı broşürde, şunlar kaydedildi:

"Daha önce hiç zatürre aşısı olmamışsanız önce KPA13 aşısı, risk grubunda iseniz en az 8 hafta sonra PPA23 aşısı olabilirsiniz. Daha önce ömür boyu koruma sağlayan KPA13 pnömokok aşısını olmuşsanız ve risk grubunda iseniz 5 yıl koruma sağlayan PPA23 pnömokok aşısını en az 8 hafta geçtikten sonra olabilirsiniz. 19 yaş ve üzerindeyseniz, bir ya da birden fazla doz PPA23 aşısı olduysanız en az 1 yıl sonra KPA13 aşısı olabilirsiniz. 72 ay-18 yaş arasında bir ya da birden fazla doz PPA23 aşısı yapıldıysa en az 8 hafta sonra KPA13 aşısı yapılabilir. Daha önce ömür boyu koruma sağlayan KPA13 aşısını olmuş ancak bu aşıyı olduğunuzu hatırlamıyorsanız, tekrar KPA13 aşısını olmanızda bir sakınca yoktur. KPA13 aşısı, ülkemizde 2011 yılından itibaren çocukluk çağı aşı takviminde yer almaktadır. 2011 yılı öncesi doğan çocukların aşı takviminin kontrol edilmesi için doktor veya eczacınıza danışınız. Zatürre aşısının gebelerde gebeliğin ikinci ve üçüncü 3 aylık döneminde güvenle yapılabileceği bildirilmektedir. Gebelikte aşı olmanızın gerekliliği ve güvenilirliği ile ilgili doktorunuza veya eczacınıza danışınız."

AŞI OLMASI GEREKEN RİSK GRUPLARI
Broşürde aşı olması gereken risk grupları ise 65 yaş üzeri kişiler, kronik kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, şeker, kanser hastalar, organ nakli olanlar, bağışıklık sistemini baskılayan hastalığı olan kişiler, uzun süreli bağışıklığı baskılayan ilaç tedavisi gören hastalar, HIV pozitif kişiler, huzurevi, bakımevi gibi yerlerde yaşayanlar olarak sıralandı.

Grip ve zatürre aşılarının aynı anda olunabileceğinin aktarıldığı broşürde, aşıların enjeksiyon yerinde ağrı, şişlik, kızarıklık, sıcaklık hissi, yorgunluk, halsizlik, eklemlerde ve kaslarda ağrı, baş ağrısı, ateş gibi yan etkiler gösterebileceği, bu yan etkilerin genellikle 48-72 saat içinde kendiliğinden düzeldiği ifade edildi.
 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca:
“Ağır hasta sayımız 1.573’e ulaştı. Hastalarda zatürre oranı (%6.6) düşmeye devam ediyor. Bugün tespit edilmiş yeni hasta sayımız 1.721. Sağlıkçılarımız son derece özverili. Tedbirlere uyarak sağlık çalışanlarımızın yanında olalım.”
covid19.saglik.gov.tr
 
Bugünkü test sayısı: 113317
Yeni vaka sayısı: 1721
Ağır hasta sayısı: 1573 (Dün: 1561)
Bugünkü vefat sayısı: 74 (Dün: 72) Yapılan test sayısının vaka sayısına oranı dün 1,58 iken, bugün azalarak 1,52 olmuş. Bu oranda testlerin kimlere yapıldığı da çok önemli tabii. Ağır hasta sayımızın günlerdir sürekli artması kötü haber.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Yazarı” olarak 58 yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız ve bugün 123. doğum günü olan William Faulkner’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

William Faulkner, 5 Eylül 1897'de ABD New Albany Mississippi'de doğdu. Güney geleneğinden oldukça etkilendiği bir çocukluk geçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford'daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği "Jefferson" Oxford'u, "Yoknapatawpha kasabası" ise Lafayette'i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi'nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu “Faulkner” olmuştur. Liseyi terk ettikten sonra bir işte tutunamayıp "wastrel (defolu mal)” olarak anılmaya başlanmıştır. 1918'de, iki ailenin Faulkner'ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham'ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin'le evlenip Çin'e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşadı. Yale öğrencisi olan Oxford'dan arkadaşı Phil Stone'un yanına, New Haven'a gitti. Burada kâtiplik yaptı. Phil Stone'un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okudu. Bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad'ın eserlerine büyük hayranlığı oluştu.

Daha sonra Toronto'da yardımcı pilotluk yapıp Oxford'a geri döndü. Mississippi Üniversitesi'ne girdi. Burada "Marionettes" adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalıştı, fakat başaramadı. 1921'de okulu bırakıp New York'a gitti. Burada bir kitapçıda çalıştı ve Sheerwood Anderson'ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall'la tanışıp arkadaşlık kurdu. Aynı yılın Aralık ayında Oxford'a geri döndü ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başladı. 1924'te “The Marble Faun(Mermer Tanrıça)” adlı şiir kitabı yayımlandı.

1925'te New Orleans'a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson'ın "çırağı" oldu ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entelektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson'ın yönlendirmesiyle 1926'da Soldier's Pay'i yazdı.

1929'a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928'de Estella'nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner'ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929'da Sartoris'i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner'ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury'yi (Ses ve Öfke) yazdı ve büyük bir başarı kazandı. 1930'da ise As I Lay Dying'de (Döşeğimde Ölürken) yayımlandı.

Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931'de yayımlanan Sanctuary'yi (Kutsal Sığınak) yazdı, fakat beklediği kadar büyük satışı olmadı. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood'da senaryo yazarlığı yaptı. 1932'de ise Light in August'u (Ağustos Işığı) yazdı. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower'ın geçmişe saptantılı hikâyeleri birçok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936'da Absalom! Absalom!'u yazdı.

1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra, 1955'te Pulitzer Ödülü'nü aldı.

6 Temmuz 1962 tarihinde, ABD Byhalia, Mississippi’de 64 yaşında iken kalp krizi sonucu vefat etti.

Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway'den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930'larda Avrupa'daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır. Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele aldı.

TÜRKÇEYE ÇEVRİLMİŞ ESERLERİ:
Aşk ve Ölüm (çev. Vahdet Gültekin, 1968.)
Sartoris (çev. Gülten Yener, 1985)
Ses ve Öfke (çev. Rasih Güran, 1965)
Döşeğimde Ölürken (çev. Murat Belge, 1965)
Kırmızı Yapraklar (çev. Ülkü Tamer, 1959)
Doktor Martino (çev. Bilge Karasu,1956)
O Akşam Güneşi (çev. Hamdi Koç, 1993)
Lekeli Günler (çev. Özay Sunar, 1967)
Kutsal Sığınak (çev. Ender Gürol, 2000)
Tapınak (çev. Necla Aytür, 2007)
Ağustos Işığı (çev. Murat Belge, 1968)
Abşalom, Abşalom! (çev. Aslı Biçen, 2000)
Çılgın Palmiyeler (çev. Necla Aytür - Ünal Aytür, 2011)
Köy (çev. Deniz Ilgaz, 2004)
Kurtar Halkımı Musa (çev. Necla Aytür, 2002)
Ayı (çev. Murat Belge, 1967)
Duman (çev. Talât Sait Halman, 1952)
Bir Mayıs Günü (çev. Semih Aközlü,1989)

ÖDÜLLERİ:
1949 Nobel Edebiyat Ödülü
1955 Pulitzer Edebiyat Ödülü
1955 Birleşik Devletler Ulusal Kitap Ödülleri (Roman)
1963 Pulitzer Kurgu Ödülü (Roman)

Sizlerle iki kitabından alıntılar paylaşarak William Faulkner’ı anmak istiyorum:

"Adam öldürmekten daha kötü şeyler var, Bayard. Ölmekten daha kötü şeyler var."

“Sonra ben arkama bakmayı bıraktım.”

“Para pul dilemiyorum ben; şansım açık olsun yeter.”

“Çünkü babamın dediği gibi, kadınlar hiçbir zaman pes etmezler. Ne sizin zaferinizi kabul ederler, ne de kendi yenilgilerini.”

“Bir hayalle yaşamak tehlikelidir. Biliyorum; çünkü eskiden benim de bir hayalim vardı."

“Yenilmeyenler” kitabından...

“Paradan başka bir şey istemeyen kimsenin kendisine güveni yok demektir.”

“Savaş alanı insanların delilikleri ve umutsuzluklarını ortaya çıkarır ve zafer felsefecilerle budalaların hayalidir.”

“Ben herkese hakkını veririm, dinine ya da başka bir özelliğine bakmadan.”

“Artık beni düşünmeyen kimseye hiçbir şey borçlu değilim.”

“Ses ve Öfke” kitabından...


Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

İtfaiyecilik Haftası
Türkiye’de her yıl 25 Eylül günü başlayıp 1 Ekim günü biten hafta “Yangın Korunma Haftası” ya da diğer adıyla “İtfaiyecilik Haftası” olarak kutlanmaktadır. 25 Eylül’ün seçilmesinin nedeni yangın söndürme görevinin belediye hizmeti olarak kabul edildiği gün olmasıdır. Hafta süresince çeşitli yayın organları ile halka, okullarda öğrencilere yangının zararları anlatılır ve yangından korunma yolları ve alınması gereken önlemler belirtilir.

Ülkemizde ilk yangın söndürme örgütü 1914 yılında kuruldu. Yangın söndürme görevi 25 Eylül 1923 tarihinde belediye hizmeti olarak kabul edildi. Bugün belediyelerde ve büyük endüstri kuruluşlarında itfaiye örgütü vardır.

Fırtına
Fırtına takvimine göre 25-26 Eylül aralığında beklenmektedir.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

25 Eylül 1396 - Yıldırım Bayezid, Niğbolu Zaferi'ni elde etti.
25 Eylül 1561 - Şehzade Bayezid idam edildi.
25 Eylül 1911 - İtalya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
25 Eylül 1917 - Lev Troçki, Petrograd Sovyeti başkanı seçildi.
25 Eylül 1925 - İstanbul'da, tulumbacı teşkilatının yerine, modern motorlu itfaiye teşkilatı kuruldu.
25 Eylül 1950 - Birleşmiş Milletler askerleri Kore'de Seul'u ele geçirdi.
25 Eylül 1956 - İstanbul'da geniş çaplı istimlâk çalışmaları başlatıldı.
25 Eylül 1958 - Kemer Barajı ve Hidroelektrik Santrali işletmeye açıldı.
25 Eylül 1960 - Yassıada'da tutuklu bulunan eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, kemeriyle intihar girişiminde bulundu. Bayar, nöbetçi teğmen tarafından kurtarıldı.
25 Eylül 1974 - Bilim adamları, aerosol spreylerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda uyarıda bulundu.
25 Eylül 1979 - Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron'un eşi Eva Peron'un yaşam öyküsünü anlatan Evita müzikalinin prömiyeri, Broadway'de yapıldı.
25 Eylül 1982 - Türkiye'nin ilk kadın Büyükelçisi Filiz Dinçmen, Amsterdam'da görevine başladı.
25 Eylül 1993 - Karun Hazinesi Türkiye'ye geldi.
25 Eylül 2001 - TEKEL'in Küba ile ortak kurduğu TEKA Puro Fabrikası İstanbul'da açıldı.
25 Eylül 2010 - Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi'nin Genel Başkanlığı'na Ed Miliband seçildi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

25 Eylül 1599 - Francesco Borromini, İtalyan asıllı İsviçreli mimar (ö. 1667)
25 Eylül 1683 - Jean-Philippe Rameau, Fransız barok besteci (ö. 1764)
25 Eylül 1744 - II. Friedrich Wilhelm, Prusya Kralı (ö. 1797)
25 Eylül 1772 - Feth Ali Şah Kaçar, İran'da egemenlik sürmüş Kaçar Hanedanı'nın ikinci hükümdarı (ö. 1834)
25 Eylül 1897 - William Faulkner, Amerikalı yazar (ö. 1962)
25 Eylül 1901 - Robert Bresson, Fransız yönetmen (ö. 1999)
25 Eylül 1906 - Dimitri Shostakovich, Rus besteci (ö. 1975)
25 Eylül 1913 - Şarl Helu, Lübnanlı devlet adamı (ö. 2001)
25 Eylül 1915 - Ethel Rosenberg, ABD Komünist Partisi üyesi (SSCB casusluğuyla suçlanıp idam edildi) (ö. 1953)
25 Eylül 1920 - Božidarka Kika Damjanović-Marković, II. Dünya Savaşı sırasında Yugoslavya'da faaliyet yürüten siyasi aktivist, Yugoslav Partizanları komutan, direnişçi, ulusal kahraman (ö. 1996)
25 Eylül 1929 - Sezer Sezin, Sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 2017)
25 Eylül 1932 - Adolfo Suárez, İspanyol siyasetçi (ö. 2014)
25 Eylül 1935 - Engin Cezzar, Yönetmen, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu (ö. 2017)
25 Eylül 1937 - Suzan Avcı, Sinema sanatçısı.
25 Eylül 1944 - Michael Douglas, Amerikalı sinema sanatçısı.
25 Eylül 1951 - Mark Hamill, Amerikalı oyuncu.
25 Eylül 1952 - Christopher Reeve, Amerikalı sinema sanatçısı (ö. 2004)
25 Eylül 1961 - Mehmet Aslantuğ, Sinema ve TV oyuncusu.
25 Eylül 1968 - Will Smith, Amerikalı sinema sanatçısı.
25 Eylül 1969 - Catherine Zeta-Jones, Galli sinema sanatçısı.
25 Eylül 1970 - Yavuz Çetin, Gitarist ve söz yazarı (ö. 2001)
25 Eylül 1973 - Hande Kazanova, Tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve sunucu.
25 Eylül 1976 - Chiara, Maltalı şarkıcı.
25 Eylül 1977 - Clea DuVall, Amerikalı oyuncu.
25 Eylül 1980 - Clifford Joseph Harris, Amerikalı rap şarkıcısı.
25 Eylül 1980 - Betül Demir, Türk pop müzik şarkıcısı.
25 Eylül 1980 - Nataša Bekvalac, Sırp pop müzik şarkıcısı.
25 Eylül 1990 - Mao Asada, Japon buz patenci.
25 Eylül 2000 - Yankı Erel, Tenisçi.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

25 Eylül 1561 - Şehzade Bayezid, Osmanlı şehzade (I. Süleyman'ın Hürrem Sultan'dan olma üçüncü şehzadesi) (d. 1525)
25 Eylül 1840 - Jacques MacDonald, Fransız asker (d. 1765)
25 Eylül 1849 - Johann Strauss I, Avusturyalı besteci (d. 1804)
25 Eylül 1939 - Ali Saip Ursavaş, Asker ve siyaset adamı (d. 1885)
25 Eylül 1958 - John B. Watson, Amerikalı psikolog (d. 1878)
25 Eylül 1970 - Erich Maria Remarque, Alman yazar (d. 1898)
25 Eylül 1980 - Lewis Milestone, Rus asıllı Amerikalı film yönetmeni (d. 1895)
25 Eylül 1980 - John Bonham, İngiliz müzisyen (d. 1948)
25 Eylül 1983 - III. Léopold, Belçika Kralı (d. 1901)
25 Eylül 1984 - Walter Pidgeon, Kanadalı aktör (d. 1897)
25 Eylül 1987 - Mary Astor, Amerikalı aktris (d. 1906)
25 Eylül 1991 - Klaus Barbie (Lyon Kasabı), Alman SS subayı ve Gestapo üyesi (d. 1913)
25 Eylül 1999 - Muhsin Batur, Asker, orgeneral, Hava Kuvvetleri eski Komutanı, politikacı, senatör (d. 1920)
25 Eylül 2003 - Edward Said, Amerikalı düşünür (d. 1935)
25 Eylül 2003 - Franco Modigliani, İtalyan asıllı Amerikalı iktisatçı ve Nobel Ekonomi Ödülü sahibi (d. 1918)
25 Eylül 2003 - Donald Nicol, İngiliz tarihçi ve Bizantolog (d. 1923)
25 Eylül 2005 - Don Adams, Amerikalı aktör ve komedyen (d. 1923)
25 Eylül 2012 - Andy Williams, Amerikalı pop müzik sanatçısı (d. 1927)
25 Eylül 2012 - Neşet Ertaş, Halk ozanı (d. 1938)
25 Eylül 2017 - Anatoliy Gromıko, Sovyet-Rus bilim adamı ve diplomat (d. 1932)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve olabildiğince keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Cuma.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?