İktidardaki iki parti de gerçekleri duymak istemiyor.

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz de geldi işte.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Temel ile ekonomiyi tartışan Amerikalı cebinden doları çıkarıp; “ Bizde bu kağıdı basacak matbaa olduktan sonra hiç bir Amerikalı aç kalmaz!” diye bağırmış. Temel de çantasını açıp bir yığın gazete çıkarmış ve “Pizde de pu kağutlaru pasan havuz medyasu olduktan sonra” diye bağırmış ve sonra sakince devam etmiş “Sayun Cumhurpaşkanimuz ve sayın Pahçelu tüm Türk Milletinu tok oldiğuna her zaman ikna eder!”

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

“Her davranışında başkalarının onayını arayan kimseler hayatın birçok güzelliğini ıskalar.” demiş #RichardWilkins
“Tek onay mercii sizsiniz” diyorum ben de. Kimsenin onayına ihtiyaç duymayın.

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Kendinizi çok moralsiz hissettiğiniz bir zamanda sevdiğiniz bir arkadaşınıza onun en komik, ya da en nazik vb. insan olduğunu anlatan bir e-posta atın. Kulağa tuhaf gelebilir; ama başkaları için duygularınızı ifade etmek kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.”
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

“Rock’n Roll’un kralı Elvis Presley, 8.sınıfta müzik dersinden C ile geçebilmiş.”

Dün akşam internet haber sitelerinden seçtiklerimi de paylaşayım sizlerle:

Ali Babacan‘dan flaş açıklamalar: “Bunlar daha iyi günler”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi. "Para politikası yanlış, çünkü Merkez Bankası bağımsız değil. Bunlar daha iyi günler" dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, corona virüsü yendikten sonra ilk kez canlı yayına çıktı. Dört dönem milletvekilliği, Dışişleri ve Ekonomi bakanlıkları, Başbakan Yardımcılığı yaptığı AKP’den istifa edip DEVA Partisi’ni kuran Ali Babacan, Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘tüketici güven endeksi’ hesaplamasında yaptığı değişikliği değerlendirdi; hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi.

FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlayan Babacan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

* İktidardaki iki parti de gerçekleri duymak istemiyor. Gerçekleri söyleyenlere karşı bir atak başlıyor. Salgınla mücadelede büyük bir emek var ama eski güven kalmadı. Verilere güven yok. Sağlık Bakanı’nın Türkiye genelinde açıkladığı hasta sayısından daha fazla hasta Ankara’da var. Hükümetin sonuçları daha iyi göstermesi yanlış. Yöneticilerde ‘moral bozmayalım’ eğilimi oluyor, bu kabul edilemez. Gerçek tabloyu ortaya koyacaksınız ki insanlar daha dikkatli daha tedbirli olsun.

* Ekonomide moral önemlidir ama sağlam bir gerçeklik lazım. TÜİK enflasyonu yüzde 12 olarak açıklıyor. Enflasyon TÜİK’in açıkladığı rakamlardan çok yüksek. Esnafın enflasyonu yüzde 30-50 civarında. ‘Devlet doğruyu söylemiyor’, ‘TÜİK gerçek enflasyon rakamlarını açıklamıyor’ hissiyatı olduktan sonra yatırımcı neden yatırım yapsın? Türkiye’nin en büyük sorunu işsizlik. Bu kadar işsizliğin olduğu bir ülkede yatırım olmazsa isşizlik sorunu nasıl çözeceksiniz. Hükümet en doğru adımları atsa bile işsizliği çözmek zaman alacak.

* Burası küçük bir ada ülkesi değil. Öyle olsa Cumhurbaşkanı kontrol edebilir; ama burası çok büyük bir ülke, tek adamla, tek karar merciiyle yönetilemez. Türkiye tek bir kişinin kararlarıyla yönetilemeyecek kadar büyük bir ülkedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi geçileli ülke fakirleşiyor. Geçen sene Türkiye’nin büyüme oranı yüzde 0.9, Türkiye yönetilemiyor. Meclisiniz güçlü, yargınız bağımsız olacak. Dürüst, işini bilen kişilere yetki verip iyi sonuçlar bekleyeceksiniz.

* (Tüketici güven endeksi hesaplamasında yapılan değişiklik) Rakamı ister 80 ister 90 açıklayın. Verilerle oynayarak güveni artırmak beyhude çaba. İnsanlarımız gerçekleri görüyor. Hangi veriye bakarsanız bakın Haziran 2018’den sonra tepetaklak.

* Para politikası yanlış, çünkü Merkez Bankası bağımsız değil. Dolar kurunu 7’nin altında tutmak için 120 milyar doları yok ettiler. Bunlar daha iyi günler. Merkez Bankası, hükümetin sözüyle hareket ettiği için durum bu hale geldi. Hükümetin, elin ayağını Merkez Bankası’ndan çekmesi lazım.

* Ocak ayında 40 katrilyon akçeye el koydular. Orta vadeli ekonomi planı zamanı geçmesine rağmen hükümet tarafından açıklanmadı. Dolar kurunun yükselmesinin önüne geçmek için bir adım atılmış olurdu. Hükümeti bir kez daha 8 Ağustos'ta yayınladığımız çözüm önerilerini uygulamaya çağırıyoruz.

EBA sistemi yoğunluktan mı, siber saldırıdan mı çöktü?
Milli Eğitim Bakanlığı, 22 Eylül’de EBA’da yaşanan erişim sorununun eş zamanlı kullanıcı yoğunluğuna bağlı olduğu yönünde bir açıklama yaptı. Açıklamada ayrıca sorunun yaşandığı saatlerde sistemin siber saldırılara maruz kaldığı iddia edildi.

EBA Platformuna ve EBA Canlı Ders uygulamasına erişimde yaşanan teknik sorunla ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulduğu belirtilen yazılı açıklamada, yaşanan sorunun eş zamanlı kullanıcı yoğunluğuna bağlı olarak 08.30 – 12.00 saatleri arasında aralıklı olarak yaşandığı ve yapılan iyileştirmelerle hızla çözüme ulaşıldığı ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, yüksek kullanım trafiklerine ulaşan EBA’nın küresel ölçekte dikkat çektiği ve siber saldırılara maruz kaldığı iddia edildi. Açıklamada yer verilen DoS (Dağıtık Hizmet Engelleme) saldırılarını izleme raporlarına göre, söz konusu saatlerde birden fazla siber saldırı gerçekleştiğinin görüldüğü savunuldu.

Van’da iki kişi helikopterden mi atıldı?
11 Eylül’de Van’ın Çatak ilçesinde operasyon düzenleyen askerler tarafından gözaltına alınan ve daha sonra helikopterden atıldıkları iddia edilen Osman Şiban (50) ve Servet Turgut (57) adlı iki köylünün durumu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve DEVA Partisi'nden siyasetçiler tarafından Meclis gündemine getirildi.
Osman Şiban iki gün önce hastaneden taburcu edilmişti. Şiban'ın Salı sabahı askerler tarafından, kaldığı evden Askeri Hastane’ye götürüldüğü öğrenildi.
Durumu kritik olan Servet Turgut'un ise Van Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisinde entübe olarak tedavisi sürüyor.
HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç’ın gündeme getirdiği olay hakkında, meclise dört soru önergesi verildi.
Sarısaç gibi HDP Van Milletvekili olan Tayyip Temel de hastane epikriz raporunda Osman Şiban’ın “helikopterden düşme sonrası acil servise getirildiği” bilgisine yer verildiğini söyleyerek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya bu iddiaların doğruluğunu ve sorumlular hakkında ne zaman açıklama yapacaklarını sordu.

 
Korona haberlerine gelince:

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca:
“Ağır hasta sayımız bugün 1.561’e yükseldi. Aktif hasta sayımız artmaya devam ediyor. Bugün tespit edilen 1.767 yeni hastamız var. Sağlık sistemimizin sürdürülebilir ve sağlık çalışanlarımızın hizmet verebilir kalmaları için tedbirleri birlikte uygulayalım.”
 
Bugünkü test sayısı: 112102
Yeni vaka sayısı: 1767
Ağır hasta sayısı: 1561 (Dün: 1522)
Bugünkü vefat sayısı: 72 (Dün: 65) Yapılan test sayısının vaka sayısına oranı dün 1,48 iken, bugün artarak 1,58 olmuş. Bu oranda testlerin kimlere yapıldığı da çok önemli tabii. Ağır hasta sayımızın günlerdir sürekli artması kötü haber.

Yoğun bakımda yatmak maske takmaktan çok daha zor.

Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

“Günün Yazarı & Şairi” olarak 47 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Şükûfe Nihal Başar’ı seçtim. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Şükûfe Nihal Başar, 1896 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Miralay Ahmet Bey, annesi Nazire Hanım’dır. Eğitimine özel hocalardan ders alarak başladı. Babasının memuriyeti nedeniyle ilk ve orta öğrenimine Osmanlı İmparatorluğu'nun değişik şehirlerinde devam etti. Ortaokulu Şam’da okudu, Selanik’te özel bir okula gitti. Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Babasınn evde düzenlediği toplantılarda tanıdığı devlet adamları, şairler, yazarlardan aldığı ilhamla memleket meselelerine küçük yaşta ilgi duydu. Şiir yazmaya da çok küçük yaşlarda başladı. İlk yazısı 13 yaşında iken Mehasin gazetesinde yayınlandı.

1912’de ailesinin etkisiyle Mithat Sadullah Bey ile evlendi. 1916’da İnas Darülfünunu’na (Kadın Üniversitesi) girdi. Darülfünun’da eğitimi devam etmekte iken ilk eşi ile birlikte “Mekteb-i Ümit” adında bir okul kurdu ve eğitimciliğe başladı. Mithat Sadullah Bey ile evliliğinden bir oğlu oldu. Oğlunun dünyaya gelişinden kısa bir süre sonra eşinden ayrıldı.

İnas Darülfünunu'nda üç yıl edebiyat şubesine devam ettikten sonra son sınıfı coğrafya şubesinde okudu. Son sınıf öğrencisi olduğu sırada(1919) İnas Darülfünunu ile Zükur Darülfünunu’nun (Erkek Üniversitesi) birleşmesi gündeme geldi. Kadınlara eğitimlerini isterlerse İnas Darülfünunu sınavlarına girerek tamamlama ya da erkeklerin aldığı ek dersleri vererek Zükur Darülfünunu mezunu sayılma imkânı verildi. Öğrencilerin çoğu İnas Darülfünunu mezunu olmayı seçti. Şükûfe Nihal Hanım ise o sene bölüm değiştirmiş olmasına rağmen erkeklerin aldığı ek derslerin sınavlarını da verdi. Böylece “Darülfünun mezunu ilk kadın” unvanını elde etti.

Mezun olduğu yıl ilk şiir kitabı “Yıldızlar ve Gölgeler” yayımlandı. Kitapta yer alan şiirleri Servet-i Fünun etkisinde, aruz vezninde idi.

Son sınıfta iken tanıştığı Coğrafya bölümünde okuyan politikacı Ahmet Hamdi Bey (Başar) ile ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten bir kızı dünyaya geldi.

Türk Kurtuluş Savaşı sırasında eşi ile birlikte Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden birisi oldu. Evinde yaptığı toplantılarda kadınları millî mücadeleye destek olmaları için teşvik etti; Sultanahmet mitingi’nde Halide Edip Hanım’ın yanında durdu, Fatih mitingi’nde konuşmasıyla kalabalığı ateşledi.

Cumhuriyetin ilanından sonra, kadınların siyasi haklarını kazanması için mücadele eden Türk Kadınlar Birliği’nin kurucuları arasında yer aldı. 1924’te kurulan dernek, 1935’te kendini feshedene kadar faaliyetlerini sürdürdü. Şükûfe Nihal derneğin 1925-1927 yılları arasında yayımlanan “Türk Kadın Yolu” adlı dergisinin yazarları arasındaydı.

Şükûfe Nihal Hanım, 1953’e kadar İstanbul’da çeşitli okullarda çalıştı; Darülmuallimat'ta, Bezmiâalem İnas Sultanisi'nde coğrafya öğretmenliği ve Nişantaşı, Kandilli ve Kadıköy Kız liselerinde edebiyat öğretmenliği görevlerini sürdürdü.

Bir yandan da edebî yaşamı devam eden Şükûfe Hanım; 1927’de yayımladığı “Hazan Rüzgarları”ndaki şiirlerinde aruz veznini bırakıp hece ölçüsünü kullandı. Kadın, yurt sorunları ve aşk konularını işledi. Şiirlerinin yanı sıra öyküler ve romanlar kaleme aldı. 1928 yılında “Tevekkülün Cezası” adlı öykü kitabı ve ilk romanı “Renksiz Istırap” yayımlandı. Bunları, “Çöl Güneşi”(1933) adlı romanı izledi. 1935 yılında “Finlandiya” gezi notları yayımlandı. Faruk Nafiz Çamlıbel ile olan aşkını anlattığı düşünülen “Yalnız Dönüyorum” adlı romanı, 1938'de yayımlandı. 1946’da yayımlanan “Domaniç Dağlarının Yolcusu” adlı gezi notları Şakir Sırmalı tarafından “Sır” adıyla filme çekildi. Son olarak “Çölde Sabah Oluyor” adlı romanı yayımlandı. 1960’ta sayısı yediye ulaşan şiir kitaplarında cumhuriyetin “aydın” kadınlarından biri olarak Anadolu’nun geri kalmışlık sorunu üzerine şiirler yazdı.

Yıllar boyunca onu besleyen en önemli kaynak, evinde düzenlediği ve devrin önemli edebiyatçılarını bir araya getiren toplantılar oldu. Bu arda devrin şairlerinin aşkları ile tanındı. Ona aşık edebiyatçılar arasında Nâzım Hikmet, Ahmet Kutsi Tecer ve Faruk Nafiz Çamlıbel’in adları sayılmaktadır. Ayrıca Servet-i Fünun'un ünlü öğretici metin yazarı Cenap Şahabettin'in kardeşi şair Osman Fahri Şukufe Nihal'e aşık olan sanatçılar arasındaydı. Aşkına karşılık bulamadığı için intihar eden Osman Fahri aşağıdaki dizeleri Şükûfe Nihal için yazmıştır;

"Sen benim hem-dem-i hayalatım,
Ben senin yar-ı tesellikárın
Olacakken; fakat, nedense, Nihal
Sen benim gözlerimde dert aradın.”

Devrinin neredeyse tüm önde gelen gazete ve dergilerinde şiirlerini ve özellikle kadın sorunları üzerine makaleler yayımladı. Hayatının son yıllarına kadar Türk Kadını dergisinin yazarları arasında yer aldı. Birçok kadın derneğinde aktif görev alan sanatçı; Türkiye’de kadın özgürlüğünün ilk temsilcileri ve savunucularından birisidir.

1950’lerin sonlarında eşinden boşandı. 1962’de İstanbul’da geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağı sakat kaldı. 1965’te bir huzurevine yerleşti. Kızının ölümü, dostlarının uzaklaşması sonucunda konuşmamaya başladı ve suskunluğunu hayatının sonuna kadar sürdürdü. 24 Eylül 1973'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. 26 Eylül 1973 günü Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı'na gömüldü.

ESERLERİ:
Roman
Renksiz Istırap (1928)
Yakut Kayalar (1931)
Çöl Güneşi (1933)
Yalnız Dönüyorum (1938)
Çölde Sabah Oluyor (1951)
Vatanım İçin

Öykü
Tevekkülün Cezası (1928)
Gezi Notları Düzenle
Finlandiya (1935)
Domaniç Dağlarının Yolcusu (1946)

Şiir
Yıldızlar ve Gölgeler (1919)
Hazan Rüzgarları (1927)
Gayya (1930)
Yakut Kayalar (1931)
Su (1933)
Sıla Yolları (1935)
Sabah Kuşları (1943)
Yerden Göğe (1960)
Şükufe Nihal / Şiirler (1975)

Sizlerle iki şiirini paylaşarak değerli şairi anmak istiyorum:

SENDEN SONRA

Burdan gittin gideli nasıl içlendik bilsen!
Göklerin gözü yaşlı, kırlar hazin, ben hasta
Sensiz geçecek günler için bütün köy yasta,
Gelsen de bir gün olsun göz yaşımızı silsen!

Eczasıydık bir külün, deniz, kır, çanı, gök ve biz
Sen ayrıldın, tarumar oldu bütün bir âlem.
Bir kubbesi yıkılmış mabette miyim, bilmem,
Dualarım boş döndü bırakmadan hiç bir iz...

Sen de yap yalnız mısın o gurbet ellerinde
Senin de ilâhına yetişmiyor mu sesin?
Kaldır başını bari, gözlerimiz birleşsin,
Göklerin en esrarlı, en karanlık yerinde!

#ŞükûfeNihalBaşar
 
BOZMA ODANI!

Bozma küçük odanı, divanlar kalsın yine;
Loş köşesinde Nihal hülyaya dalsın yine.
Deste deste şiirler, Fuzûlîler, Nedimler.
Garip kalan ruhuma bir alev salsın yine...

Olduğu yerde kalsın yerdeki atlas minder,
Sedefli iskemleler, ağızlıklar, tespihler.
Yazıhaneni açık bırak, kapatma sakın,
Önünde hayalimiz görünsün birer birer...

Köşeden bir ses gelsin bir şiir okunur gibi,
“Dağılacağız” desin bir ses yutkunur gibi,
Kaşlarımızı çatıp uzaklara dalalım
Ayrılık lakırdısı bize dokunur gibi.

Bozma sakın odanı, olsun bana teselli,
Dört köşesinde vardır dört şairin hayali.
Erişilmez yollara dağıldınız, gittiniz,
“Nazara geldi” diyor kim gördüyse bu hali...

#ŞükûfeNihalBaşar


Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

Bolvadin’in Kurtuluş Günü:
24 Eylül 1922 tarihi Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinin Türk ordusu tarafından Yunan işgalinden kurtarıldığı tarihtir. Bolvadin ilçesinin 98. kurtuluş yıldönümü kutlu olsun.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

24 Eylül 787 - Güvenlik nedeniyle ertelenen İkinci İznik Konsili İznik'te tekrar toplandı. Resim düşmanı ( İkonoklazm ) dönemde yapılan bu toplantıda resimlere dönüşü sağlayan kararlar alındı.
24 Eylül 1566 - Osmanlı'nın 11. Padişahı II. Selim tahta çıktı.
24 Eylül 1852 - Fransız Henri Giffard ilk kez zeplinle uçtu.
24 Eylül 1882 - İstanbul Beyazıt Kütüphanesi kuruldu.
24 Eylül 1922 - Afyonkarahisar ilinin Bolvadin ilçesinin Yunan işgalinden kurtuluşu.
24 Eylül 1940 - II. Dünya Savaşı içinde 129 İngiliz bombardıman uçağı Berlin'deki endüstriyel hedefleri bombaladı, ama sis sebebiyle bombaların 6'sı dışında hepsi boşa gitti.
24 Eylül 1956 - Türk Dil Kurumu En İyi Yapıt Ödülünü, Ali adlı romanıyla Orhan Hançerlioğlu kazandı.
24 Eylül 1960 - Yüksek Adalet Divanı kuruldu.
24 Eylül 1981 - Ermeni militanlar Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu bastılar; güvenlik görevlisi Cemal Özen öldü, Başkonsolos Kaya İnal yaralandı.
24 Eylül 1987 - Süleyman Demirel, DYP Olağanüstü Kongresinde oy birliğiyle genel başkan seçildi. Demirel, 12 Eylül askeri darbesi sonrası, siyasete resmen döndü.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

24 Eylül 1501 - Gerolamo Cardano, İtalyan matematikçi, fizikçi, astrolog ve hekim (ö. 1576)
24 Eylül 1583 - Albrecht von Wallenstein, Bohemyalı asker (ö. 1634)
24 Eylül 1725 - Arthur Guinness, İrlandalı iş adamı (ö. 1803)
24 Eylül 1865 - Mollie McConnell, Amerikalı sinema oyuncusu (ö. 1920)
24 Eylül 1884 - İsmet İnönü, Türk asker ve siyasetçi (ö. 1973)
24 Eylül 1893 - Mehmet Aziz, Kıbrıs Türkü doktor (ö. 1991)
24 Eylül 1896 - F. Scott Fitzgerald, Amerikalı yazar (ö. 1940)
24 Eylül 1911 - Konstantin Çernenko, Sovyet politikacı (ö. 1985)
24 Eylül 1935 - Alfrēds Rubiks, Leton komünist politikacı, Letonya Komünist Partisi eski genel sektereri, Avrupa Parlamentosu milletvekili.
24 Eylül 1936 - İnal Batu, Diplomat ve siyasetçi (ö. 2013)
24 Eylül 1944 - Yalçın Boratap, Oyuncu.
24 Eylül 1948 - Agnieszka Zalewska, Polonyalı fizikçi.
24 Eylül 1949 - Pedro Almodóvar, İspanyol yönetmen.
24 Eylül 1954 - Esengül, Şarkıcı (ö. 1979)
24 Eylül 1958 - Kevin Sorbo, Norveç asıllı Amerikalı aktör.
24 Eylül 1959 - Erdin Bircan, İş adamı ve siyasetçi (ö. 2018)
24 Eylül 1956 - Yılmaz Zafer, Sinema oyuncusu (ö. 1995)
24 Eylül 1966 - Yaşar Gaga, Türk pop müzik şarkıcısı ve menajer (ö. 2018)
24 Eylül 1967 - Brad Bird, Amerikalı sinema yönetmeni, yapımcı ve Akademi Ödülü sahibi.
24 Eylül 1976 - Tansel Öngel, Tiyatro ve dizi oyuncusu.
24 Eylül 1977 - Ebru Destan, Şarkıcı, oyuncu ve eski manken.
24 Eylül 1986 - Leah Dizon, Japon şarkıcı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

24 Eylül 1180 - I. Manuil, Bizans İmparatoru (d. 1118)
24 Eylül 1494 - Angelo Poliziano, İtalyan hümanist (d. 1454)
24 Eylül 1541 - Paracelsus, İsviçreli hekim, simyager, botanikçi ve astrolog (d. 1493)
24 Eylül 1834 - I. Pedro, Brezilya İmparatoru (d. 1798)
24 Eylül 1914 - İsmail Gaspıralı, Kırım Tatarı fikir adamı, politikacı, eğitimci yazar ve yayıncı (d. 1851)
24 Eylül 1939 - Carl Laemmle, Alman asıllı Amerikalı film yapımcısı (d. 1867)
24 Eylül 1945 - Hans Geiger, Alman fizikçi ve Geiger sayacının mucidi (d. 1882)
24 Eylül 1973 - Şükûfe Nihal Başar, Yazar ve şair (d. 1896)
24 Eylül 1996 - Zeki Müren, Türk sanat müziği sanatçısı, besteci, söz yazarı ve oyuncu (d. 1931)
24 Eylül 2004 - Françoise Sagan, Fransız yazar (d. 1935)
24 Eylül 2008 - Kazım Kanat, Gazeteci (d. 1950)
24 Eylül 2009 - Nelly Arcan, Kanadalı romancı (intihar) (d. 1975)
24 Eylül 2013 - Deniz Teztel, Gazeteci (d. 1959)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve olabildiğince keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Perşembe.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?