Nefesimizi kesmeyin... Eybek Dağı'nda Res istemiyoruz

Dünya’nın, Alpler’den sonra en fazla oksijeni olan Kaz Dağları Ormanları, son yıllarda gözlerine para hırsı bürümüş sermayenin saldırısı altında. Kimisi maden çıkaracağız diye Kazdağları’nın topraklarını kazıp tarihe ayıp yazmakta, kimisi de Rüzgar Enerjisi (RES) için binlerce endemik ağacı kesip yol açma sevdasında.

Çevre tahrip ediliyormuş, ekolojik sistem bozuluyormuş gibi kavramları lügatlarından çıkaran sermayenin esirlerini maalesef, yaşadığımız pandemi ortamında corona virüs de durduramıyor. Dünya’daki tüm sağlıkçıların “İnsanları yaşatmak için daha fazla nefes” mücadelesi verdiği bir zaman diliminde Türkiye’nin oksijen depoları darmadağın edilmekte. Üstelik bu tahribat da, küresel sermayenin yerli işbirlikçileri tarafından yürütülmekte. Hasanboğuldu Efsanesi(*)’nin yazıldığı topraklarda, çevreciler şu günlerde amansız mücadele vermekte.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’ne destek veren sivil toplum örgütleri de doğa’nın çığlığını, seçilmişlere ve atanmışlara duyurma gayretinde. Bize de mesaj gönderen çevreciler, “Kazdağları Bölgesinde Ekolojik Sistemi bozuyorlar. İMDAT” demekte.

İbrahim Irmak / iirmak@haberhurriyeti.com

***

Aşağıda Kazdağları silsilesi içerisinde yer alan Eybek Dağı üzerinde RES kurmak isteyenlere karşı çevrecilerin çığlığı var:

Bakın neler diyorlar:

EYBEK DAĞI’NDA RES’E HAYIR!

Polat Enerji A. Ş. tarafından Eybek Dağı’nda yapılmak istenen Duygu RES Projesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali için açtığımız dava kapsamında bugün keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı.

Keşfe haritalarımızla, teknik itiraz dilekçelerimizle çok iyi hazırlanmıştık. Hakim ve bilirkişi heyeti ile Edremit’te buluştuk ve Eybek Kuleye doğru yola çıktık. Şirketin ve davalı kurumun organize etmemiş olması nedeni ile hakimi ve Bilirkişi heyetini davacılar olarak biz kendi arazi araçlarımızla keşif alanına çıkardık. Keşif kulede başladı. Avukatımız Filiz Sonsuz'un giriş konuşmasından sonra davacılardan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına Süheyla Doğan ve yenilenebilir enerji uzmanı Melis Gürsel teknik itirazlarımızı haritalar kullanarak yaptı ve bu projeyi neden istemediğimizi anlattı. Doğan, RES’lerin özellikle kuşlara, arılara ve yarasalara etkisinin oldukça fazla olduğunu, bu nedenle Kuş Gözlem Raporu’nun çok önemli olduğunu, ancak ÇED Raporu’nun bu konuda raporun eksik ve yetersiz olduğunu, bilirkişi heyetinde kuş bilimcisi (ornitolog) olması gerektiğini, bu nedenle ornitologdan alınacak bir ek bilirkişi raporunun da alınması gerektiğini söyledi.

Bölgedeki diğer RES projeleri ve metalik madencilik projelerine de dikkat çeken Doğan, ekosistemi etkileyecek tüm projelerin kümülatif etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Proje kapsamında 6 m. genişliğinde 25 km. uzunluğunda yol yapılacağını bu yol ve güzergahı hakkında her hangi bir bilgi olmadığını, planlanan bu yolun ve türbin alanlarının EYBEK Dağı ekosistemine ve bölgedeki biyoçeşitlilik ve yaban hayat üzerinde olumsuz etkisi olacağını, bu durumun da ülkemizin imzacısı olduğu “Biyoçeşitliliğin Korunması Sözleşmesi” ve “Yaban Hayatı Koruma (Bern) Sözleşmesi” ne aykırı olacağını ifade etti ve taleplerini yazılı olarak da hakime sundu.

Melis Gürsel de yenilenebilir enerji projeleri yer seçimleri ile ilgili olarak yurtdışındaki uygulamalar hakkında bilgi vererek, yaban hayata ve biyoçeşitliliğe etkileri açısından Duygu RES Projesi’nin yer seçiminin yanlış olduğunu söyledi. Ardından davacılardan Edçep üyeleri vekili avukat Mehmet Zafer Akıncı söz alarak projeye itirazlarını aktardı.

Davacı Muhtarlar adına Çamcı Mahallesi Muhtarı İsmail Öztürmen bölgenin bölgede yaşayan köylüler için inanç sistemi açısından önemini anlattı ve bu bölgede RES istemediklerini söyledi.

Dernek üyemiz Recep Memiş’in harita üzerinde RES türbinleri güzergahını anlatmasının ardından incelemeye geçildi. Daha sonra Tozlu bölgesine gidilerek proje başlangıç alanında inceleme yapıldı.

Keşfin tamamlanmasının ardın

dan davacı olan veya keşfe destek veren tüm köylüler, Muhtarlar, dernek, platformlar pankartlarını açarak “Eybek’te RES İstemiyoruz”, “Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma” sloganları attı.

Dönüş yolunda Kapanca Dede Ziyaret Yeri’ni ziyaret ederek, Eybek’te RES yapılmaması dileklerimizle mumumuzu da yaktık. Kapanca Dede’ye huzurunu kaçırtmayacağımıza dair söz verdik. Çamcı Köyü kahvesine uğrayıp çaylarımızı içip köylülerle sohbet ettik.

Davacılar: Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ege ve Marmara Belediyeler Birliği, Çamcı Muhtarı İsmail Öztürmen, Mehmetalan Muhtarı Nergis, Dereli Muhtarı , Yaşyer eski muhtarı Ahmet., Edremit Çevre Platformu, Burhaniye Çevre Platformu ve Çamcı ve Hacıarslanlar Köylüleri.

Keşfe desteğe gelen Ayvalık Tabiat Platformu, Gömeç Çevre Platformu, Artur Çevre Platformu, Edremit Çevre Sağlığı ve Doğayı Koruma Derneği, Edremit Eğitimsen, Akçay Bisiklet Grubu’na ve köylülerimize ve emeği geçen herkese ve dernek üyelerimize çok teşekkür ederiz.

Gönüllü avukatımız Filiz Sonsuz’a teşekkür ederiz.

Polat Enerji, Eybek’i Terket!

Eybek’te RES İstemiyoruz.

KAZDAĞI DOĞAL VE KÜLTÜREL VARLIKLARI KORUMA DERNEĞİ

***

DUYGU RES PROJESİ HAKKINDA

Duygu RES projesi Kazdağları silsilesi içerisinde yer alan Eybek Dağı üzerinde yer almaktadır. Proje alanı Kazdağı Milli Parkı’na 1 km, mesafededir. Bu mesafe oldukça yakın olup Milli Parkı projeden olumsuz etkilenecektir. Proje alanı en yakın köylere, Yaşyer’e 2.25 km Hacıarslanlar’a 3.1 km'dir.

Ruhsat sahibi Polat Enerji A.Ş.dir. Şirketin yüzde 90’ı Kanada Emeklilik Fonu ve bir Fransız Şirkete, yüzde 10’u da Ali Polat’a aittir.

Proje dosyasına göre proje alanı; Balıkesir Çanakkale Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Orman Alanı, Tarım Alanı, İkinci Derece Yol, Üçüncü Derece Yol, Su Yüzeyleri” fonksiyonlu alanlardan etkilenmektedir.

Proje alanı planlarda “enerji üretim alanı” olarak gösterilmemiştir. Bu nedenle bu yatırımın Eybek Dağı’nda yapılması uygun değildir. Ancak plan açıklamalarında “yenilenebilir enerji projeleri için plan değişikliğine gerek yoktur, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygun görüşü alınır” maddesi uygulamada bir sürü sıkıntıya neden olacaktır.

Yenilenebilir enerji projelerinin de çevreye müdahaleleri ve bir dizi olumsuz etkileri vardır. Bu ve bundan sonra gelecek diğer projelerle planda öngörülmemiş alanlar giderek “enerji üretim alanı” haline gelecektir. Bu durum kabullenilemez.

Diğer yandan, projenin “DSİ Yenice Gönen Barajı uzun mesafeli koruma alanı içerisinde kaldığı” görülmektedir. Bu alanda yapılacak tüm faaliyetler Gönen Barajına gelecek suları etkileyecektir.

Eybek Dağı ormanlık alanları ve kayalık bölgeleri ile bir bütünlüklü bir ekosistemdir ve hiçbir bölümü diğerinden daha az değerli değildir.

Proje gereğince, 25 km uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde yeni yol açılacaktır. (İlk dosyada yol genişliği 8 metre öngörülmüştü.) Öngörülen yol, Eybek sırtı boyunca endemik Kazdağı Göknarlarından oluşan eşsiz bir ormanı katledecektir. Kazdağı Göknarı orman alanı Dünyanın başka yerinde yetişmeyen ender alanlardan biridir. Eybek Dağı yemyeşil bitki örtüsü içinde mevsimine göre çiğdemler , katır tırnakları , kekik , böğürtlen ballıbaba , papatyalar ,ladenlere rastlanır. Sulak yerlerde defne , kocayemiş at kestanesi, söğüt , kızılağaç , tesbih ağacı... ormanda ise karaçam, meşe ,kayın gürgen, kocayemiş görülür.

Faunasında ; kerkenez , şahin , atmaca , kartal ve kuzgun görülür. Ayrıca göç eden kuşların önemli bir uğrak yeri olması çok önemlidir. Sayıları azalmış türlere rastlanır.

Böylesi kıymetli bir ekosistemi bozmaya çalışmak ciddi zararlara sebep olur. Endemik türlerin yeniden oluşması oldukça zordur. Ekosistemde yer alan endemik türler yeraltı ve yerüstü suları , göçmen kuşlar , tarım , hayvancilık ve ormanlık alanların zarar görmesi doğayı ve insanlığı olumsuz etkiler. Doğa kıymetlidir ve korumak bizim ile mümkün... Proje bu bitkileri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakacaktır.

Yalnız bitkiler değil tehlike altında olan… Bu bölgedeki, neslinin yok olduğu sanılmakla birlikte, Kazdağların’da hala yaşıyor olma ihtimali bulunan ve yöre halkı tarafından “Andık” olarak bilinen Çizgili Sırtlan ve ayrıca Boz Ayı gibi Türkiye faunasının çok kıymetli değerleri de tehdit altındadır.

Sayısız yaban hayvanına ev sahipliği yapan Eybek Dağı, aynı zamanda göç yolları üzerindedir ve göçmen kuşların uğrak ve konaklama yerlerindendir. Kuş göç yolları üzerinde yapılan RES’ler, kuşların telef olmasına ve yönlerini şaşırmalarına ve bölgeden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Projenin kuş gözlemi ile ilgili raporda da daha uzun süre gözlem yapılması gerektiği itiraf edilmektedir. Rüzgar Enerji santralleri, sebep oldukları duyulan ve duyulmayan frekanstaki sesler nedeniyle insanların ve yaban hayatın işitme sisteminde ciddi etkilere yola açmaktadır. Arıları, yarasaları etkilemektedir. Dünyada RES Sendromu olarak yeni bir hastalık tanılanmıştır. RES pervanelerinin gölge etkisi gibi etkiler hem insan hem de diğer canlılar üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Ses, parlaklık ve gölge etkisinin zaman içinde insanların çıldırmasına varan etkileri olduğu tartışılmaktadır. Ayrıca pervanelerin kanatlarının açılan yollarda ve etraflarındaki toprak alanlarda tozumaya yol açtığı da bilinmektedir. Hacıaslanlar, Çamcı, Dereli ve Yaşyer Köylerimiz projeye yakınlıkları nedeniyle bu projeden etkilenecek köylerdir. Yaşyer köyü için bu tehlike çok daha yakıcı bir öneme sahiptir.

Projenin yaz mevsiminde nemi süpüren Poyrazı kırıcı etkisiyle körfezde nem ve sıcaklık artışına yol açması kaçınılmazdır. Bu durum zeytin üretimi ve diğer tarımsal faaliyetleri olumsuz etkileyecektir. İnsanlar için de yaşamı zorlaştıracaktır. Ayrıca, bölgede yaşayan ve ormandan kestane, mantar toplayan yerel halk bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Eybek dağı Kazdağı silsilesi içinde doğa sporları ve doğa turizmi için oldukça önemlidir ve yürüyüş grupları için çok önemlidir.

***

NE DEDİLER?

Öncelikle enerji tasarrufu, enerji verimliliği gibi uygulamaların yapılması gerekir. Bu durumda enerji ihtiyacı daha da azalacaktır. Hatlardaki kayıp kaçağın önlenmesi ile de kurulu güç daha da verimli kullanılabilecektir. İklim değişikliğine yol açan fosil yakıt kullanılarak gerçekleştirilen termik santralların kapatılması gerektiği gerçeğiyle, güneş ve rüzgardan yararlanılarak yenilenebilir enerji üretimi bizlerin de desteklediği bir enerji şeklidir ancak uygulamanın ve yer seçiminin doğru olması gerekir. Enerji yatırımlarının doğayı tahrip etmemesi ve rant odaklı olmaması, gereken enerjinin Almanya, Danimarka gibi ülkelerde olduğu gibi yerel yönetimlerin ve halkın katılacağı kooperatifler aracılığıyla üretilmesi en doğru yoldur. Almanya’da olduğu gibi güneş enerji sistemlerinde çatı uygulamalarına geçilmesi oldukça yararlı olacaktır. Ne yazık ki ülkemizde yenilenebilir enerji yatırımları da özellikle yabancı sermayeli şirketler aracılığıyla ranta ve talana dönüştürülmüştür ve ekolojik sisteme zarar veren uygulamalarla karşı karşıya kalmaktayız.

Yer seçimindeki yanlış uygulamalar ve fazla sayıda türbin nedeniyle bugüne kadar Karaburun, Çeşme, Urla ve Bodrum civarlarında gerçekleştirilen RES projeleri çevreye verdiği zararlar nedeniyle tepkilere neden olmuştur. Söz konusu bölgeye yapılan ziyaretlerde, bölge halkının şikayet ve rahatsızlıklarına ve en bakir alanlarda açılan yollar ve türbin kurulum alanlarında gerçekleştirilen inşaat faaliyetleri ile söz konusu bölgelerde gerçekleşen ekolojik yıkımlara tanık olunmuştur.

150 megawat kurulu güce sahip olan Duygu RES Projesinde de oldukça büyük tribünlerin kullanılacağı görülmekte olup bu tribünlerin taşınması için de geniş yolların inşa edilmesi gerektiği açıktır. Projeye göre 37’si 4 Megawat, 3’ü de 0,9 Megawat gücünde olmak üzere 40 türbin yapılacaktır. 4 mw’lık türbinlerin rotor çapları 127 m., rotor göbek yüksekliği 116 m-135 m arasındadır. Bu büyüklükteki türbinlerin taşınması için 25 km uzunluğunda 6 metre genişliğinde yeni yol yapılacak, 11 km. eski yol da genişletilecektir.

Yollar ve tribün kurulum alanlarında yapılacak kesim ve inşaat faaliyetleri nedeniyle bölgenin eşsiz ekosistemi etkilenecektir. ÇED dosyasına göre projenin işletmeye alınması ile birlikte 225.400 m2 (22,54 ha) alan kullanımı söz konusu olacaktır. Dosyaya göre 40 adet türbinden 7 adedi tarım alanında, 33 adedi orman alanındadır. Tarım alanları için acele kamulaştırma yapılacağı ve tarım dışı kullanım izni alınacağı, meralar için statü değişikliğine gidileceği, ormanlık alan için de ilgili idareden tahsis alınacağı belirtilmektedir. Acele kamulaştırmalarla köylünün elinden arazierinin alınacak olması ve bu alanlarda tarım yapılamaz hale gelmesi, meralarının ellerinden alınması bölgedeki tarımsal ve hayvancılık faaliyetine olumsuz etki edecektir ve yörede hoşnutsuzluk yaratacaktır.

Duygu RES Projesinin kurulması planlanan EYBEK Dağı ve civarı, Edremit Körfezi için oldukça önemli özelliklere sahiptir. Bölgenin akciğeridir. Proje alanı yer seçimi yanlıştır. Projenin burada gerçekleştirilmesi, bölgede ciddi tepkilere yol açmaktadır.

***

Hasan ve Emine'nin Aşk Hikayesi

Kaz Dağları’nın zirvesinde Beyoba Köyü’nün güzel kızı Emine ürettikleri süt, bal, peynir, tereyağını beş saatlik bir yürüme mesafesiyle dağdan inerek pazara getirip satarak ailesinin geçimini sağlardı. Ova Köyü’nden yakışıklı Hasan da Çarşamba günleri kurulan aynı pazarda sebze ve meyve satmaktadır. Emine ve Hasan bu pazarda tanışır ve birbirlerine aşık olurlar.
Hasan ve Emine birbirlerine duydukları büyük özlemi bitirmek için evlenmeye karar verirler. Emine’nin ailesi ise bu evlilik kararından damat adaylarının ovada yetişmesi nedeniyle haz etmez. Hasan’ın Yörük hayatını ağır bulacağı, dayanamayacağı kanısındadırlar. 

EVLİLİK ŞARTI
İki gencin birbirleriyle evlenmeye kararlı olduğunu gören aile, Hasan’ın gücünü sınamak için bir sınavdan geçmesini şart koşar. Hasan, bir tuz çuvalını ( kırk okka-yaklaşık 60 kilogram) beş saat mesafedeki Kazdağları’nın zirvesine yakın bulunan obaya sırtına alıp çıkarabilirlerse; Emine ile evlenmesine izin verilecektir. Kırk okka tuz çuvalını sırtlayıp Emine ile birlikte yola düşen Hasan, beş altı kilometre sonundaki Sütüven Şelalesi‘nin olduğu bölgede, yolun dere ile karıştığı bölgede  taşlardan zıplayarak geçerken yorulur, ve yere yığılır kalır.

Emine ise her şeyden habersiz bir şekilde sevgilisinin arkasında olduğunu düşünür ve yürümeye devam etmektedir. Köye vardığında arkasında sevdiği adamı göremeyince geriye döner ve onu aramaya başlar. Hasan’a hediye ettiği yazmanın gölette yüzdüğünü görünce boğulduğunu düşünür ve kendini yazmasıyla bir çınar ağacına asarak intihar eder.

Zamanla dalları Hasan’ın boğulduğu gölete uzanan Çınar, Emine Çınarı; gölet ise Hasan boğuldu göleti olarak adlandırılarak o ölümsüz aşkın izini günümüze kadar taşır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?