Yassah hemşerim... Essah mı?

 

Yasakları oldum olası sevmem. Özgürlük kısıtlayıcı ve kişilik sınırlarımı zorlayıcı gelir bana hep. Yasak yerine uyarı olmalı. Hem daha insani, hem daha az kışkırtıcı olur.

Bu aslında psikolojik tepkisellik kuramının bir getirisidir. Birey,kişisel özgürlüğünün kısıtlandığını hissederse, buna tepki gösterir. Doktor'a gidersiniz, ilk söyledikleri '' acil kilo vermeniz gerek'' olur. Ama o aciliyet hep pazartesi'ye ertelenir. Çimenlere basmak yasaktır levhası olan yere bakın, mutlaka çimenlerde gezen birileri vardır. Çiçek kopartmak yasaktır yazar, ama çiçeklerin tepeleri hep kopuktur.

Bunlar günlük hayatımızdan çok basit örnekler. Yasaktır, ama o yasağa uyan yok denecek kadar azdır.

Oraya çimenlere basmak yasak, çiçek kopartmak yasak yerine, ''bana basma yeni ekildim, beni kopartma dalımda daha güzelim'' gibi empati uyandıracak cümleler daha mı dikkat çekici olurdu acaba?

Bizim memlekette yasakların sonu olmadığı için örnekleme sıkıntısı çekmiyorum. Ama konuyu da fazla uzatmadan pandemi sürecine gelmek istiyorum.

65 yaş üzeri, yani motorik olarak kas zayıflığı yaşayan bir yaş dilimine, sokağa çıkma yasağı koymak nasıl açıklanır bilmiyorum.

Ya da toplumsal psikolojiyi kötü yönde etkileyen, yumuşatılmış adıyla çocuk istismarlarına, neden yayın yasağı getirilir?

İnanmayacaksınız ama, çok kullanılan bir erkek ismini, anlatım ile birlikte kullanmak bile yasaklandı.

Peki yasaklar gelince ne oluyor. Koca bir hiç. Çünkü, Streisand etkisi denilen bir şey var.  Streisand etkisi , saklanma, gizlenme, sansürlenme veya kaldırılmaya çalışılan bilgilerin sosyal medya gibi araçlarla daha geniş kitlelere ulaşmasıdır.

Bu etki, 2003 yılında evinin fotoğraflarını yayın organlarından kaldırtmaya çalışan, fakat fotoğrafların daha çok yayılmasına yol açan Amerikalı şarkıcı ve oyuncu Barbra Streisand'den almıştır.

30 Ağustos Zafer Bayramı ne alaka demiyorsunuzdur umarım.

Çünkü 30 Ağustos'un anlam ve önemini anlatmaya gerek bile duymuyorum. Aklı, namusu, şerefi, onuru olan her Türk vatandaşı, 1922'de Dumlupınar'da başlayan ve zaferle biten bu büyük hareketi tanıyıp bilmek zorundadır.

Kutlama konusuna gelince, resmi ve milli olarak isimlendirilen bir kutlamayı, hem de ülkenin kaderini belirleyen bir kutlamayı yasaklamak ne demektir?

Aynı şey 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramında da yaşandı ve sonuç muhteşemdi. Sonuç yine muhteşem olacak.

 Yasaklayanlar, kutlayanlar elbet bir gün toprak olacak ama, tek liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi  Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Cenk - 30 Ağustos'un anlam ve önemini, aklı, namusu, şerefi, onuru olan her Türk vatandaşı, 1922'de Dumlupınar'da başlayan ve zaferle biten bu büyük hareketi tanıyıp bilmek zorundadır.

Resmi ve milli olarak isimlendirilen bir kutlamayı, hem de ülkenin kaderini belirleyen bir kutlamayı yasaklamak ne demektir?

Yasaklayanlar, kutlayanlar elbet bir gün toprak olacak ama, tek liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 30 Ağustos 16:15


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?