Esenyurtlu Fadime…

Özgürlüğü heykele benzetirim; 360 derecelik bir bakışla, bir o denli çok çelişkiyi barındırdığını düşünürüm… Ne açıdan bakarsanız bir başka yüz çıkar karşınıza… ‘Sosyalistseniz’ başka, ‘Liberalseniz’ başka, ‘Faşistseniz’ başka, ‘Tek Adamsanız’ bir başka… Tek benzerliğiniz olabilir; becerinizi kullanarak ona değişik, sevimli, çekici, dost bakışlı yüzler yapıştırmak…

Gerisi çocuk oyuncağı…

***

Özgürlüğü irdelediğin daha önceki yazımın eksiklikleri tamamlamak isterim izninizle…

Van’da oturan Şehmuz kardeşimin, Yavuz Sultan Selim köprüsünden geçebilme olasılığı…

Esenyurtlu Fadime’nin 5. Çocuğunu Acıbadem’de doğurma olasılığı…

Apartman görevlisi Ali Efendi’nin, ailesini alıp bir haftalığına mavi tura çıkma olasılığı…

Urfalı İbrahim’in, Ayasofya’da Cuma kılma olasılığı…

Çetin Altan’ın ‘ütopik düşü’; köylü Hüseyin Ağa’nın büyük kızının piyano çalma olasılığı…

Sultanbeyli Sultan’ın kocası tarafından öldürülmeme olasılığı…

Çocukların ve genç kızların sokaklarda bir sapığın eline düşmeme olasılığı…

Emekçi babanın, doğum gününde çocuğuna bir dilim pasta alabilme olasılığı…

Reklamlarda ağız sulandıran sucukların, yoksulların sofrasına tepeden inme olasılığı… Ya da okullu yavrulara bir muz, bir avuç fındık, bir kutu çikolata, bir şişe süt…

Batmanlı bir gencin üniversiteyi kazanabilme olasılığı…

Yüzde kaçtır?

Bence sıfıra yakın!

Ama düzen şunu söylüyor: “Bunların zihniyeti milleti aklını bulandırıyor… Olasılık bal gibi var, yeter ki çalışın!”

Görüyoruz ki ÖZGÜRLÜK bilaistisna yaygın!

Atalarımız boşuna dememiş…

Nazar etme ne olur, çalış senin de olur”

***

Özgürlüğümüzün baba adı liberal demokrasidir… Arz edeyim…

1) Yeryüzünün biricik ve yıkılmaz sistemi liberalizm için özgürlük, ana sütüdür… Sistem; her bireyin yeteneklere göre özgürce, birbirleriyle rekabet içinde üretip yaşamasını savunur ki bireyler, ekonomik özgürlük ve sosyal rekabet ve özel mülkiyet sistemi içinde gelişsin, büyüsün, palazlansın…

(Eşitlik ilkesi, pay edilmesi gereken kaynaklar, bölgesel kültürel ayrımlar, ulusal gelirden alınması gereken paylar, eğitim ve fırsat eşitliğinin bilimsel öğretimdeki önemi görmezden geliniyor…)

2) Ancak güçlü ve şanslı olanlar yükselir…

(Darvin’den esinlenerek, güçsüz ve beceriksiz insanı ekonomik anlamda toplumdan ayıklanmak ve sermaye sınıfının gücünü meşrulaştırmaktır… Sermaye ile emeğin arasındaki çelişkiyi derinleştirmektir… Emekçi halkı, kendi refahları için çalıştıklarına inandırarak, özgürleşmeyi hedeflerine koyarak, onları ucu açık bir yaşam koşunun içine itmektir… Liberal devlet, güçlü ve parası olanın sermayesine, emekçi ve yoksul halkın oyuna muhtaçtır…)

3) Özgürlük, hoşgörü ve özel yaşam anayasacılık, kanun egemenliği gibi kurumsal yapılaşmaların da kaynağıdır. Bu yüzden liberalizm özünde özgürlük teorisidir!

(Toplumsal başarıdan hoşlaşmayan, üretim ve tüketimdeki toplumsal paylaşımı dışlayan liberalizm, halkı “Açlar ve Toklar” olarak ayırarak, bizleri daha özgür ve mutlu kılıyorsa söyleyecek sözümüz olamaz… Sürekli aynı taktikle oynayıp maç kazanamıyorsak, genç nüfusa ve ülkesel zenginliklere karşın halkın yüzde 60’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyorsa, oynadığımız ABD sisteminin acayip yanı var! Türk hoca da bu sistemi dayattıkça, takım ileri çıkamıyor, korkuyor… Sermaye basıyor parayı kulübe, emekçi sahada kan ter, tribünler tıka basa ay-yıldız… Bir maç al be hocam! Emperyalizme bir golün olsun be hocam! Bir maçlık gülsün yüzümüz be hocam… Liberallerin hevesi kırılsın yeter…)

4) Elbet biliyorsunuzdur; ama yine de anımsatayım…

Liberalizmin, temeline bireyi koyduğundan toplumsal istekler ve açlık büyük tehdittir; çünkü ‘kamu yararı’, “toplumun iyiliği”, gibi yaklaşımlar onun kitabında yoktur… Bireycilik orada, kişinin kendi yeteneğine olan inançtır… Kişi kendi çıkarları doğrultusunda ilerleyen bir “Homo Economicus”, doğruyu ve gerçeği bulup ayırt edebilecek bir “Rasyonel İnsan”, siyasal, sosyal eylemlerini kendi çıkarlarına hizmet ettirebilecek doğrultuda kullanacak ‘Faydacı İnsandır.’ (C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 2, Sayı 1)

(Toplumu oluşturan kişilerin tek tek başarıya ulaşmayı beklemeleri, mutluluğu sürekli ertelemeleri, şu kısa ömür içindeki umutsuz bir yolculuğu değil midir? Dayanışma içinde, birlikte, devletiyle ve ulusuyla bağımsız, güçlü bir ülke yaratmak liberalizmden daha mı önemsizdir? Açlığın, parasızlığın, işsizliğin, eğitimsizliğin, sağlıksızlığın ve toplumsal çöküşün felaketi, emperyalizmin yok ediciliğinden daha mı çekicidir? İnsanımıza ne ad takarsak takalım, ama ilk adı mutlak ÖZGÜRLÜK olsun, iyi olmaz mı? Neden başaramıyoruz emperyalizmi alt etmeyi? ‘Kendisini düşünen’ değil, toplum için yararlı insan olmaya niçin hiç cabamız yok?)

Freidman özgürlüğü, piyasa ekonomisi olarak tanımlar... Özal, bu marifeti ondan öğrenmişti… Ona göre, serbest piyasa ekonomisinin olmadığı yerde özgürlük de yoktu! İşçi istediği yerde özgürce çalışabilecekti… Tüketici istediği yerden, istediğini, istediği denli alabilecekti… Döviz elimizin kiri olacak, yabancı sigara özlemi bitecekti… Özel mülkiyet ise tüketimin yakıtıydı… Mülkiyetin körüklenmediği bir sistem, piyasa ekonomisi olamazdı… Devletin görevi, bu korkunç piyasa düzeninin ‘güvenliği’ sağlayıp bekçiliğini yapmaktı... Başardı rahmetli Özal; istenileni becerdi… Türkiye’yi Menderes’ten sonra ikinci kez liberalizme kilitledi...

(Yani, toptancıdan elli kutu salça alan lokantacı Hüsnü, bir torba deterjan alan çamaşırcı Fatma’dan daha mı ÖZGÜR oldu? Ya da, başını sokacak bir katı olan emekli Sabri Bey yatları, katları, birkaç villası, beş fabrikası üç holdingi olan Murtaza Beyefendi’nin ÖZGÜRLÜĞÜNE akıl erdiremez hale mi düştü? Taksici Hasan ile işadamı Şükrü’yü aynı kefeye nasıl koyarız? Adamın otuz üç klasik arabası, garajda; çiçek… ÖZGÜR Şükrü Bey çocukları gibi bakıyor onlara… Şoför Hasan kardeş sabah 6, gece 12 direksiyonu dişliyor… Sırtından kovayla ter düşüyor…)

Kim özgür?

Bu işin bir de demokrasi yanı var tabii…

Kişi özgür olmalı ki ülkeye yararlı politikacıyı koltuğa oturtsun; bu çok önemli!

Koltuğa oturan, önce seçmenine yaranmalı…

Seçmen kazandıkça, oyla birlikte tüketim de artmalı…

Buzdolabı satıldıkça ÖZGÜRLÜK yaygınlaşmalı…

Özgürlük, ‘ister üret, ister tüket’ olduğuna göre…

Demokrasinin gelişmesine bir yararı olmalı…

O geliştikçe, Liberalizm heykelinin 360 derecelik döngüsündeki yüzler nur topu gibi ışığa kesip halkımızın ufkunu bir güzel aydınlatmalı…

Helal olsun bireysel ÖZGÜRLÜKLERE!

Serbest piyasada herkes kendi payına düşeni alır…

Nazar yok, alınganlık yok, başkaldırı yok…

Tanrı, devletini ve milletini düşünenlerin ve sevenlerin yanındadır…

Hasan Teoman

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Teoman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?