En ağır iş, işsizlik

Duyabileceğiniz en sevindirici şeylerden biri de şu sözlerdir. ‘’Sizi beğendik, bu şirket için en uygun kişisiniz. Tebrikler, işe alındınız!’’

Duyabileceğiniz en kötü şeylerden biri ise şöyledir: ‘’Kovuldunuz!’’

İşte tam bu noktada, işsizlik, ekonominin birdenbire yaşamanızla çok ilgili görünmesini sağlayabilir.

Özellikle işsizliğin fırsat maliyeti denildiğinde, AMERİKAN ekonomisinin ölçeği açısından ele alındığında muazzam önemlidir.

İşsizlik, bireyler ve ekonomi için ölçülebilir bir maliyet doğurur mu?

Yüksek işsizlik pek çok toplumsal maliyeti bünyesinde taşır. Mesela yüksek işsizlik dönemlerinde milli gelir düşer. Çalışan sayısının azalması demek ücret gelirlerinin düşmesi ve dolayısıyla tüketim talebinin daralması demektir. Talep düştüğünde satılmayan mal daha az üretileceğinden üretimde de azalma olur. Bir dönemde üretim düşerse milli gelir de düşer. Yüksek işsizlik döneminde, işsizlerden de vergi alınamayacağı için vergi gelirlerinin azalması buna karşılık işsizlik sigortası ödemelerinin artması demektir. Yani devletin gelirleri azalırken harcamaları da artar. Bu da bütçe açıklarının yükselmesine yol açar. Yüksek işsizlik daha çok çalışan kesimde görüldüğü için alt gelir gruplarına dahil çalışanların gelirlerinin azalması sonucunu getirir ve dolayısıyla gelir dağılımının da bozulmasına yol açar.

İşsizlik vergisi…

Yüksek işsizlik oranları, işletmeleri de etkiler. Çünkü işsizlik ödentileri büyük oranda işletmelerden alınan vergiler kanalıyla yapılır. İlaveten, yüksek işsizlik dönemlerinde geliri yükseltmeye çalışan hükümetler, çoğunlukla işletmelerden alınan vergileri yükseltir ve işçi alım kabiliyetlerini düşürmüş olurlar.

Pandemi öncesi işsizlik trendine bakacak olursak…

Ülkelerin doğal işsizlik oranlarının farklı olduğu görülmektedir. AMERİKA gibi daha pazara yönelik ekonomilerde doğal işsizlik oranı düşüktür. Sosyalist ekonomilerde doğal işsizlik oranı daha yüksek olma eğilimindendir.

Sosyalist ekonomilerin, işgücü piyasalarının daha az esnek olmasına yol açan devlet politikaları nedeniyle hem geçici hem de yapısal işsizlik oranlarının daha yüksek olduğunu farz ederler. Oysa ki, en yüksek doğal işsizlik oranları, işgücünün vasıfsız ve durağan olduğu, yeni iş alanları açmanın ise zorlaştığı veya engellendiği ülkelerde gerçekleşir.

Pandemi sonrası uzun vadeli kazançlar ve refah maliyetleri ile birlikte ekonomik kriz ve yavaş toparlanmanın ne kadar sefil olduğunu görebiliyoruz. Kapanmalardan dolayı işini kaybedenler yenisini kolayca bulamıyor. Çünkü ekonominin büyük bir kısmı aynı anda kapanıyor. Kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olan işletmeler, olası tüm masrafları azaltmasına rağmen tablo vahim. Örneğin, bir otel şu anda yeni mobilyalara ve yeni rezervasyon yazılımlarına yatırım yapamayacak. Ve görünüşte güvenli olan bazı mallara yönelik tüketici talebi düşme eğiliminde. Çünkü bu mallar kapatılan sektörleri tamamlıyor. Bu şokun ekonomiye uzun süreli zarar vermesini önlemek için daha fazla agresif harcama yapılması gerektiğini söyleyenler olduğu halde ‘’Lütfen akıllıca harcayın, ancak yapabildiğiniz kadar harcayın.’’ pozisyonun da yaratılmış olması sarmal bir krizin gidişatının bu yönde göstergesidir diyebiliriz.

Uzamış bir işsizlik dönemi…

Ailenin birikimlerini silip süpürebildiği gibi onları borç içinde bırakabilir. İşsizlik, hayatın normal akışını aksatır ve uzarsa ilgili bireylerde sağlık sorunlarına ve psikolojik problemlere de yol açabilir. Ayrıca aile içi şiddet ve vakalarının oranı da işsizlik oranındaki değişikliklerle doğrudan bağlantılıdır. Hatta, işsizliğin yüksek olduğu dönemler, boşanmaların ve çocuk terk etme vakalarının artışıyla da bağdaştırılır.

Uzayan ve yaygınlaşan işsizlik…

Suç ve kargaşa ile de doğrudan bağlantılıdır da diyebiliriz. Kalıcı yüksek işsizlik oranı yüzünden huzuru kaçan şehirler, mala karşı işlenen suçlar ve şiddet suçlarından mustarip olurlar.

Yeni tehlikeli sınıf…

Sürekli olarak işini kaybetme güvencesizliği altında yaşayan bu kesim bu nedenle mağdur konumda olsa bile toplum için de özellikle uç akımlara kapılma eğilimleri sebebiyle tehlikeli bir durum yaratır.

İşsizliğin en sinsi tipi…

Konjonktürel (Döngüsel) işsizliktir. Konjonktürel dalgalanmalarındaki daralmalar yüzünden meydana gelmektedir. Durgunluk dönemlerinde, daima mevcut olan geçici ve yapısal işsizlik oranlarına konjonktürel işsizlik de eklendiği için resmi işsizlik oranı artar. Örneğin, 2007’de başlayan durgunlukta resmi işsizlik oranının %5’den %10’a yükseldiği görülmüştür. Bu ilave artışın sebebi, tamamen konjonktürel işsizliğe bağlı olmasından kaynaklanmaktadır.

Bir grup, konjonktürel olarak işsiz kalınca harcamaları keser ve bu da daha fazla konjonktürel işsizliğe yol açar. Bu bir geri besleme döngüsüdür. Büyük Buhran esnasında %25 işsizlikle sonuçlanmış bir tablo mevcut iken politika üretenler, konjonktürel işsizliğe, isteğe bağlı mali ve parasal politika ile karşılık verirler. Ayrıca işsizlik parası gibi otomatik dengeleyiciler, durumdan etkilenen çalışanların biraz harcama kapasitesi edinmelerini sağlayarak geri besleme döngüsünü kırmaya yardımcı olurlar. Nihayetinde politika üretenlerin amacı, konjonktürel işsizliği toptan bertaraf etmektir.

Ne yazık ki, pandemi ekonominin üretken kapasitesini ezerek başladı.

Ekonominin arz tarafında bir şok etkisi yaratarak pek çok ticari faaliyet türünün halk sağlığı endişesi sebebiyle durdurulması gibi. Bu kriz o kadar büyük ve o kadar ani ki alışılmış ayarlama mekanizmalarının da pek sağlıklı çalışabildiğini söylemek zor.

Görünen o ki, bu ekonomik moral ile pandeminin neden olduğu kapanmaların doğrudan ilk tur etkilerinden etkilenmeyen ancak işten çıkarmaları zaman zaman duyuran şirketler, bakalım ikinci dalga sarmalından geçerken ekonomik hasılatın daha ne kadarını feda etmek zorunda kalacaklardır.

Serra Aytaç

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serra Aytaç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?