Sıcak çatışmayı önlemek mümkün mü?

Ülkemizde siyasetin ve ekonominin hızına yetişilemiyor.

Akşener, Muharrem İnce, dolar, borsa derken, Akdeniz ve Suriye’de ortalığı karıştıracak önemli gelişmeler de oldu.

Yunanistan, darbeci Sisi’nin iktidarı nedeniyle bir türlü anlaşamadığımız Mısır ile “münhasır ekonomik bölge” anlaşması imzaladı. Türkiye’nin Libya ile imzaladığımız anlaşmanın bir benzeri olan bu hamle ile, Türkiye’nin Akdeniz’deki faaliyetlerinin önü kesilmek isteniyor.

Dışişleri, anlaşmayı yok hükmünde olarak niteledi. Cumhurbaşkanı da Cuma namazı çıkışında, iyi niyet gösterisi olarak durdurduğumuz Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerinin yeniden başlayacağını açıkladı.

Almanya Şansölyesi Merkel’in devreye girmesiyle bir süre askıya alınan bu kriz, yeniden ateşlendi. Bu sefer sıcak çatışma olmadan atlatılması da biraz zor görünüyor.

Nitekim Türk donanmasının boğazlardan yola çıkarak bölgeye intikal ettiği haberleri gelmeye başladı.

SURİYE PETROLÜ KÜRTLERE EMANET

Türkiye’nin başını ağrıtacak ikinci önemli gelişme Suriye’de yaşandı. Bir ABD’li petrol şirketi, terör örgütünün uzantısı olarak tanımlanan SDG ile petrol anlaşması yaptı.

Bu adımla, Suriye’de, Kuzey Irak’taki Kürt federasyonunun bir benzerinin Suriye’nin kuzeyinde de kurulmasının adımları atılmış oldu.

Sonuç:

ABD, Rusya, Mısır, İsrail, Suriye, Yunanistan… Hiç biriyle müttefik olamayan ve maalesef bölgede dışlanan bir Türkiye… Galiba Cumhurbaşkanı’nın sık sık kullandığı ifadeyle “Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz…”

Dileğimiz, Akdeniz’deki sorunun sıcak çatışmaya gerek kalmadan çözülmesi…

12 BİN DOLAR NE OLDU?

Akdeniz’deki gerilim ve Türkiye’nin riskleri bayram sonrası dolar kurunu ateşledi. İstanbul Borsası da adeta yere çakıldı. Önceki yazılarımdan birinde , borsaya kurulan tuzaktan bahsetmiş, küçük yatırımcıların büyük oyuna geleceğini yazmıştım. Bu öngörüm maalesef gerçekleşti. Kredi çekip, çoluk çocuğunun rızkını borsaya getiren binlerce insan, borsanın acı yüzüyle karşılaştı.

Cumhurbaşkanı, Cuma namazı çıkışında, Türkiye’nin ekonomik olarak adeta uçtuğunu ileri sürdü. Ancak bir şeyin altını çizmekte yarar var. Erdoğan Türkiye’nin gücünü överken “kişi başı milli gelir 2002’de 3 bin dolarlardayken bugün 9 bin dolar” dedi.

Herkesin bildiği gerçeği burada tekrar edelim:

Kişi başı milli gelir 3 bin dolardan 9 bin dolara çıktı, ama 2013’te bu rakam 12 bin dolardı. Yani 12 bin dolardan 9 bin dolara düşmesinden nedense bahsetmedi Sayın Cumhurbaşkanı…

Baydu Can

8 Ağustos 2020

baydu1963@gmail.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Baydu Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?