Özgürlük güzel şey be kardeşim…

Özgürlük, çoğunluğun ya da azınlığın şekillendirdiği bir yaşam hakkı değildir; bireyin belki de tek başına, önceleri doğaya, sonraları düzene karşı kafa kaldırdığı bir toplumsal savaştır… Yeryüzündeki kanlı direnişler, kıyımlar ve zulümler hep özgürlük isteyenlerle onu kısıtlayanlar arasındaki çelişkiden yansımalardır... Halkların her kazandığı utku, mutlu ufuklar doğursa da ilerisi için özgürlük, tam kazanılmış olmuyor!

Engelli koşucusu gibi her adımda bir engeli geçerek özgürlüğe ulaşmak, insanlığın düşüdür; o koşu bitmiyor, engeller tükenmiyor, kötülükler her coğrafyada ne yapsan yine de yeşeriyor…

Göreceli bir kavram özgürlük…

Kim, ne ile nasıl, neye sahip olduğunda özgürdür?

Kim, okuyunca mı özgürlüğün açlığını bilir, cahil kaldıkça mı?

Soru çok… Yanıtı bol…

Gençlik yıllarımızda Sovyet Rusya’dan örnekler verirlerdi…

Süslü lokantalar, acayip operalar, tiyatrolar, müzikaller, ABD malları gırla… Giden, alan var mı?” Sorarlardı… ‘Yok, canım… Daha neler?’ derdik… İnanırdık ki orada özgürlük, bir tepsinin üzerinde kardeşçe sunuluyordu topluma! ‘Bak’ derlerdi, “Ülkemizde Tanrı’ya şükür ne ararsan var… Daha ne özgürlüğü? Boğazda yalılar, beş yıldızlı otellerde anlı şanlı eğlence, arabalar, yatlar, katlar, fabrikalar, kıskanılası kişisel özgürlük… Para kazanma olanağı, fırsat eşitliği, iş güç…”

Haklılarmış; bizler yanılmışız!

Sovyetlerin devasa bürokrasisi düzenin kurdu olup devletin altını oyduğunda, düzen yıkıldığında, “Gördünüz mü Sosyalizmin sağlamlığını?” der gibi yüzlerimize gülerek bakmışlardı… Özgürlük, kapitalizmin kucağında büyüyen bir çocuktu ve onu hiçbir düzen onun elinden alamazdı…

Şimdi yeni bir dünya düzeni özgürlüğü daha da parlatıyor… Emperyalizm, özgür olmayan bir ülkeye kafasını pek sokmuyor… “Önce demokrasi (!) sonra özgürlük, sonrası ne bulursan kaldır!” Oluyor…

Halkımız; onlar gerçekten özgür!

Karnım doysun, bir evim, bir arabam, bir işim olsun…

Büyük ekran televizyonumda maçları izlerim…

Ezanım minarede, başım secdede olsun…

Köyümden getirdiğim kışlık erzak; Tanrı eksikliğini göstermesin…

Kahvedeki siyaset bizlere yetiyor…

Sandık mı? Bir oyum var… Antin kuntinden anlamam… Çalışana ve işini bilene (!) atarım, babam da öyleydi…

Hele bir evlendireyim hayırlısıyla çocukları… İşimin ucundan tutarlar… Bir de emekli olursam…

Değmeyin keyfime… Elimde tespih, başımda takke… İşyerimin önüne bir sandalye…

En önemlisi yeğenim; Mehmetçiğimizin ayağına taş değmesin…

Şehitler ölmez vatan bölünmez…

Devletimiz sağ olsun…

Bu bir ÖZGÜRLÜKTÜR!

***

İş insanı Murtaza Bey, Yalıkavak’ta tatile giriş yaptı…

Kızı yaşındaki aşkıyla yakaladığımız ünlü playboy bizden kaçamadı… Köşeye sıkışınca bülbül gibi şakıdı: “Zorlu bir yıl geçirdim çocuklar… Pandemi süresince işler iyi gitmedi… İşçiler sağa sola dağıldılar biliyorsunuz… Allah’tan devletimiz onlara sahip çıktı… Yeni yeni üretime başladık… Ülkemizi bu beladan en az zararla kurtarmak için çalışıyoruz… Bakmayın siz tatil, deniz, falan filan… Devlet büyüklerimizle istişareler yaptık, koşturduk, destek paketleri, krediler… Ben ister miyim çalışanımı işsiz bırakmak? Devletimizin büyük desteği ile maaş da alıyorlar, sigortaları da ödeniyor… Devletim, milletim ile bu yükün altından kalkacağız el birliği ile Tanrı’ya şükürler olsun… İş çevresinin tümü devleti yanında ister böyle zamanlarda tabii… Olağanüstü bir durumun göbeğindeyiz… Biz nasıl sıkıntı yaşıyorsak, çalışan da sıkıntı çekecek… Yapacak bir şey yok… Zorda kalmıştık… Devlet büyüklerimizin öngörüleri olmasa, ekonomimizin durumu içler acısıydı… Şükür ki felaket süresince iyi yönettiler krizi…”

İşiniz gerçekten zor Murtaza Bey…”

Gözler tazenin üzerine kayınca…

Ha onu mu soruyorsunuz? Aklınız fikriniz kadınlarda gençler… Yeni aşkım o… Korona gibi maşallah yapıştı kaldı… Aslı Polonyalı, ama Rus… Parayı tanımaz, sormaz, ama yemesine bayılır…”

Sadece yer mi? Mal, mülk?”

Büyükada’daki eski köşkü verdim ona, onartıyorum… Bir de bu tekneyi aldım, yetmez mi? Bayılıyorlar böyle şeylere… Aç ülkelerin aç torunları bunlar…”

Buradan nereye?”

Paşa gönlü bilir… Birkaç ihalem var, sonra ver elini İspanya!”

Bu da bir başka ÖZGÜRLÜKTÜR!

***

Çocuklar uyudu mu?”

Tıktım öte odaya… Bağır çağır… Onu bunu isterler, susmadılar…”

Kaynat suyu sen hele…”

Aklın orada Seyit… Her gece, her gece… Cepte ne var? Onu de…”

Bütün gün demir topla, götür o pezevengin kucağına at… Aldığım üç beş liranın hesabını bir de sana mı anlatayım gece vakti Döndü… Ben sordum mu kaç merdiven sildin bugün?”

Aç karınla oynaş olmuyor Seyit… Belim tutmuyor, ellerim romatizmadan eğri büğrü…”

Başlayacağım kaynayacak suyuna… Bir diş zevkim vardı, ona da sirke attın be kadın…”

Döndü, sırtını dönüp yattı…

Seyit hevesi kursağında, memleketinin toprağında gezinen karıncaları saydı bütün gece…

Terli döşek, iki emekçinin bitkin bedenine dar gelecek denli genişti… Gün ışıyana dek birbirlerini yeşil meranın sonsuzluğunda kovaladılar… Ağaçlara sarılıp, birbirlerine dolandılar, kahkahalar atarak yerde yuvarlandılar… Kuzuların sesini, yaprakların şarkısını dinlediler… İstanbul dedikleri vahşi yaratık akıllarında bile yoktu…

Özgürlük, kendini tanıtmadan onlarla arkadaştı…

Uyandılar, yüzler bir karış…

Çek çeki, kapı önünde boş…

Çocuklar, yer yatağında cılız ve aç…

Karısı, tümden ağrılara tutsak, adam elini değse bağıracak…

Kazandaki su buza kesmiş…

Ulan Seyit!

Bir Döndü mü var sözünü geçireceğin, eğip bükeceğin, erkekliğini göstereceğin?

Hele bir düşün yaşam denen döngünün gerçeğini!

Bu ÖZGÜRLÜK ise bambaşka!

Hasan Teoman

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Teoman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?