Katilini tanı, teslim olma!

Son 10 yılda 2 bini aşkın kadınımız katledildi. Bu cinayetleri durdurmanın/önlemenin bir yolu yok mu acaba?

11 Şubat 2015: 19 yaşındaki Özgecan Aslan, bindiği minübüsün şoförünün tecavüz girişimine direndiği için hunharca katledildi.
18 Ağustos 2019: Emine Bulut, dört yıl önce boşandığı eski eşi tarafından kızının gözleri önünde boğazı kesilerek öldürüldü.
16 Temmuz 2020: Üniversite öğrencisi Pınar Gültekin, barışmak istemediği arkadaşı tarafından öldürüldü, yakıldı, varille gömüldü.

Bu Türkiye'deki kadın cinayetlerinin sadece üçü.
Son 10 yılda 2 bini aşkın kadınımız katledildi.
Katillerin yüzde 90'ından fazlası yakalandı.
Yani cinayetlerin tamamı aydınlatıldı.
Peki cinayetlere neden engel olunamıyor?

NEDEN ENGEL OLUNMUYOR?

Namus, kıskançlık, ayrılma, boşanma isteği hepsi hikaye.
Katiller ve onların bir kısım destekçileri;

KADINI MALI GİBİ GÖRÜYOR

Oysa 2011 yılında her şey çok güzel başlamıştı.
İktidarda yine Ak Parti vardı.
O yıl Türkiye'de en az kadının öldürüldüğü yıldı.
O yıl 121 kadın öldürülmüştü.
Bu korkutucu rakam bile Türkiye'ye umut olmuştu.
Mayıs 2011'de; Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısı İstanbul'da yapılmış.
Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesini konu alan ve hukuki bağlayıcılığı bulunan İstanbul Sözleşmesi imzaya açılmış.
Kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, kadına şiddetin insan hakları suçu kabul edilmesi, kadın ve çocukların güçlendirilmesi, cinsel tacizin de cezai suçlar olarak değerlendirilmesi gibi çok sayıda eşitlikçi ve özgürlükçü maddeyi kapsayan İstanbul Sözleşmesini imzalayan ilk ülke Türkiye olmuştu.
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 sayılı yasa hazırlıkları da başlamış;
Soruna karşı topyekün savaş iklimi yakalanmıştı.
Şiddet uygulayanlara uzaklaştırma, yakın koruma tedbirleri düzenleyen; kadınları maddi olarak güçlendirmekten kimlik değiştirmeye kadar birçok hak tanıyan 6284, 8 Mart 2012'de yürürlüğe girmişti.
İstanbul Sözleşmesi de, 1 Ağustos 2014 itibarıyla resmileşmişti.

Peki ne oldu da Türkiye 2019'da rekor kadın ölümlerinin yaşandığı ülke oldu?
6284 Sayılı Yasa'dan, İstanbul Sözleşmesi'nden kim ya da kimler rahatsız oldu?
Muhafazakar toplum, dindar gençlik diretmeleri bu işte ne kadar etkili oldu?
Çocuklara cinsel tacizlerin özgürce yapıldığı kuruluşlar baskı mı yaptı?

SİYASETİN CESARETLENDİREN MESAJLARI

- Kadın-erkek eşit değildir. Eşitlik ancak hayvanlarda ve eşyalarda olur.
- Tavuğa horozluk yaptıramazsın, horoza tavukluk yaptırırken, yumurta çıkmaz.
- Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem, namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Hareketlerinde cazibedar olmayacaklar.
- Dün bir kanaldaki yarışmacı öyle bir kıyafet giymiş ki, kimseye karıştığımız yok ama çok aşırı.
- Kadın ile erkeği eşit duruma getiremezsiniz, o fıtrata terstir.
- Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? Anası ölsün öyleyse.
- Evdeki işler yetmiyor mu?
- Tecavüzcü, kürtaj yaptıran kurbanından daha masum.
- Kadına şiddet abartılıyor.
- Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor.
- Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya gider.
- Annelerin annelik kariyerinin dışında bir başka karıyeri merkeze almamaları gerekir.
- Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik.
- Doğum kontrolü dediler, neslimizi kurutma yoluna gittiler.

DİYANETİN SORUMSUZ FETVALARI

- Kocanız vurmaya kalkarsa yemekten sonra çayın yanında uygun dille nedenini sorun.
- Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haram oluşturmaz.

Babanın kızına şehvet duyması kadar aşağılık bir fetva maalesef Türkiye'de veriliyor.
Bunu duyan Yüksek Öğretim Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığı toplumsal cinsiyet eşitliğini müfredattan çıkarıyor.
İmam-cemaat vaziyeti.
Böyüklerinden bunları duyanlar kadınları kesiyor, çocuklara sarkıyor.
Edep, arlanma,
Ara ki bulasın.

PEKİ BU SORUN NASIL ÇÖZÜLECEK ?

Çok sayıda kadın derneği,
Çağdaş akademisyenler,
Sağduyulu politikacılar,
Sivil toplum örgütleri,
Binlerce çözüm önerisi hazırladı.
Ama her seferinde engellendi.
Engelleyenler katillerin önünü açtı.
İşte yapılması gerekenlerden bazıları.

EĞİTİM

- Anaokulundan itibaren çocuklara cinsiyet eşitliği eğitimi verilmeli.
- Kadını cinsel obje olarak görmeyen, mal zihniyeti yerine arkadaş gören erkek çocuklar yetiştirilmeli.
- Minicik yaşta çocukları kız-erkek diye ayırmamalı.
- Okullar dine alet edilmemeli.
- Tarikat ve cemaatler Milli Eğitime karıştırılmamalı.
- Eğitimde kadını arka plana atan, erkeği öne çıkaran ataerkil düşünce terkedilmeli.
- RTÜK siyaset gözlüğünü çıkartıp dizilerdeki şiddet sahnelerini denetlemeli.
- Ortaokul ve liselerde İstanbul Sözleşmesi ve kadın-erkek eşitliği ders olarak okutulmalı.
- Camilerdeki hutbelerde evrensel insani değerler ve kadın-erkek eşitliği öğütlenmeli.
- Erkek çocuk annelerine çağdaş çocuk yetiştirme, kız annelerine katil eğilimli erkeklere karşı kendilerini nasıl savunacakları, haklarını nasıl arayacakları konusunda eğitim imkanları sağlanmalı.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

- Kadına şiddet konusunda her karakolda 24 saat çalışan ekipler oluşturulmalı.
- Karakollara ve alo yardım hatlarına yapılan başvurular geçiştirilmemeli, şiddet gören kadın olası katili ile serbest bırakılmamalı.
- Defalarca karakola başvurduktan sonra öldürülen kadınlarla ilgili görevini yapmayan güvenlik güçleri cezalandırılmalı.
- Güvenlik güçleri kadın-erkek eşitliği konusunda eğitilmeli, başvurulara tarafsız davranmaları sağlanmalı, davranmayanlar cezalandırılmalı.
- Sadece kadını öldürenler değil, onun yakın çevresindeki onu teşvik eden kadınlar, erkekler de cezalandırılmalı.
- İstanbul Sözleşmesi hükümleri ve mevcut yasalar, tarafsız ve harfien uygulanmalıdır.

HUKUK

- Katillere verilen cezalar caydırıcı olmalı.
- Sadece katillere değil, tacize, işkenceye kadın-erkek ayrımı yapılmadan ağır cezalar verilmeli.
- Bu cezalarda asla indirim yapılmamalıdır.
- Hakim ve savcılar arasındaki kadın-erkek eşitliğine inanmayanlar ayıklanmalıdır.

KATİLİNİ TANI, TESLİM OLMA

İstanbul Sözleşmesini ilk imzalayan ülke olan Türkiye 10 yılda bu sözleşmeden çekilme tartışmasını yaşayan ülke haline geldi.
Bunun faturasını da yüzde 1400 artan cinayetlerde kadınlar ödüyor.
Elbet bunu başkaları da ödeyecek, ancak can veren kadınlar öldükleriyle kalacak.
Gezici Araştırma şirketi 9 Temmuz’da çarpıcı bir veri açıkladı:
2015-2018 yıllarında AKP'ye oy veren “50-64 yaş arası kadın seçmen”ler, yüzde 53.8’den yüzde 45.5’e geriledi.
Görünen o ki; siyaset bu cinayetleri durduracak iradeye sahip değil.
O zaman görev sivil toplum kuruluşlarına, barolara, kadın kuruluşlarına, tabip odalarına, tarafsız medyaya düşüyor.

HABER HÜRRİYETİ'NİN BAŞLATTIĞI KATİLİNİ TANI, TESLİM OLMA KAMPANYASI’NA HEP BİRLİKTE DESTEK OLALIM...

ERCÜMENT ERKUL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ercüment Erkul - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?