Meclis 1 Ekim'e kadar tatile girdi

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz geldi.

Bugün arife, yarın bayram.
Tüm Müslüman aleminin Kurban bayramını kutluyor ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

New York'tan Los Angeles'e giden uçakta cingöz bir avukat ile çok güzel bir kadın yan yana düşmüşler. Avukat hem hanımla yakınlaşmak, hem de hoşca vakit geçirmek için kadına bir oyun teklif etmiş. Kadın teklifi kabul edince de oyunu
anlatmaya başlamış:
-“Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar
vereceksiniz. Sonra siz bana bir soru soracaksınız. Bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim.”
Ve ilk soruyu sormuş avukat:
-“Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır?”
Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış. Soru sorma sırası kadına gelmiş. Kadın sormuş bu kez:
-“Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla aşağı inen şey nedir?”
Adam dakikalarca düşünmüş. Yanıtı bulamamış. Cüzdanından 50 dolar
çıkarıp kadına uzatmış. Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş:
-“Cevap ne?”
Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış.

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

“En çok hoşumuza giden insan kendimize benzettiğimiz insandır.” demiş #Moliere
Benzersiz olduğum için mi hoşuma gidecek İnsanı bulamıyorum acaba?

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Bitmiş çikolata kreması kavanozunun içine sıcak süt koyup güzelce çalkalayın ve kendinize enfes bir sıcak çikolata ikram edin.”
Bence çok iyi fikir.

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

“Dünyanın en zengin 3 ailesi, en fakir 48 ülkenin toplam servetinden daha fazla servete sahip.”miş.
Ne diyeyim, gözlerini toprak doyursun.

“Günün Yazarı” olarak 14 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Duygu Asena’yı seçtim. Bu korkusuz, güçlü ve cesur yürekli kadını saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Duygu Asena 19 Nisan 1946 tarihinde İstanbul’da doğdu. Atatürk’ün yaveri ve dönemin CHP milletvekili olan Ali Şevket Öndersev’in torunudur. Kadıköy Özel Kız Koleji ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümü’nü bitirir.
Duygu Asena, mezun olduktan sonra, Haseki Hastanesi Çocuk Kliniği’nde ve İstanbul Üniversitesi Çocuklar Evi’nde pedagog olarak çalıştı.

1972 yılında Hürriyet Gazetesi’nde gazetecilik hayatına başladı. Gazetenin “Kelebek” ekinde “Şirin” takma adıyla köşe yazıları yazdı. Ardından, Ayrıntılı Haber Gazetesi’nde muhabirlik ve 1976-78 yıllarında da Man Ajans’ta metin yazarlığı yaptı. 1978 yılında Gelişim Yayınları’nda Genel Yayın Yönetmeni olarak göreve başlayan Asena, 1 Aralık 1978’de yayın hayatına başlayan Kadınca Dergisi’ni bambaşka bir boyuta taşıdı. Gelişim Yayınları’nın kurucusu Ercan Arıklı’nın klasik bir kadın dergisi olarak düşündüğü dergi Asena’dan sonra tarz değiştirir. 1980-1981’de “Çalışan Kadınlar Kendinizi Sömürtmeyin’ lafını kapağa çıkartır. Derginin tirajı bir anda 17-18 binden 50-60 binlere tırmanır. Babalar kızlarına, abiler bacılarına, kocalar karılarına dergiyi yasaklar. Asena bu konuda şöyle konuşmuştur: “Yasal ve evet, ticari bir yayın yapıyorduk. Ama Anadolu’da çoğu evde, hatta büyük şehirlerde bile siyasi yayın muamelesi görüyorduk. Sansürleniyor, yasaklanıyorduk.”

Duygu Asena, feminizm ile tanışmasının, annesinin yaşadıklarına içsel bir tepki olarak, farkında olmadan ve bilinçsizce olduğunu ifade etmiştir. Bu tepkisel duruma, özel hayatında yaşadıkları ile ilgili toplum baskısı da eklenince, Asena haksızlık, eşitsizlik ve ötekileştirilmeye karşı mücadeleci biri olmuştur. 70’lerin başlarında işten atılmasına yol açan, kadın olarak ahlakını ve iffetini hedef alan aşk skandalının Asena’yı fikirlerinde nasıl radikalleştirdiği tahmin edilebilir.

Uzun yıllardır basın dünyası içinde bulunan yazarın “Kadının Adı Yok” adlı ilk kitabı 1987 yılında yayımlanır. Bu kitap ile başlayan ve bazı görüşlere göre “elit feminizm” olarak da adlandırılan Duygu Asena’nın feminizmi, Türkiye’de yeni bir dönemi açar. Asena, bu kitabında aile olgusunu, herkesin bildiği, çekirdek aile yapısında ele alır. Muhafazakar bir baba, babanın sözünden çıkmayan bir anne ve çocuk yaşta cinsiyet ayrımcılığına maruz kalan iki kız evlat. Kitap, bir yıl içinde 40 baskı yaparak Türkiye’de satış rekoru kırar. Nokta Dergisi, Doruktakiler ve Boğaziçi Üniversitesi En İyi Yazar Ödülü’nü alır. Ancak kitap 1988 yılında Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu tarafından muzır bulunur ve satışı yasaklanır. Uzun süren dava sonucunda tekrar yayımına izin verilir ve ardından aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alınır. Film, önemli bir gişe başarısı elde eder.

“Kadının Adı Yok” kitabının devamı olan “Aslında Aşk Da Yok” 2 yıl sonra 1989 yılında yayımlanır. Kitap, Almanya, Hollanda ve Yunanistan’da da satışa çıkar.

13 öykü, bir masaldan oluşan ve 1992’de yayımlanan “Kahramanlar Hep Erkek” adlı eserinde farklı meslek, eğitim ve duygu durumlarına sahip kadınlar ile onların eşi ya da sevgilisi konumundaki erkeklerin çatışmaları üzerinden kadın-erkek ilişkilerini ve bu ilişkilerin etki alanını irdeler.

Duygu Asena ve ekibi, 1992’de Ercan Arıklı’nın Gelişim Yayınları’nı satmasından sonra Milliyet grubunda önce “Kim” adlı bir kadın dergisini, sonra da “Negatif” adlı bir gençlik dergisini çıkarırlar. Bu dergiler “Kadınca” kadar olmasa da başarılı dergilerdir. “Kim”in hemen peşinden üç ayda bir “Elite” diye bir dergi yayımlarlar. Elite hiç ama hiç tutmaz.

Duygu Asena, 1992-1997 arasında, TRT 2’de “Ondan Sonra” programını hazırlayıp sunar. Milliyet Gazetesi’nde başladığı köşe yazarlığını Cumhuriyet, Yarın, Habertürk ve Vatan gazetelerinde sürdürür.

1997’de yayımlanan “Aynada Aşk Vardı” isimli eserinde hikaye ettiği üç farklı kadının yaşadıkları ve hayatını, büyük ölçüde kendi hayatından yola çıkarak yazmıştır. Özellikle “Nilüfer” karakteri için annesinden esinlendiğini belirtmiştir.

Kadınca Dergisi’ndeki sevilen yazılarından derlediği dördüncü kitabı “Değişen Bir Şey Yok” Temmuz 1994’te piyasaya çıkar ve ilk hafta 70 bin satarak yeni bir rekor kırar.

Aynı yıl beyninde tümör olduğu teşhis edilen Duygu Asena geçirdiği ameliyata rağmen bu dönemde de yazmaya devam eder. 1995 yılında Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri tarafından ikinci kez “En İyi Yazar” seçilir.

Duygu Asena, 2001 tarihli “Aslında Özgürsün” isimli eserinde, dışarıdan bir gözle bakıldığında mutlu bir evlilik süren, örnek çift olarak gösterilen eşlerin bile gerçekte kendi içlerinde aynı mutluluğu yakalayamadıklarını dile getirir. 2003’te “Aşk Gidiyorum Demez” ve 2004’te “Paramparça” adlı kitapları yayımlanır.

Duygu Asena, beyin tümörü nedeniyle tedavi görmekte olduğu VKV Amerikan Hastanesi’nde 30 Temmuz 2006 günü vefat eder. Cenazesi sarı güllerle uğurlanır. Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilir.
Kardeşi İnci Asena şöyle der:
“Çocukluk dönemimizde Duygu bana sarı gülleri içeren bir dörtlük okurdu. 
‘Eğer bir gün ölürsem
Mezarıma gelip de sarı güller dikersin.
O da bir sarı güldü
Ne çabuk soldu dersin.’
Hüzünlü sözleri olan bu dörtlük beni hep ağlatırdı. Onun cenazesinin örtüsünde sarı güllerin yer almasının anlamlı olacağını düşündüm.”

ESERLERİ
Paramparça, 2004
Aşk Gidiyorum Demez, 2003
Aslında Özgürsün, 2001
Aynada Aşk Vardı, 1997
Değişen Bir Şey Yok, 1994
Kahramanlar Hep Erkek, 1992
Aslında Aşk da Yok, 1989
Kadının Adı Yok, 1987

Sizlerle kitaplarından bazı alıntıları paylaşarak ruhunu aydınlatmak istiyorum:

“Kadının Adı Yok” kitabından:
“Babam hepimize, her şeyimize karışıyor. Anneme bile zaman zaman kızıyor. “Geç kalma” diyor, “Nereye gidiyorsun, kaçta geleceksin, kaç lira harcadın, kaça aldın” diye sorup duruyor. Annem bazen ağlıyor, sanırım babamdan korkuyor ve o bir gün bile babama “Kaçta geleceksin, nereye gidiyorsun, kaç para harcadın” diye sormuyor. Babamın çok parası var, annemin yok, bizim de yok, hepimize babam para veriyor. Sanırım parayı o verdiği için her şeye karışıyor, para çok önemli.”

“Annemin babamı sevdiğini sanmıyorum, ne konuşurlar, ne söyleşirler, ne birlikte içerler. Bunu anneme söylesem, iyice mutsuz olacak… ve gidemeyecek… gidecek bir yeri yok… çalışamayacak… çalışamaz… Gidebilseydi eğer, bunu ona söylerdim… Ama gidemeyecek ve söylemeyeceğim.”

“Aslında Aşk Da Yok” kitabından:
“Erkekler erkekçe davranışlarından ne zaman vazgeçecekler acaba? Şu kadınca dedikleri davranışlardan üç beşine sahip olsalar, çok daha huzur ve barış içinde yaşardık. Erkek gibi olmak, erkek gibi davranmak, ağlamamak, üzüntüyü göstermemek, kaçmak mı? Buyurun… Yolunuz açık, kaçın.”

“Aynada Aşk Vardı” kitabından:
“Ah şu kadınlar ne salak şeyler. Daha tanımadıkları adamlara aşık oluyorlar, aşık olunca da onlar için yapamayacakları şey yok. Çocuk bile doğuruyorlar. Sonra adamı tanımaya başlıyorlar. Bakıyorlar ki hiç de sandıkları adam değil bu. Beğenmedikleri onlarca şey çıkıyor ve kadınlar bir süre bunları görmemeye çabalıyor. Ancak bu mümkün mü? Yaşıyor ve görüyorlar, sonra adamı değiştirmeye uğraşıyorlar, beceremiyorlar. Aşk bitiyor acılar başlıyor.”

“Değişen Bir Şey Yok” kitabından:
“Bize ille de evlenmemiz gerektiğini öğrettiler. Pembe hayallerimizin bir parçasıydı evlilik. Kayıtsız şartsız bir düş, bir mutluluk, bir masal alemiydi. Evlilik bütün olumsuz şeylerden kurtuluştu.” 

“Aslında Özgürsün” kitabından:
“Hep ikinci planda olmayı kabullenmek, hep uyum göstermek, hep karşısındakini pohpohlamak ve kendini asla kavga etmemeye, sesini bile yükseltmemeye programlamak mutluluksa mutluydum… Bana anneannen böyle öğretmişti, ben de onun dediklerini aynen yaptım. Bu kadar silik olmayı kabullenmek, hep onun arkasında durmaya katlanmak, evlendikten sonra bankadan ayrılıp, onun yükselmesi için çabalamak için tek bir nedenim vardı, onun dürüstlüğü, asla yalan söylememesi…” 

“Aşk Gidiyorum Demez” kitabından:
“… Madem karısına bu kadar düşkündü, neden bir başkasına aşık oldu? Madem o kadın duyacak diye bu kadar endişeleniyor demek ki onu önemsiyor, bu da sevgi demektir. Birisini severken bir başka kişiye aşık olunur mu? Acaba beni sevmiyor da yalnızca basit ve geçici bir heyecan mı duyuyor? Heyecanı aşkla mı karıştırıyoruz? Nasıl anlayacağız peki duyduğumuz şeyin gerçek aşk olup olmadığını? Yoksa aşk bu mu yalnızca? Geçici bir heyecan…” 

“Paramparça” kitabından:
“Ne doğru ne yanlış? Doğru mu insanın sürekli birbirini sorgulaması, doğru mu sevdiğin insanın her şeyinin böylesinde kurcalanması, ille de bir şeyler araması? Doğru mu aldatılmaktan bu kadar korkmak? Gerçekse eğer o sevgi, sürmez mi araya geçici birkaç ilişki girse de? Herkes kendini yaşasa bunu karşısındakine hiç anlatmadan ve anlatmak zorunluluğu duymadan…” 

Dün akşamki TV haberleri yayın akışından izlenimlerimi de paylaşayım sizlerle:

Sosyal medya düzenlemesi
Sosyal medya yasası Meclis kapanmadan 1 gün önce muhalefetin itirazlarına rağmen 13 saat içinde hızla Meclis’ten geçti. CHP sosyal medya düzenlemesini Anayasa Mahkemesi’ne götürecek.

Karamollaoğlu: Padişah sosyal medyaya da göz dikti.

Meclis 1 Ekim’e kadar tatile girdi.

Kılıçdaroğlu’nun “Dostlarımızla birlikte iktidar olacağız” sözünün yankıları sürüyor
Engin Özkoç(CHP):
Tank palet fabrikasının satışını kabul etmeyen insanlar bizim dostumuzdur.
Kurultayda açıklanan 13 maddeyi kucaklayan, kabul eden hangi parti olursa bizim dostumuzdur.

Bayram alışverişi fos çıktı
Bayram alışverişinde çarşılar boş kaldı. Müşteri az, fiyatlar pahalı. Esnaf umduğunu bulamadı, tüketici istediğini alamadı.

Kanal İstanbul itirazı
Ekrem İmamoğlu Kanal İstanbul güzergahından etkilenen köyleri ziyaret ederek açıklamalarda bulundu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Kanal İstanbul itirazları için yarın son gün.
#YaKanalYaİstanbul

Bir köpek daha öldürüldü
Nero’dan sonra Cesur da komşu kurşunuyla vurularak kumsala gömüldü.
Bu katillerin cezalandırılmasını istiyoruz.

Corona haberlerine gelince
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamasından:
Bayramda kısıtlama yok, ama önlemlere dikkat etmeye devam.
Sonbaharda beklenen 2.dalgaya en az vaka sayısıyla girmemiz lazım.
Hayvan satış alanlarında olabildiğince kısa kalınmalı.
Bayram ve Cuma namazı için abdest evde alınmalı, herkes kendi seccadesini getirmeli.
Bayram ziyareti kısa sürmeli, el öpülmemeli.
Bayram sonrası 65 yaş üstü kısıtlaması kalkabilir. Açıklama bayram sonrası.
Okullar 31 Ağustos’ta açılacak. Ama eğitim şekli 1-2 hafta içinde netleşir.

Uzmanlara göre temas artacağı için okulların açılması riskli. Salgının kontrol altına alındığından emin olmak gerekir.

Dünyada salgından en çok etkilenen 12 ülke arasında olan Suudi Arabistan bu yıl hac için ülkede yaşayan kısıtlı sayıda Müslümana izin verdi. Kovid 19 nedeniyle yurt dışından hacı adayları kabul edilmedi.

Çin’de yeni vakalar artıyor.

İtalya’da OHAL 15 Ekim’e kadar uzatıldı.

Bugünkü test sayısı: 45712
Yeni vaka sayısı: 942
Vaka sayısının 1000’in altına düşüşünün devam etmesi iyi.
Yapılan test sayısının vaka sayısına oranı dün 2,03 iken bugün çok az artarak 2,06 olmuş. Ve bu oran hâlâ % 2’nin üzerinde. Yani her 100 kişiden ikisinde virüs tespit ediliyor.
 
Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

#KızılErikFırtınası
30 Temmuz'da Avrupa eriği sınıfında meyve verme dönemi olan “Kızıl Erik Fırtınası” yaşanmaktadır.

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

30 Temmuz 1629 - Napoli'de (İtalya) deprem: 10.000 kişi öldü.
30 Temmuz 1688 - Belgrad Kuşatması: Osmanlı hakimiyetindeki Belgrad, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu önderliğindeki güçler tarafından kuşatıldı ve 8 Eylül'de şehri ele geçirdiler.
30 Temmuz 1811 - Meksika’da rahip Miguel Hidalgo kurşuna dizildi. Hidalgo bir yıl önce Meksika’da bağımsızlık hareketini başlatmıştı.
30 Temmuz 1929 - Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’ya suikast girişimi iddiasıyla yargılanan Kadriye Hanım ve arkadaşları beraat ettiler.
30 Temmuz 1932 - Yaz Olimpiyatları, Los Angeles'ta başladı.
30 Temmuz 1940 - Yozgat’ta deprem: 12 köy yıkıldı, 300 ölü ve 360 yaralı.
30 Temmuz 1946 - Kazım Orbay, Genelkurmay Başkanlığı'ndan istifa etti, yerine Salih Omurtak atandı.
30 Temmuz 1947 - Demokrat Parti Kütahya Milletvekili Adnan Menderes’in TBMM’de yaptığı konuşmayı yayımlayan Tasvir, Demokrasi, Demokrat İzmir ve Yeni Asır gazetelerinin sahipleri ve Yazı İşleri Müdürleri tutuklandılar.
30 Temmuz 1966 - Amerika Birleşik Devletleri'ne ait uçaklar, Kuzey ve Güney Vietnam arasındaki askerden arındırılmış bölgeyi bombaladı.
30 Temmuz 1971 - Boeing 727 tipi Japon millî bir yolcu uçağı ile bir Japon savaş uçağı, Morioka (Japonya) semalarında çarpıştı: 162 kişi öldü.
30 Temmuz 1973 - Üniversiteye giriş sınavı, sorular satıldığı için iptal edildi.
30 Temmuz 1975 - Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye İş Bankası’ndaki hissesini denetleme yetkisinin Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait olduğu karara bağlandı.
30 Temmuz 1977 - Türkiye Basketbol Genç Millî Takımı, Avrupa Şampiyonu oldu.
30 Temmuz 1981 - Mamak Askeri Cezaevi’nde, açlık grevi yapanlardan 16’sı hastaneye kaldırıldı.
30 Temmuz 1982 - Mehmet Yurdadön, Finlandiya'da yapılan 10 bin metre yarışmasında altın madalya kazandı.
30 Temmuz 1995 - Çeçenistan ile Rusya arasındaki savaşa son veren bir dizi anlaşma Grozni’de imzalandı.
30 Temmuz 1998 - Üniversite sınavlarının tek basamaklı olması, YÖK Genel Kurulu’nda onaylandı.
30 Temmuz 2002 - Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Ruanda arasında, Orta Afrika`da istikrarsızlığa ve milyonlarca kişinin ölümüne yol açan savaşı sona erdirme çabasıyla barış anlaşması imzalandı.
30 Temmuz 2008 - Anayasa Mahkemesi tarafından Adalet ve Kalkınma Partisine açılan kapatma davası reddedildi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

30 Temmuz 1511 - Giorgio Vasari, İtalyan ressam, yazar, tarihçi ve mimar (ö. 1574)
30 Temmuz 1751 - Maria Anna Mozart, Avusturyalı piyanist (Wolfgang Amadeus Mozart'ın ablası) (ö. 1829)
https://youtu.be/3S2e4qDOhhs
30 Temmuz 1818 - Emily (Jane) Brontë, İngiliz edebiyatçı (ö. 1848)
30 Temmuz 1863 - Henry Ford, Amerikalı otomobil üreticisi (ö. 1947)
30 Temmuz 1898 - Henry Moore, İngiliz heykeltıraş (ö. 1986)
30 Temmuz 1922 - Turhan Selçuk, Karikatürist (ö. 2010)
30 Temmuz 1931 - Brian Clemens, İngiliz senarist, yapımcı ve yönetmen (ö. 2015)
30 Temmuz 1939 - Güneri Cıvaoğlu, Gazeteci ve yazar.
30 Temmuz 1947 - Arnold Schwarzenegger, Avusturya asıllı Amerikalı sinema oyuncusu, sporcu ve siyasetçi.
30 Temmuz 1948 - Jean Reno, Fransız aktör.
30 Temmuz 1961 - Laurence Fishburne, Amerikalı film yapımcısı, yönetmen ve aktör.
30 Temmuz 1963 - Lisa Kudrow, Amerikalı oyuncu.
30 Temmuz 1968 - Cengiz Küçükayvaz, Oyuncu.
30 Temmuz 1970 - Christopher Nolan, İngiliz film yönetmeni.
30 Temmuz 1973 - Ümit Davala, Futbolcu.
30 Temmuz 1974 - Hilary Swank, Amerikalı sinema oyuncusu ve iki Akademi Ödülü sahibi.
30 Temmuz 1975 - Cherie Priest, Amerikalı yazar.
30 Temmuz 1982 - Nesrin Cavadzade, Azerbaycan asıllı dizi ve sinema oyuncusu.
30 Temmuz 1982 - Yvonne Strahovski, Avustralyalı aktris.
30 Temmuz 1984 - Gupse Özay, Oyuncu ve senarist.
30 Temmuz 1999 - Joey King, Amerikalı çocuk oyuncu ve pop müzik şarkıcısı.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

30 Temmuz 1898 - Otto von Bismarck, Alman devlet adamı (d. 1815)
30 Temmuz 1912 - İmparator Meiji, Japon İmparatoru (d. 1852)
30 Temmuz 1916 - Albert Ludwig Sigesmund Neisser, Alman tıp doktoru (frenginin etkenini bulan) (d. 1855)
30 Temmuz 1975 - Jimmy Hoffa, Amerikalı işçi sendikası lideri (d. 1913)
30 Temmuz 1990 - Hüseyin Peyda, Sinema oyuncusu (d. 1919)
30 Temmuz 1996 - Claudette Colbert, Amerikalı aktris (d. 1903)
30 Temmuz 1997 - Bao Dai, Vietnam İmparatoru (d. 1913)
30 Temmuz 2006 - Duygu Asena, Gazeteci ve yazar (d. 1946)
30 Temmuz 2007 - Ingmar Bergman, İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni (d. 1918)
30 Temmuz 2007 - Michelangelo Antonioni, İtalyan film yönetmeni (d. 1912)
30 Temmuz 2012 - Maeve Binchy, İrlandalı gazeteci, kısa öykü yazarı ve romancı (d. 1940)
30 Temmuz 2015 - Pervin Par, Sinema oyuncusu (d. 1939)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve olabildiğince keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Perşembe.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?