Ayasofya'da namaz nasıl kılınır

Evet bugün herhangi bir Cuma mı sanmıştınız? Yanıldınız!

Bugün sıradan bir Cuma değil...
Bugün dünyanın yaşadığı corona-19 virüsünün hayatımıza girişinin 320. günü. Bu hastalıktan hala ölümlerin sayısı dünya genelinde de, Tükiye'de de çok yüksek hatta dehşet verici. 
Hala bu virüsten insanlar ölüyor, hala bu virsüsten insanlar hasar görüyor...
Bugünün tablosuna bakmamız gerekirse hala ülkemizde 18 ölü sayısı 1248 yoğun bakım hastamız ve 379 entübe yani yarı ölü sayabileceğimiz vaka sayımız var. 
Corona-19 virüsü hala ne dünyayı ne de ülkemizi terketmedi...
Bunun yanında sağlık çalışanlarımızın hepsi hala çok büyük risk altında...

Demiştim ya bugün sıradan bir Cuma değil...
Bugünün en önemli olmasını gerektiren bir başka konu ise tarihte tam da bugün Lozan Antlaşması imzalandı...
Evet bugün 24 Temmuz 2020 Lozan Antlaşması'nın 97. Yılı... 
24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması niçin bizim için çok önemli ve değerli...size bunu maddeler halinde sunmaya çalışacağım...
Sunmaya çalışacağım çünkü Lozan BARIŞ Antlaşması Türkiye Cumhuriyet'nin kurucusu anlaşması olarak tarihe geçmiştir...

Lozan Antlaşması'nın maddeleri 
Lozan Antlaşması 143 maddeden oluşur. 143 maddenin en önemli konuları:

- Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının belirlenmesi

- Osmanlı Devleti'nden kalan borçlar

- Boğazlar meselesi

- Savaş tazminatı

- Azınlıkların durumu

- Kapitülasyonlar

- Patrikhane

- Yabancı okulların durumu

(Vikipedia'dan alıntıdır...)

Türkiye-Suriye Sınırı: Fransızlarla imzalanan  Ankara Anlaşması'nda çizilen sınırlar kabul edilmiştir.
Irak Sınırı: Musul üzerinde antlaşma sağlanamadığı için, bu konuda Birleşik Krallık ve Türkiye Hükûmeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı. Bu anlaşmazlık Musul Sorunu'na dönüşmüştür.
Türk-Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi.
Adalar: Midilli, Limni, Sakız, Semadirek, Sisam ve Ahikerya adaları üzerinde Yunan hakimiyeti hususunda Osmanlı Devleti'nin imzalamış olduğu 1913 tarihli Londra Antlaşması ve 1913 tarihli Atina Antlaşması'nın adalar hakkındaki hükümleri ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunanistan'a bildirilen karar, adaların askeri gayelerle kullanılmaması şartıyla aynen kabul edilmiştir. Anadolu kıyısına 3 milden az mesafede bulunan adaların ve Bozcaada, Gökçeada ile Tavşan Adaları üzerindeki Türk hakimiyeti kabul edilmiştir.[8]
Osmanlı Devleti tarafından Uşi Antlaşması ile 1912 yılında İtalya'ya geçici olarak bırakılan On İki Ada üzerindeki bütün haklardan on beşinci maddeyle İtalya lehine feragat edilmiştir.[9]

Türkiye-İran Sınırı: Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasında 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na göre belirlenmiştir.
Kapitülasyonlar: Tamamı kaldırıldı.
Azınlıklar: Lozan Barış Antlaşması'nda azınlık, Müslüman olmayanlar olarak belirlenmiştir. Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Antlaşmanın 40. maddesinde şu hüküm yer almıştır: "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla aynı işlemlerden ve aynı güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır."[10] Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri kararlaştırıldı.
Savaş tazminatları: İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı nedeniyle istedikleri savaş tazminatlarından vazgeçtiler. Türkiye, tamirat bedeli olarak Yunanistan'dan 4 milyon altın talep etti[11] ancak bu istek kabul edilmedi. Bunun üzerine 59. maddeyle Yunanistan savaş suçu işlediğini kabul etti ve Türkiye tazminat hakkından feragat etti ve sadece savaş tazminatı olarak Yunanistan, Karaağaç bölgesini verdi.[12]
Osmanlı'nın borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen bölümün taksitlendirme ile Fransız frangı olarak ödenmesine karar verildi. Düyun-u Umumiye idare heyetinde bulunan yenik Alman İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu devletlerinin temsilcileri idare kurulundan çıkartılmış ve kurumun faaliyeti devam ettirilerek antlaşmayla birlikte yeni görevler verilmiştir. (Lozan Barış Antlaşması madde 45,46,47...55, 56).
Boğazlar: Boğazlar, görüşmeler boyunca üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir.[13]
Yabancı okullar: Eğitimlerine Türkiye'nin koyacağı kanunlar doğrultusunda devam etmesi kararlaştırıldı.
Patrikhaneler: Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin Osmanlı Devleti zamanındaki bütün ayrıcalıklarının kaldırılarak sadece dinî işleri yerine getirmek şartıyla ve bu hususta verilen sözlere güvenilerek İstanbul'da kalmasına izin verildi. Ancak antlaşma metnine patrikhanenin statüsü hususunda tek bir hüküm konulmadı.[14]
Kıbrıs: Osmanlı Devleti Ruslara karşı İngilizleri yanına çekebilmek için 1878 yılında Kıbrıs'taki hakları saklı olmak şartıyla geçici olarak Kıbrıs'ı Birleşik Krallık idaresine vermişti. Birleşik Krallık I. Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine 5 Kasım 1914'te Kıbrıs'ı topraklarına kattığını resmen açıkladı. Osmanlı Devleti bu kararı tanımadı. Türkiye Lozan Antlaşması'nın 20. maddesiyle Kıbrıs'taki Birleşik Krallık egemenliğini kabul etti.[15]

İşte Tarihte bu kadar büyük bir antlaşmanın bugün tam da 97. Yılını kutluyoruz. 
Anıtkabir kapıları kapalı...
Neden? 
Yaşadığımız pandemiden dolayı Anitkabir'in bugün dezenfekte edilmesi gerekiyor...
Gün çok önemli...
Tarihimizin en büyük antlaşmasının 97.yılı ve Anıtkabir böyle önemli bir günde kapalı...

Türkiye nasıl günlerden geçiyor hepimiz farkındayız ama derin bir sessizliğin içinde hepimiz susuyoruz...
Niçin? 
Çünkü bugün koskoca Ayasofya Camii namaza açıldı...
Gündemimizin Ayasofya'da kılınan namaz olması gerekiyor...
Niçin?
Çünkü öyle olması isteniyor...
Kameralar, basın, medya Istanbul halkı hatta ve hatta bu namaza katılmak için başka illerden gelen insanlarımız da herkes her şey hepimiz bütün kalbimiz beynimiz algılarımız Ayasofya'da kılınacak öğle namazında...
Niye? 
Çünkü herşey bugüne göre planlanmış çünkü herkes bugün Ayasofya'da kılınacak camiiye gönlünü adamış.
E peki daha önce bu camii de hiç mi namaz kılınmamış, kapalı mıymış namaza bu camii?... yoooo... kılınıyormuş...
Ee peki gündemi bu denli kaplayacak kadar önemli ne oluyor bugün Ayasofya'da?
Vala bence bunu oraya giden bir kişi dahi bilmiyor...!
Sadece Ayasofya'da Cuma namazı var denildi gittik ve tabii Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'da oradaydı ve Kur'an okudu...
Bu çok önemliydi...
Milletimiz adına yapılan en önemli hareketlerden biriydi Bugünün ehemmiyeti çok büyük...
Ne oldu?
Ayasofya Camii'nde bugün binlerce kişi Cuma namazı kıldı...
Ama Ayasofya'da corona-19 a karşı alınan hiçbir önlem yoktu da Anıtkabir'de niçin tam da Lozan Antlaşması'nın 97. Yildönümünde dezenfekte günü ilan edilmişti?

Gündem Ayasofya olması için günlerdir uğraşıldı ve sonuç Ayasofya'da namaz kılındı ama Anıtkabir'e girişler bugün dezenfekte çalışması nedeniyle tüm insanlığa kapatıldı...

Aslında kapatılan özgürlüklerimiz, aslında bugün kapatılan gözlerimiz, aslında bugün kapatılan inançlarımız ve en büyük acı bugün kapatılan bağımsızlığımız oldu...

Türkiye'nin ekonomi de hiçbir sıkıntısı yok, insanlarımız refah şekilde yaşamakta, virüs derdimiz ortadan tamamen kalktı, bizim sadece ama sadece Ayasofya'dan yana eksikliğimiz vardı...
Ve işte bugün bu eksikliğimizi de ortadan kaldırdık...
Yarın çok güzel olacak...her şey çok güzel olacak...

Bugünün kıymetini, değerini, ehemmiyetini lütfen unutmayın...
Unutmayın ki bir gün gelip hesap sorulacaksa o hesap gününde bugünün de hesabı sorulmalıdır...

Ne mutlu Ayasofya Camii'nde kılınan namaza...
Ne mutlu Türk'üm diyene...

Hepiniz sağlıcakla kalın
Hoşçakalın

Burçin Yarkent

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burçin Yarkent - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

04

Abdurrahim Çokgüngör - Bu yazınızı okuyunca Türkiye’de milli birlik ve idealin olmadığını bir kez daha anladım. Bu bölünme yeni değil. Kökü 1808 ve 1826 ile 1839’da oluşmuş ve 1909 sonrası belirgin bir hale geldikten sonra Lozan ile zirve yapmıştır. Lozan bir milletin mazi ve tarihi ile milli ve manevi değerlerinin batı vesayetinin dayatması ile çöpe atılmasının tescilidir. Ve muhteşem milli mücadelenin bırakın Osmanlı mülkünü geri alınması bir yana misak-ı milli hedefine erişemediği gibi tam istiklali sağlayamamıştır. Makul sebepleri olabilir. Ama 1926’ta ortaya çıkan tek parti rejimi, batı vesayetinin isteklerinin dayatma ile yerine getirileceğinin işareti oldu. Ve sonra düzinelerce milli ve tarihi kimliğin tahribi sergilenir. Ayasofya bunun somut bir örneğidir. Ayasofya Türk devletinin kılıç hakkını temsil etmesi kadar hem mazi hem istikbale bakan çok önemli bir dini anlamı vardır. Bunu yazmayacağım. Yakında her kes görecek. Ayasofya’nın müze adı altında bir nevi puthaneye dönüşü ile ilgili gerçeği ilk kez Necip Fazıl Kısakürek’in 1950 yılının sonunda kaleme aldığı bir yazıda Lozan’da esas meselenin iç yüzünü anlatır. Kısaca Lozan yeni rejimin İslam ile bağlarını koparmasının dayatılması anlaşmasıdır. Lozan’da Türk heyetine kapalı kapılar arasında gizli kalan budur. Bu devir 24 Temmuz 2020 günü kapandı. Yani tam istiklal geldi, mesele kapandı. Millet bu ülkenin tek hakimidir. Onun istek ve kararlarına saygılı olmak esastır. Şu unutulmamalı, İslam'dan imandan sonra en büyük hakikat namazdır. Bu Ayasofya'da icra edildiği gün Kur'an'ın vurguladığı Türkiye'nin tarihte ikinci yükselişinin başlayacağı müjdesinin startıdır. İstanbul'un fethinin tarihte iki kez olacağı belirtilmiştir. Somuncu Baba-Hacı Bayram bile bunu keşfen müjdeledi. Ve gerçek oldu. Hayırlı olsun. Kevser Suresi bir manada İstanbul'a fethi için de bakar. Kevser çok hayrı var anlamında. Korkmayın. Keyfini çıkarın. Türk İslam'ın en kalabalık milletinin adıdır.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 02:16
03

Erol Sayhan. - ELİNE, KALEMİNE SAĞLIK KIZIM.. KÖR GÖZLERİN, BİR AN ÖNCE GERÇEKLERİ GÖRMESİ, EN BÜYÜK DİLEĞİMDİR.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 25 Temmuz 17:46
01

Sevinç Özküçük - Burçin Yarkent hanım teşekkür ederim ben meraklı olduğumu zannediyordum sizin yazınızı okuduktan sonra çok az biliyormuşum ve üzgünüm bu gün ANITKABİR kapılarını kapattı ilaçlandı dendi pek çok şey elimizden gidiyor bence zavallı vatanım geri zekalı milletim ve din ile ilgileri olmayan Diyanet gönüldolusu sevgiler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Temmuz 00:30


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?