Ayasofya davetli listesi


Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz geldi.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Trafik polisi Temel, sarışın bir bayan sürücüyü durdurur ve ehliyetini sorar. Kadın çantasını kucağına alıp aramaya başlar; ancak uzun süre geçmesine rağmen bir türlü aradığı şeyi bulamaz.
Temel beklemekten bunalır ve sabırsız bir ifadeyle kadına söylenir:
-"Hanımefendi, aradığınızı bulamadığınız anlaşılıyor. Üzerinde kendi resminizin olduğu şeyi göstereceksiniz, acele edin lütfen."
Kadın bu uyarı üzerine telaşlanır ve kısa bir süre sonra "Hah, buldum" diye sevinçle çığlık atıp çantasındaki makyaj aynasını Temel'e uzatır. Temel aynayı ciddiyetle inceler ve kadına dönüp kibar bir ifadeyle konuşur:
-"Buyrun belgenizi hanımefendi. Özür dilerim, polis olduğunuzu söyleseydiniz durdurmazdım sizi.”

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

“Geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.” demiş #NazımHikmet

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Kireçli duş başlığını sirke ile doldurulmuş bir buzdolabı poşetinde bir gece bekletin. Ertesi gün kireçlerin çözüldüğünü göreceksiniz.”
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmeniz gereken bir bilgi vereyim sizlere:

Bol bol su tüketmenin yan etkisi “MUTLULUK”tur. Yanlış duymadınız; bol su tüketen insanlar daha mutlu olurlar ve bu suyun yan etkisidir.

“Günün Şairi” olarak 9 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Didem Madak’ı seçtim bugün. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Didem Madak 8 Nisan 1970’de İzmir’de dünyaya gelmiş. Şiirlerinde ismi sıklıkla geçen kız kardeşi Işıl ise ondan 6 yıl sonra. Işıl, Didem için yalnızca bir kardeş değil; aynı zamanda bir oyun arkadaşı da olmuş. Anlayacağınız çocukluğunun, hatta belki de hayatının en güzel yıllarını Işıl dünyaya geldikten sonra ve annesi Füsun hâlâ hayattayken yaşamış. Diğer bir deyişle; Füsun’un yanı başında, kız kardeşiyle evcilik oyunları oynamakmış mutluluk onun için. Ama o zamanlar bu gerçeğin farkında değilmiş.
13 yaşına geldiğinde ise yıllardır süren güzel bir rüyadan uyanmış gibi acının ne demek olduğunu öğrenmiş Didem. Bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağı gerçeğini, daha çocuk yaştayken tanıştığı ölüm ona açıkça göstermiş. İçindeki eksikliği ne yapsa da dolduramayacağını, 38 yaşında kolon kanserinden hayatını kaybeden annesi Füsun’un acısını hiçbir şeyle dindiremeyeceğini, o gittiğinde anlamış.

Sonrasında kız kardeşi Işıl’la birlikte babasının yanında farklı bir hayata başlamış eksik kalarak. Füsun’un yokluğu onun ruhunda kapanması mümkün olmayan yaralar açsa da bir şekilde yaşamış. Ve tam da bu sıralar, Madak kardeşler hayata tutunmaya çalışırlarken, teyzeleri onları yepyeni bir dünyayla tanıştırmış. Daha doğrusu, anneleri Füsun’muş onları bu dünyaya sürükleyen. Zira Hale Hanım, çocuklara Füsun’un gençliğinde dönemin ünlü şairlerinin şiirlerini yazmış olduğu defterini vermiş. İşte bu defter, Didem ile Işıl’ın şiir ve edebiyatla tanışmasını sağlamış.
Ardından merakları Hale Hanım’ın 25 yıllık Varlık dergisi koleksiyonuyla daha da artmış. Takvim yaprakları ilerlerken, liseden mezun olmuş Didem Madak. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi’ne başlamış. Ama okulun ilk senesinde aynı üniversitede okuyan erkek arkadaşıyla evlenerek eğitimini yarıda bırakmış. Ne yazık ki gençlik telaşıyla yapılan bu evlilik çok uzun sürmemiş ve çift birkaç sene içinde boşanmış.

Boşandıktan sonra bir apartmanın rutubet kokulu bodrum katına taşınan Didem Madak, burada ilk kez kalemi eline almış ve yazmaya başlamış. Annesine duyduğu özlemini, eksikliğini ve iç dünyasını dizelere döktükçe dökmüş. Yalnızlığını şiirleriyle paylaşan Didem Madak, öylece içinden geldiği gibi oynamış kelimelerle.
Bir kitap çıkarma ya da ünlü olma gibi heveslerden çok uzakta, kendisi için, annesiyle konuşmak için yazmış. Ve bodrum katında yaşadığı yıllarda “Grapon Kağıtları” kitabında yer alacak en güzel şiirlerine imza atmış şair ruhlu kadın. Sonrasında yaklaşık 3 yıl boyunca örtünmüş Didem Madak. Bu sırada çıkan afla okuluna geri dönmüş ve tasavvufla ilgilenmiş. Pardösüsünün içinde kaybolmuş, kayboldukça daha çok kaybolmak istemiş.

Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Ah’lar Ağacı’nı yazmaya başlamış. Şiirlerini çok beğenen kardeşi, bu dönemde ablasına bir yarışmadan bahsetmiş; ama Didem yarışmayla da, ödülle de ilgilenmemiş. Fakat Işıl, ablasının şiirlerini toparlayarak dosyayı yarışmaya göndermiş ve Didem Madak ödülü kazanmış. Ve o gün örtüsünü çıkaran Madak, hayatındaki önemli isimler arasında yer alacak Zeynep Köylü ile tanışmış.

Ardından İstanbul’a taşınan Didem Madak, 2002 yılında “Ah’lar Ağacı”, 2007’de de “Pulbiber Mahallesi” isimli eserlerini yayımlatmış. 2005’te de yaklaşık 10 yıl boyunca siyasi mahkum olarak hapis yatmış olan Timur Çelik’le evlenmiş. 3 yıl sonra bir kız çocukları olmuş çiftin. Ve adını Füsun koymuşlar. Kızı dünyaya geldikten sonra şiir yazamayan Didem Madak’ın mutluluğu ne yazık ki çok uzun sürmemiş.
Zira o da annesi gibi genç yaşta kansere yakalanmış. 24 Temmuz 2011’de de 41 yaşındayken kolon kanseri yüzünden hayata veda etmiş ve ardında 3 yaşında kızını bırakarak Edirnekapı Mısır Tarlası Mezarlığı’na defnedilmiş. Anlayacağınız; Didem Madak ne anneyken, ne de çocukken Füsun’larına doyamamış.

Füsun’la başladığı hikayesi yine Füsun’la sona ermiş bir şair Didem Madak! Üç şiir kitabı olmasına rağmen edebiyat dünyasında ve okurlarının yüreğinde iz bırakmayı başarmış. Şair olma hevesiyle değil de yalnızlığını az da olsa giderebilmek, acılarını anlatabilmek ve özgürleşebilmek için yazmış.

Madak’ın bir nevi hayat hikayesi niteliğindeki şiirleri, hem ülkemizde hem de yurt dışında büyük beğeni toplamış. Ayrıca Madak’ın “Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!” isimli şiiri “New European Poets” antolojisinde Türkiye’yi temsil etmektedir.

ESERLERİ
ŞİİR
Grapon Kağıtları (2000)
Ah’lar Ağacı (2002)
Pulbiber Mahallesi (2007)

Bir şiirini sizlerle paylaşarak ruhunu ışıtmak istiyorum:

ÇİÇEKLİ ŞİİRLER YAZMAK İSTİYORUM BAYIM!

                 "Zenciler prensesi olacağım. 
                  Hayat işte asıl o zaman başlayacak"                                           Pippi Uzunçorap

Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi
Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
Karanlıkta oturuyorum. Işıkları yakmıyorum.
Çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
Acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
Bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
Bir yağsam pahalıya malolacağım.
Ben bir bodrum kat kızıyım bayım
Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
Fakat korkuyorum. Birazdan da
Kırk üç numara ayakkabılarınızla
Bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
Bu iyi olmaz bayım!
"Gün akşam oldu" diyorum
Ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
Cam kırıkları yiyorlar
Rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
Rengârenk yap-boz parçacıkları
Anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
Hayır, sanırım sabahı bekleyemem
Bilmiyorum.
İnsanlar rüyalarını acilen anlatmalı.
On dört yaşındaydı ruhum bayım
Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
Protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
O ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
Sinemalarda da "organzm gıcırtıları" oynuyordu.
Kaçmaya çalıştım. Olmadı.
Bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
Ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
Neyse işte
Ben her filmi hatırlarım
Sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
"Sofi'nin tercihini" seyrederken çok ağlamıştım.
Öpüşen Guramilerle ilgili bir film yapsalar
Onu da mutlaka hatırlardım.
İnsan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
Hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
Bir "eşya toplayıcısıyım" bayım.
Büyük gemiler de yok artık bayım
Büyük yelkenler de
Büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
İşte az önce bir karabatak daldı suya
Bir süredir kayıp
Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
Kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
Bir gül, bir güle derdi ki görse
Yalan söylüyorum
Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım.

#DidemMadak

İnternet haber sitelerinin dünkü yayın akışından seçtiklerimi paylaşacağım bugün sizlerle:
 
Bugün kılınacak Cuma namazıyla #Ayasofya ibadete açılıyor.
 
GÜNDEMİMİZ AYASOFYA

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli, camii statüsüne geçmesinin ardından yarın Cuma namazı kılınacak olan Ayasofya'da incelemelerde bulundu. 
Erdoğan ve Bahçeli'nin ziyareti sırasında Ayasofya'ya "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi" tabelası asıldı.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya Camii'nde yarın kılınacak cuma namazı için siyasetçiler, milletvekilleri, bürokratlar, yabancı devlet ve din adamlarının da aralarında bulunduğu 500 kişiye davetiye gönderdi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ilk namaz için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i de davet etti.

Kemal Kılıçdaroğu, gelen davete teşekkür etti ancak sibadetin kameralar önünde gerçekleştirilmesini hiçbir zaman doğru bulmadığını ifade ederek katılmayacağını bildirdi.
Korumasının koronavirüse yakalanmasının ardından ardından karantina süreci devam eden Akşaner’in katılıp katılamayacağına doktorlarının karar vereceği, doktorların onay vermesi durumunda Akşener’in de Ayasofya'daki cuma namazına katılacağı bildiriliyor.

“Davet gelirse 24 Temmuz'da Ayasofya'ya namaza giderim” diyen CHP'li Muharrem İnce'ye de davetiye gitti.
Uzun bir süre yandaş medyanın ‘'Namaz kılmak için davete ihtiyaç yok, namazın protokolü de olmaz” eleştirilerine maruz kalan İnce'ye, Başkanı Erbaş da ‘'İsim isim herhangi bir davet söz konusu değildir. Ezan bütün Müslümanlar için, bütün camilere umumi davet anlamı taşır. Dolayısıyla bütün kardeşlerimizi biz ezanla davet ediyoruz” demişti.
Erbaş'ın davetiye göndermesinin ardından İnce, ‘'Hani davet yoktu'' diye sordu.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Meclis’te grubu bulunan partilere ve milletvekillerini Ayasofya’nın açılışına davet ederken, HDP ve 2 milletvekili bulunan TİP, 1 vekili bulunan DBP'ye davetiye gönderilmediği öğrenildi.

İBB Başkanı Ekremi İmamoğlu, Ayasofya’nın ibadete açılmasının ardından yarın kılınacak ilk cuma namazı için Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan kendisine davet gelmediğini açıkladı.
İmamoğlu, "Davetiye gelmedi. Bugüne kadar hangi bakanlık ya da devletin hangi kurumu İstanbul’da açılış ya da tören yaptıysa bana davet gelmedi" dedi.
Soru/Yorum: İstanbul halkının takdiriyle Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’na Ayasofya da dahil olmak üzere açılış, tören vb. için devletten davet gelmemesi; devletin İstanbul halkının iradesini yok sayması değil midir?

Gazeteci Süleyman Özışık'ın Ayasofya için davet aldığını sosyal medyadan açıklaması üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı'na ulaşarak davetli gazetecilerin listesini istedik. Davetli gazetecilerin listesini paylaşamayacaklarını belirten Diyanet yetkilileri ise "Davet edilecek gazetecilerin listesi bize Cumhurbaşkanlığı'ndan gönderildi. Oradaki akreditasyon listesine göre hazırlanan bir liste. Daveter de bu listeye göre yapılıyor" bilgisini paylaştı. 

Yurtdışından Ayasofya tepkileri
Yunanistan Kilisesi, Ayasofya Camisi’nin ibadete açılacağı 24 Temmuz Cuma gününü “yas günü” ilan etti.
Ayasofya Camii'nde ilk namazın kılınacağı 24 Temmuz'da, Yunanistan'da bayraklar yarıya indirilip matem tutulacak. Kararla birlikte 24 Temmuz'da Yunanistan'daki tüm kiliselerdeki çanlar Ayasofya için çalacak, bayraklar Ayasofya için indirilecek.
Atina Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Yunan Kilisesi lideri Atina Başpiskoposu Yeronimos, “24 Temmuz Ortodoksluk, Hıristiyanlık ve Helenizm için yas günüdür” dedi ve 1453 yılında İstanbul’un Osmanlı tarafından fethi sırasında Bizanslıların okudukları duaların o gün tüm kiliselerde okunacağını söyledi.
Atina Başpiskoposu, “dünyanın büyük ülkelerinin kendi çıkarları uğruna” Türkiye’nin kararına tepki göstermemesini de eleştirdi.

Bulgar Ortodoks Kilisesi Sinodu, Ayasofya'nın müze ve UNESCO Dünya Kültür Mirası statüsünün korunması yönünde talepte bulundu.
Kilisenin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada şöyle denildi:
"Hıristiyanlığın bin yıllık kutsalı ve Ortodoksluğun manevi merkezi olan bu tapınak her Hıristiyan kalp için çok değerli ve tüm insanlık için olağanüstü bir kültürel değeri temsil ediyor. Bu nedenle tüm Ortodoks kiliseleri, devlet yöneticileri ve uluslararası kuruluşların Ayasofya’nın müze ve UNESCO Dünya Kültür Mirası statüsünün korunması çağrılarına katılıyoruz."
Açıklamada ayrıca, "Türk makamlarına, dinler arası ve iyi komşuluk ilişkileri adına bu önemli meselenin çözümünde iyiniyet ve sağduyu çağrısı yapıyoruz" ifadelerine yer verildi.

Korona haberlerine gelince:
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca:
“İyileşen sayımız vaka sayısından 238 fazla. 1 Hazirandan bugüne COVID-19 sebebiyle kaybettiğimiz 1.043 hasta içinde 65 yaşından küçük olanların sayısı 136. Son 3 gün vaka sayısı en çok artan iller: Ankara, Konya, Şanlıurfa, Batman, Adana, Kayseri, Erzurum.”

Yoğun bakım sayısında artma, entübe hasta sayısında azalma var bugün.
 
22 Temmuz:

1244 Yoğun bakım
381 Entübe hasta
23 Temmuz:

1251 Yoğun bakım
378 Entübe hasta
 
Bugünkü test sayısı: 43343
Yeni vaka sayısı: 913
Vaka sayısının 1000’in altına düşüşünün devam etmesi iyi.
Yapılan test sayısının vaka sayısına oranı dün 2,07 iken bugün 2,10 ile artmış. Ve bu oran hâlâ % 2’nin üzerinde. Yani her 100 kişiden ikisinde virüs tespit ediliyor.
 
Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Yurdumuzda ve dünyada hangi özel günler var bugün, bir bakalım:

#BasınBayramı (Türk basınında sansürün kaldırılmasının yıldönümü)
Osmanlı İmparatorluğu zamanında çıkan tüm gazeteler sansür memurlarının kontrol ve denetiminden geçtikten sonra yayınlanıyordu. Türk basınında sansürün ilk uygulandığı tarih ise 10 Mayıs 1876’dır. 24 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet yürürlüğe girdikten sonra bu uygulamaya son verilmesi günümüzde “sansürün kaldırılması” olarak adlandırılmaktadır. 10 Haziran 1946 yılında kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir basın günü oluşturmayı planlamıştır. Türkiye’de ilk gazetenin çıkış tarihine göre düzenlenmesi planlanan bu güne “Basın Bayramı” adı verilecektir. Ancak ilk gazete konusunda çeşitli görüşler bulunduğundan dolayı bir görüş birliği sağlanamamış, daha sonra Falih Rıfkı Atay tarafından bayramın her yıl 24 Temmuz tarihinde kutlanılması fikri ortaya atılmış ve kabul edilmiştir.
Türkiye’de Basın Bayramı özellikle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önderliğinde Bâb-ı Âli ile kutlanmakla birlikte, her il ve bazı ilçelerde de Basın Bayramı ayrı ayrı kutlanmaktadır. Basın Bayramında pek çok siyaset adamı, rektörler ve bazı belediye başkanları tarafından bildiri yayınlanmaktadır. Bildirilerde Basın Bayramının önemine değinilerek, özellikle Türk basınındaki sansür ile ilgili konular bu bildirilerde yer almaktadır.

“Basın Bayramı’mız kutlu olsun” diyecektim de, diyemedim nedense...

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

24 Temmuz 1823 - Şili'de kölelik yasaklandı.
24 Temmuz 1866 - Tennessee, Amerikan İç Savaşı sonrasında birliğe tekrar kabul edilen ilk eyalet oldu.
24 Temmuz 1901 - Yazar O. Henry, zimmet suçundan Austin, Texas'ta üç yıl kaldığı hapishaneden iyi hal nedeniyle salıverildi.
24 Temmuz 1908 - II. Meşrutiyet'in ilanı: 29 yıldır askıda olan Osmanlı Anayasası yeniden yürürlüğe girdi.
24 Temmuz 1911 - Hiram Bingham III, Machu Picchu'yu (İnka'ların kayıp şehri) yeniden keşfetti.
24 Temmuz 1915 - Chicago'da yolcu gemisi battı; 845 kişi öldü.
24 Temmuz 1923 - Günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı.
24 Temmuz 1936 - İspanya İç Savaşı: İspanya Hükümeti, iç savaş nedeniyle Dünyadan yardım istedi.
24 Temmuz 1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz ve Kanada uçakları geceleri, ABD uçakları ise gündüzleri Hamburg'u bombaladı. Kasım'da operasyon bittiğinde; 9.000 ton patlayıcı kullanılmış, 30.000 den fazla insan ölmüş ve 280.000 bina yıkılmış olacaktı.
24 Temmuz 1950 - Gazeteciler Cemiyeti, sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti.
24 Temmuz 1955 - Ekrem Koçak, 800 metrede Akdeniz Oyunları rekoru kırarak birinci oldu.
24 Temmuz 1958 - Türkiye’nin Kıbrıs’a asker gönderme önerisini, Birleşik Krallık reddetti.
24 Temmuz 1960 - Basın Ahlak Yasası imzalandı.
24 Temmuz 1967 - 11 Mayıs’ta greve giden ve haklarını almak için Ankara’ya yürüyüşe geçen Manisalı 90 temizlik işçisi, 930 kilometre kat ederek Ankara’ya vardı.
24 Temmuz 1968 - Polisin İstanbul Teknik Üniversitesi Yurdu’nu bastığı sırada dövdüğü gençlerden Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu, sekiz gün komada kaldıktan sonra öldü.
24 Temmuz 1974 - Yunanistan’da yedi yıldır süren cunta yönetimi sona erdi; sürgündeki Konstantin Karamanlis, Hükûmeti kurmak üzere geri döndü.
24 Temmuz 1977 - Dört gün süren Libya-Mısır savaşı sona erdi.
24 Temmuz 1985 - Yeşilköy Havaalanı'na, Atatürk Havalimanı adı verildi.
24 Temmuz 2002 - Mümtaz Soysal'ın Genel Başkanlığında, Bağımsız Cumhuriyet Partisi (BCP) kuruldu.
24 Temmuz 2016 - Cumhuriyet Halk Partisi Taksim Mitingi'ni düzenledi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

24 Temmuz 1783 - Simón Bolívar, Güney Amerikalı devrimci lider (ö. 1830)
24 Temmuz 1802 - Alexandre Dumas, père, Fransız yazar (ö. 1870)
24 Temmuz 1803 - Adolphe Adam, Fransız besteci (ö. 1856)
https://youtu.be/xTkbqXmO60Q
24 Temmuz 1857 - Henrik Pontoppidan, Danimarkalı yazar (ö. 1943)
24 Temmuz 1860 - Alphonse Mucha, Çek ressam ve grafik sanatçısı (ö. 1939)
24 Temmuz 1897 - Amelia Earhart, Amerikalı havacı ve yazar (ö. 1938)
24 Temmuz 1922 - Namık Kemal Şentürk, Devlet adamı, bürokrat ve siyasetçi.
24 Temmuz 1925 - Hulki Saner, Senarist, yönetmen ve film yapımcısı (ö. 2005)
24 Temmuz 1929 - Gülriz Sururi, Tiyatro oyuncusu (ö. 2018)
24 Temmuz 1932 - Yıldız Moran, Fotoğrafçı, sözlük yazarı ve çevirmen (ö. 1995)
24 Temmuz 1936 - Dan Inosanto, Amerikalı dövüş sanatları hocası ve Bruce Lee'nin öğrencisi.
24 Temmuz 1940 - Ertuğrul Işınbark (Mandrake), İllüzyonist (ö. 2014)
24 Temmuz 1950 - Fehmi Koru, Gazeteci ve yazar.
24 Temmuz 1952 - Gus Van Sant, Amerikalı yönetmen ve müzisyen.
24 Temmuz 1956 - Mehmet Ali Aydınlar, İş adamı ve Türkiye Futbol Federasyonu'nun eski başkanlarından.
24 Temmuz 1961 - Jale Bekar, Türk pop müzik şarkıcısı.
https://youtu.be/JiSz3gAXyps
24 Temmuz 1969 - Jennifer Lopez, Ameriklı oyuncu, şarkıcı, dansçı ve moda tasarımcısı.
https://youtu.be/dly6p4Fu5TE
24 Temmuz 1969 - Uzay Heparı, Türk besteci ve yapımcı (ö. 1994)
https://youtu.be/vygvitVQspM
24 Temmuz 1972 - Burak Şendağ, Tango bestecisi, bandoneonist ve piyanist.
https://youtu.be/QnM2GuirT1U
24 Temmuz 1973 - Evren Duyal, Tiyatro ve sinema oyuncusu.
24 Temmuz 1977 - Serkan Kaya, Şarkıcı, besteci ve söz yazarı.
https://youtu.be/aw5BLagJ3io
24 Temmuz 1981 - Onur Şan, Şarkıcı.
https://youtu.be/Xwy9ZPgG4lk
24 Temmuz 1981 - Summer Glau, Amerikalı dansçı, sinema ve dizi oyuncusu.
24 Temmuz 1982 - Anna Paquin, Kanadalı oyuncu ve Akademi Ödülü sahibi.
24 Temmuz 1986 - Vügar Haşimov, Azeri satranç oyuncusu (ö. 2014)
24 Temmuz 1987 - Merve Sevi, Oyuncu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

24 Temmuz 1862 - Martin Van Buren, ABD'nin 8. Başkanı (d. 1782)
24 Temmuz 1927 - Ryunosuke Akutagava, Japon yazar (d. 1892)
24 Temmuz 1941 - Afife Jale, ilk Türk kadın tiyatro oyuncusu (d. 1902)
24 Temmuz 1957 - Sacha Guitry, Fransız aktör, yönetmen ve senarist (d. 1885)
24 Temmuz 1968 - Vedat Demircioğlu, İTÜ öğrencisi ve Türkiye'de 68 kuşağının ölen ilk ismi olan devrimci (d. 1943)
24 Temmuz 1974 - James Chadwick, İngiliz fizikçi ve Nobel Fizik Ödülü sahibi (d. 1891)
24 Temmuz 1980 - Peter Sellers, İngiliz aktör (d. 1925)
24 Temmuz 1984 - Jose Mauro de Vasconcelos, Brezilyalı yazar (d. 1920)
24 Temmuz 1990 - Agah Hün, Tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1918)
24 Temmuz 1991 - Isaac Bashevis Singer, Polonya asıllı Amerikalı yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1904)
24 Temmuz 1995 - Sadık Ahmet, Batı Trakya Türkleri'nin hakları için verdiği mücadele ile tanınan tıp doktoru ve siyasetçi ((d. 1947)
24 Temmuz 2002 - Adnan Yücel, Şair (d. 1953)
24 Temmuz 2004 - Bob Azzam, Lübnan asıllı Mısır doğumlu Fransız şarkıcı (d. 1925)
https://youtu.be/tUWPSbOOt4g
24 Temmuz 2011 - Didem Madak, Şair (d. 1970)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve olabildiğince keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Cuma.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?