Çoklu baro yasa teklifi komisyondan geçti


Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz geldi.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Hz. İsa bir gün çölde gezinirken ağlayan bir ihtiyar görmüş ve yanına yaklaşıp derdini sormuş. İhtiyar:
- “Kaybolan oğlumu arıyorum, ama artık umudu kesmek üzereyim.” deyince İsa yaşlı adama acımış ve:
- “Oğlunu beraber arayalım.” deyip sormuş: 
- “Peki, oğlunu tanıyacağımız bir işaret, bir iz var mı? Mesela doğum lekesi filan.”
İhtiyar:
- “Evet, oğlumun ellerinde ve ayaklarında çiviler vardı.” demiş.
Hz. İsa’nın gözleri dolmuş ve haykırmış:
- “Baba!..”
İhtiyar da haykırmış:
- “Pinokyo!..”

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

"İfade özgürlüğü var, ama ifade ettikten sonra olacakları tahmin edemem.” demiş
Diktatör #İdiAmin (*)
Nedense hiç yabancı gelmedi bu söz bana. Böyle bir ülke biliyorum sanırım. Adı dilimin ucunda, ama bir türlü anımsayamadım. Yaşlılık işte.

(*Teşekkürler #FahriKalın abime)

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Haşladığınız havucun rengini kaybetmemesi için kaynayan suyun içinden aldıktan sonra ,hemen soğuk suyun altına tutup birkaç dakika bu şekilde bekletin.”
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

“Bir balığın denizde dalabileceği en derin nokta 8.200 metredir.”
(Bugüne kadar en derine dalan balık ise 8.143 metre ile deniz salyangozuymuş.)
Daha derine dalan başka balıklar da yok mudur acaba? Yeryüzündeki bütün balıklar dalarken haber mi veriyorlar acaba araştırmacılara?

“Günün Yazarı & Şairi” olarak 27 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız değerli şair & yazar Rıfat Ilgaz’ı seçtim bugün. Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Rıfat Ilgaz, nüfus kaydı 24 Nisan 1911 olmakla beraber, annesinin anlatmasına göre doğum günü 1910 yılının Şubat ayına rastlamaktadır. İlkokula Cide’de başladı, Terme’de bitirdi. Ortaokula Kastamonu‘da başladı. Babasının vefatı nedeniyle liseden ayrılıp yatılı olan Muallim Mektebi’ne girdi. 1930′da mezun oldu.
1931 yılında Bolu‘daki öğretmenliği sırasında ilk eşi Nuriye Hanım’la tanışıp evlendi. 1932’de kızı Gönül doğdu. 1933 yılında askere alındıktan sonra ilk eşinden boşandı.

İlk şiirleri ile yazıları, Kastamonu‘da yayınlanan “Nazikter” ve “Açıksöz” dergileri ile “Güzel İnebolu”, “Güzel Tosya”, “Samsun” gazetelerinde çıktı. Kişisel duygularını yansıttığı ölçülü uyaklı bu dönem şiirlerini sonraki kitaplarına almadı.

1936 yılına kadar Bolu Gerede, Akçakoca, Gümüşova‘da ilkokul öğretmenliği yaptı. 1936’da Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümüne girdi ve 1938’de mezun oldu. İkinci eşi Rikkat Hanımla enstitüde tanıştı ve 1939’da evlendi. Bu evlilikten oğlu Aydın ve kızı Yıldız doğdu. Mezuniyetinden sonra Adapazarı‘na atanan Ilgaz, vereme yakalandığı için öğretmenlik yapamadan buradan ayrıldı ve İstanbul Yakacık Sanatoryumuna yattı. Bu arada İstanbul’a tayin oldu. Hem Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe öğretmenliği yapıyor, hem de fakültede felsefe okuyordu. 1943 yılında Karagümrük Ortaokulu’nda bir öğretmenle kavga ettiği için Nişantaşı’na sürüldü. Aynı yıl ağabeyinin de bulunduğu Tosya‘da deprem olunca oraya gitti ve daha sonra izlenimlerini gazete de yazdı. Ayrıca bir de bu deneyimi yansıtan “Tosya Zelzelesi” şiirini yazdı.

1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl 1940’ta Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Hasan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel‘le tanıştı. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı “Yarenlik” yayınlandı.
Ocak 1944’te yayınlanan “Sınıf” adlı şiir kitabı toplatıldı, 6 ay hapis yattı. Serbest bırakıldıktan sonra bir yıl öğretmenlik yaptı. Sağlığı da oldukça bozulan Ilgaz, Heybeliada Sanatoryumu’na yattı. Hapisten sonra öğretmenlik mesleğini sürdürmek istediyse de çeşitli baskı ve soruşturmalar karşısında 1946’da öğretmenlikten ayrıldı ve basın yaşamına atıldı. 1946 yılında öğretmenliğe kısa bir süreliğine dönse de, sonunda 1947’de temelli olarak bu şansı kaybetti. Bununla birlikte sanatoryuma yatabilme hakkını da kaybetmiş oluyordu. Eşi Rikkat Hanım’dan 1949 yılında ayrıldı. 1950’li yıllarda gazeteciliğe başladı. 1940 kuşağı yazarların eserlerine yer veren “Yürüyüş” dergisinin sorumlu yönetmenliğini üstlendi. Öğretmenliğe yeniden döndü, Boğazlayan-Yozgat‘a tayini çıktı. Verem hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumu’nda yattı. 1947 yılında Aziz Nesin‘le “Marko Paşa” dergisinin çıkarılmasına katıldı, yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 1950’li yıllarda gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler. 1952′de “Adembaba” isimli mizah dergisini çıkardı. Dolmuş, Taş, Karikatür, Şaka gibi dönemin ünlü mizah dergileriyle, Yeni Gazete’de yazılar yazdı. Ocak 1953’te “Devam” adlı şiir kitabı yayınlandı ve bu kitap da toplatıldı, kendisi tekrar cezaevine kondu. Aynı yıllarda çeşitli sanatoryumlarda verem tedavisi gördü. Yazı ve şiirlerinden ötürü yaklaşık 5,5 yıl hapis yattı.1952-1960 arasında Tan gazetesinde düzeltmen, dizgici ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan Selçuk ve İlhan Selçuk‘un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne ‘Stepne’ takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle ‘Stepne'(Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Asıl ününü 1959′da Türkiye’deki eğitim sistemini eleştirmek amacıyla yazdığı “Hababam Sınıfı” adlı kitapla kazandı. Çok tutulan ve tekrar tekrar basımı yapılan bu öyküler dizisi, tiyatro ve birçok kez sinemaya da uyarlandı.
1966’da Ilgaz’ın oyunlaştırdığı “Hababam Sınıfı” romanı Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu tarafından sahnelendi. Aynı oyun 1969 yılında İstanbul Tiyatrosu’nda sahneye kondu. Aynı yıl “Çatal Matal” oyunu da Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahnelendi.
1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir yayınlama özgürlüğüne kavuştu. Vatan, Demokrat İzmir, Yeni Gün, Yeni Ulus gazeteleri ile Akbaba dergisinde yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı aldı. 1970 yılında yazar Afet Hanım’la evlendi ve 1971’de kızları Defne doğdu. 1974’te emekli oldu. 1975’te Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti.
12 Eylül 1980 döneminde tekrar gözaltına alındı. 70 yaşında olmasına rağmen gözleri bağlanarak gerekçesiz sorguya çekildi ve bir aydan fazla gözaltında tutuldu. Tutukluluğu sona erince oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar İstanbul’da yaşadı. 1980 döneminde yaşadıklarını ‘Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra’ adlı kitabında anlatıya dönüştürdü. Oğlu ile birlikte Çınar Yayınları’nı kurdu. 7 Temmuz 1993 tarihinde İstanbul’da öldü.

1940′lardaki toplumsal gerçekçi şairler kuşağının en önemli temsilcisidir.
Rıfat Ilgaz’ın “Karartma Geceleri” adlı romanı Yusuf Kurçenli tarafından filme çekildi. Birçok ödül alan filmde başrolü Tarık Akan oynadı.
Cide, Kastamonu’da her yıl 7 Temmuz tarihinde Rıfat Ilgaz adına “Sarı Yazma Festivali” düzenlenmektedir.

ESERLERİ
Romanları:
1957 – Hababam Sınıfı
1959 – Pijamalılar (Bizim Koğuş)
1969 – Karadenizin Kıyıcığında
1972 – Halime Kaptan
1974 – Meşrutiyet Kırathanesi
1974 – Karartma Geceleri
1976 – Sarı Yazma
1981 – Yıldız Karayel
1984 – Apartıman Çocukları
1984 – Hoca Nasrettin ve Çömezleri
1987 – Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
1982 – Yokuş Yukarı
1986 – Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
1992 – Dördüncü Bölük
1957 – Radarın Anahtarı
1957 – Don Kişot İstanbul’da
1962 – Kesmeli Bunları
1962 – Nerde O Eski Usturalar
1962 – Saksağanın Kuyruğu
1965 – Şevket Ustanın Kedisi
1969 – Garibin Horozu
1972 – Altın Ekicisi
1972 – Palavra
1972 – Tuh Sana
1972 – Çatal Matal Kaç Çatal
1972 – Bunadı Bu Adam
1972 – Keş
1972 – Al Atını
1972 – Hababam Sınıfı Uyanıyor
1972 – Hababam Sınıfı Baskında
1972 – Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
1982 – Rüşvetin Alamancası
1983 – Sosyal Kadınlar Partisi
1983 – Çalış Osman Çiftlik Senin
1990 – Şeker Kutusu

Şiir kitapları:
1943 – Yarenlik (1946’da ikinci basımı yapıldı.)
1944 – Sınıf (Kovuşturmaya uğradı. 6 ay hapis yattı.)
1947 – Yaşadıkça (Toplatıldı.)
1953 – Devam (Toplatıldı.)
1954 – Üsküdar’da Sabah Oldu
1962 – Soluk Soluğa
1969 – Karakılçık
1971 – Uzak Değil
1974 – Güvercinim Uyur mu
1983 – Kulağımız Kirişte
1987 – Ocak Katırı Alagöz
1995 – Çocuk Bahçesi
1983 – Bütün Şiirleri (9 cilt olarak)
2004 – Bütün Şiirleri (1927-1991)

Çocuk kitapları :
Bacaksız Kamyon Sürücüsü
Bacaksız Okulda
Bacaksız Paralı Atlet
Bacaksız Tatil Köyünde
Bacaksız Sigara Kaçakcısı
Öksüz Civciv
Küçük Cekmece Okyanusu
Cankurtaran Yılmaz
Kumdan Betona
Çocuk Bahçesi(Şiir)

Sizlerle bir şiirini paylaşmak istiyorum:

PARMAKLIĞIN ÖTESİNDEN

Bu sefer bayrağını çekmiş vapur
Bizim Karadeniz'e gider.
Beni alıp götürmese de,
Alır, düşüncemi çocukluğuma götürür,
Çocukluğumun memleketine.
Kıyıcığında doğmuşum Kastamonu'nun
Fener fener bilirim Karadeniz'i.
Kahrını çekmişim yıldızının, poyrazının,
Ecel terleri dökmüşüm karayelinde.
Kim bilir ne haldedir,
Benim frengisiyle meşhur memleketim,
Şimdi ne halde ?
Ekmekleri mısır bazlaması mı,
Bulgurlu mancar mı hâlâ bayram yemekleri ?
Çok sıkıntı çektik Seferberlik'te,
Çok mısır koçanı yedik, vesikalı;
Bu sefer de vesikasiz yemişler,
Gazsız, sabunsuz kalmışlar.
Kim gider, kim sorar hallerini ?
Bilirim ne vapurun büyükleri uğrar,
Ne insanların büyükleri;
Memurlar gelir ufak tefek,
Büyüyünce giderler.
Balıklardan bile hamsiler vurur,
Vursa vursa karaya.

Göremedik sıkıntısız yaşandığını,
Rahatın şiirini yazamadık,
Ne kadar uzak
Heveslerimle içli dişli yaşamak,
Üzmek hastalıklı şiirlerle
Eşimi, dostumu;
Mezar taşları kadar, ölçülü
Beyitler düzmek boy boy.
İçliyimdir herkes kadar,
Düşündürür beni de şu gökyüzü,
Kuş cıvıltısı, nar çiçegi...
Geçtik bir kalem üzerinden.
Huyumdan ettiniz, Cibali Kızları,
Sekiz düğününden önce
Penceremin altından geçenler,
Saçları dağınık, gözleri uykulu,
Çoraba, tütüne gidenler,
Beni huyumdan ettiniz!
Yorgun gözlerinizdeki acıyı
Dert edindim kendime.
Saçlarını tezgahına yolduranları,
Sıtma gebesi tazeleri görmeseydim,
Boşuna harcayacaktım sevgimi.
Şimdi şu parmaklığın ötesinde kaldı
Bütün çalışanlar;
Teker teker sökülmüşüz toprağımızdan,
Havamızdan, suyumuzdan olmuşuz.
Yaşamaktayız aynı çatının altında
Daha mahzun, daha hesaplı.
Rahat günlerin işçisi olacaktık,
Rahat günlerin şairi:
Bir çift sözümüz vardı
Nar çiçeği, gül dalı üstüne,
Dudaklarımızda kaldı!

#RıfatIlgaz

Dün akşamki TV haberleri yayın akışından izlenimlerimi de paylaşayım sizlerle:

Sakarya Hendek’teki patlama
4.günün sonunda kayıp olan son işçiye de ulaşıldı. Ölenlerin sayısı 7’ye yükseldi.
Daha önce gözaltına alınan fabrika müdürü ve 2 ustabaşından sonra bugün İş Güvenliği Uzmanı da gözaltına alındı.
İş Güvenliği Uzmanının açıklamaları:
İşletmede sözüm geçmiyordu. Denetleyeceğim yerleri bana onlar gösteriyordu. İşçiler bana “Burası patlayacak, başımıza bir şey gelecek” diyordu. Tehlikeyi görüp uyardım, dinlemediler. Patlama göz göre göre geldi.

Çoklu baro yasa teklifi
Adalet komisyonundaki görüşmeler sabaha karşı tamamlandı. Yasa ilk geldiği haliyle, muhalefetin tüm değişiklik talepleri reddedilerek AKP ve MHP’li komisyon üyelerinin oylarıyla komisyondan geçti.
“Çoklu Baro” yasa teklifinin Perşembe günü Meclis Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.
Meclis dışında eyleme devam eden Baro başkanları ve avukatlar ise #VazgeçmekYok diyerek eylemlerini bitirdiler.

Temeli atılan baraj nerde:
Çankırı’da inceleme yapan CHP milletvekilleri 17.12.2017 tarihinde eski Bakan Veysel Eroğlu tarafından temeli atılan ve 2018 Eylül’de hizmete gireceği açıklanan Çankırı Devres Kızlaryolu Barajı’nın yerini bulamadı. Ortada ne baraj varmış, ne de temeli.
Veysel Eroğlu suskunluğunu korurken Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli açıklama yaptı:
“Ödenek yokluğu nedeniyle baraj inşaatına başlanamadı.”
SORU: Ödenek yoksa neden göstermelik temel atma töreni yapıyorsunuz?

Korona sonrası ekonomiye gelince:
Erdoğan “Toparlanma bitti. Büyük bir sıçrama sürecine geçtik.” demişti önceki gün.
Ahmet Davutoğlu: %13 enflasyonla “ekonomi sıçramada” demek acıklı ve trajik bir durumdur. “Bu işte bir arıza var” diyoruz. Arıza sizin ucube Cumhurbaşkanlığı sisteminizdir.
Siz artık kapatmaya alıştınız.
Üniversite kapatıyorsunuz.
Sosyal medya kapatıyorsunuz.
Gençlerin yorumlarını kapatıyorsunuz.
Sizler Türkiye’yi kapatıyorsunuz.

SORUYORUM: Emeklilerin bayram ikramiyesine niye zam yapılmıyor?
İlk kez 2018 yılında verilen bayram ikramiyesine her yıl emekli maaşlarına yapılan kadar zam yapılsaymış, bayram ikramiyesi bugün 1.422 TL. olacakmış.
DİSK Emekli-Sen: Bayram ikramiyesi asgari ücret kadar olmalı.
Emekliler ikramiyeye zam bekliyor birazcık da olsa nefes alabilmek için.

Korona haberlerine gelince:
Türkiye’de 1 Haziran’da normalleşme başladıktan sonra 12 Haziran’dan beri vaka sayısı 1000’in altına inmedi. Uzmanlara göre Türkiye artık güvenli sınırda değil.
Normalleşme adımları atan birçok ülkede de vaka sayısı artmaya devam ediyor.
Hindistan dünyanın en çok vaka görülen 3.ülkesi oldu.
İsrail’de vaka sayısı 30.000’i geçince 2.dalga endişesi başladı.
Balkan ülkeleri de endişeli. Sırbistan’da 5 şehirde OHAL ilan edildi. Kosova’da ise vakalar 1 ayda 5 kat arttı.

Milli Eğitim Bakanlığı 81 ile genelge göndererek okulların 31 Ağustos’ta açılacağını bildirmişti.
Sağlık Bakanlığı da okullarda uygulanacak tedbirleri açıklamıştı dün.
4 metrekarede 1 öğrenci olacakmış.
Alaaddin Dinçer (Eğitim-Sen): Ortalama 36-40 m2 lik sınıflarda bu hesaba göre 1 sınıfta 10 öğrenci olacak. Onlar da çapraz oturtulacak. 30 öğrencisi olan bir sınıfta bu nasıl uygulanacak? Devlet okullarında Sağlık Bakanlığı’nın kurallarını uygulamak mümkün değil.
Veliler bakanlıktan açıklama bekliyor.

Polisler ceza kesebiliyor mu?
Sokağa çıkma yasağına uymayana polisin kestiği cezayı bir vatandaşın başvurusu üzerine mahkeme iptal etti. Bu karar emsal teşkil edecek.
Emniyet Müdürlüğü mülki amire onaylatılmadan ilgiliye teslim edilen tebligatın yasal olmadığı açıklamasını yaparak ceza kesen polisleri uyardı.
Bu konuyla ilgili konuşan Prof. Dr. Ersan Şen ise yasaya göre salgın cezalarında yetkinin İçişleri Bakanlığında değil, Sağlık Bakanlığında olduğunu söyledi.

Maske ve mesafe kurallarına uyulması şartıyla 4 ay sonra temaparklar ve lunaparklar da yeniden açıldı.
 
Yoğun bakım ve entübe hasta sayısı artmaya devam ediyor.
5 Temmuz
1127 Yoğun bakım
392 Entübe hasta
6 Temmuz:
1130 Yoğun bakım
395 Entübe hasta
 
Lütfen “Maske, Mesafe, Hijyen” kuralını unutmayalım.

Yurdumuzda ve dünyada özel bir gün yokmuş bugün araştırdığım kadarıyla.

Öyleyse tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

7 Temmuz 1521 - Osmanlı ordusu Böğürdelen'e girdi. (Böğürdelen Kuşatması)
7 Temmuz 1828 - Kars, Emin Paşa'nın teslim kararı alması üzerine, Rus işgaline uğradı.
7 Temmuz 1929 - Mussolini, Papa ile anlaşınca bağımsız Vatikan kuruldu.
7 Temmuz 1929 - İlk havayolları hostesi Amerika Birleşik Devletleri'nde göreve başladı.
7 Temmuz 1939 - Hatay'da bir il kurulması kararlaştırıldı.
7 Temmuz 1941 - II. Dünya Savaşı: Fransız ve İngiliz askerleri Beyrut'u işgal etti.
7 Temmuz 1943 - İstanbul-Londra uçak seferleri başladı
7 Temmuz 1948 - İdil Biret ve Suna Kan'ın yurt dışında eğitim görmelerini sağlayan ve kamuoyunda Harika Çocuklar Yasası olarak bilinen 5245 sayılı özel yasa çıktı.
7 Temmuz 1964 - Metin Erksan'ın yönettiği “Susuz Yaz” filmi, 14. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü'nü kazandı.
7 Temmuz 1974 - FIFA Dünya Kupası'nı Almanya kazandı.
7 Temmuz 1980 - İran'da devlet şeriat esaslarına göre yönetilmeye başlandı.
7 Temmuz 1980 - Led Zeppelin, Berlin'de son konserini verdi.
7 Temmuz 1985 - Wimbledon Tenis Turnuvası'nı Boris Becker kazandı. (Turnuvayı kazanan ilk Alman olup henüz 17 yaşındaydı.)
7 Temmuz 1996 - Wimbledon Tenis Turnuvası'nı Richard Krajicek kazandı. (Turnuvayı kazanan ilk Hollandalı).
7 Temmuz 2000 - Yargıtay, eski Milletvekili Şevki Yılmaz'a verilen 25 ay hapis cezasını onadı.
7 Temmuz 2007 - Dünyanın pek çok şehrinde Live Earth konserleri düzenlendi.
7 Temmuz 2007 - Dünyanın yeni 7 harikası belirlendi.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

7 Temmuz 1746 - Giuseppe Piazzi, İtalyan rahip, matematikçi ve astronom (ö. 1826)
7 Temmuz 1860 - Gustav Mahler, Avusturyalı besteci (ö. 1911)
7 Temmuz 1887 - Marc Chagall, Rus asıllı Fransız ressam (ö. 1985)
7 Temmuz 1902 - Vittorio de Sica, İtalyan yönetmen (ö. 1974)
7 Temmuz 1911 - Gian Carlo Menotti, İtalyan asıllı Amerikalı besteci (ö. 2007)
7 Temmuz 1931 - David Eddings, Amerikalı yazar (ö. 2009)
7 Temmuz 1931 - Talât Sait Halman, Şair, yazar, çevirmen, akademisyen, diplomat ve siyasetçi (ö. 2014)
7 Temmuz 1940 - Ringo Starr, İngiliz müzisyen ve The Beatles müzik grubu üyesi.
7 Temmuz 1944 - Feri Cansel, Sinema oyuncusu (ö. 1983)
7 Temmuz 1949 - Shelley Duvall, Amerikalı oyuncu, komedyen ve seslendirme sanatçısı.
7 Temmuz 1962 - Sırrı Süreyya Önder, Sinemacı, yazar ve siyasetçi.
7 Temmuz 1969 - Metin Feyzioğlu, Hukukçu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı.
7 Temmuz 1978 - Yasemin Kozanoğlu, Manken ve oyuncu.
7 Temmuz 1979 - Zahide Yetiş, TV sunucusu.
7 Temmuz 1981 - Synyster Gates, Amerikalı müzisyen, söz yazarı ve Avenged Sevenfold müzik grubunun gitaristi.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

7 Temmuz 1307 - I. Edward, İngiltere Kralı (d. 1239)
7 Temmuz 1572 - II. Zygmunt August, Lehistan (Polonya) Kralı (d. 1520)
7 Temmuz 1890 - Henri Nestlé, Alman şekerlemeci ve Nestlé fabrikalarının kurucusu (d. 1814)
7 Temmuz 1901 - Johanna Spyri, İsviçreli yazar (d. 1827)
7 Temmuz 1930 - Arthur Conan Doyle, İskoç yazar ve tıp doktoru (d. 1859)
7 Temmuz 1955 - Ali Naci Karacan, Gazeteci ve yazar (d. 1896)
7 Temmuz 1956 - Gottfried Benn, Alman dışavurumcu şair ve doktor (d. 1886)
7 Temmuz 1962 - Neveser Kökdeş, Besteci, güfteci ve tamburi (d. 1904)
7 Temmuz 1972 - I. Athenagoras, İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi'nin 268. Patriği (d. 1886)
7 Temmuz 1972 - Kral Talal, Ürdün Kralı (d. 1909)
7 Temmuz 1993 - Rıfat Ilgaz, Şair ve yazar (d. 1911)
7 Temmuz 2006 - Syd Barrett, İngiliz müzisyen (d. 1946)
7 Temmuz 2010 - Mahmut Erdal, Şair, yazar ve halk ozanı (d. 1938)
7 Temmuz 2013 - MC Daleste, Brezilyalı rapçi (d. 1992)
7 Temmuz 2014 - Eduard Şevardnadze, Gürcü devlet adamı (d. 1928)
7 Temmuz 2016 - Turgay Şeren, Eski Galatasaraylı futbolcu ve teknik direktör (d. 1932)

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve olabildiğince keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Salı.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?