İdealist hekimler ve özlük hakları

Sene 2013.

Bir onkoloji Profesörü olarak muayene ücreti 112 TL.

Hastane payı ve vergi ile kuşa sönen bir para.

Size kalsa kalsa 35 TL kalır.

Beni bilen bilir.

Paraya hiçbir zaman tamah etmedim, Allah şükür dedik hep.

Ancak kariyerli biri olarak 35 TL'lik bir hekimde değilim. O yüzden reddettim, kiminin parası kiminin duası dedik.

Hizmet etmekten başka bir şey de aklıma gelmedi.

Sene 2020.

Muayene ücretlerine zam.

Veeee artık, 7 yıldan beri hiç düzenlenmeyen bu ücretlere nihayet zam geldi.

Onkoloji hocaları 2 TL fark ile, yani 114 TL karşılığında muayene yapabilecek.

Elbette yine kuşa dönecek bu para.

Biraz çoluk çocuğunun rızkını, okul ücretlerini ödeyebilmek için günde 50 KANSER hastası bakmanız lazım ki, bir miktar para kazanabilin.

Bilir misiniz kanser hastası bakmanın zorluklarını.

İnsanı ne kadar tükettiğini.

Bizler biliriz ancak.

Dahası, yan dal branşları içinde en düşük muayene ücretine sahip branşlar arasında yine bizler varız.

Zaten bu ücretler, bütün meslektaşlarım içim yetersiz, ama özellikle onkoloji gibi travmatik bir bölüm, ücret açısından en alt düzeyde.

Kim nasıl ve neye göre belirler bu rakamları ama, bu kişiler sadece bir gün gelip yanımızda otursun, ne demek istediğimizi anlar.

Pandemi döneminde biz özel çalışma izni olmayan hekimlerin de gelir düzeyleri düşmüştür.

Tavan ücret falan yok.

En azından biz de yok.

Özel muayeneler kaldırıldı, gelirlerimiz azaldı.

Bize verilen maddi bir şey yok.

Umurumuzda mı? Hayır. Banka hesaplarına bakmadık bile. Sadece çalıştık.

Pandemi döneminde bir gün bile geri çekilmeden savaştık.

Gururla evimize döndük.

Sonraları baktık banka hesaplarına. Malum okul ücreti falan. Hiçbir şey yok.

Pandemi döneminde açık kalan nadir polikliniklerden biridir onkoloji polikliniği.

Bu arada bir de muayenehanesi olan bir kısım arkadaşımız var.

750 TL muayene ücreti ile, yeni hasta alamayan hastaneler nedeni ile oraya akan hastalar.

Ama hepsi değil elbette, bazıları hastanede yoklar.

Bazıları kafasını odalarından bile çıkarmadan hastaneden kaçma saatini bekleyip arazi oldu bu süreçte.

Şimdi bu kişileri internet toplantılarında pandemide kanser hastalarının tedavi yönetimi ile ilgili konuşmalar yaptığını görünce, içerlemez mi insan.

O maskelerle 12 saat hastanede savaşırken, maddi sıkıntılar çekerken, bu bizlere yapılan adalet midir?

Dediğim gibi yorumsuz. Benim özlük haklarım o kişiler ile aynıdır.

Anayasamıza göre eşitiz.

Anayasa mahkemesi eşit olmadığımıza hükmetti.

Onlara kazanılmış bir hak olarak muayenehane işletme hakkı verdi.

Bizlere ise hakkınız yok dedi. Hukukçular yorumlar bunu.

Ama bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırı değil mi?

Hak aramaya kalksanız kim bilir başınıza neler gelir.

Muayenehane bir ihtiyaç bence.

Ama hukuki olarak herkesin hakkı olması gerekir.

Aynı özlük haklarına sahip kişilerin arasında bu kadar büyük bir maddi ve manevi uçurum oluşturulmamalı.

Çalışma barışı açısından sakıncalı.

Bizler bu millete ve bu devlete hizmet etmekten gurur duyuyoruz.

Ancak sabır taşı da değiliz.

Ben dahil pek çok kişinin istifa mektubu cebinde.

Kaliteli hekimleri bu koşullarda devletin elinde tutması imkansız.

Kariyer ve iyi hekim olmak kolay bir iş değildir.

Unutmamak lazım. Pandemi savaşının gerçek başarısı bu imtiyaz sahibi hekimlerin değil, maddi ve manevi zorluklar içinde görevini layıkıyla yapan tüm sağlık personelinin özverili çalışmalarıdır.

Bu ordu ülkemizin en büyük güvencesidir. Ama yorgun, bitkin, tükenmiş, moralsiz bu kişilerden başarı beklemek haksızlık olur.

Bu nedenle devleti yöneten yetkili bütün mercilerin, bu kişilerin özlük hakları, çalışma barışı gibi konularda acil ve katılımcı bir çözüm süreci başlatması zaruri bir durumdur.

Bunları ülkesini ve milletini seven, 27 yıllık hekimlik hayatında sadece devletin çizdiği koşullarla milletine en iyi şekilde hizmet etmiş bir hekim olarak yazıyorum.

Hiçbir beklentim yoktur. Ancak istifa dilekçesi elinde olanlardan biri de benim.

Bizleri ideallerimizden koparmayın. Bir an önce gereken adımları atın.

En idealist hekim bile bu koşullarda dayanamaz. Belden söylemesi.

Sevgiyle kalın.

Prof. Dr. Bülent Karabulut

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Karabulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?