Yalnız bayanlar için

Merhaba sevgili okurlarım!..
Ve günaydın Türkiye!..
“Saatli Maarif Takvimi”niz geldi.

Önce biraz gülümseyelim güne başlarken:

Bir grup kız arkadaş tatile çıkmışlar. Gittikleri yörede beş yıldızlı bir otelin önünden geçerken bir an duraklamışlar. Otelin kapısında ‘Yalnız bayanlar içindir.’ yazan bir afişin asılı olduğunu görürler. Yanlarında eşleri ya da erkek arkadaşları da olmadığı için, bu otelde konaklamaya karar verirler. Resepsiyondaki genç bayanlara otelin usulleri üzerine küçük bir brifing verir:
“Otelimiz beş katlıdır. Teker teker katları çıkın. Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne olduğunu açıklayan küçük tabelalar size yardımcı olacaktır. Yalnız dikkat edin, bir kez üst kata çıktınız mı, bir daha bir alt kata inemezsiniz.” der.
Mükemmel adamın peşinde olan bizimkilerin içini bir heyecan kaplar. “Bu epey ilginç bir tatil olacağa benziyor” diye düşünüp hemen merdivenlere davranırlar. Birinci kattaki tabelada; “Bu kattaki erkeklerin hepsi kısa boylu ve vasat tiplidir.” yazmaktadır. Hep birlikte burun kıvırıp ikinci kata doğru hamle ederler. Buradaki tabela da çok parlak şeyler vaat etmez: “Bu kattaki erkeklerin hepsi kısa boylu ve yakışıklıdır.” Kadınlar elbetteki buna da omuz silkerler. Üçüncü kata geldiklerinde gözlerine üzerinde “Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat görünümlüdür.” yazan tabela çarpar. Doğal olarak dördüncü katta şanslarını denemeye karar verirler. Nihayet karşılarına “Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakışıklıdır.” yazan tabela çıkar. Fakat yine de hâlâ yukarıda bir kat daha kalmış olduğunu hatırlarlar. Kısa bir tereddütten sonra son kata da çıkmaya karar verirler. Öyle ya, sonuçta her çıktıkları kat bir öncekinden daha iyi bir seçenek sunmaktaydı. Heyecanla beşinci ve sonuncu kata tırmanırlar. Zirvedeki tabelada yazanları dehşet içinde okurlar:
“Burada erkek falan yok. Bu kat yalnızca kadınları memnun etmenin bir yolu olmadığını kanıtlamak amacıyla inşa edilmiştir.”

Şuraya bir de “Günün Sözü” bırakıyorum:

“Her zaman yapamadığım şeyi yapıyorum, onun nasıl yapılacağını öğrenmem için.” demiş #PabloPicasso

Şuraya da "Günün Püf Noktası"nı bırakalım:

“Lekesiz musluk temizliği için muslukları naylon çorap ile ovun.”
Bakalım işinize yarayacak mı?

Bir de nerede kullanacağınızı bilmediğim bir bilgi vereyim sizlere:

Oxford sözlüğüne göre, en uzun İngilizce kelime bir hastalık ismi olan "pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis" dir.

“Günün Yazarı” olarak 10 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurladığımız Portekiz edebiyatının dünyaca ünlü yazarlarından José Saramago’yu seçtim bugün.

Jose Saramago 16 Kasım 1922 yılında Portekiz’de Lizbon’un kuzeyindeki küçük bir köyde, Azinhaga’da doğdu. Sarhoş nüfus memuru, kimliğine ailesinin soyadı Meirinho yerine, köylülerin babasına taktıkları lakabı, Saramago’yu (yabani turp) yazınca José Saramago oluverdi. Anne babası şehre çalışmaya gidince, dedesi Jeronimo ve ninesi Joséfa’nın yanında büyüdü. Sadece ağaçlar arasında koşturup dallarından meyve yediği bir çocukluk değildi ama onunki. Belki de büyülü gerçekçiliğin ilk adımlarıydı. Dedesi kışın ağıldaki domuz yavrularını üşümesinler diye yatağına alır, torununa soğuğu unutturacak hikâyeler anlatırdı. Ninesi ise 90 yaşında bile “Dünya o kadar güzel ki öleceğime yanıyorum!” diyecek kadar coşkuluydu. Saramago küçük yaşlardan itibaren çalışmak zorundaydı. Bu yüzden okulu bıraktı. Makinistlik eğitimi aldı. Teknik ressamlık, redaktörlük, editörlük ve çevirmenlik yaptı.
1944’te ilk eşi Ilda Reis ile evlendi ve 1947 yılında kızları Violante doğduğunda, ilk romanı Günah Ülkesi (Terra do Pecado) yayımlandı. Saramago 19 yıl bir daha edebiyata hiç ilişmedi. Onun yerine dergilerde, yayınevlerinde, Diario ve Lisboa gazetelerinde çalıştı. Siyasi yorumlar yazdı. Saramago 1966’da Muhtemel Şiirler adlı kitabıyla edebiyata geri döndü. Artık durmadan yazacaktı. Vefatına kadar 18 roman, yedi deneme, beş oyun, bir öykü, üç şiir kitabı yayımladı.
1984’te yazdığı Ricardo Reis’in Öldüğü Yıl’da fonda Hitler, Mussolini, Franco ile Avrupa’da yükselen faşizm Saramago’nun hedefindeydi. Saramago, Tanrı ile Şeytan’ı ters yüz eden İsa’ya Göre İncil’i 1991’de yayımladı. Katolik Kilisesi bu romandan sonra onu aforoz etti. Portekiz hükümeti kitabı yasaklayıp Avrupa Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmesini engelledi.
Saramago bu olaydan sonra Portekiz’i terk etti. 1988’de evlendiği ikinci eşi gazeteci Pilar del Rio ile Kanarya Adaları’na yerleşti. Direksiyon başında bir adam ansızın körleşirse ve bu körlük bütün şehre bulaşırsa ne olur? Ünlü yazarın 1995’te yayımladığı Körlük’te zaman, mekân belirsiz; kahramanlar isimsizdi. Saramago’nun distopyası Körlük 2008’de Fernando Meirelles tarafından sinemaya uyarlandı. Julianne Moore ve Mark Ruffalo’nun başrollerini paylaştığı film izleyiciler tarafından çeşitli sebeplerle eleştirilse de kitaba epey sadık bir uyarlamaydı. 1998’de “Okurlarını farklı bir gerçeklikle tanıştırdığı, hayal gücünün ve ironinin hâkim olduğu bir boyut vaat ettiği” için Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer bulundu. Ödülü değerlendirmesi istendiğinde “Hayatımda aldığım en büyük ödül karım Pilar’dır. İşin aslına bakılırsa, en büyük devrim aşktır” diyecekti. 2002’de yayımlanan Kopyalanmış Adam 2013’te Denis Villeneuve tarafından “Düşman” adıyla sinemaya uyarlandı. Yazarın 2004’te çıkan kitabı Görmek’te, yine adı belirsiz bir ülkede bu kez seçim zamanıydı. Halk boş oy vermeye devam ettikçe kaos başlayacaktı. Saramago’nun otoriteyle derdi hiç bitmedi. “Ertesi gün hiç kimse ölmedi” diye başlayan Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş 2005’te yayımlandığında, yazar bizi yine adı bilinmeyen bir ülkede, ölümün ortadan kalktığı bir zamana götürdü. Filin Yolculuğu’nu Saramago 2008’de hasta yatağında eşinin yardımıyla yazdı. Ağır bir zatürre geçiriyordu. Hatta bu bilgiye vakıf okurlar epey karamsar bir roman bekliyordu, ama yanıldılar. Tersine karşılarında epey muzip bir roman vardı. Saramago bu defa 16. yüzyılda Portekiz Kralı’nın, Süleyman adlı filini Avusturya Arşidükü Maximilian’a hediye etmesiyle başlayan yolculuğu anlatıyordu. Usta yazarın son kitabı Kabil 2011 yılında raflardaydı. Kutsal kitaplardaki Habil ile Kabil bu kez Saramago’nun kaleminde damıtıldı. Usta yazara göre Âdem ile Havva’nın oğlu Kabil, elbette kötü bir kardeş katili değildi. Romanlarında toplumsal ve siyasi kurumların sahteliklerini ve nelerden güç aldığını ortaya koyan Saramago bu toplumsal düzenin aslında nasıl da kırılgan olduğunu sık sık vurguladı. Gerçek hayatta da bu konulardaki tavrı netti.
2002’de İsrail’in Filistin halkına davranışını ‘soykırım’ olarak tanımladı. Portekiz’in AB’ye üyeliğine karşı çıktı. 2009’da “İncil, kötü alışkanlıkların el kitabıdır” dedi. Blog yazılarında da Bush’u, Berlusconi’yi eleştirdi. Bu yüzden de neredeyse tüm ezilenlerin sesiydi. Büyülü gerçekliğin büyük kalemi 18 Haziran 2010’da vefat etti. Naaşı, Lizbon’daki Alto de Sao João Mezarlığı’nda yakıldı. Külleri köyü Azinhaga’ya ve Kanarya Adaları’ndaki evinin bahçesine gömüldü.

Saygıyla, sevgiyle anıyorum.

Dün akşamki TV haberleri yayın akışından izlenimlerimi de paylaşayım sizlerle:

Hükümetin kıdem tazminatıyla ilgili çalışmaları devam ediyor.
DİSK hariç diğer sendikalar Cumhurbaşkanı ile buluşup konuyu görüştüler.
Neden DİSK hariç?
ENGİN ÖZKOÇ: Kıdem tazminatını işçinin cebinden nasıl çalarız? Bunun hesabını yapıyorlar.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank: Mayıs ayı itibarıyla ekonomi dipten dönüş sinyalleri veriyor

Bu ekonominin dibi gördüğünün itirafı değil de nedir?
Hoş, biz emekliler dipten çıkamadık, çıkacak gibi de değil halimiz.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın hukuk zaferi:
Mansur Yavaş içme suyu ve arıtma tesislerinin asbestli borularını değiştirmek için kredi talebinin AKP ve MHP’li belediye meclis üyelerinin oylarıyla reddedilmesi üzerine Ankara 9.İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme AKP ve MHP’li belediye meclis üyelerinin bu talebi reddinin kamu yararına olmaması nedeniyle yürütmeyi durdurma kararı verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu İstanbul’daki taksi plakası rantına son vermek için harekete geçti.

Korona haberlerine gelince:

WHO Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Toger Ergüder: Vakalar buzdağının görünen kısmı. Yeni vaka sayısını 6-7 ile çarpın.

TBMM çay ocağındaki on personelde koronavirüs testi pozitif çıktı.

Yurdumuzda ve dünyada özel bir gün bulamadım bugün...

Bugün tarihte neler olmuş, bir bakalım mı?

18 Haziran 1815 - Napolyon Bonapart, Waterloo Savaşı'nda İngiliz ve Prusya ordularına yenildi. Yenilgi, Fransa ile Avrupa devletleri arasında 23 yıl süren savaşa son verdi. Napolyon, 22 Haziran'da ikinci kez tahttan çekildi.
18 Haziran 1847 - Macar besteci ve piyanist Franz Liszt, Padişah Abdülmecit'e sarayda konser verdi.
18 Haziran 1919 - Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu ve Rumeli Millî Teşkilatı'nın birleştirilmesi hakkında genelge yayınladı.
18 Haziran 1922 - Ziya Gökalp, Diyarbakır'da "Küçük Mecmua"yı çıkarmaya başladı.
18 Haziran 1928 - Havacı Amelia Earhart, bir uçak ile Atlantik Okyanusu'nu geçen ilk kadın oldu.
18 Haziran 1948 - BM İnsan Hakları Komisyonu'nca, Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi hazırlandı. 10 Aralık 1948'de Paris'te yapılan Genel Kurul toplantısında oylanarak kabul edildi.
18 Haziran 1979 - Sovyetler Birliği Başkanı Leonid Brejnev ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter, Viyana'da, stratejik silahların sınırlandırılması konulu SALT II anlaşmasını imzaladılar.
18 Haziran 1988 - Başbakan Turgut Özal, Ankara Atatürk Spor Salonu'nda yapılan ANAP Büyük Kongresi'nde, Kartal Demirağ'ın silahlı saldırısında elinden yaralandı.
18 Haziran 1992 - Sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacak dar gelirlilere verilecek "Yeşil Kart" uygulaması TBMM'de kabul edildi.
18 Haziran 1993 - Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey, Bakü'yü terketti. Haydar Aliyev Azerbaycan Cumhurbaşkanı oldu.
18 Haziran 1994 - Dünya Futbol Şampiyonası Amerika'da yapıldı. 18 Haziran günü final için Brezilya ve İtalya karşılaştı. Şampiyon penaltılarla belirlendi; kupa Brezilya'nın.
18 Haziran 1997 - Başbakan Necmettin Erbakan, REFAHYOL olarak da bilinen RP-DYP koalisyon Hükümeti'nin istifasını, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu.

Bugün kimlerin doğduğuna gelince:

18 Haziran 1332 - V. İoannis, Bizans İmparatoru (ö. 1391)
18 Haziran 1818 - Angelo Secchi, İtalyan gök bilimci (ö. 1878)
18 Haziran 1918 - Franco Modigliani, İtalyan asıllı Amerikalı iktisatçı ve Nobel Ekonomi Ödülü sahibi (ö. 2003)
18 Haziran 1941 - Tekin Aral, Karikatürist (ö. 1999)
18 Haziran 1942 - Paul McCartney, İngiliz şarkıcı ve The Beatles'ın üyesi.
https://youtu.be/eKuFyHwG188
18 Haziran 1944 - Ömer Kavur, Film yönetmeni, yapımcı ve senarist (ö. 2005)
18 Haziran 1948 - İlhan Şeşen, Müzisyen ve oyuncu.
https://youtu.be/08t1Vxxv5FU
18 Haziran 1952 - Isabella Rossellini, İtalyan oyuncu.
18 Haziran 1958 - Mazlum Çimen, Besteci, keman sanatçısı, balet ve oyuncu.
https://youtu.be/yyjaCb1vIpE
18 Haziran 1964 - Hüseyin Köroğlu, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
18 Haziran 1964 - Uday Hüseyin, Saddam Hüseyin'in oğlu (ö. 2003)
18 Haziran 1974 - Kenan İmirzalıoğlu, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.
18 Haziran 1976 - Bilgehan Demir, Spor spikeri, gazeteci ve yapımcı.
18 Haziran 1976 - Maksim Galkin, Rus tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve sunucu.
18 Haziran 1978 - Sarah Adler, Fransız oyuncu.
18 Haziran 1987 - Ezgi Asaroğlu, Oyuncu.

Bugün kimler ölmüş derseniz?

18 Haziran 741 - III. Leon, Bizans İmparatoru (d. 685)
18 Haziran 1902 - Samuel Butler, İngiliz yazar (d. 1835)
18 Haziran 1928 - Roald Amundsen, Norveçli kâşif (d. 1872)
18 Haziran 1936 - Maksim Gorki, Sovyet-Rus yazar (d. 1868)
18 Haziran 1957 - Necip Akar, Eczacı ve sanayici (Gripin'in üreticisi) (d. 1904)
18 Haziran 1959 - Ethel Barrymore, Amerikalı sinema ve tiyatro oyuncusu (d. 1879)
18 Haziran 1959 - Nijat Sirel, Heykeltıraş (d. 1898)
18 Haziran 1982 - Curd Jürgens, Alman aktör (d. 1915)
18 Haziran 1982 - John Cheever, Amerikalı yazar (d. 1912)
18 Haziran 2005 - Nuri İyem, Ressam (d. 1915)
18 Haziran 2010 - José Saramago, Portekizli yazar ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (d. 1922)
18 Haziran 2010 - Okan Demiriş, Besteci ve orkestra şefi (d. 1942)
https://youtu.be/-l6COamdTBg

Bugün olan başka şeyler de var tabii.
Ama bunlar benim seçtiklerim.

Sevgiyle, huzurla ve ille de aşkla başlıyoruz yine sabaha.
Sağlıklı, kolay ve olabildiğince keyifli bir gün diliyorum hepinize.
Gülümsemeyi de unutmuyoruz elbette.
Merhaba Türkiye.
Merhaba Perşembe.
Merhaba #HaberHürriyeti okurları...

Hatice Nayır

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Nayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?