Sen Çin işkencesi bilir misin?

KAFA DİNLEYELİM

O gece 22.00’de dünyanın en sessiz sakin meyhanesi Derinlik’te bağırdı Yüksel ayağa kalkarak masadan:

- Yeter ulan manyak! Bela mısın sen! Hiç utanma yok mu sende? Daha ne konuşuyorsun?

Ne yaptım ben sana Yüksel? Hasta mısın?” dedi Uluç.

Ossıra bitti yanlarında meyhanenin sahibi Demli Baba.

- Durun beyler! Hem kırk yıllık arkadaşsınız. Hem de meyhanemde dalaş istemem. Anlatın!

- Baba bu dangalak ağzını açarsa dövecem!

- Uluç hadi, benim büroda bekle. Git hadi! Gel demeden de gelme.

Sen de anlat ne oldu? Neden köpürdün birden bira gibi?

- Uluç’la karşılaştık kahvede. Oturdum masasına. Biraz lafladık. Sonra dedi ki;

- Günün koşturmasından, kalabalıkların gürültüsünden şişti kafam. Senle kafa dinleyelim”.

- Peki uyar bana. Gidelim Derinlik’e.

Tam karşımızda ama o kadar uzaklık olsun.” dedim ve geldik. Söyledik nevaleyi. Başladık ufaktan demlenmeye… Başladık ufak ufak muhabbete… Sordu:

- Çin işkencesini biliyor musun?

- Bilmiyorum.

- Peki başka soru. Çin işkencesini biliyor musun?

- Bilmiyorum dedim ya.

- Soruyu değiştiriyorum. Çin işkencesini biliyor musun?

- Öyleee baktın. Demek bilmiyorsun. Neyse…

Oraya buraya koşuşturuyorsun, yetmiyor iki ayağın. Ama bir böcek. Tırmanırken dört, inerken üç ayağını kullanıyor.

Adını biliyor musun?”.

- İlk kez duydum. Çok ilginç. Neymiş adı?

- Ben de bilmiyorum. Nerden bilecem?

Neyse… Boku kokan kedi, kokmayansa tavşan. Sineğin boku kokar mı?

- Kediyle tavşan tamam. Bilirim. Sineğin bokunu nerden bilim ben!

- Her boku biliyorsun ama. Sineğin bokunu mu bilmiyorsun! Pes yani! Neyse…

Aylardan ağustos ayı. Saat 12.00. Güneş tam tepede. Yerde karınca.

Bir dakika güneyden kuzeye gider. Bir dakika kuzeyden doğuya yol alır. Sonra doğudan batıya. Ve güneye başladığı yere oflaya puflaya ter içinde döner. Karıncamız kaç santim yol gitti?

- Hızı ne?

- Bilemedin bu boku da. Karıncalar öğlen güneşinde çıkmaz. Neyse…

Sen Çin işkencesi nedir biliyor musun?”

- Anlamadım?

- Yani hiç düşmeyen köşeli jeton gibisin Yüksel.

Bak abicim bu durumda şu ortaya çıkıyor. Beynimiz 12 voltluk pilin enerjisiyle çalışır.

Sana elektrik santralını yüklesek işe yaramaz! Neyse…

Ya bir şey soracaktım: Sen Çin işkencesini biliyor musun?” diye gene sorunca o anda tepem attı! Bağırdım;

Yeter ulan manyak! Bela mısın sen!’. Baba olan biten bu!

- Bir sakin ol Yüksel! Yükseltme sesini.

- Meğerse benle kafa dinlemiyormuş…Kelle avcısı kara korsan gibi benle kafa buluyormuş! Bu çatlağı parçalayacağım Demli Baba. Hemen! Şimdi!

- Dur hele! Dur! Gitme! Heeey beyler! Çiğnemeden Uluç’u tutun şu Yüksel ayısını!

* * *

Murat Tepebaşılı

*

DİP NOTLAR

1) Çin İşkencesi Gırgır karikatüründen.

2) Böcek ve Bok bilinen geyik muhabbetlerinden.

3) Jeton Resmi:https://www.koselijeton.com/merhaba/

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?