Öyle bir geçer zaman ki...

Başlıktaki isim, televizyon ve dizi dünyasıyla haşır neşir olanların kulağına hiç yabancı gelmemiştir. Erkan Petekkaya’nın başrolünde oynadığı dizi, 2010’dan 2013’e kadar 3 sezon ekranlarda fırtına gibi esmişti.

Bugün size kendi hayatımın “40 sezonunu” anlatırken, o yıllara damga vuran isimlerden de bahsedeceğim.

Kanlı 1 Mayıs olaylarının yaşandığı 1977’de Pertevniyal Lisesi’ne kaydoldum. Sağ-sol çatışmasının tavan yaptığı günlerdi… O yılların en köklü liselerinden olan Pertevniyal, “sağcı”ların hedefindeydi. Okul çıkışı haftanın en az bir günü kurşunlanırdık.

Derken 1980 yılının haziran ayı, liseden mezuniyet…

1960’ların duayen polis muhabiri babam Asım Can, beni Günaydın gazetesine götürdü. Günaydın, 1968’de Hürriyet’e rakip olarak kurulmuş ve bunu başarmıştı.

Babamın Hürriyet’te uzun süre beraber çalıştığı Kemal Kınacı, o dönem Günaydın’ın efsane patronu Haldun Simavi’nin sağ kolu ve o dönemki ismiyle “Müessese Müdürü”ydü. Kemal Bey, babamın “Buna bir iş ver” demesiyle o gün beni işe aldı.

Günaydın’daki ilk işim, şu an birçok gencin belki burun kıvırarak bakacağı bir işti: “Ofis boy”luk…

Liseden yeni çıkmıştım. Bir yandan gezip tozmak, gençliğin tadını çıkarmak istiyordum ama fazla “harçlığım” da yoktu.

Yazı işlerinde ortama alışmaya çalışırken 15. günde muhasebeden bir ağabeyimiz beni çağırdı. Ben “acaba kovuldum mu” diye düşünürken, elime tutuşturduğu zarfta hatırı sayılır bir para olduğunu gördüm. Bu benim 15 günlük çalışmamın karşılığı olarak, maaşımın avansıydı.

Kadrom henüz yapılmamış, sigortam bile başlamamıştı ama o yılların Günaydın’ında işler saat gibi çalışırdı. Ve benim o günkü ofis boy maaşım bile bugün yılların editörlerine verilen paradan daha fazlaydı.

Şimdilerde Hürriyet’ten sendika yüzünden kovulan arkadaşların başına gelenleri görünce, bunun değerini çok daha iyi anlıyorum.

1980 yazında bir anda içine düştüğüm ortamın, sonradan bana neler katacağını anlamamıştım. Bugün her biri mesleğin en kilit noktalarında bulunmuş, birçoğu yayın yönetmenliğine kadar yükselmiş ustaların yazılarını servisler arasında taşırken, bir taraftan da nasıl çalıştıklarını, işi nasıl yaptıklarını “gözlüyordum.”

Galatasaray Lisesi, Robert Kolej, ODTÜ, Boğaziçi…

İş, siyaset, sanat, medya, hangi dala bakarsanız bakın, kilit noktalara bu okullardan mezun olan isimlerin geldiğini görürsünüz.

İşte Günaydın gazetesi de adeta bunlar gibi bir “okul”du.

Ben işe başladıktan 1.5 ay sonra 12 Eylül 1980 darbesi oldu. O bunalımlı günlerde bile yapılan şimdiki gibi yandaşlık değil, gerçek anlamda gazetecilikti.

Şimdi 1980 yılının, içinde benim de “ofis boy” olarak bulunduğum kadrosunu sayıyorum:

Efsane patron Haldun Simavi…

YAZI İŞLERİ:

Genel Yayın Yönetmeni Rahmi Turan, başyazar Necati Zincirkıran, yazı işleri müdürleri Akgün Tekin, Mazlum Göknel, Mehmet Yaşin, Tevfik Yener.

HABER MERKEZİ:

Aydın Öztürk, Umur Talu, Zafer Mutlu, Melih Aşık, Necati Doğru, Olay Tan, Can Aksın.

İSTİHBARAT:

Ahmet Vardar, Kadir Can, Ramazan Öztürk, Fehim Yener, Murat Demirel.

SERBEST MUHABİR:

Ertuğrul Akbay, Füsun Arsan.

GECE YAZI İŞLERİ:

Hasan Kılıç, Can Ataklı, Doğan Satmış. Bu ekibe üniversite yılları başlayınca gündüz okula gidebilmek için ben de katıldım.

EKLER:

Erdoğan Arıpınar, Aliye Simavi, Oğuz Aral, Tekin Aral (Gırgır ve Fırt’ı Günaydın’ı çıkaran şirket yayınlıyordu).

ASİL NADİR DÖNEMİ:

Nezih Demirkent, Nuyan Yiğit, Seçkin Türesay, Erol Türegün, Ertuğ Karakullukçu, Abdullah Aksak, Ardan Zentürk, Hakan Çelik.

Yeri gelmişken şunu yazmadan olmaz… Bu meslekte 100 şey öğrendiysem 90’ı Hasan abi (Kılıç) sayesindedir.

MİLLİYET DÖNEMİ

14 yıl Günaydın mutfağında piştikten sonra 1994’te Milliyet’te kalfalık dönemim başladı.

Milliyet’te hepsiyle aynı masada çalışma şansına sahip olduğum ve her birinden yüzlerce şey öğrendiğim isimler:

Doğan Heper, Umur Talu, Yalçın Doğan, Ufuk Güldemir, Ahmet Altan, Hasan Cemal, Güneri Cıvaoğlu, Mehmet Yakup Yılmaz, Sedat Ergin, Tayfun Devecioğlu, Derya Sazak, Fikret Bila, Hikmet Bila, Kadri Gürsel, Ercüment Erkul.

Uzun süre yan yana çalıştığım, mesleğin duayenlerinden Ercüment abiyle şu an haberhürriyeti’nde köşe arkadaşlığı yapmaya devam ediyorum.

Çok isterdim ama Abdi İpekçi’ye yetişemedim. Çetin Emeç’le de ne yazık ki adres buluşmadı.

Şimdi bu saydığım isimlere bir bakın… Bir de bugün gazeteciliğin geldiği noktaya ve basında köşe başlarını tutmuş kişilere bakın…

“İyi ki o yıllarda çalışmışım ve aktif gazeteciliği tam zamanında noktalamışım” demekten kendimi alamıyorum…

Mesleğe Günaydın’da “çırak” olarak başladım. Milliyet’te “kalfa” oldum. Türkiye’nin en köklü gazetesi Cumhuriyet’e yazı işleri müdürü olup aktif çalışma dönemimi bitirdim.

40 yıl boyunca ofis boyluk, sayfa sekreterliği, editörlük, gece sorumluluğu, yazı işleri müdürlüğü derken, Günaydın’ın kapısından adımımı attığım ilk günden bugüne zaman “öyle bir geçti ki…”

“Usta” mıyım? Hayır…

Bu kadar büyük ustanın “elinden çıktığım” için gururluyum!

Baydu Can

3 Haziran 2020

baydu1963@gmail.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Baydu Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?