Ortaya karışık bir yazı

Hani yemeğe gidersiniz, ortaya karışık salata istersiniz. Ucundan kenarından derken, sonrasında gelecek yemeğin tadını geçer ya o salatanın tadı. İşte ben de ortaya karışık bir yazı yazayım dedim. Umarım tadı belleklerinizde kalır.

Ana konumuz 19 Mayıs. Gerçi konu Mustafa Kemal Atatürk olunca, aynı şarkıdaki sözler gibi '' hangi kapıyı çalsam karşımda buruk acı'' hissi kaçınılmaz oluyor ama, söylesek tesiri yok, sussak gönül razı olmuyor. Sizin de bildiğiniz gibi, son zamanlarda, had nedir bilmeyen, şeref'in sadece isim olduğunu düşünenler, Atatürk'e hakaret etmeyi huy edindiler.  Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a çıkmasıyla başlayan kurtuluş mücadelesi, bu vatan'da ezanın dinmemesine, bayrağın inmemesine neden olduysa, bu kendini bilmezlere, ''hayırdır, zorunuza giden ne ''demekten öte duramıyorum.

Kimilerinin zoruna gitse de,  19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.

Ancak Korona virüs'ü bu sene ki kutlamalara gölge düşürecek sanılmasın. Aynı 23 Nisan'da olduğu gibi, her zamankinden çok daha büyük bir coşkuyla kutlanacağından hiç kuşkum yok.

Korona demişken, yaşadığım ülke Danimarka'dan Korona bilgileri vereyim size. Batmak üzere!! olan bir İskandinav ülkesi Danimarka, yavaş yavaş normal hayata dönüyor. Başka ülkelere yardım etmiyor ama, sınırları dahilinde yaşayan hiç bir vatandaş mağdur olmuyor burada.

Danimarka'da eğer aksırıp tıksırmıyorsanız maske zorunluluğu yok. Çünkü maskelerin 15 dakikadan fazla kullanımının da sağlığa zararlı olduğu, verdiğiniz havayı tekrar solumanın ciğerlere faydadan çok zarar getireceği söylendi. Gripal enfeksiyon taşıyan kişilere evinizden çıkmayın dendi. Çıkmadılar. Alış verişinizi her gün değil, haftalık yapmaya çalışın dediler, marketlerde yığılmayı önlediler. Bizdekinin tersine, AVM'lere değil park, bahçe ve deniz kenarlarında yürüyüş ve spor yapın dediler. Bu batmak üzere! olan sosyal devlet, kapatılan iş yerlerindeki çalışanları mağdur etmemek için, hemen ertesi günden geçerli olmak üzere işsizlik maaşı bağladılar. Devlet daireleri kapalı ama, herkes evden çalışıyor. Yani sistem durmadı devam ediyor. Önlem alıyorlar, ama halkın sosyal, ekonomik ve psikolojik durumunu ön planda tutuyorlar.  Mesela ben migren tedavisi görüyorum. Hastaneye gitmem uygun olmadığı için doktorum beni arayıp ilaç düzenlemesini yapabiliyor. Yalnız şaşırtıcı olan, bunların polisi, bakkal çıraklığı yapmıyor. Ergen bebelere cips cola servisi yapmıyor. Elinde derece gelenin gidenin ateşini ölçmüyor.

Hah diyeceksiniz, konu yine polise geldi. Ben yazı yazarım da poliscanlarımı anmadan bitirir miyim? Salatanın en güzel yeri suyudur. Bu yazının da en güzel yeri poliscanlarıma ayrıldı.

Bize en yakın karakolu arayıp sordum, ''sizin polisiniz idari izinliyse göreve çağırılabilir mi'' dedim. ''Dalga mı geçiyorsun bu yasal olarak mümkün değil'' dediler. Çünkü risk altındaki kişi idari izinli sayılıyorsa, amiri ''arada sırada gel '' diyerek onu göreve çağıramaz.

 Devlet ''madem sen idari izinlisin, hakkın olan paranın bir kısmını keserim'' diyemez. Ama bizde mesela Samsun Emniyeti idari izindeki memuru göreve çağırabiliyor. Devletin doktorunun 15 gün rapor verdiği, ''karantinada kalman gerekli'' dediği polisin raporunu kabul etmiyor.

Bir de Van Emniyet Müdürlüğü var çatmak istediğim. Poliscanları, canından bezdiren çalışma saatlerini hangi gerekçeyle hazırlıyorlar çok merak ediyorum. Tamam mesleği polis olabilir ama, bunlar insan farkındasınız değil mi? Bir aileye sahipler. Çocukları var. Ve bireysel olarak dinlenmeye ihtiyaçları var. Sayın amirler, eğer siz de aynı tempoda çalışmıyorsanız, el insaf diyorum . Ama şimdilik.

Mübarek Ramazan ayında, oruç tutan poliscanların hali de içler acısı. Heryer kapalı, kumanya zaten ara ki bulasın. 85 ülkeye yardım eden Müslüman ülkenin, oruç tutan polisine sahur ve iftarlık veremeyişine diyecek söz biliyorum, ama söyleyemiyorum.

Sağlıkçılara, bekçilere, infaz memurlarına, postacılara uygun gördüğü ek ödemeyi polise hak görmüyor. Oysa poliscanlar da en az bu meslek grupları kadar canla başla risk altında çalışıyor. 3600 ek gösterge hayal onu konu bile etmiyoruz artık ama, lütfen elinizi vicdanınıza koyup bu ayrımcılığa bir son verin.

Aynı canım vatanımın hali gibi karman çorman yazımın sonunda,

Can gazilerimi, yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin / www. haberhurriyeti.com

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?