CORONADAN SONRA

CORONADAN SONRA
( Coronavirus salgınından sonra 
HİÇBİR ŞEY ESKISİ GİBİ OLMAYACAK ! derken..)

Öyle vahşi kapitalizmin, neo-liberal ekonominin, ABD ve dolar hegemonyasının, rekor büyüme rakamlarına imza atan Çin'in  coronavirüsle imtihanı filan diyeceğimi sanmayın..  Coronavirüsün daha doğrusu Covid-19'un gezegene indirdiği yumruğun mevcut ekonomik ve toplumsal düzene olan etkisini, yetkililer ve yetkisizler ziyadesiyle tartışacaklar.

Ben, aklımın erdiği dilimin döndüğünce, yaşadığımız bu kâbus ve onunla yapılan savaşın değiştireceğine inandığım günlük yaşam ve geleneksel kabuller üzerindeki etkisinden söz edeceğim.. Yazacaklarımı küreselleşme denen egemen düzenden bağımsız değerlendirmek ne kadar mümkün, bunu yazdıkça göreceğiz. Kaldı ki her bir madde özel bir yazı konusu olabilecek içerik ve önemde..

Evet, "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!"  
Iyi de, nasıl ? Eskiye göre neler, nasıl değişecek ?

* Salgın hastalıklara yol açan bakteri ve  virüsler başta olmak üzere doğacak her türlü biyolojik riskin tanımı değişecek; biyolojik silahlardan vazgeçilmesi kaçınılmaz olacak. Laboratuvardan “kaçacak” bir virüsün nükleer savaşi aratmayacağının farkına varılacak.
* Büyük devlet, güçlü ve zengin devlet olmanın ölçütleri arasına sosyal devlet ve sağlık altyapısı güçlü devlet olmak da eklenecek. 
* Nüfus artışı dışında insanın insanla birebir temasını en aza indiren uygulamalar iş yaşamını olduğu kadar özel yaşamı da şekillendirecek. Evden çalışma, pek çok hizmeti internet tabanlı uygulamalarla evden ofisten gerçekleştirme, sanal para kullanma, fabrika ve atölyelerde tam otomasyon ve robot kullanımı, insanın yapması (şimdilik) kaçınılmaz görünen işler için maksimum izolasyon ve daha pek çok uygulama sıradanlaşacak.

* Sağlık sektörüne bakış asla eskisi gibi olmayacak.. Hastane, hızlı tanı, yoğun bakım, ulusal aşı üretimi, sağlık ar-ge’si vb konularda devletin öncü ve denetleyici rolü ön plana çıkacak ve sağlık sektörü kârı önceleyen ticarî bir sektör olamayacak.
* Salgın süresince kapalı kalan sanayi tesislerinin, garajdan çıkmayan arabaların hava temizliğine olan görünür katkılarıyla, kuzey kutbu üzerindeki ozon deliğinin olağandışı hava hareketleriyle kapanması, kayda değer düzeyde olmasa da salınan karbondioksit (CO2) miktarındaki azalmanın iklim değişikliğine olan etkisi, doğa-insan ilişkilerini yeniden gözden geçirmede milât oluşturabilecek. 
Yine, bilinen bilinmeyen (yeni) virüslerin ortaya çıkışında, yabanıl habitatın insan tarafından daraltılıp zorlanmasının etkileri eskisi kadar  görmezden gelinemeyecek.
* Gıdada kendine yeterlilik ve gıda güvenliği ulusların en öncelikli ilgi ve yatırım alanı olacak.. "Dışarıdan yarı fiyatına ithal ediyoruz, pahalı üretmeye ne gerek var!" denemeyecek. Önemi hatırlanan toprağın ve çiftçinin bir daha ihmal edilmemesi için kalıcı politikalar geliştirilecek.
Sadece toprak değil su, hava, okyanuslar, kutuplar, biyoçeşitlilik, yeraltı ve yerüstü kaynaklar gibi, yaşamın olmazsa olmazlarıyla ilişkimizi dengeye oturtmak, -köprüden önceki son çıkış misali- ertelenemez bir görev olacak.
* Uluslararası işbirliği ve dayanışma hiç olmadığı kadar önem kazanacak. Her ulus kendine yetmenin yollarını ararken "Bugün bana ise yarın sana.." anlayışı uluslararası kabul görecek ve bağlayıcı kararlar alabilen, bugüne göre daha etkin kurumlar oluşturulacak..

* Mevcut ekonomik sistemin varsıllarla yoksullar arasında oluşturduğu uçurum ve bunun yarattığı kutuplaşmayı ortadan kaldırmak için yoksullar kadar zenginler de kafa yormak zorunda kalacak.. Aksi halde hiçbir zenginin evinin çevresine ve hiçbir ülkenin sınırlarına ördüğü duvar onları korumaya yetmeyecek.
* Ortak sorunların kolay çözülmesi için kamu otoritesinin koyduğu kurallara uymanın ve düzeni yeniden sağlamayı kolaylaştıran davranışları içselleştirmenin önemi daha iyi anlaşılacak.. Marketlerde yaşanan alışveriş çılgınlığı, birbirinin hak ve hukukuna saygısızlık, kronik hastalığımız bencillik ve fırsatçı stokçuluk gibi istenmedik davranışlardan vazgeçmek eğitimin öncelikli konularından biri olacak. 
* En çok da sosyal yaşam ve ilişkiler değişecek. Coronadan sonra hiçbirimiz eskiden olduğu gibi tedirginlik duymadan birbirimize sarılamayacak, öpüşemeyecek, tokalaşamayacağız. Kuyruğa girdiğimizde, sinema, lokanta ya da kahvelerde otururken, alış-veriş merkezlerine, marketlere girdiğimizde coronalı günler aklımıza gelecek ve fiziki mesafeyi korumaya çalışacağız. Söylendiği gibi, "normal" ve "normale dönüş" kavramları değişecek; Covid-19 vakaları sıfırlansa bile corona sonrası günlük yaşam ve bireysel ilişkiler "yeni normal" üzerinden sürdürülecek. Maskeyle dolaşanların çokluğu yadırganmayacak, hepimiz yanımızda birden fazla maske bulunduracağız. Maskeye rağmen birbirimizden uzak duracağız.
* Ağır salgınlar ve doğal afetlerden birinin veya  birkaçının aynı anda gerçekleşme olasılığı gözden uzak tutulmayacak.. Hazırlıklar ona göre yapılmak zorunda kalınacak..
* Coronavirüs salgınının en çok 60 yaş ve üstünü vurması, yaşlıların,  - bazı kötümserlere göre gözden çıkarılanlar olarak nitelenseler de- "korumaya ilk alınanlar" olması, 20.yüzyılın ortalarında doğan deneyimli, yaşlı vatandaşlara bakış açısını değiştirecektir. 2. Dünya Savaşı sonrasında doğan, iki kutuplu dünyada ideolojik mücadelenin zirve yaptığı soğuk savaş yıllarını yaşayan emekçiler ve orta sınıf, artık eskisi kadar "beceriksizlikle" suçlanamayacak; kolay kazananları, köşe dönücüleri, fırsatçıları kutsayanlar ve onları örnek alanlar bir kez daha düşünmek zorunda kalacaktır. "Helâlinden kazanmak", emeğe ve hakka saygı duymak, kamu malına zarar vermemek gibi aşındırılmış değerleri hatırlayanların sayısı artacaktır.
* Konunun bir de inanç sistemleri boyutu var ki onun sonuçları daha çarpıcı olacak. Bir özlü söz çok tekrarlandı bu sıkıntılı süreçte. Mealen şöyleydi galiba :  “Coronavirüsü yenmek için 30'dan fazla dinin mensupları dua ediyor. Er ya da geç bilim insanları çareyi bulacak ve bu 30 dinin mensupları ibadethanelerine koşup Tanrılarına teşekkür edecek.” 
Yaşadıklarımızı göz önünde bulundurarak diyebiliriz ki, Islamiyete sonradan eklenen ve istismar edilen bazı dinî kabuller eskisi kadar etkili olamayacaktır. Kabe’nin, Mescidi Haramın, camilerin ibadete kapatılması; konu sağlık olunca ibadetlerin bile yasaklanabileceğinin anlaşılmış olması, kerameti kendinden menkûl şeyhlerin, şıhların "nefesinin" etkisizliği, gerçek Islamla dayatılan İslâm arasındaki farkı bir kez daha ortaya çıkarmış görünüyor. Şu satırlar eski Diyanet müfettişlerinden Ömer Sağlam’a ait :
" Virüs salgını sebebiyle, Kâbe’nin ve peygamberin kabrinin ziyarete kapatılması, Umrenin ve muhtemelen Haccın yasaklanması, camilerin Cuma dahil toplu namazlara yasaklanması, Ramazanda teravihlerin ve toplu İftarların yasaklanarak abuk sabuk İftar çadırlarının kurulmayacak olması, uydurma kandil günlerinin kutlanmaması, hem gerçek (indirilmiş) İslam’ın yeniden keşfi, hem de yobazın elindeki din enstrümanının alınması bakımından kesinlikle hayra alamettir.
Çünkü insanlar, din bezirgânlarının savuna geldiği birçok şeyin aslında terk edilebilir olduğunu, dolayısıyla dinden bir parça olmadığını, insan sağlığının her şeyin ve bu arada ibadetlerin de üstünde olduğunu görmüş oldular."
***
Bunlardan bazıları için verilen kavganın yeni olmadığının ben de farkındayım. Ancak karşılaşılacak yeni ve daha ağır küresel tehditler şayet bu saydıklarımız dikkate alınmaz ise 7.5 milyar nüfusa ulaşan  gezegenimizin bin yıllık demokrasi tarihinde kanla ve canla ulaşılan hak ve özgürlüklerin, oluşacak acımasız diktatörlüklerce boğulması gibi trajik bir sonuçla karşılaşmasına yol açabilir. Ulaşılan teknolojik düzeyi bu amaçla kullanacak güçlerin bir kez daha alaşağı edilmesi, insandan ve doğadan yana yeni bir düzen kurulması hiç de kolay olmayacaktır..
Büyük düşünmek, yaşananlardan ders alarak, sosyal devlete önem ve öncelik vererek, corona sonrası oluşacak  yeni dünya düzeninde Türkiye’ye yakışan yeri almak zorundayız. 

İlhami ARSLAN, İzmir 16.05.2020

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhami Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

02

Prof Dr Ramazan İnci - Tebrikler; iyi bir gelecek tasavvuru

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mayıs 10:36
01

Ünal Gölcükçü - Değerli Hocam, sindire sindire okudum. Çok yerinde tespit ve tahliller var. Kalemize, yüreğine nize sağlık. Saygılar ve selamlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Mayıs 23:07


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?