İnsanlar can verirken, doğa canlanıyor mu?

 

Tam 62 gün olmuştu evden dışarı çıkmayalı…

Bırakın evden çıkmayı burnumun ucunu bile pencereden uzatamıyordum…

Çocuklarım ve torunlarım izin vermiyorlardı… Herhangi bir girişimde bulunmaya kalksam kıyamet kopmaktaydı…

Başımda şapka, gözlük ve maskeyle (devlet göndermedi , parayla aldım)  saat bire geliyordu evden çıktığımda…  Mayıs’ın başında olmamıza rağmen hava çok güzeldi… Gökyüzü pırıl pırıldı.   Parke taşları üzerinde ilk adımları atmaya başladığımda, lise yıllarında okulu kırmış bir talebeye benzettim kendimi…

Kalbim, sevgilisiyle ilk buluşmaya giden delikanlı gibi heyecanla çarpıyordu.

Kulakçık ve karıncıkların içindeki kapakların açılıp kapanırken çıkardığı sesleri ağzımın içinde duymaktaydım…

Sanki hiç el değmemiş gibi hissettiğim oksijeni ciğerlerime doldururken başım döndü hafiften…

Böyle temiz havaya alışık değildi ki bünyem…

Oturduğumuz daire toprak seviyesinde olması bir yana hiçbir yerden güneş girmiyor içeri…

Gündüz bile evin her tarafında lambalar yakmaktayız… Yoksa bir birimizi bile göremiyoruz karanlıktan… O nedenle bir elektrik faturası ödemekteyiz ki cep yanmada, yürek sızlamada…

İşte böyle bir ortamda geçen 62 günden sonra,  güneş ışığına ve temiz havaya kavuşmak sarsmıştı yaşlı bedenimi…

Sokaklarda tek tük insanlar dolaşmaktaydı amaçsızca…  Marketler, manavlar, berberler her yer kapalıydı…

Sokağın sonundaki ufak çocuk parkı bomboştu… Salıncaklar küskündü sanki…  Dönme dolapların boynu bükük…

Ana caddeye çıkıp denize doğru yürürken bir nöbetçi eczane gördüm açık, bir de fırın ve eli bastonlu, beli bükük birkaç da kadın…

Bir yandan yürüyor bir yandan sanki hiç görmemişim gibi evlere, ağaçlara bahçelerdeki çiçeklere bakıyordum büyük bir özlemle…

Ağaçların yaprakları daha bir parlak geldi bana… Çiçeklerin renkleri sanki yeni boyanmış gibiydi…

İnsanoğlunun düşmanına bile yapmayacağı zulmü reva gördüğü tabiat, asırların pisliğini omuzlarından atmaktaydı yavaş yavaş…

Corona Virüsü’nden kurtulmak için tüm dünyada alınan önlemlerle, Ozon tabakası bile kendini yeniliyordu arkadaş…

Otobüs, minibüs, taksi kamyon gibi motorlu araçların ve uçakların egsoz gazlarının taşa toprağa sinen kokusu şimdilik izne ayrılmıştı…

Deniz kenarı da neredeyse bomboştu… Ne bir balıkçı sandalı vardı, ne de rıhtımdan olta atanlar…

Ancak hissedilebilecek kadar hafif esen rüzgar denizin üzerini okşuyordu.

Bir parmağın dokunuşlarıyla ürperen kadın tenine benzettiğim  titreşimleri seyretmek ilaç gibi geliyordu ruhuma…

Güneşten ısınmış taşların üzerine oturdum biraz soluklanmak için…

Uzun süredir hasret kaldığım yosun ve iyot kokusunu ciğerlerime çekerken sanki bir başka alemde yaşıyormuş gibiydim…

Sık sık geldiğim ve kirliliğini üzüntü ile seyrettiğim deniz o deniz değildi…

Rengi açılmış, dipteki taşlar ve yosunlar okşanmak istercesine su üzerine yükselmişti…

Kollarımı sıvayıp elimi sokmamak için zor tuttum kendimi…

İçimden Corina 19’a teşekkür etmek bile geçti o anda…

***

Bilim adamlarının yıllardır yazıp çizmelerine, söylemlerine, uyarılarına ekonomik ve siyasi güç sahipleri kulaklarını tıkadı… 

Eylem yapan çevreciler, dövüldü, hapse atıldı, işyerlerinden kovuldu…

Fabrikaların kimyasal atıklarının çöplüğüne döndü ummanlar…

Denizlerde balık nesilleri büyük ölçüde yok oldu…

 Daha çok ürün, daha çok para için bağlar da,  bahçeler de ağaçların… Sebze ve meyvelerin genetik yapısı değiştirildi…

Çekirdekler, tohumlar doğal şekilde döl veremez hale getirildi…

Kimselerin gücü yetmedi bu gidişe dur demeğe…

Ancak gözle görünmeyen ve hiç hesaplarda olmayan bir küçücük ölümcül virüs kırmızı kart çıkardı insanoğluna…

Düşünen hayvanlar olan bizler yaşananlardan ders alabilecek miydik?...

İnsancıklar can verirken doğanın canlanması ilahi bir planın gereğimiydi acaba?…

Daldığım düşüncelerden telefonun sesiyle kendime  geldim..

Arayan Kızımdı…

-Yasağın başlamasına on beş dakika kaldı… Hadi çabuk eve gel baba. Diyordu…

Güçlükle ayağa kalkabildim…

Bacaklarımın ve dizlerimin ağrısına aldırmadan, görevliler beni tutmadan evin yolunu tuttum…

Fikret Kalmuk / haberhurriyeti.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikret Kalmuk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?