MERDİVEN (Perşembenin Öyküsü)

DUYGULARA ÇIKAR…

 Dokuzunda hepsi. Yarısı kız, yarısı erkek yirmi öğrenci. Belirdi öğretmen sınıfın kapısında.

 Kalktılar ayağa robot gibi. Durdular ayakta put gibi. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

Uygun adımla yürüdü öğretmen. Kolları vücuduna yapışık. Gözleri boşlukta.

 Durdu tahtanın önünde put gibi. “Otur!” dedi mekanik sesle.

 Sanki elektrik çarpmış gibi aynı anda oturdu yirmi öğrenci. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

Masasına geçti öğretmen bozmadan robot ciddiyetini. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta. Konuştu yağlanmamış makine gıcırtısı sesiyle.

 - Bugün üçüncü sınıfa başlamış oldunuz. Bu yıl dış dünyayı öğreneceksiniz. Bakın ekrana. Gördükleriniz dünyadaki çıplak çorak arazilerden üçü.

 

Çıkarsanız dışarı. Göreceksiniz bunları. Ancak çıkamazsınız! Çıkarsanız dışarı, alamazsınız soluk. Bakın! Bakın! İyicene bakın.

 Değiştiriyorum resimleri. Neler görüyorsunuz? İlk kez görüyorsunuz. Hayvanlar, kuşlar, balıklar…

 

 

 

 Ve binalar ve araba ve daha birçok şey…

 

 

100 yıl önce böyleydi dünya. Şimdi dışarıdan ışık almayan kutulardayız.

 Tükettiler sorumsuzca doğayı. Kavgalar, savaşlar. Savaştılar. Doğa tükeninceye, öldürülünceye kadar… Sonuç! Sonuçta dışarıdan ışık almayan kapalı kutulardayız.

 Eski dış dünyayı öğrenmelisiniz. Öğrenmeye Doğa Müzesi’nden başlayacaksınız.  Şimdi beşinci kata çıkacağız asansörle. Kalk!”.

Kalktı yirmi öğrenci aynı anda robot gibi. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

 - Çık koridora! 

 Çıktı koridora yirmi öğrenci robot gibi. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

- Gir sıraya! 

 Girdiler sıraya. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

 - Asansöre!

 Kaz adımlarıyla yürüyordu yirmi öğrenci… Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

 Vardılar beş dakika sonra asansöre. Çağırdı öğretmen.

 

 Duyuldu asansörden bir ses;

 “Bakımda. Merdivenden çık!”.

 Bu kez bastı asansörün yanındaki düğmeye öğretmen. Açıldı bir kapı;

 - Bakın açılan kapıya. Bu gördüğünüze merdiven denir. 

 

 İlk kez görüyorsunuz. Yukarıya doğru üst üste bindirilmiş taşlara basamak diyoruz. Basamaklar merdiveni oluşturuyor. İlk kez merdivenden çıkmış olacaksınız.

 Ve onar kişi iki sıra olarak çıkacaksınız. Merdivenden nasıl çıkılacağını öğretiyorum.

 Çıkmak için önce sağ ayağınızı kaldırın! İlk basamağa koyun! Sonra sol ayağınızı kaldırın! Ama sağ ayağınızı koyduğunuz basamağın üstündekine atın! Kendinizi yukarı doğru çekin!  

Sonra gene aynısını yapın! Tutun basamakta bu kez sol ayağınızı. Güç alın sol ayağınızdan. Sağ ayağınızı bir üstteki basamağa atın! Çekin kendinizi yukarı. Sağ – sol, sağ - sol. İşte böyle çıkacaksınız.

 Sıraya!”.

 Dizildi yirmi robot iki sıra merdivenin başında. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

 “Kaldır sağ bacağını!”.

 Kaldırdılar sağ bacaklarını. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

 - Koy ilk basamağa!

 Koydular sağ bacaklarını ilk basamağa. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta. 

- Kaldır sol bacağını!”.

 Kaldırdılar sol bacaklarını. Koydular ikinci basamağa. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

 - Çek kendini yukarı!

 Kaldır sağ bacağını! Koy üçüncü basamağa! Çek kendini yukarı!”.

Her komutta bir basamak daha çıkıyordu yukarı doğru çocuklar. Kolları vücutlarına yapışık. Gözleri boşlukta.

 Ve sağa sola gidiyordu vücutları… Sallanıyorlardı sanki… Hiç tatmadıkları duygularla.

Ve ne kadar da hoştu.

 Başladılar gülmeye kahkahalarla… 

 Kolları vücutlarına yapışık değildi artık. Gözleri boşlukta değildi artık. 

 Çıkıyorlardı emretmeden öğretmen. Çıkıyorlardı basamakları kahkahalarla…

 Bağırdı öğretmen; “Açma kollarını! Yapıştır kollarını!”.

 Bağırdı öğretmen: “Gülme! Gülme! Gülme!”.

 Artık emirler boştu.

 Gülüyordu çocuklar kahkahalarla… Çıkıyorlardı yukarıya… Yankılanıyordu merdivenlerde kahkahaları… Hoplayıp zıplıyorlardı katlarda, çıkmadan önce bir sonrakine…

 

 Belki de insan olmanın özgünlüğü karşı çıkmıştı kahkahalarla emirlere.

 Belki de kurtulmuştu zincirlerinden özgürlük.

  

* * *

 

Murat Tepebaşılı

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?