Yazmayan da hesap verecek !..

Sevgili Kenan Sönmezler'in son yorumu süperdi:
Gazeteciysen eğer, sadece yazdığından değil yazmadığından da sorumlusun !
Yazan yazdığının hesabını verir.
Sen yazmadıklarının hesabını ne zaman ve nasıl vereceksin ?

Bu yorum üzerine aklıma bir değerlendirme yapmak geldi. Şu dönemde kaç çeşit gazeteci var:

İSYANKARLAR HER DÖNEM HAPİSTE: Tabii ilk sıraya hapisteki gazetecileri koymak gerek. İktidarı ürküttüğü için, gerçekleri araştırdığı için, cesurca yazdığı için cezaevine atılan gazeteciler. İktidar mücadelesi verenler korkulu rüya görmektense basın özgürlüğünü, insan haklarını, müslümanlık değerlerini bir kenara bırakıp insanların yaşamlarından bir bölümünü çalmayı tercih ediyor.

KENDİNİ SANSÜRLEYENLER: Her gün bıkmadan usanmadan yazan, konuşan, mücadelesini sürdüren, fikrini söylemekten çekinmeyen, içinden daha sert olmak geçen ama mücadeleyi sürdürebilme adına frene basan gazeteciler. Bunlardan bir bölümü karda yürüyüp izini belli etmemeyi bir şekilde beceriyor, bir bölümü ise sabaha karşı evinden alınmanın sınırında yaşıyor.

ÖZGÜRLÜK UĞRUNA İŞİNİ KAYBEDENLER: Basın özgürlüğünü savunarak bu yönde haber ve gazete yaptığı için, istenileni, söylenileni emir telakki etmediği için işinden atılanlar. Baskı ve riyakarlıklara dayanamayıp mesleğinden soğuyan, çareyi dayanışma ve sendikalaşmada buldukları için yasadışı yollarla bir gecede topluca kovulanlar. Yıllar süren emeklerinin karşılığını alabilmek için yılan hikayesine dönen davaları bekleyen gazeteciler.

BANA DOKUNMAYAN BİN YAŞASIN: Basın özgürlüğüne inanan ancak zevahiri ürkütmemek için günü kurtaran gazeteciler. Bu gruptakilerin çoğunluğu kendilerine dokunulmadığı sürece uykuyu tercih ediyor. Yan masadaki arkadaş kovulsa da gıkı çıkmıyor. Ne zaman sıra kendine gelirse gazeteciliği, özgürlüğü, arkadaşlarını hatırlıyor.

EKRAN ŞAKLABANLARI: Gelen ağam giden paşam diyerek, koltuğu ve cebini düşünen gazeteciler. Düşünceleri, ülkeyi veya kamu yararını değil, başına getirilen adamın isteklerini hatta fazlasını uygulayan, tecrübeli ama kullanışlı gazeteciler. Bunların tek amacı havuzda da, eğer devran dönerse döndüğünde de kullanılmaya devam etmek.

EMİR KULLARI: Bunlar genellikle ağam-paşamcılar arasından çıkıyor. Kullanılma sırası kendilerine geldiğinde; basın özgürlüğü ya da insan hakları yönünde mangalda kül bırakmadığı günleri unutup verilen görevi yaparak göze girmeye çalışıyorlar. Onlar için arkadaşları bir gecede kovulmuş, ya da yönetmenleri istifa etmiş hiç sorun değil. Tepedeki koltuk boşaldığı anda, çalışma arkadaşlarını, tüm geçmiş günleri unutup "Havuz"a planjon yapıp uçağa kapak atıyorlar.

CEPÇİLER: Medyada son kullanma tarihi dolduğu için görevlerinden kenara alınan, basınla alakalı-alakasız kuruluşların yönetimlerine bankamatik memuru olarak atanan ve hizmetinin karşılığını tahsil etmeye devam eden gazeteciler.

ORTADA KALANLAR: Kullanım süresi biten, kendisine haksızlık yapıldığı düşüncesi ile muhalif tarafa meyleden ancak oradan da fazla yüz bulamadığı için rüzgara göre sallanan gazeteciler.

"HAVUZ"CULAR:

Gazetecilik geçmişleri, tecrübeleri, kişilikleri, karakterleri hiç önemli değil. İşleri haber değil görev yapmak.
Bazı uyanık olanların amacı gazetecilik yapıyormuş gibi yapıp, inandırabildiği kadar insanı inandırabilmek, kandırabildiği kadar insanı kandırmak.
Bazıları için ülke batmış, vatandaş aç kalmış, salgından ölmüş, paramız pul olmuş, yolsuzluk, hırsızlık, kandırmacılık hiç haber değil. Hedef "patronum sağolsun".
Ver manşeti uçuyoruz de uçsunlar, yatıyoruz de yatsınlar, kaçıyoruz de kaçsınlar.
Bir görevleri de iktidarı rahatsız edenleri, yalancı, hırsız, terörist ilan etmek.
Yarış "aferin tosunuma" methiyeleri almak, satmayan gazete, izlenmeyen televizyon saltanatını sürdürmek.

VE HAVUZ PATRONLARI:

Maalesef bir de bir dakika olsun bir yayın organında çalışmayan, gazeteciliğin yanından bile geçmeyen, bir haber yaz desen yazamayan medya patronları var. Tankçısı, topçusu, tüpçüsü, gazcısı v.s. bir gecede milyonlarca dolar kredi alıp yıllarını vermiş gazetecileri satın alan medya patronları. Bu patronlar, eşleri, kardeşleri, çocukları, torunları. Sözün kısası tüm sülaleleri rengi değişen basın kartını alıp gazeteciyim diyerek ahkam kesiyor. Siz siz olun bunların gazeteciliğine kanmayın...

AMAÇ DEVRAN DÖNSÜN CUKKA SÜRSÜN...

Sahi biz hangi gruptayız, siz hangi gruptasınız...

www. haberhurriyeti.com / Ercüment Erkul

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ercüment Erkul - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?