Doğru mu, yanlış mı?

DOĞRU MU YANLIŞ MI?

Önce doğru ve yanlış kavramlarının sözlük anlamını vermek istiyorum ki sonra kavga çıkmasın.

Doğru, ”Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun veya gerçek, hakikat “, yanlış ise ''Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı “ olarak açıklanmış. Yani çok açık ve net, yapılan doğru değilse yanlıştır. Sanırım buna karşı çıkan olmayacaktır.

Yani doğrunun, sana göresi, bana göresi olmaz. Akıl , mantık çerçevesinde bir gerçeklik olması lazım. Ve eğer, gerçek hayatta da ''İki yanlış bir doğruyu götürüyorsa'',  bir doğrudan daha olduk benden söylemesi.

Memleketimden 3100 km uzakta, olanları görüp duydukca, inanasım da gelmiyor, anlayasım da gelmiyor.

İlk yanlış, baya bir gündem oldu, emniyet mensuplarından ''biz bize yeteriz Türkiyem'' kesintisi. Şamataya getirip üzeri örtüldü gibi oldu ama, kusura bakmayın ben henüz üzerini örtmedim.

 Önce ''uydurma haber yok böyle bir şey'' dediler. Arkasından belgeler çıkınca Sayın Soylu açıklama yaptı

"Devletin yasal bir kampanyası var ve teşkilat içinde bu şekilde destekte bulunmak isteyen arkadaşlar olabilir. ben buna karışmam. ancak hiçbir polis de bunu imzalamak zorunda değil" dedi. Ve keşke ''ben buna karışmam'' demek yerine, ''bağış miktarına karışamazsınız, zaten isteyen bağışını yapar'' diyebilseydiniz.

Sayın Bakan'ım kendi ağzınızla söylüyorsunuz, devletimin yasal kampanyası bu. Tamamen gönüllülük esasına dayalı. Bu ne demek, gönlümden ne koparsa, bütçem neye el veriyorsa ben o yardımı yaparım. Yani hiç kimse bana ''sen bu kadar yardım yapacaksın'' diyemez. Diyememeli. Derse, o zaman ''tamamen gönüllülük esası'' ''ortadan kalkar, durum '' tamamen duygusal'a'' bağlar. Siz ''neden'' diye sorarsanız, sağ elin verdiğini, sol el görmesin deyişini hatırlatıp, ben de yardım yapanların ve YAPMAYANLARIN listesi NEDEN isteniyor diye sorarım.

İkinci yanlış, devletin GÜVENLİK gücünü, bakkal çırağı gibi kullanmak. Kimse kusura bakmasın ama gerçek bu. Evden çıkamayan vatandaşların, HAYATİ İHTİYAÇlarını, karşılama hizmeti polisin görevi değildir. Çünkü zaten devletin elinin altında bu görevi üstlenecek ve şu anda işi olmayan milyonlar var.

Örnek, mahalle muhtarları ve şu sıralar camilerimiz kapalı olduğu için imamlarımız ve müezzinlerimiz olabilir. Her mahalle sakini kendi muhtarına ulaşamaz mı?

Ya da bu ihtiyaç karşılama, YAŞAMSAL İHTİYAÇ sınırlanması ile yapılandırılamaz mı? Polisin, Jandarmanın  işi, çikolata, cola, götürmek, ıspanak toplamak, maaş dağıtmak mı? Yani kusura bakmayın ama iyice ele ayağa düştü bu meslek. Eğer başka çözüm yolu yoksa, elbette güvenlik güçleri kullanılır, ama adı üzerinde GÜVENLİK GÜCÜ kusura bakmayın ama kimsenin hizmetlisi değildir, öyle getir götür işinde kullanılsın.

Bakın bir yorum gördüm ne diyor  ''Yaşlılar baş tacı, canımız feda ama geçenlerde arkadaş yaşlı teyzeye erzak götürdü, bakmış evde genç çocuğu oturuyor demiş ki ''teyze oğluna yasak yok çıkıp alış verişi yapabilir biz gerçekten ihtiyacı olanlara geç kalmayız'' diye. Kadın siz ge......  maaş alıyorsunuz, oğlum çıksın virüs mü kapsın demiş.'' Bu yorumu okuyun ve bu lafı yiyenin kendi evladınız olduğunu düşünün, sonra karar verin doğru mu yanlış mı?

Gazetelere haber oldu, çocuk Jandarmayı aramış, sakız ve cips istemiş. Marifet gibi bunu da haber yapmışlar. Memleketteki çocuk sayısını düşünün, hepsinin bir isteği olduğunu düşünün, kim kime, nasıl yetişecek. Yapmayın sayın büyükler, azıcık çalışanı da düşünün. Sonra isyan edip, ''bakkal çırağı olduk'' diyeni açığa almayın. Yazıktır günahtır.

Bu fikrimi hiç kimse sakın yardım yapılmasın diye anlamasın, ama kendi çocuğunun doğum gününe gidemeyen polise de hiç kimse, '' hadi şurdan bir pasta kap, şu adrese götür'' diyemesin, demesin. Çünkü insan ihtiyacı sınırsızdır. Herkes, herşeyi ister oldu. Rakı bile isteyen oldu biliyorsunuzdur. Hal böyle olunca yakında, ''pazara bir uğra da bana bi don al da gel'' diyenler çıkarsa hiç şaşırmayın.

Bu yüzden isteklere sınırlama getirilmelidir. Her gün aynı eve 2 ekmek bir süt götürmek polisin görevi değildir. ''yok arkadaşım polis benim polisim , nerede istersem orada kullanırım'' diyorsanız, o zaman ''benim polisim'' dediğiniz polisin yıllardır bağıra bağıra söylediği, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, 3600 ek gösterge hakkı gibi sorunlarına da çare bulmak zorundasınız.

İşinize geldiği yerde joker gibi kullandığınız polisin sorunlarını da görmek zorundasınız.

İşte bunlardan yola çıkarak diyorum ki, ''polis başımızın tacıdır, polisimizi seviyoruz'' diyorsanız, yukarıdaki iki yanlış, bu söylediğiniz doğruysa, onu aldı götürdü,  O başınızın tacı, şimdi kimbilir nerede, hangi siparişi yetiştireceğim diyerek ve belki de eldivensiz, maskesiz koşturmakta. Unutmayın doğru, Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun olmalı.

Can gazilerimi yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

Beyhan Kozanoğlu Biçkin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?