Altın - Perşembenin Fıkrası

KAHVENİN KRALI

- Deme ya Tuncay! Nasıl oldu bu iş?

- Şöyle oldu Emre. Bir ay önce. Bizim Deli geldi kahveye. Maçtan dönmüş. Erol da burada. Aralarında şöyle bir konuşma geçti:

- En büyük biziz! Bizden büyük yok!

 - Haklısın ama alacağın yok.

- Neden lan!

- Ligin yirminci haftası. 5 puanlı sonuncuyu 9 – 0 yeniyorsunuz.

- Kıskanma lan deve! Siz zar zor bir attınız.

- Her takımın onuru var. Ligi bıraktılar diye üstlerine gidilmez.

- Herifler B takımıyla çıktıysa bize ne sessiz eşşek! Yoksa eşşoğlu mu desem? Az mı gelir sana?

- Altın dişin de yok ama ağzını bozma.

- Bozarsam ne olur? Altından girerim üstünden çıkarım hıyar ağası. Otur lan! Kaçıyor musun? Kaçma lan! Gel buraya!

- Eh! Bu kadar yeter.

- Gel lan buraya rezil ahlaksız! Aşağılık yaratık!

- Yani bu da cilası oldu.

- Sıkıyor değil mi? Kaçıyorsun. Bas git. Bir daha da bu kahvede görmeyeyim seni. Kahvenin kralı benim. Sen elime su dökemezsin pislik torbası. Terbiyesiz. Gördünüz beyler! Nasıl kaçırdım kahveden!”.

- Ve bir ay kadar sonra bu çağrı yazısı geldi. Erol bu Deli’yi mahkemeye vermiş. Bizleri de tanık göstermiş. Yazı gelenler konuştuk aramızda. Sözcü seçildim. Çağırdım Deli’yi.

- Dayı merhaba çağırmışsın. Napcaz bu Erol manyağını? Mahkemeye çıkınca “yalan söylüyor” dersiniz. Olur biter.

- Olmaz öyle iş Deli. Bizler yaşlı başlı insanlarız. Bu bir. İkincisi gene yalan söyleyemeyiz. Gençlere kötü örnek oluruz.

- E ben ceza mı alacam!

- Orasını bilemem. Yalan söyleyemeyiz. Sen en iyisi konuş Erol ile. Davasından vazgeçirmeye çalış. Ama senle görüşmez. Bir buluşma ayarlarım ben. Hadi git.”.

- Buluşturabildin mi Tuncay?

- Emre duruşma günü sabahtan buluşturdum. Konu belli. Aralarında geçen şu:

- Erol neden mahkemeye verdin beni?

- Aklın başına gelir de bir daha küfretmezsin kimseye Deli.

- Eski köyde yeni adet çıkarma! Hepimiz birbirimize takılıyoruz. Başka işin gücün yok mu senin? Vazgeç şu davandan.

- Olmaz. Derdini mahkemede anlatırsın. Ben gidiyorum. Mahkemede görüşürüz.

- Dur! Dur! Dur! Otur yerine. Konuşuyoruz. Lan oğlum rezil olacağım. Herkes dalga geçecek benimle. Adım çıkacak. Hadi Deli neyse. Acımıyor musun bana?

- “Altından girip üstünden çıkarım” derken sen bana acıyor muydun? Derdini yargıca anlatacaksın.

- Lan şakaydı o sözler. Ciddiye mi aldın?

- Mahkemede yargıcın altından girip çıkarsın üstünden…

- Dur Erol. Dur. Davandan vazgeçersen sana bir altın.

- Olmaz!

- İki altın.

- Olmaaaz!

- Üç altın.

- Hııımm… Dört altına olur. Hııımm… Adları da “Delinin Döt Altınları” olur.

- Ama duruşma öğleden sonra

- Vereceğim taktiği uygula mahkeme sahasında.

- Tamam.”.

- Ne taktik vermiş?

- Taktik mahkemede. Dinle… O gün kahvedeki beş kişi tanık olarak mahkeme salonundayız. Başladı duruşma…

Sordu yargıç. Bu adamdan neden davacısın Erol?

- Bana etmediği küfrü bırakmadı. Dosyada yazıyor hepsi.”.

- Küfretmişsin Poyraz Deli. Ne diyorsun?”.

- Lolo! Lolo lolo lolo.

- Anlamadım! Ne diyorsun oğlum? Davalı ne diyor davacı?

- Dilsizdir. Öyle konuşuyor.

- Bu adamın soyadı Deli de. Seninki Manyak mı? Hem bunun lololarından nerden çıkardın küfrettiğini?

- Ama yargıç bey herkes duydu.

- Duydunuz ve anladınız? Len gidin karşımdan! Bir daha gelirseniz mahkemeye hakaretten hakkınızda dava açılır. Hadi çıkın salondan.”.

- Yani dilsiz taktiği vermiş.

- Aynen. Barıştıkları için bizler de düşmedik yalan söylemiş duruma. Ama Emre iş burada bitmemiş meğerse.

- Tuncay dahası mı var?

- Olmaz mı? Dinle. Beş tanık çıktık adliyeden. Deli ile Erol ters yöne. Şöyle bir konuşma geçmiş aralarında:

- Deli yırttın mahkemeden. Görelim şu döt altınlarını.

- Lolo lolo lolo olo.

- Ne diyorsun lan? Ver şu altınları!

- Lolo lolo lolo lolo.

- Bize de mi lolo?

- Lolo lolo lolo lolo.

- Şimdi cep telefonundan dinleyeceğin seslerin kaydı noterlikte ve banka kasasında bulunuyor. Kulağını ver bakim…

- En büyük biziz! Bizden büyük yok!

 - Haklısın ama alacağın yok.

- Neden lan! …………”.

- Tanıdık geliyor mu sesin? Bak şu kahvede seni bekleyeceğim. Bir saat sonra bana, bu kez sekiz altın getirmezsen... Suçüstü mahkemesine başvuracağım.

- Hadi len! Beyinsiz. Sen de girersin içeri! Salak!

- Ben de girerim ama kahvedeki beş tanık büyüğümüz var ya! Onlar da yalan tanıklıktan içeri. Bunların çoluğu var. Bunların çocuğu var. Askerden dönmüş torunları var. Akrabalarını saymıyorum. Biliyorsun ordu gibiler. Onlara nasıl “lo lo lo lo” diyeceğini düşün! Yaşatırlarsa seni bu topraklarda...

- Tamam. Bir saate kadar sekiz altın getiriyorum.

- Hayır! Altınlar onaltı lolo lolo lolo lolo.

- Çaylar onaltı oldu gibi söylüyorsun pezevenk! Allah senin cezanı versin. Tamam getiriyorum.”.

- Tuncay demek ki bizim Deli’nin sinirleri kaç gündür ondan “lolo lolo”.

***

Murat Tepebaşılı

NOTLAR:

1. Çok eski fıkradan uyarlama.

2. Noter Resmi

http://sitemekanik.com/wp-content/uploads/2013/02/Notary-Image-CR.png

3. Taktik Resmi

https://nepa.com/does-your-sports-strategy-rely-too-much-on-gameday-tactics/action-arrangement-board-1374548-2/

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?