Covid-19 mu yoksa, insanlar mı insanlığa daha çok zarar veriyor?

Covid-19 mu yoksa, insanlar mı insanlığa daha çok zarar veriyor?

Coronavirüs pandemisi'nde, yaşadıklarımızı ve yaptıklarımızı bir göz atmanın zamanı gelip geçmiyor mu acaba. Hele geçen hafta sonu 48 saatlik Sokağa Çıkma Yasağı ilan edildikten sonraki yaptığımız tüketim çılgınlıkları, gıda maddesi satan yerlerin önündeki kuyruklar... Covid-19'un dünyaya verdiği zarar insanların, birbirine verdiği zararın yanında devede kulak kalır inanın. Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı İbrahim Uğur Toprak, durmadan gıdalarımız konusunda uyarılarda bulunuyor. Bu uyarılar şimdi ortaya çıkan uyarılar değil. Yıllardır araştırıp verileri kendi sözgeçinden geçirdikten sonra kamuoyuyla paylaşıyor. Peki söyler misiniz kaç kişi bu uyarılara kulak verdi bugüne kadar. İsraf etmeden kullandı yiyecekleri, içecekleri. Bir elin parmakları kadar az değil mi her yerleşim yerinde... Klasik ve argo bir sözcük var tam buna uyan. Biz bu kafayla gidersek...zor düze çıkarız.

Gıdalar konusunda kaçımız kurallarına göre hareket ediyoruz.

Kimyasal gübre ve kimyasal ilaçlar nedeniyle kirlettiğimiz topraklar ve sular nedeniyle dünyada üretilen gıdanın 1/3’ü (yaklaşık 1,3 milyar ton) atık ya da kayıp ediliyor.

Bir de buna tüketilen gıdanın %50’si olan 300 milyon ton gıda maddesini çöpe attığımızı eklersek yaşama verdiğimiz zararın korkunç boyutunu hesaplayabiliriz.

Hele şu koronavirüs salgını günlerinde evlerimizde istiflediğimiz ve bir süre sonra bozulmasına neden olduğumuz gıda maddelerini düşündükçe, insanın insanlığından utandığı tablolar çıkıyor ortaya değil mi?

Biz daha fazla konuyu uzatmadan sözü TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak'a bıralım ve söylediklerini can kulağıyla dinleyelim. Sonra da şapkamızı önümüze alıp düşünelim.

Covid-19 mu, yoksa insanlar mı bu dünyaya daha çok zarar veriyor?

www.haberhurriyeti.com / İbrahim Irmak

***

Covid-19 Gıda İsrafı ve Enflasyonu

Birleşmiş Milletler raporuna göre, dünya nüfusunun 2050'de 9,6 milyara ulaşması bekleniyor. Türkiye'ye ilişkin nüfus beklentisi ise yaklaşık 95 milyon olarak öngörülüyor.

2050 yılında dünya nüfusunun %70’inden fazlasının kentsel alanlarda yaşayacağı beklenmektedir. Kentleşme, yaşam tarzlarına ve tüketim kalıplarına da değişiklikler getirecektir. Kentsel nüfusun payı giderek artarken, kırsal alanlar oldukça uzun bir süre için yoksul ve aç çoğunluğa ev sahipliği yapacaktır. İnsanlar, sıcak noktalar ve ekolojik olarak hassas alanlarda yaşayabilmek için yüksek nüfus koşulları ve kötüleşen ekosistemler ile başa çıkmak zorunda kalacaktır.

Giderek artan gübre, pestisit ve herbisitlerin kullanımı toprak ve suların kirlenmesine neden olmakta ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Tarım sektörü, küresel sera gazı salınımlarının üçte birinden sorumlu tutulmaktadır. Ormanların ve otlakların tarım alanlarına dönüştürülmesi ve iklim değişikliği nedeniyle biyolojik çeşitlilik de azalmaktadır.

Tüm bu olumsuzluklarla üretilen gıdanın 1/3’ü (yaklaşık 1,3 milyar ton) atık ya da kayıp edilmektedir. Tüketilen gıdanın %50’si olan 300 milyon ton gıda maddesi çöpe atılmaktadır.

Gıda atıkları tüm bu etmenlerden dolayı önem arz eden bir konu olmakla birlikte covid-19 süreci nedeniyle önemi daha da artmaktadır.

Beslenme eksikliğinin ve dengesizliğinin önüne geçebilmek için, ki covid-19 ile mücadelede oldukça önemli, gıda atıklarının en az yüzde 50 oranında azaltılması gerekmektedir.

Artan nüfus ve gıda talebine rağmen artan sıcaklıkların sebep olacağı kuraklık ve aşırı hava olayları sebebiyle iklim değişikliği ile mücadelede önemli adımlar atılmadığı sürece bu tür salgınların olabileceği ve gıda güvenliğinin tehlikede olduğu uzun süredir vurgulanan bir sorundur. Çiftçilik teknolojileri ve yönetim tekniklerini geliştirmek için araştırma ve altyapı yatırımlarının arttırılması gerektiğine işaret ederek tarım emekçilerine doğru teşvikleri vermek, söz konusu teşviklerle en yeni teknolojilerin yaygınlaştırılarak, su yönetimi ve gübre kullanımı konusunda daha iyi düzenlemelerin hayata geçirilmesi elzemdir.

Covid-19 süreci boyunca mümkünse alış-verişten sadece 1 kişi sorumlu olmalı, dışarıyla irtibatı o kişi sağlamalıdır. Alış-verişe çıkma sıklığını uzatmak için mutlaka bir liste hazırlanmalıdır. Özellikle sokağa çıkma yasağından önce yapılacak alış-verişe de dikkat etmeliyiz. Çünkü

İhtiyacımızdan fazla ürün alınması sonucu gıdanın bozulması ve çöpe gitmesi

İhtiyacımız olmayan gıdanın alınması sonucu gıdanın bozulması ve çöpe gitmesi

Son tüketim tarihine dikkat edilmeden alınan ürünün tarihinin geçmesi sonucu ürünün çöpe gitmesi

Tavsiye edilen tüketim tarihi ve son tüketim tarihi arasındaki farkı bilmememizden kaynaklı tüketilmesinde sıkıntı olmayan gıdaların atılması (tavsiye edilen tüketim tarihi gıdanın kalitesi ile ilgilidir ve o tarihe kadar uygun koşullarda saklandığında gıdanın tüm özelliğini koruyacağı anlamına gelir. Son tüketim tarihi ise gıda güvenilirliği ile ilgilidir ve o tarihten sonra tüketilmesinin insan sağlığına zararlı olacağı anlamını taşır.

Gıdaların etiketleri üzerinde yazan koşullarda saklanması sonucu çöpe gitmesi

Tüketilecek miktardan fazla yemeğin pişirilmesi ve tüketilmemesi sonucu çöpe gitmesi

bu dönemde muhtemel yaşayacağımız bir gıda atığı, israfı olarak karşımıza çıkacaktır.

Her gün 13 milyar insanı doyurabilecek gıda üretilirken, buna karşın her 9 insandan 1’i açlık çektiğini,

Herhangi bir yiyeceğe neredeyse hiç erişemeyen 1,8 milyar insanın olduğu ve sayısının gün geçtikçe arttığını,

Çöpe atılan gıdanın bugün dünya çapında yetersiz beslenen yaklaşık 842 milyon insana yetecek miktarda olduğunu

unutmadan gıda alışverişi ve tüketimi yaparsak, gıda atıklarında azalmaya da sebep olacağımızı bilmiş oluruz.

Bu süreçte önemli olan bir başka konu da gıda enflasyonu olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı ülkemizde gıda harcamaları, çok büyük bir kesim için kira harcamalarından sonraki en fazla harcama kalemidir ve hane bütçesinde önemli bir paya sahiptir. Yükselen döviz fiyatları ve artan işsizlikle birlikte gıda enflasyonundaki artış vatandaşın alım gücünü büyük ölçüde azaltmakta, özellikle de dar gelirli kesimi daha fazla etkilemektedir. Fiyatı yükselen her gıda maddesi için çözüm olarak görülen ithalat da vatandaşın ucuz, yeterli ve güvenli gıdaya ulaşmasını sağlayamamakla birlikte, yerli üreticiyi de mağdur etmektedir. Bu durum da, ülkemizde gıda egemenliğini tehlikeye atmaktadır. Oysaki yaşamak nasıl bir insan hakkı ise, sağlıklı, güvenli ve yeterli gıdaya uygun fiyatlarla sürdürülebilir bir biçimde ulaşabilmek de bir insan hakkıdır ve bunu sağlamak da kamunun en önemli görevlerinden biridir.

Fiyat dalgalanmalarının olumsuz etkilerini azaltmak için acil olarak kayıt dışılık azaltılmalı, toprak analizleri yaptırılarak bölgelerde üretilebilecek ürünler belirlenmeli, arz talep dengesizliği ortadan kaldırılarak alım garantili üretim yaptırılmalı, çiftçiler desteklenmeli ve eğitimleri sağlanmalı, çiftçileri üretimden uzaklaştıran olumsuzluklar düzeltilmeli, kooperatiflere müdahale azaltılmalı ve daha fazla desteklenmeli, üretici kooperatifleri yanı sıra tüketici kooperatifleri de yaygınlaştırılmalı, lojistik kayıpların azaltılması sağlanmalı ve ithalatçı politikalardan derhal vazgeçilmelidir.

Sonuç olarak, meralarımızı ve tarım arazilerimizi korumadan ve sürdürülebilir kılmadan, çiftçilerimizi eğitip sözde değil emeklerinin karşılıklarını alabilecekleri şekilde destekleyip yeniden üretime yöneltmeden, biyoçeşitliliğe ve yerel tohumlarımıza sahip çıkmadan, üretici, tüketici ve dağıtıcı kooperatiflerin yaygınlaştırılmasını sağlamadan, ülkemizi ithalat sarmalından kurtarmadan, gıda egemenliği ilkelerine dayalı bir tarım politikasını hayata geçirmeden gıda enflasyonuna ne yazık ki dur diyemeyiz.

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?