Dil ve Kültür

Dil ve Kültür

Bir ulusun kendi toplumsal yaşantısına, bu yaşantının gereklerine, yine bu yaşantıdan doğan somut koşulların oluşturduğu duyarlığa göre bir dil geliştirmesi; o ulusun kültürel kişiliğini elde etme...

Kişinin öz diline önem vermesi, ona özen göstermesi, eski dil-yeni dil kavgasının çok ötesinde bir sorundur. Düşüncenin tek olanağı dildir. Dili; düşünceyi aktarmak için gerekli, hem de çok gerekli bir araç olarak görmek yetersizdir. Dilin olmadığı yerde, düşünce söz konusu değildir. Dil, bilincimizin gerçeklik kazanmasının, bütün bilinç olgularımızın biçime kavuşarak, dışımızdaki başka bir özneye aktarılmasının tek güvencesidir. Kısacası, dil bütün iç olgularımızın iletilmesine yarayan bir araç değil, bu olguların iletilmesidir. Dil olmadan bilinç de yoktur. Varsa bile, bu varlık, tek bir öznenin içinde tutsak kalan, soyut bir psikolojik olgudan öteye gitmeyen dağınıklıktır. Dil, bütün bir insanlık kültürünün depolandığı bir araç değil, kültürün kendisidir, çünkü hiçbir düşünce, hiçbir duyarlık, dile dönüşmeden, var olamaz. Dil, insanlığın kendini gerçekleştirdiği, en önemli işaret sistemidir. Dil, insanlığın kendini gerçekleştirdiği, en önemli işaret sistemidir. Dil, insanlığın kendisidir.

KÜLTÜREL KİŞİLİK

Bir ulusun kendi toplumsal yaşantısına, bu yaşantının gereklerine, yine bu yaşantıdan doğan somut koşulların oluşturduğu duyarlığa göre bir dil geliştirmesi; o ulusun kültürel kişiliğini elde etme, sağlamlaştırma, geleceğe iletme yolunda yaptığı kaçınılmaz bir eylemdir. Bu çaba, dillerin birbirlerine karşı üstünlükleri veya aşlığı biçiminde değil, her dilin kendi yapısına özgü olanaklarını işleterek geliştirmesi anlamında alınmalıdır. Yabancı biçimlerle, yabancı sözcüklerle düşünülen hiçbir şey bizim olamaz. Bizim olan ve bizim ettiğimiz her şeyi, kendi dilimizle düşünebiliriz, düşünmemiz gerekir, düşünmek zorundayız. Yoksa aktarmalar aktarma olarak kalacaktır. Sunulan düşünceleri, ancak o yabancı sunuş biçimlerine yakınlığı olan kimseler anlayabilecektir. Oysa Türk okuru, başka bir dile gereksinme duymadan, kendi düşünürlerinin gücüyle, kendi dilinin olanaklarıyla düşünebilir hale gelmelidir, gelebilir, bu mümkündür. Yeter ki, bilimle, düşünceyle uğraşan kişiler, eski-yeni çıkmazını bırakıp, bir düşüncenin kendi insanımıza ancak kendi dilimizde bütün açıklığı, bütün inceliği bütün yoğunluğuyla anlatılabileceği gerçeğini kavrasınlar.

Daha açık bir deyişle, çağdaş dilbilim ve anlambilimin sesine kulak versinler. Hem, kendi diliyle aklını ve yüreğini yoğurmasını bilmeyen bir düşünür, toplumuna yabancı bir kimsedir. İnsan, kendi dilinin dışında büyük olamaz, bilgin olamaz. Başka dillerde önemli yapıtlar vermiş kimseler hem bir istisna, hem de aldatıcı bir görüntüdür. Her büyük bilgin, ilkin kendi dilinde büyüktür. Kendi dilinin bütün olanaklarını, zihinsel ve duygusal etkinliğe girmeyen kimse, başka dilde de başarılı olamaz!

www.haberhürriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?