Sosyal devlet olmak

SOSYAL DEVLET OLMAK YA DA OLMAMAK, İŞTE BÜTÜN MESELE BU.

 

Memleketimde olan bitene aklım ermeyince, sosyal devlet nedir diye bir daha bakayım dedim. 

Açıklaması bu şekilde yapılmış,

 ''Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

Eğer sosyal devlet tanımlaması böyle ise, yazılı ve görsel medya benim devletimin, başka devletlere yaptığı yardımı ballandıra, ballandıra anlatıyorsa, bana yardım etmesi gereken devletim, neden benden yardım istiyor bir türlü anlamadım.

Diğer meslek guruplarıyla fazla iletişim halinde olmadığım için konu yine poliscanlarım ile ilgili.

Bazı il ve ilçelerin, emniyet birimlerine gönderilen bir yazı ile, ''Biz Bize Yeteriz Türkiye'm'' kampanyası için ''gönüllülük esasına göre'' diye başlayarak, emniyet müdüründen, sivil memura kadar miktar bildirip, ''bir defaya mahsus olmak üzere, Nisan ayı maaşlarından kesinti yapılması öngörülmüştür'' diyerek bitirmişler.

Eğer bu kesinti gönüllülük asasına göreyse, kesinti yapılmasını öngörüyorsanız, neden yardım yapmak istemeyenden gerekçeli dilekçe istiyorsunuz ki? Ya da neden yardım miktarını siz belirliyorsunuz? Adı üzerinde yardım bu, kim ne kadar isterse yapar, amir bu kadar, memur şu kadar diye miktar konursa bunun adı, ''gönüllülük esasına dayalı'' yardım olmaz ki. Olsa olsa dayatmalı yardım olur.

Yani demek istediğim, yardım yapmak isteyen miktarını da kendisi belirleyerek yardımını yapsın. Allah kabul etsin. Ama , ''yardıma gücüm yetmez'' diyen, neden gerekçe bildiren dilekçe yazacak onu anlamıyorum. Aba altından sopa göstermek mi bu acaba diye düşünmeden de edemiyorum.

Anlamadığım bir başka konu. Polisi baya uzun bir süre  maskesiz, eldivensiz, yani korumasız çalıştırdıktan, yüzlerine tükürülünce, '' yok böyle bir durum'' dedikten sonra, virüs kapınca ''idari izinlisin'' arkadaşım de. Ama hemen arkasından '' ama idari izinliyken, maaşının hepsini vermem, ek ödemeleri keserim'' de.

Bu idari izin, kanun maddesinde belirtilen idari izin ile bir değil ki. Salgın hastalık var, piknik yaparken değil, görev başındayken bu virüsü kapan memur var, '' aman işe gelme'' diyen de bir amir var. O zaman bu kesinti neden?

Konuya sosyal devletten girip, buradan mı çıktın demeyin. Hep derim ya, yap boz oyunu pazıl var ya, işte ona bütün olarak bakmak lazım. Bu da aynen o yapbozun parçaları gibi. Sosyal devlet, yapboz ise, toplanan yardım, idari izinde olan devlet memurunun maaşının kesilmesi, virüsten korunması için gerekli malzemenin yeteri miktarda verilmemesi, zorlu dönemde çalışma şartlarının iyileştirilmemesi de bu pazılın parçalarıdır. Parçalar yerinde değilse pazıl görüntü olarak pek bir şeye benzemez benden söylemesi.

Can gazilerimi , yürek yangınım şehitlerimi, can babamı sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.

www. haberhurriyeti.com / Beyhan Kozanoğlu Biçkin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beyhan Biçkin Kozanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Beyhan Biçkin - @Gariban Polis 01 nolu yoruma cevabı: Teşekkür ederim, sağolun.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Nisan 13:40


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?