Unutulmaz anılar

 Perşembenin öyküsü: ANILAR

 Bağırışlar, küfürleşmeler geliyordu duruşma salonundan. Mübaşir “Yargıç geldi” deyince birden sustu hepsi. Kalktılar ayağa. Yargıç yerine oturuncaya kadar beklediler ayakta.

 

 Süzdü salondakileri yargıç. Konuştu: “Yargıç arkadaşımızın evinde yangın çıktı. Davaya tek celselik ben bakacağım. Irmak Akarsu… Sen. Duru Temiz… Sen. Anlat Duru’ya neden saldırdın?”.

“Bu... Bu... Bu kadın (eliyle gösterir) eşim Toraman İri’nin eski eşi. Bu Duru pislik eşimle evli olduklarında Toraman’ın çok sevdiği piposuyla rakı bardağı kırılmış. Onlar boşandıktan, biz evlendikten sonra bulup, ikisini de armağan etmiş.

 

 Önce Toraman aldı sandım. Ama sonra başkasından öğrendim. Bu Duru pisliği çok üzüldü diye armağan etmiş benim eşime.”.

“Ne kızıyorsun be Irmak tıkalı su! Görgüsüz karı! Ne anlarsın incelikten sen?”

 

 “Yooo yargıç bey. Bu karıyı susturun. Yoksa huzurunuzda döveceğim. Ne inceliği şıllık! Bir üflerim. Olursun tuz buz!

 

 Eşim artık pipoyla rakıyı içtiğinden beri dalıp dalıp gidiyor sonsuz derinliklere… Uçuyor bulutlarda… Duymuyor hiçbir şeyi. Beni bile.En son iki gün önce soracak oldum ‘Nasılsın’ diye. ‘Çok mutluyum. Fırtınalar dupduru’ dedi. Meğerse Toraman hıyarı, afyon yutmuş gibi Duru’yla anılarını yaşıyormuş… Bu Duru pisliği eşimi zehirliyormuş meğerse. Attım pipoyu rakı bardağını. Sonra da çay bahçesinde görünce saldırdım ‘Allah Allah’ diye.”.

 “Duru Temiz. Ne diyorsun bu suçlamaya?”.

 “Yargıç bey yalan! Kuyruklu yalan! Eski eşim Toraman İri’yi tanımaz mıyım? Beş yıl evliydik.

Öküz değil ama… Ruhsuz da değil ama… Bu tıkanık suyun dediği gibi romantik değildir. Şiir ‘yapay’ der, anlamaz. Çiçeği saksıda sevmez. ‘Çiçek ormana yakışır’ der durur. Tıkanıksu ise Toraman’ın ruhuna ulaşamaz. Öyle değil mi tıkanık: caart, kaba kâğıt. Kusur senin ruhunda!”.

“Ağzını topla bağırsak dışkısı!”.

“Durun! Mahkemede küfür edilir ama susun. Toraman İri neden saldırdın Özgür Bağımsız’a?”.

 “Çay bahçesinin önünden geçerken eşim Irmak, eski eşim Duru Temiz’i görüp ‘Allah Allah’ diye girdi içeri. Koştu Duru’ya doğru. Kaza bela çıkmasını önlemek için ben de arkasından. Tam o anda öteki köşede Özgür Bağımsız’ı gördüm. Zıpladı birden sinirlerim. Başladık dalaşmaya…

Bu namusuz, Irmak’ın eski eşi. İki ay kadar önce Irmak banyoda yıkanırken şarkılar söylemeye başladı... ‘Bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin’ diye.

 

Sordum. Yeni kesesi iyi kir çıkarıyormuş. Çok iyi ve çok temiz yıkanıyormuş. Eşim mutlu, ben mutlu. Kazın ayağı öyle değilmiş meğerse!”.

“Nasılmış?”.

“O kese var ya o kese. Vücudu okşar gibi keseliyormuş. Öğrendim ki Özgür Bağımsız almış o keseyi eşime.Yargıç bey olur mu böyle! Yıkanırken eşimin teninde ruhu dolaşıyor, anılarını canlandırıyor…Çay bahçesinin köşesinde görünce… Bittim yanında. Başladık tartışmaya.”.

“Saçlarını yolmuş. Sen ne diyorsun Özgür Bağımsız?”.

“Bol keseden atıyor yargıç bey. Evliyken Irmak o keseyi istemişti. Kalmamıştı hiç. Bulunca aldım.”.

“Toraman! Eşinim ama sana ne ulan benim kesemden, şarkımdan?”.

“Yaz kızım. Dördünün de akıl sağlığı için tam donanımlı hastaneye sevkine

…duruşmanın 5 Ekim saat 10.00’a ertelenmesine…”.

 

* * *

Murat Tepebaşılı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?